5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (SSGSSK), daha önceki dönemde çalışanların mesleki statülerine göre bölünmüş olan farklı sosyal sigorta rejimlerini (506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlar) tek bir çatı altında birleştiren devrim niteliğinde bir düzenlemedir. Bu reform öncesinde SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve tarım sigortaları gibi dağınık bir yapı mevcutken, yeni kanun sektörü ve statüsü ne olursa olsun bütün çalışanları tek bir sigortalı tanımı altında birleştirmeyi amaçlamıştır.
Kanun koyucu, 'Bütün çalışanlar sigortalıdır' şeklinde aşırı genel ve pratik uygulamada tıkanıklık yaratacak bir tanım yapmak yerine, eski kanunlarda yer alan sigortalı gruplarını büyük ölçüde koruyarak 4. maddenin farklı fıkralarında yeniden sınıflandırmıştır. Bununla birlikte, yasama sürecinde sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası (GSS) tasarılarının birleştirilmesi sonucunda metinde iki ayrı statü doğmuştur: 'Sigortalı' ve 'Genel Sağlık Sigortalısı'.
Sosyal sigortalar sistemi kısa vadeli (iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık) ve uzun vadeli (malullük, yaşlılık, ölüm) sigorta kolları olarak ikiye ayrılırken; genel sağlık sigortası kişilerin sağlıklarının korunmasını ve risk anındaki harcamaların finansmanını hedefler. Sosyal sigortalar kapsamında sigortalı olmak kural olarak zorunludur ve bu ilişki kamu hukuku niteliği taşır; isteğe bağlı sigortalılık ise zorunlu sistemin boşluklarını dolduran istisnai bir tamamlayıcıdır.
Zorunlu sigortalılık ilişkisi, sigorta kurumu (SGK), sigortalı ve işveren arasında kurulan, tarafların iradesinden ve sözleşme özgürlüğünden bağımsız olarak kanunların öngördüğü şartların gerçekleşmesiyle kendiliğinden doğan bir kamu hukuku ilişkisidir. Sigortalılar ve işverenler, aralarındaki bireysel veya toplu sözleşmelere sosyal sigorta hak ve yükümlülüklerini kaldıran, azaltan ya da devreden hükümler koyamazlar; bu yönlü sözleşme maddeleri kesin olarak geçersizdir.
5510 sayılı Kanunun 4. maddesi, sigortalı sayılanları temel olarak üç ana gruba ayırır: 4/1-a (hizmet akdi ile çalışanlar), 4/1-b (kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar) ve 4/1-c (kamu idarelerinde memur ve sözleşmeli statüde çalışanlar). Bu sınıflandırma, eski sistemdeki SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı ayrımlarının yeni terminolojideki karşılıklarını oluşturur.
Zorunlu sigortalılık, işçi ve işveren açısından hem haklar hem de ağır yükümlülükler barındırır. İşverenler işçilerini zamanında bildirmek ve primlerini kesip Kuruma yatırmakla yükümlüyken, sigortalılar da ücretlerinden yasal primlerin kesilmesine rıza göstermek zorundadır. Bu ilişkide tarafların SGK dışında başka bir kurumla anlaşma yapma veya sigortadan imtina etme lüksü bulunmamaktadır.
5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi, daha önceki 506 sayılı Kanun kapsamındaki sanayi ve hizmetler kesiminde bir hizmet sözleşmesine istinaden çalışanları kapsar. Bir hizmet akdinin varlığı ve dolayısıyla 4/1-a kapsamında sigortalılığın kurulabilmesi için hukuki bağlılık, zaman unsuru, hizmet unsuru ve ücret unsurlarının bir arada bulunması şarttır. İş ilişkisi geçersiz bir sözleşmeye dayansa veya çalışılması yasak bir işte gerçekleşse dahi, çalışanların korunması amacıyla iptal edilinceye kadar sigortalılık geçerli kabul edilir.
Kanun, temel işçi tanımının ötesinde, esnek bir yaklaşımla bazı özel meslek gruplarını ve çalışanları da 4/1-a kapsamında sigortalı saymıştır. İşçi sendikası yöneticileri, Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen güzel sanat kollarındaki sanatçılar, düşünürler, yazarlar, Türk soylu yabancılar, koruma bekçileri, umumi kadınlar, MEB usta öğreticileri ve İŞKUR Toplum Yararına Çalışma Programı yararlanıcıları bu kapsamdadır.
Ayrıca işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilen 4/1-a'lı sigortalıların görev süresince Türkiye'deki sigortalılık hak ve yükümlülükleri kesintisiz olarak devam eder. Bu durumun tespiti için işverence düzenlenen resmi görev belgesinin Kuruma ibraz edilmesi zorunludur.
5510 sayılı Kanunun 4/1-b bendi, eski 1479 sayılı Bağ-Kur ve 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur kanunlarında yer alan bağımsız çalışanları tek çatı altında toplar. Bu grupta köy ve mahalle muhtarları, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar yer alır.
Vergi vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar ile şirket ortakları da (kolektif şirketler, limited şirketler, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, adi komandit şirket ortakları, donatma iştirakleri ve anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları) 4/1-b kapsamındadır. Tarımsal faaliyette bulunan çiftçiler ile At Yarışları Kanunu kapsamındaki jokey ve antrenörler de bu bentte düzenlenmiştir.
4/1-b kapsamında sigortalı sayılması gerekenler, kendilerine ait işyerlerinden dolayı 4/1-a kapsamında sigortalı bildirilemezler. Ancak daha önceden başlayan ve kesintiye uğramayan 4/1-a sigortalılıkları var ise bu durum istisnai olarak korunmuştur.
5510 sayılı Kanunun 3/21 maddesinde tanımlanan kamu idareleri ve kurumlarında kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışan memurlar ile sözleşmeli personel ve 657 sayılı Kanunun 86. maddesine göre açıktan atanan vekiller 4/1-c kapsamında sigortalı sayılırlar. Bu statü tamamen idare ile kamu görevlisi arasındaki statü hukukuna dayanır.
Seçim veya atama yoluyla göreve gelip kanunlarıyla emeklilik hakkı tanınanlar, Başbakan, bakanlar, TBMM üyeleri, belediye başkanları, il encümen üyeleri, memur sendikası yöneticiliğine seçilip aylıksız izne ayrılanlar ile askeri okul öğrencileri ve polis akademisi öğrencileri de 4/1-c kapsamında değerlendirilir. Ancak okullarını tamamlamadan ya da görevlerine başlamadan ayrılanların bu süreleri sigortalılıktan sayılmaz.
Anayasa Mahkemesi iptal kararları sonrasında 5754 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle, 4/1-c kapsamındaki memurlara bu statüde oldukları sürece kısa vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanmamaktadır. Yurtdışına resmi usulle gönderilen memurların da yurtdışında geçirdikleri süre boyunca hak ve yükümlülükleri sürmektedir.
Kanunun 5. maddesi, bazı özel gruplar için sigortalılığı tam değil, yalnızca belirli sigorta kolları açısından geçerli olan 'kısmi sigortalılık' olarak düzenlemiştir. Cezaevlerinde atölyelerde çalışan hükümlü ve tutuklular hakkında iş kazası, meslek hastalığı ve analık sigortası uygulanarak 4/1-a kapsamında sayılırlar.
Çıraklar, meslek eğitimi gören öğrenciler, stajyerler ve üniversitelerde kısmi zamanlı çalıştırılan öğrenciler iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kapsamındadır; ayrıca bakmakla yükümlü olunan kişi olmayan stajyerler için GSS hükümleri de uygulanır. Harp malulleri ve terörle mücadele malulleri ile İŞKUR meslek edindirme kursu kursiyerleri de kısmi sigortalılık statüsündedir.
6111 ve 6552 sayılı kanunlarla getirilen ek maddelerle tarım ve orman işlerinde süreksiz çalışanlar, ticari taksi/dolmuş sürücüleri, kısmi süreli sanatçılar ve ev hizmetlerinde çalışanlar (10 günden az veya çok çalışma kriterine göre) özel şartlarla sigortalılık kapsamına dahil edilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 6. maddesinde, sigortalı olma şartlarını taşımasına rağmen kanunen kapsam dışı bırakılan kişiler açıkça sayılmıştır. İşverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi, aynı konutta birlikte yaşayan üçüncü dereceye kadar hısımların dışarıdan kimse katılmaksızın konut içinde yaptığı el sanatları işlerinde çalışanlar sigortalı sayılmaz.
Askerlik hizmetini er, erbaş veya yedek subay öğrenci olarak yapanlar, geldiği ülkede sigortalı olduğunu belgeleyen yabancılar, resmi meslek ve sanat okullarında normal eğitim sürecinde yapılan tatbiki üretim işlerinde çalışan öğrenciler, rehabilitasyon merkezlerinde rehabilite edilen hastalar zorunlu sigortalılık dışında bırakılmıştır.
Ayrıca 4/1-b ve 4/1-c kapsamında 18 yaşından küçüklerin çalışmaları, prime esas kazancın alt sınırından düşük geliri olan tarım ve esnaf grupları, dış temsilciliklerde çalışan yerel sözleşmeli yabancı personeller ve süreklilik arz etmeyen gençlik ve spor faaliyetlerine katılanlar da sigortalı sayılmayanlar arasındadır.
İsteğe bağlı sigortalılık, zorunlu sigortalılık rejiminin eksikliklerini ve boşluklarını gidermek amacıyla ihdas edilmiş istisnai ve tamamlayıcı bir kurumdur. Kişilerin prim ödemek suretiyle malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortasına tabi olmalarını sağlar.
5510 sayılı Kanun, önceki mevzuatta yer alan topluluk sigortasını kaldırarak bireysel isteğe bağlılığı benimsemiş ve zorunlu sigortalılık ile isteğe bağlı sigortalılığın aynı anda yürüyebilmesine imkan tanımıştır. Ay içinde 30 günden az çalışan sigortalılar eksik günlerini isteğe bağlı sigorta ile 30 güne tamamlayabilirler.
İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye'de ikamet etmek (veya sözleşmesiz ülkelerdeki Türk vatandaşları), zorunlu sigortalı olarak çalışmamak ya da ayda 30 günden az çalışmak, kendi sigortalılığından dolayı aylık almamış olmak, 18 yaşını doldurmuş olmak ve yazılı talep dilekçesiyle Kuruma başvurmak şarttır.
Sigortalılık ilişkisinin ne zaman başlayacağı 7. maddede her statü için ayrı ayrı düzenlenmiştir. 4/1-a kapsamında çalışanlar fiilen işe, eğitime veya staja başladıkları tarihte; 4/1-b'liler vergi mükellefiyeti, ticaret sicil tescili, oda kaydı veya muhtarlık mazbatası aldıkları tarihte; 4/1-c'liler ise göreve veya eğitime başladıkları tarihte zorunlu sigortalı olurlar.
Sigortalıların Kuruma bildirilmesi kural olarak işveren tarafından işe giriş bildirgesi ile en az bir gün önce (en geç işe başlanılan gün inşaat/tarım işlerinde) yapılmalıdır. Sigortalının kendisini bildirme yükümlülüğü de bulunmaktadır ancak bu bildirim yapılmasa dahi sigortalı aleyhine delil teşkil etmez, hizmet tespit davalarında hak kaybına yol açmaz.
5510 sayılı Kanunla T.C. Kimlik Numarası aynı zamanda sosyal güvenlik sicil numarası olarak kabul edilmiş, böylece kurumlar arası sicil farklılıklarından kaynaklanan bürokratik engeller ve gecikmeler ortadan kaldırılmıştır.
Tek sigortalılık ilkesi gereği bir kişinin aynı anda birden fazla sigorta rejimine tabi olması engellenmiştir. Çakışma hallerinde 53. madde hükümleri devreye girer: Aynı anda birden fazla sigortalılık hali çakışırsa öncelikle 4/1-c (memuriyet), ardından 4/1-a (hizmet akdi) geçerli kabul edilir. Şirket ortakları kendilerini kendi şirketlerinden 4/1-a kapsamında sigortalı bildiremezler.
Emeklilik aşamasında ise, 5510 sonrası sigortalılar için sigortalılık süresince en uzun süreyle prim ödenen sigortalılık halinden (hizmetlerin eşitliği halinde son halinden) aylık bağlanır. Malullük ve ölüm hallerinde ise doğrudan son sigortalılık halinden aylık bağlanması esastır.
Sigortalılık ilişkisi, hizmet akdinin feshi, vergi mükellefiyetinin kapanması, görevden ayrılma veya ölüm gibi hallerde sona erer. İşverenler işten ayrılış bildirgesini en geç 10 gün içinde Kuruma bildirmek zorundadır; aksi takdirde idari para cezaları uygulanır.