← Ünite 5

Ünite 5: Kanamalar, Turnike Uygulaması ve Şokta İlk Yardım — Konu Anlatımı

1Kanamaların Tanımı, Ciddiyeti ve Sınıflandırılması

Kanama, damar bütünlüğünün herhangi bir nedenle bozulması sonucu kanın damar dışına, yani vücudun içine veya dışına doğru akması olayıdır. Kanamalar, insan hayatını doğrudan tehdit eden ve saniyeler içinde müdahale edilmediğinde ölümcül sonuçlar doğurabilen son derece ciddi acil durumlardır. Bu nedenle ilk yardımcı, kanamanın ciddiyetini hızlıca analiz etmeli ve uygun müdahale yöntemini derhal seçmelidir.

Bir kanamanın ciddiyeti ve hayati risk boyutu dört temel unsura bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bunlar; kanamanın akış hızı, vücutta kanın aktığı bölge, kaybedilen toplam kanama miktarı ve son olarak kazazedenin genel fiziksel durumu ile yaşıdır. Bebeklerde ve yaşlılarda çok daha az miktardaki kan kayıpları bile hızla hayati tehlike yaratabilirken, yetişkinlerde bu eşik biraz daha yüksektir.

Kanamalar vücutta aktığı bölgeye göre üç ana sınıfa ayrılır. Dış kanamalarda kan, yaradan doğrudan vücut dışına doğru akar ve gözle kolayca fark edilir. İç kanamalarda ise kan vücut boşluklarına veya organların içine aktığı için dışarıdan gözle görülemez, bu durum tespiti zorlaştırır ve hayati riski artırır. Doğal deliklerden olan kanamalar ise kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organlarından gelen spesifik kanamalardır.

Kanamalar damar tipine göre de üç gruba ayrılır. Atardamar (arter) kanamaları, kalbin pompalama gücüyle uyumlu olarak fışkırır tarzda, kesik kesik akar ve oksijence zengin olduğu için açık kırmızı renklidir. Toplardamar (ven) kanamaları, koyu kırmızı renkli olup fışkırma yapmadan, sürekli bir sızıntı veya akıntı şeklinde ilerler. Kılcal damar kanamaları ise sızıntı halinde, küçük kabarcıklar şeklinde ortaya çıkan ve genellikle kendiliğinden durabilen hafif kanamalardır.

2Vücuttaki Baskı Noktaları ve Dış Kanamalarda İlk Yardım

Atardamar kanamalarında kan basıncı çok yüksek olduğu için kısa sürede aşırı miktarda kan kaybı yaşanır. Bu tehlikeli durumu engellemek amacıyla, kanayan bölgenin üzerine doğrudan baskı uygulamanın yanı sıra, kanayan yere en yakın ve kalbe daha yakın konumdaki bir üst atardamar bölgesine (baskı noktasına) kemik üzerine sıkıştıracak şekilde basınç uygulanır.

Vücutta ilk yardım amacıyla belirlenmiş altı temel baskı noktası bulunmaktadır. Bunlar; boyunda şah damarı (boyun atardamarı), köprücük kemiği üzeri (kol atardamarı), koltuk altı (kol atardamarı), kolun üst bölümü (kol atardamarı), kasık bölgesi (bacak atardamarı) ve uyluk bölgesi (bacak atardamarı) olarak sıralanır. Doğru noktaya doğru zamanda baskı uygulamak, kanamayı neredeyse tamamen durdurabilir.

Dış kanamalarda ilk yardım uygulanırken sistematik bir sıra takip edilir. İlk yardımcı önce kendini tanıtır, hasta veya yaralıyı sakinleştirerek sırt üstü yatırır. Hastanın ABC'si (Havayolu, Solunum, Dolaşım) değerlendirilir ve hemen 112 aranarak tıbbi yardım istenir. Kanayan yerin üzerine temiz bir bezle doğrudan bastırılır; eğer kanama durmazsa ilk bez kaldırılmadan üzerine ikinci bir bez yerleştirilerek basınç artırılır.

Gerekirse bu bezler bandaj ile sıkıca sarılır, kanayan bölge kalp seviyesinden yukarı kaldırılır ve en yakın baskı noktasına manuel baskı sürdürülür. Yaralının üzeri örtülerek şok pozisyonu verilir. Yaşam bulguları her 2-3 dakikada bir kontrol edilerek hızlıca sevk edilmesi sağlanır. Kanayan bölgenin tıbbi ekiplerce rahatça görülebilmesi için üstünün açık bırakılmasına özen gösterilir.

3İç Kanamalar ve Doğal Deliklerden Olan Kanamalarda İlk Yardım

İç kanamalar; şiddetli travmalar, yüksekten düşmeler, sert darbeler, kırıklar veya ateşli silah yaralanmaları sonucunda meydana gelir. Dışarıdan akan bir kan görülmediği için hastadaki şok belirtileri (soğuk terleme, hızlı ve zayıf nabız, soluk cilt vb.) yakından izlenmelidir. İç kanama şüphesi olan bir hastada öncelikle bilincin ve ABC'nin değerlendirilmesi hayati önem taşır.

İç kanama şüphesinde derhal 112 acil servis aranmalıdır. Hasta hareket ettirilmemeli (özellikle kırık şüphesi varsa bu durum iç kanamayı daha da artırabilir), üzeri battaniye ile örtülerek vücut ısısı korunmalı ve ayakları 30 cm yukarı kaldırılacak şekilde şok pozisyonu verilmelidir. En kritik kurallardan biri ise hastaya kesinlikle yiyecek veya içecek verilmemesidir.

Burun kanamalarında hasta sakinleştirilerek oturtulur. Baş kesinlikle geriye doğru değil, hafifçe öne doğru eğilir. Burun kanatları baş ve işaret parmaklarıyla sıkıca kavranarak 5 dakika boyunca kesintisiz sıkılır. Kulak kanamasında ise kanama hafifse kulak temiz bir bezle silinir; kanama ciddi ise kulak kanalı asla tıkanmadan temiz bezlerle kapatılır. Bilinç kapalıysa hasta kanayan kulak üzerine yan yatırılır.

4Boğucu Sargı (Turnike) Uygulama Esasları ve Tekniği

Boğucu sargı yani turnike uygulaması, kanamanın diğer yöntemlerle durdurulamadığı durumlarda başvurulacak en son çaredir. Turnike; çok sayıda yaralının olduğu ortamda tek ilk yardımcının bulunması, yaralının zor koşullarda taşınması gerekliliği, uzuv kopması yaşanması veya baskı noktalarına basmanın yetersiz kalması durumlarında uygulanır. Uzun süreli turnike doku ölümüne yol açabileceği için çok dikkatli olunmalıdır.

Turnike uygularken kullanılacak malzeme en az 8-10 cm genişliğinde, esnemeyen ve sağlam bir şerit olmalıdır. İp, tel, misina gibi kesici ve ince malzemeler dokuyu kesebileceği için kesinlikle kullanılmamalıdır. Turnikeyi sıkıştırmak amacıyla tahta parçası, kalem veya dal gibi sert cisimler kullanılabilir. Turnike, kanama durduğu an sıkılmayı bırakmalı, daha fazla sıkılarak dokular ezilmemelidir.

Turnike uygulanan bölgenin üzeri asla örtülmemeli, açıkta bırakılmalıdır. Turnikenin yapıldığı saat ve dakika net olarak bir kağıda yazılıp yaralının üzerine iliştirilmeli veya alnına ruj/kalemle 'T' ya da 'Turnike' yazılmalıdır. Turnike, kol ve uyluk gibi tek kemikli bölgelere uygulanmalı; önkol ve bacak gibi çift kemikli bölgelere (uzuv kopması hariç) beslenmeyi bozacağı için uygulanmamalıdır. Turnike her 15-20 dakikada bir gevşetilip dokuların kanlanması sağlanmalıdır.

5Şok Nedir, Belirtileri ve İlk Yardım Müdahalesi

Şok, kalp-damar sisteminin yaşamsal organlara (özellikle beyin ve kalp) yeterli oranda kanlanma yapamaması nedeniyle ortaya çıkan, tansiyon düşüklüğü ile seyreden akut bir dolaşım yetmezliğidir. Hücrelerin oksijensiz kalmasına yol açan bu durum, hızlıca müdahale edilmediğinde çoklu organ yetmezliğine ve ölüme neden olur.

Şokun en belirgin klinik belirtileri arasında kan basıncında (tansiyonda) belirgin düşme, hızlı ve zayıf (ipliksi) nabız, hızlı ve yüzeysel solunum yer alır. Hastanın cildi soğuk, soluk ve nemlidir. Hücre düzeyinde oksijenlenme azaldığı için dudak çevresinde solukluk veya morarma gözlenir. Hasta yoğun bir endişe, huzursuzluk, baş dönmesi ve susuzluk hissi yaşar; ilerleyen aşamalarda bilinç seviyesi hızla azalır.

Şoktaki hastaya ilk yardım uygulanırken öncelikle çevre güvenliği sağlanır ve hasta sırt üstü düz bir zemine yatırılır. Hava yolu açıklığı temin edilerek temiz hava soluması kolaylaştırılır. Vücuttaki mevcut kanamalar hemen durdurulur. Hastanın bacakları 30 cm kadar yukarı kaldırılarak şok pozisyonu verilir, üzeri battaniye ile örtülerek vücut ısısı korunur. Hasta hareket ettirilmez, 2-3 dakikada bir yaşam bulguları kontrol edilerek 112'nin gelmesi beklenir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250