← Ünite 6

Ünite 6: Vergi Teorisi – 1 — Önemli Kavramlar

Mali (fiskal) amaç
Verginin, devletin klasik ve sınırlandırılmış kamu harcamalarını finanse etmek amacıyla sadece gelir sağlama işlevini üstlenmesini ifade eden klasik amaçtır.
Mali olmayan (ekstra-fiskal) amaç
Verginin sadece gelir sağlamakla kalmayıp, ekonomik istikrarı sağlamak, gelir dağılımını düzeltmek veya sosyal politikaları desteklemek amacıyla bir müdahale aracı olarak kullanılmasıdır.
Artan oranlılık
Vergi matrahı yükseldikçe uygulanan vergi oranının da kademeli olarak artmasını ifade eden, gelir dağılımında adaleti sağlamaya yönelik yöntemdir.
Ayırma (kalitatif) ilkesi
Sermaye gelirlerinin, emek gelirlerine kıyasla daha sürekli ve zahmetsiz olduğu gerekçesiyle daha yüksek oranda vergilendirilmesini öngören ilkedir.
Rasyonalist-bireyci devlet görüşü
Devleti bireylerin ortak çıkarlarını korumak için kurdukları bir sözleşme ortaklığı olarak gören ve vergi ödemeyi devletin sunduğu kamu hizmetlerinin karşılığı (fiyatı veya sigorta primi) olarak açıklayan teorik yaklaşımdır.
Organik devlet görüşü
Devletin bireylerden üstün ve ayrı bir varlığı olduğunu savunan, vergi almayı devletin mutlak bir hakkı, vergi vermeyi ise bireyin karşılık beklemeksizin yerine getirmesi gereken bir fedakarlık görevi olarak gören teoridir.
Devletin egemenliği teorisi
Vergilendirme yetkisini devletin egemenlik gücüne dayandıran, günümüzde bu yetkinin anayasal sınırlar ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde zorunlu ve karşılıksız olarak para cinsinden kullanıldığını belirten çağdaş teoridir.
SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Mali amaç (Fiskal amaç)
Vergilendirmenin en eski ve geleneksel amacı olup, devletin kamu hizmetlerini ve harcamalarını finanse edebilmesi için ihtiyaç duyduğu yeterli gelir ve hasılatı sağlamayı hedefleyen işlevdir.
Mali olmayan amaç (Ekstra-fiskal amaç)
Vergilerin sadece gelir sağlamak için değil; ekonomik istikrarı sağlamak, gelir dağılımını düzeltmek, sosyal adaleti gerçekleştirmek veya zararlı alışkanlıkları azaltmak gibi iktisadi ve sosyal politikalara müdahale amacıyla kullanılmasıdır.
Vergi tarafsızlığı
Vergilerin piyasa mekanizmasının doğal işleyişini, girişimcilerin yatırım kararlarını, işgücü arzını ve tasarruf eğilimlerini etkilemeyecek ve ekonomik sapmalara yol açmayacak şekilde tasarlanması ilkesidir.
Eşitlik (Adalet) ilkesi
Adam Smith'in klasik ilkelerinden biri olup, her yurttaşın devletin koruması altında elde ettiği gelir ve mali gücü oranında kamu harcamalarına katkıda bulunması gerektiğini savunan ilkedir.
Açıklık (Kesinlik) ilkesi
Mükellefin ödeyeceği verginin miktarının, ödeme zamanının ve şeklinin keyfiliğe yer bırakmayacak biçimde açık, net ve önceden belirli olmasını öngören, günümüzdeki yasallık ilkesinin temelini oluşturan kuraldır.
Uygunluk ilkesi
Vergilerin mükellefe en az zorluk çıkaracak, ödeme gücünün en yüksek olduğu ve kendisi için en uygun olan zaman ve biçimde tahsil edilmesi gerektiğini savunan Adam Smith ilkesidir.
İktisadilik ilkesi
Vergi toplama maliyetlerinin (tarh ve tahsil masraflarının) olabildiğince düşük tutulmasını ve verginin iktisadi faaliyetlere, yatırımlara ve üretime minimum düzeyde zarar vermesini öngören ilkedir.
SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Faydalanma ilkesi
Vergi yükünün mükellefler arasında, devletin sunduğu kamusal mal ve hizmetlerden elde ettikleri bireysel fayda veya yarar oranında paylaştırılması gerektiğini savunan adalet yaklaşımıdır.
Ödeme gücü ilkesi
Vergilemede adaletin, kişilerin kamu hizmetlerinden sağladığı faydaya bakılmaksızın, tamamen kendi ekonomik güçlerine (gelir, servet veya tüketim) göre belirlenmesi gerektiğini savunan ilkedir.
En az geçim indirimi
Kişilerin fiziki ve sosyal varlıklarını sürdürebilmeleri için gerekli olan asgari gelir düzeyinin vergi dışı bırakılması, vergi ödeme gücünün ise bu sınır aşıldıktan sonra başlayacağını kabul eden tekniktir.
Ayırma ilkesi
Gelirin elde edildiği kaynağa göre (emek veya sermaye) bir ayrım yapılarak, daha kalıcı ve zahmetsiz kabul edilen sermaye gelirlerinin, emek gelirlerine kıyasla daha yüksek oranda vergilendirilmesini öngören yöntemdir.
Pareto optimumu
Bir ekonomide mevcut kaynak dağılımı altındayken, hiç kimsenin refahını azaltmadan en az bir kişinin durumunu iyileştirmenin imkansız olduğu, tam etkinliğin sağlandığı teorik sınır durumdur.