Belirli amaçlara ulaşmak için fiziksel, finansal, beşeri ve bilgi kaynaklarının planlanması, organize edilmesi, yöneltilmesi, koordinasyonu ve kontrol edilmesi sürecidir. Başkaları vasıtasıyla iş görmeyi ifade eder.
Başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla iktisadi mal veya hizmet üretmek için kendi sermayesini ortaya koyup risk alarak işletme kuran veya ortak olan kişidir.
Girişimci veya hissedarlar adına işletmeyi yöneten, planlama, organize etme, yöneltme, koordinasyon ve denetim fonksiyonlarını yürüten profesyonel kişidir.
Klasik yönetim teorisinin temelini oluşturan, insanların sadece daha fazla maddi kazanç (para) elde etmek için çalışacaklarını ve rasyonel ekonomik çıkarlarla motive olduklarını savunan insan modelidir.
Bir işin rasyonel ve hızlı yapılabilmesi için ufak görev ve davranış unsurlarına ayrılması ve her bir görevin uzmanlaşmış farklı çalışanlar tarafından yerine getirilmesidir.
Henri Fayol'un yönetim ilkelerinden biri olup, bir çalışanın yalnızca tek bir üstten emir alması ve sadece o üste karşı sorumlu olması gerektiğini belirten kuraldır.
Aynı amaca yönelik faaliyetlerin tek bir plan çerçevesinde ve tek bir yöneticinin sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğini savunan Fayol ilkesidir.
Max Weber tarafından önerilen, kişisel ilişkilerden uzak, tamamen rasyonel, yasal, yazılı kurallara ve hiyerarşik yetki dağılımına dayanan ideal örgüt modelidir.
Weber'in yetki sınıflandırmasında yer alan, gücünü kişisel özelliklerden veya geleneklerden değil, demokratik ve akılcı yasal düzenlemeler ile kurallardan alan yetki türüdür.
Hawthorne Araştırmaları sonucunda keşfedilen, organizasyonun resmi yapısından bağımsız olarak çalışanların kendi aralarındaki inanç, alışkanlık ve sosyal ilişkilerle oluşturdukları kayıt dışı gruplardır.
Douglas McGregor'un, insanların doğuştan tembel olduğunu, çalışmayı sevmediğini, sorumluluktan kaçtığını ve sıkı kontrol altında tutulması gerektiğini savunan klasik yönetici algısıdır.
McGregor'un, çalışmanın oyun oynamak kadar doğal olduğunu, insanların uygun koşullarda sorumluluk alacağını ve kendi kendilerini yönlendirebileceğini savunan katılımcı yönetici algısıdır.
Chris Argyris'in kuramında geçen; aktif, derin ilgiye sahip, bağımsızlık isteyen, üst pozisyona gelmeyi hedefleyen ve uzun dönemli bakış açısına sahip gelişmiş birey profilidir.
Rensis Likert'in teorisinde, hiyerarşik yapıda bir üst kademenin çalışanı iken aynı zamanda alt kademedeki astlarıyla bir grup oluşturan ve gruplar arası iletişimi sağlayan kilit kişidir.
Belirli parçalardan (alt birimlerden) oluşan, bu parçalar arasında karşılıklı ilişkiler bulunan ve aynı zamanda dış çevreyle etkileşim halinde olan organize bir bütündür.
Dış çevresinden bilgi, enerji, hammadde ve materyal gibi girdiler alan, bunları işleyerek çıktıya dönüştüren ve çevreyle sürekli etkileşim halinde olan dinamik sistemlerdir.
Dış çevreyle hiçbir bilgi, enerji veya materyal alışverişinde bulunmayan, sınırları katı ve çevreye kapalı olan sistemlerdir.
Bir sistemde zamanla ortaya çıkan bozulma, düzensizlik, enerjinin tükenmesi ve nihayetinde yok olma eğilimidir. Kapalı sistemler kaçınılmaz olarak bu sürece sürüklenir.
Açık sistemlerin dış çevreden aldıkları bilgi, enerji ve kaynaklar sayesinde içlerindeki bozulma ve yok olma eğilimini (entropiyi) durdurma ve sistemi yenileme gücüdür.
Sürekli değişen dış çevre koşullarına karşı açık sistemlerin kendi iç yapılarını ve işleyişlerini sürekli ayarlayarak yeniden denge durumuna ulaşma çabasıdır.
Bütünü oluşturan parçaların bir araya gelerek, tek tek çalışırken üretebilecekleri toplam değerden çok daha fazlasını (2+2=5) üretmesi durumudur.
Sistemin sınırları içinde yer alan, yapısını ve işleyişini doğrudan etkileyen ve sistemin üzerinde yüksek derecede belirleyici ve kontrol edici güce sahip olduğu faktörlerdir.
Sistemin dış çevresinde yer alan, sistemi etkileyen ancak sistemin üzerinde doğrudan kontrol veya belirleme gücünün oldukça düşük olduğu dış faktörlerdir.
Görev, yetki ve sorumlulukların çok net ve ayrıntılı tanımlandığı, yazılı kural ve prosedürlerin yoğun olduğu, dikey hiyerarşinin baskın olduğu katı yapılardır.
Görev ve sorumlulukların esnek ve geçişken olduğu, kararların ademi merkeziyetçi bir anlayışla alındığı, birebir iletişimin ve esnekliğin ön planda olduğu yapılardır.
Müşterinin özel istek ve beklentilerine göre şekillenen, tek tek veya çok az sayıda yapılan, esnekliğin yüksek olduğu ve organik yapıyı gerektiren üretim teknolojisidir.
Tamamen otomasyona dayalı, kesintisiz akan, insan emeğinden ziyade makinelerin ön planda olduğu ve organik organizasyon yapısıyla yönetilen yüksek standartlı üretim şeklidir.
Bilgi ve iletişim sistemleri sayesinde mesafe ve zaman farkının ortadan kalktığı, insanların, yatırımların, bilgi ve mamullerin ulusal sınırların ötesinde serbestçe dolaştığı eş zamanlı yakınlaşma ortamıdır.
Sanayi toplumunun 'bacası tüten fabrika' simgesinin yerini 'bilgisayar ekranı' simgesine bıraktığı, temel gücün fiziksel emekten ziyade bilgi üretimi ve işlenmesine dayandığı toplumsal düzendir.
Geleneksel kol gücüne dayalı çalışan işçilerin aksine, üretim sürecinde entelektüel sermayesini, analiz yeteneğini ve teorik/pratik bilgisini kullanan modern çağ çalışanıdır.
Bilginin, diğer tüm geleneksel üretim faktörleri olan emek, sermaye ve doğal kaynakları ikame edebilecek en birincil ve ikame edilemez kaynak haline gelmesi sürecidir.
İşletmelerin bugünkü verilerle yetinmeyip, gelecekteki olası senaryoları öngörerek stratejilerini bu öngörüler doğrultusunda proaktif bir şekilde şekillendirmesi felsefesidir.
Çevresel faktörlerdeki hızlı ve sürekli dönüşümlere işletmenin yapısal, kültürel ve stratejik olarak uyum sağlamasını planlayan ve yöneten sistematik süreçtir.
Küresel pazarda evrensel bilgiye dayalı, esnek, kaliteli, çok kültürlü ve yalın stratejilerle yönetilen, geleneksel sınırların kalktığı yeni dünya düzenidir.
Değişimi fırsatlara dönüştürmeyi amaçlayan, pazar payından ziyade fırsat payı için rekabet eden ve geleceğe rakiplerden önce varmayı hedefleyen önleyici yönetim yaklaşımıdır.
Hamel ve Prahalad tarafından ortaya konan, işletmenin geleceği sadece tahmin etmekle kalmayıp, onu kendi hedefleri doğrultusunda adım adım inşa etmesini sağlayan yol haritasıdır.
20. yüzyıl işletmelerinde yaygın olan, üretim hacmi arttıkça birim başına düşen sabit maliyetlerin azalmasıyla elde edilen maliyet avantajı odaklı geleneksel yaklaşımdır.
İşletmelerin kendi öz yeteneklerine odaklanabilmek için, temel faaliyet alanları dışındaki işleri uzman taşeron firmalara devretmesi yöntemidir.
21. yüzyıl yönetiminde insanın, kontrol edilmesi gereken bir maliyet unsuru yerine, işletmeye sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayan en değerli entelektüel kaynak olarak görülmesidir.
Müşteri ihtiyaç ve beklentilerine (kullanıma) uygunluktur. Müşteri ihtiyaçlarının tatmin edilmesi, beklentilerin karşılanması ve hatta daha fazlası verilerek müşteride tatmin duygusu uyandırılması sürecidir.
İş süreçlerinin sürekli iyileştirilmesi yoluyla müşteri ihtiyaçlarının tatminini öngören, tüm departman ve çalışanların katılımını esas alan bütünsel bir yönetim felsefesidir.
Japonca 'iyileştirme' anlamına gelen, müşteri ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak amacıyla iş süreçlerinin adım adım ve sürekli olarak geliştirilmesi düşüncesini savunan felsefedir.
İşletmelerde kalitesizliğe yol açan hata, stok, arıza, gecikme ve kağıt (kırtasiyecilik) gibi beş temel alandaki olumsuzluk oranlarını sıfıra indirmeyi hedefleyen mükemmellik anlayışıdır.
Yöneticilerin karar verme ve kontrol işlevlerini azaltıp koçluk ve danışmanlık rollerini artırarak, çalışanların süreçlerde daha fazla inisiyatif almasını sağlayan TKY ilkesidir.
Kalite standartları ile ilgili tanımlamaların ve uygulamaların organizasyon içinde eksiksiz şekilde yapılmasını sağlamaya dönük proaktif ve planlı faaliyetlerin bütünüdür.
İşletmelerin iç bünyesindeki faaliyetlerinde, yönetim ve üretim süreçlerinde yapması gereken standart tanımlamaları ve uygulamaları içeren kalite güvence standartları ailesidir.
İşletmelerin çevre kirliliği, gürültü, atık yönetimi, enerji tasarrufu ve su kalitesi gibi çevreyle olan ilişkilerini ve sorumluluklarını düzenleyen uluslararası standartlar serisidir.
İşletmelerin çalışma ortamındaki etik kuralları, çalışan haklarını ve iş gücü standartlarını düzenleyen sosyal sorumluluk (Social Accountability) standardıdır.
İşletmelerde maliyet artışına, zaman kaybına ve iş gücü huzursuzluğuna yol açan defolar, uygunsuzluklar, arızalar ve gecikmeler gibi olumsuz unsurların genel adıdır.
TKY'nin katılımcılık ilkesi doğrultusunda, çalışanların işlerini yaparken daha fazla yetki ve sorumluluk üstlenmelerini ve karar süreçlerine dahil olmalarını sağlayan yaklaşımdır.
Olaylara ilişkin nesnel, ham ve işlenmemiş gerçekleri ifade eden, yapılan işlemlerin belirli biçimlerde tutulmuş kayıtlarıdır. Tek başına karar alma süreçlerinde bir anlam ifade etmez ancak enformasyon üretimi için hammadde niteliğindedir.
Belirli bir amaç doğrultusunda organize edilmiş, anlamlandırılmış ve yapılandırılmış, alıcının kararlarında fark yaratan yazılı, sözlü veya görsel mesajdır. Verilerin analiz edilip süzülmesiyle elde edilir.
Kişisel anlamda düzenlenmiş, zihinde özümsenmiş ve belirsizlik anında doğrudan harekete geçme yeteneği kazandıran, uygulamaya yönelik enformasyondur. İnsanın geçmiş deneyimleri, sezgileri ve değerleriyle şekillenir.
Sistematik ve formal bir dille kodlanabilen, kitaplar, raporlar, veri tabanları ve e-postalar aracılığıyla başkalarıyla kolayca paylaşılabilen resmi bilgi türüdür.
İnsan beyninde saklı olan, kolayca ifade edilemeyen, paylaşılması ve açıklanması güç, bireyin geçmiş deneyimlerine, inançlarına ve kişisel perspektiflerine dayanan bilgi türüdür.
Organizasyonun rekabetçi üstünlüğünü geliştirmek amacıyla, açık ve örtülü bilgi unsurlarını kolektif ve sistematik olarak yaratma, paylaşma ve kullanma sürecidir.
Farklı bakış açılarına ve uzmanlıklara sahip insanların bir araya getirilerek, bilinçli bir zıtlaşma ve karmaşadan yeni ve sinerjik bilgiler üretmesini sağlayan bilgi yaratma yöntemidir.
Nonaka'nın Bilgi Sarmalı modelinde, bir başkasının örtülü bilgisinin gözlem, taklit ve uygulama yoluyla doğrudan öğrenilmesi sürecidir (örtülü bilgiden örtülü bilgiye).
Bireyin zihnindeki örtülü bilginin, başkalarının da anlayabileceği şekilde kavramlar, modeller veya analojiler yoluyla dile getirilip açık bilgiye dönüştürülmesi sürecidir.
Farklı kaynaklardan elde edilen açık bilgilerin bir araya getirilerek, sistemleştirilerek ve derlenerek yeni bir açık bilgi bütünü oluşturulması sürecidir.
Örgüt içinde paylaşılan yeni açık bilgilerin çalışanlar tarafından okunup uygulanarak özümsenmesi ve yeni örtülü bilgilere dönüştürülmesi sürecidir.
Bilginin işletmeler, bireyler ve toplum tarafından yaratılıp paylaşılarak sosyal ve ekonomik gelişmenin temel lokomotifi haline geldiği yeni ekonomik düzeni ifade eder.
Bilginin, rakipler karşısında uzun dönemli sürdürülebilir üstünlük elde edilmesini sağlayacak kurumsal stratejiler geliştirilmesi amacıyla planlı bir şekilde kullanılmasıdır.
Sadece işletme içi süreçlere odaklanmakla kalmayıp, müşteriler ve tedarikçiler gibi dış çevre unsurlarını da kapsayarak rekabet avantajı yaratmayı amaçlayan bilgi sistemleridir.
Bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle ortaya çıkan aşırı bilgi yüklemesi durumunda, eldeki yoğun bilgilerin hangilerinin önemli olduğunu ayırt edememe ve karar verememe durumudur.
Bir işletmenin sahip olduğu, çalışanların bilgi birikimi, müşteri ilişkileri, patentler, markalar ve örgütsel süreçler gibi maddi olmayan ve değer yaratan varlıklarının toplamıdır.
Bilgi yaratma, aktarma ve davranışlarını yeni bilgi ve görüşleri yansıtabilecek şekilde düzenleme yeteneğine sahip, öğrenmeyi sürekli kılan dinamik organizasyon yapısıdır.
Grup düzeyinde ulaşılan ortak anlayış ve değerlerin organizasyonun tamamı için geçerli sistem, yöntem, süreç ve davranış kalıplarına dönüşmesi sürecidir.
Bireyin çevresindeki bilgiye ulaşması, bunu algılaması, yorumlaması, tecrübe etmesi ve edindiği sonuçlara göre kendi davranışlarını kalıcı olarak ayarlamasıdır.
Öğrenmiş olan bireylerin edindikleri bilgi ve tecrübeleri grup içinde paylaşarak ortak bir grup anlayışına ve kolektif yoruma ulaşmaları sürecidir.
İşletmeyi birbirini etkileyen parçalardan oluşan bir bütün olarak ele alan, her parçanın büyük resme olan etkisini görmeyi sağlayan temel disiplindir.
Bireylerin yaşam boyu öğrenme çabalarını, kişisel gelişimlerini ve bu gelişimlerin organizasyonun genel başarısına olan katkısını vurgulayan disiplindir.
Bireylerin ve kurumların çevrelerini algılama biçimlerini şekillendiren, genellikle farkında olunmayan kökleşmiş varsayımlar, inançlar ve genellemelerdir.
Takım üyelerinin diyalog kurarak ortak bir anlayış geliştirmesi ve bireysel sınırları aşan kolektif bir yaratıcı güç ortaya çıkarması sürecidir.
İşletmenin gelecekte ulaşmak istediği noktaya dair tüm çalışanlar tarafından ortaklaşa paylaşılan, motivasyon ve öğrenme şevki yaratan kurumsal hayaldir.
Bir işletmenin üretim miktarı arttıkça kazandığı deneyim sayesinde iş etkinliğinin artması ve buna bağlı olarak birim maliyetlerinin sistematik olarak düşmesidir.
Bir organizasyonun belirli bir işteki performansını bir önceki seviyeye göre %50 oranında artırabilmesi için harcaması gereken zaman dilimidir.
Bir işletmeyi rakiplerinden ayıran, nadir, değerli, taklit edilmesi zor ve ikame edilemez olan bilgi, beceri ve yetenekler bütünüdür. Örneğin, Vestel'in teknolojik yenilik yapma ve ARGE faaliyetleri bu işletmenin temel yeteneğidir.
İşletmelerin temel yetenekleri dışındaki destekleyici ve tamamlayıcı faaliyetlerini, o alanlarda uzmanlaşmış dış işletmelere devretmesi stratejisidir. Güvenlik, temizlik, yemek ve lojistik gibi hizmetlerin dışarıdan alınması buna örnektir.
İşletmenin bilinçli ve proaktif kararlarla personel sayısını, maliyetlerini, iş ve süreçlerini azaltarak daha esnek ve karlı bir yapıya ulaşmayı hedeflemesidir. Amaç finansal daralma değil, operasyonel etkinliktir.
Alt kademe ile üst kademe arasındaki dikey mesafeyi kısaltmak amacıyla hiyerarşik yönetim basamaklarının sayısının azaltılması sürecidir. Bu süreçle sivri (tall) yapılardan basık (flat) yapılara geçiş sağlanır.
İşletmenin hantallıktan kurtulması, verimsiz işlerin tasfiye edilmesi ve aktiflerin üretkenliğini artırmak için en uygun (optimum) organizasyonel büyüklüğe ulaşmaya çalışmasıdır.
İşlevsel bölümler yerine iş süreçleri etrafında yapılandırılmış, kademe sayısının minimuma indirildiği ve işlerin bağımsız çok yönlü gruplarla yürütüldüğü esnek organizasyon modelidir.
Mevki ve unvanlara dayalı dikey kademeler yerine, küçük ve kendi içinde yeterli eş düzeydeki gruplardan oluşan, hiyerarşik otoritenin bulunmadığı idealize edilmiş bir organizasyonel yapıdır.
Sıfır hiyerarşili yapılarda gücün ve liderliğin resmi makam veya mevkilerden değil, bireyin sahip olduğu bilgi, uzmanlık, beceri ve yeteneklerden kaynaklanması durumudur.
Pazar koşullarına hızlı cevap verebilmek için organizasyon yapısının basitleştirilmesi, gereksiz faaliyetlerin elenmesi ve işi yapanla karar verenin birbirine yakınlaştırılması esasına dayanan yaklaşımdır.
Hızlı değişen dış çevre koşullarına, müşteri taleplerine ve teknolojik yeniliklere çok kısa sürede, esnek ve etkin bir şekilde uyum sağlayabilme yeteneğine sahip organizasyonel yapıdır.
İşletmelerin küçülme stratejilerini uygularken insan kaynaklarında aşırıya kaçması sonucu hayati bilgi, beceri ve yetenekleri kaybederek beslenemez, iş yapamaz duruma gelmesi riskidir.
Her türlü israf ve gereksiz faaliyetten arınmış, esneklik, sadelik, ekip çalışması ve müşteri odaklılığı birleştiren, seri üretime alternatif olarak geliştirilmiş bir üretim yaklaşımıdır.
Çok kademeli dikey organizasyonlarda bilginin yukarıdan aşağıya veya aşağıdan yukarıya aktarılırken hiyerarşik basamaklar arasında değişime uğraması, gecikmesi veya anlamını yitirmesidir.
Bir mal veya hizmeti üretebilmek için gerekli kaynak ve faaliyetlerin tek bir işletme bünyesinde toplanması yerine, bir ağ sistemi içinde farklı bağımsız işletmelere dağıtıldığı ve koordine edildiği esnek organizasyon yapısıdır.
Bir ana işletme (holding) bünyesinde, sahipliği aynı girişimciye ait olan farklı iştiraklerin piyasa şartlarında birbirleriyle müşteri ilişkisi kurarak çalıştığı şebeke türüdür.
Sahiplik ve yönetim açısından birbirinden tamamen bağımsız olan işletmelerin, lider bir organizatör işletmenin koordinasyonunda ve uzun vadeli sözleşmelerle belirli bir üretim için bir araya geldiği yapıdır.
Şebeke içinde lider veya domine edici bir ana işletmenin bulunmadığı, tamamen bağımsız işletmelerin piyasa koşullarında son derece esnek ve geçici ortaklıklar kurarak serbestçe iş yaptığı yapıdır.
Belirli bir coğrafi bölgede toplanmış, aynı veya birbiriyle ilişkili sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin ve kurumların sinerji ve ekonomik fayda yaratmak amacıyla bir arada bulunmasıdır.
Yığışım organizasyonlarında işlerin planlanması, organize edilmesi, yürütülmesi ve kontrol edilmesinden sorumlu olan tepe yönetim ekibidir.
Yığışım yapılarında müşterilerle ve diğer dış taraflarla doğrudan iletişim kuran, esnek ve dinamik çalışma ekipleridir.
Farklı coğrafi bölgelerdeki işletmelerin, ortak bir amacı gerçekleştirmek için bilgi ve iletişim teknolojileri yardımıyla birleşerek sanki tek bir fiziksel işletmeymiş gibi çalıştığı ağ yapısıdır.
İşletmelerin sadece kendi öz (temel) yeteneklerine odaklanarak, bunun dışındaki destekleyici veya ikincil faaliyetleri uzman dış işletmelerden sözleşmeyle tedarik etmesi yöntemidir.
Bir işletmeyi rakiplerinden ayıran, taklit edilmesi zor olan, müşteriye değer sunan ve işletmenin en başarılı olduğu uzmanlık alanıdır.
Mal ve hizmetlerin alım, satım ve ödeme işlemlerinin doğrudan elektronik ortam ve internet altyapısı üzerinden gerçekleştirilmesi faaliyetidir.
Sadece ticaretin değil; insan kaynakları, müşteri ilişkileri, tedarikçi takibi ve bilgi paylaşımı gibi tüm işletme fonksiyonlarının elektronik ortamda yürütülmesidir.
Fiilen veya fiziksel olarak mevcut olmayan bir durum, nesne veya ortamın, teknolojik araçlar sayesinde sanki varmış gibi hissedilmesi ve duyumsanması durumudur.
Bir işletmenin performansını yükseltmek amacıyla, kendi iş yapma yöntemlerini üstün performansa sahip diğer işletmelerin yöntemleriyle karşılaştırarak geliştirmesi sürecidir. Örneğin, Henry Ford'un kayan bant sistemini bir mezbahadaki işleyişi inceleyerek kendi fabrikasına uyarlaması bu yaklaşıma klasik bir örnektir.
Sürekli ve küçük iyileştirmeler yerine, işletme bünyesindeki tüm süreçlerin köklü, radikal ve büyük değişikliklerle yeniden yapılandırılmasıdır. Amacı organizasyon yapısını değiştirmek değil, mal ve hizmet üretimindeki iş süreçlerini müşteri odaklı hale getirmektir.
İşle ilgili karar alma ve uygulama yetkisinin, işi fiilen yapan çalışanlara devredilmesi ve bu yetkiyi kullanabilmeleri için gerekli bilgi, kaynak ve donanımla desteklenmesi sürecidir. Çalışanı işin gerçek sahibi haline getirmeyi amaçlar.
Kıyaslama türlerinden biri olup, sektörde veya iş dünyasında üstün başarı gösteren lider işletmelerin uzun vadeli stratejilerinin ve yönelimlerinin incelenerek karşılaştırılmasıdır.
İşletmelerde doğrudan maliyet unsuru yaratan operasyonel faktörlerin, iş süreçlerinin ve iş yapış şekillerinin diğer başarılı işletmelerle karşılaştırılarak analiz edilmesidir.
İşletmelerin yönetim fonksiyonlarını, yönetsel yöntemlerini, planlama, organize etme ve kontrol gibi uygulama süreçlerini diğer başarılı organizasyonlarla karşılaştırmasıdır.
Klasik organizasyonlarda işlerin aşırı işbölümüyle küçük parçalara ayrılarak departmanlara verilmesi sonucu, her birimin sadece kendi işine odaklanarak bütünsel süreçten ve müşteri odaklılıktan uzaklaşması durumudur.
Değişim mühendisliği yaklaşımında işletmenin geleneksel departmanlar yerine, tedarikçiden müşteriye uzanan zincirde doğrudan değer üreten süreç odaklı takımlardan oluşan bir yapı olarak tanımlanmasıdır.
Organizasyonel yapı tarafından çalışanlara işlerini en iyi şekilde yapabilmeleri için gerekli olan bilgiye, kaynaklara, destek mekanizmalarına ve gelişim fırsatlarına erişim imkanının sunulmasıdır.
Çalışanın üstlendiği görevi yerine getirmek için kendisini psikolojik açıdan yeterli, özerk ve etkili hissetmesini sağlayan, içsel motivasyona dayalı destek mekanizmasıdır.
Psikolojik güçlendirmenin alt boyutlarından biri olup, çalışanın işini nasıl yapacağı, hangi yöntemleri kullanacağı konusunda kendi başına karar alabilmesi ve bağımsız hareket edebilmesidir.
Toplam kalite yönetimi felsefesinin temelini oluşturan, organizasyondaki tüm süreçlerin çalışan katılımıyla aşamalı, küçük ve sürekli adımlarla daha kaliteli hale getirilmesi yaklaşımıdır.
İyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırt etmeyi sağlayan evrensel ahlaki ilkelerin bütünüdür. İnsanların nasıl davranması gerektiğine odaklanan nesnel ve teorik bir yapıya sahiptir.
Bir toplumun içinde kabul görmüş, zamanla ve kültürle değişebilen tutum, davranış ve kurallar bütünüdür. Etiğe kıyasla daha subjektif ve yerel nitelik taşır.
Yöneticilerin karar alma süreçlerinde adalet, dürüstlük, açıklık ve ortak iyilik gibi değerler doğrultusunda tutarlı ilkelerle hareket etmesini sağlayan bütündür.
İşletmelerin faaliyetleri sonucunda çevre ve toplum üzerinde yarattıkları etkileri değerlendirerek, olumsuzlukları azaltma ve toplumsal fayda sağlama taahhüdüdür.
Bir işletmenin kararlarından ve faaliyetlerinden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen veya işletmeyi etkileyen tüm kişi, grup ve kuruluşlardır.
Mülkiyet sahibi olan asiller (hissedarlar) ile yönetimi üstlenen vekiller (profesyonel yöneticiler) arasındaki çıkar çatışmalarını ve bilgi asimetrisini inceleyen teoridir.
Şirketlerin tüm paydaşlarına karşı şeffaf, sorumlu, adil ve hesap verebilir bir şekilde yönetilmesini ve iletişim kurmasını sağlayan sistemler bütünüdür.
Ticari sır olmayan her türlü bilginin zamanında, doğru, anlaşılır ve düşük maliyetle kamuya ve paydaşların erişimine sunulması ilkesidir.
Yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin, aldıkları kararların gerekçelerini ve sonuçlarını pay sahiplerine açıklama ve raporlama zorunluluğudur.
İşletmenin tüm yönetsel karar ve faaliyetlerinde yasalara, iş etiğine, toplumsal beklentilere ve çevreye uygun hareket etmesi yükümlülüğüdür.
Şirket yönetiminin azınlık hissedarları dahil tüm pay sahiplerine ve çalışanlara eşit, tarafsız ve hakkaniyetli davranmasını ifade eden ilkedir.
Yönetim kurulunda yer alan, ancak şirketle, ortaklarıyla veya yöneticileriyle hiçbir çıkar, ortaklık veya ailevi bağı bulunmayan tarafsız üyelerdir.
Yöneticileri etkin bir şekilde denetleme ve yönlendirme işlevini yerine getirmeyen, sadece formalite icabı varlığını sürdüren pasif yönetim kurullarıdır.
İşletme yönetimindeki vekillerin (yöneticilerin), şirket durumu hakkında asillerden (hissedarlardan) daha fazla ve detaylı bilgiye sahip olması durumudur.
İşletmenin finansal karlılığı azalırken veya zarar ederken, toplumsal refahı artırmaya yönelik sosyal sorumluluk projelerine kaynak ayırması durumudur.
Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır.
Havaya karışan karbondioksit, metan, klorofluorokarbon ve azot protoksit gazlarının yeryüzündeki sıcaklığı artırarak iklim kuşaklarında değişime yol açması durumudur.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülen, yoğun enerji ve hammadde kullanımına dayanan ancak katı düzenlemelerle kirliliği kısmen kontrol altında tutan ekonomik modeldir.
Gelişmekte olan ülkelerin kırsal kesimlerinde görülen, geleneksel köy temelli yaşam biçimine ve doğrudan ekosistem kaynaklarına dayanan ekonomik modeldir.
Piyasa ve geçim ekonomilerini ayakta tutan, yenilenebilir ve yenilenemez tüm doğal kaynakların oluşturduğu temel ekonomik sistemdir.
Piyasa ekonomilerinde çevre kirliliğinin mali yükünün, kirliliğe doğrudan sebep olan üretici veya tüketicilere yüklenmesini öngören kuraldır.
Gelecek kuşakların kaynaklarını tehlikeye atmadan, bugünün ve geleceğin çevresel değerlerinin her alanda korunması ve geliştirilmesi sürecidir.
Bugünkü ve gelecek kuşakların sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kuran kalkınma modelidir.
Doğal ve yapay çevre unsurlarının sürdürülebilir kullanımını sağlamak üzere idari, teknik, hukuki ve ekonomik araçlarla politikalar uygulama sürecidir.
Çevreyi karar alma süreçlerinde temel bir unsur olarak gören ve işletme faaliyetlerinin çevreye verdiği zararı sıfırlamayı amaçlayan yönetim felsefesidir.
Atıklar oluştuktan sonra temizlemek yerine, üretim sürecinde iyileştirmeler yaparak atık miktarını en aza indirmeyi veya hiç yaratmamayı hedefleyen stratejidir.
Bir ürünün tasarımından başlayarak tüm hayat seyri boyunca çevre üzerinde yaratabileceği olumsuz etkilerin yönetilmesi ve en aza indirilmesi sürecidir.
Ürünün çevreye verebileceği zararların henüz tasarım aşamasındayken analiz edilerek, geri dönüştürülebilir ve çevre dostu malzemelerle tasarlanması yaklaşımıdır.
İşletmelerin kullandığı temel teknolojilerin çevresel açıdan tamamen sürdürülebilir ve doğayla uyumlu teknolojilerle değiştirilmesi durumudur.
Türkiye'de 1993 yılında uygulamaya konulan, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevre üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenip denetlenmesini sağlayan yönetmeliktir.
Avrupa Birliği tarafından geliştirilen, işletmelerin çevresel performanslarını değerlendirmelerini ve iyileştirmelerini sağlayan Eko Yönetim ve Denetim Programı'dır.
Yeşil yönetim uygulamalarının işletmelerde başarılı olmasını sağlayan, çevreyle ilgili konularda sürekli gelişim ve küçük adımlarla iyileşmeyi ifade eden tekniktir.
İşletmenin defter değeri ile piyasa değeri arasında kalan, saklı durumdaki görünmeyen ancak işletmeye sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayan bilgi, deneyim, ilişki ve entelektüel mülkiyet varlıklarının toplamıdır.
Çalışanların sahip olduğu yetenekler, fikir yapıları, tecrübeler ve müşterilerin ihtiyaçlarına yönelik yaratıcı çözümler üretebilme kabiliyetlerinin oluşturduğu bilgi havuzudur.
Çalışanlar işten ayrıldığında veya eve gittiğinde işletmede kalmaya devam eden; patentler, süreçler, veri tabanları, kurumsal kültür ve bilgi sistemlerinden oluşan kurumsallaşmış sermayedir.
İşletmenin müşterileri, tedarikçileri, endüstri kuruluşları ve devlet gibi dış paydaşlarıyla kurduğu ilişkilerin içine yerleşmiş olan ve pazarlama kanalları ile marka değerini besleyen ilişkisel bilgidir.
Dengeli Skor Kart yöntemini temel alarak entelektüel sermaye unsurlarını somutlaştırmak, aralarındaki ilişkileri göstermek ve işletmenin yönünü belirlemek amacıyla geliştirilmiş beş odaklı stratejik ölçüm aracıdır.
Çalışanların işletme içi ve dışı kaynaklardan elde edilen yapısal sermaye unsurlarını, sistemleri ve teknolojileri en etkin şekilde kullanabilme becerisidir.
Çalışanların işletme içindeki ortak değer yaratıcı faaliyetlerde diğer meslektaşları ve ekiplerle uyumlu, işbirlikçi ve verimli bir şekilde çalışabilme yeteneğidir.
İşletmenin değer yaratma süreçlerinde dış ortaklar, tedarikçiler ve müşterilerle profesyonel ilişkiler kurarak birlikte çalışabilme ve ticari fayda üretebilme kapasitesidir.
Yapısal sermayenin yasal koruma altına alınabilen; patentler, telif hakları, tescilli ticari sırlar, veriler ve teknolojiler gibi somutlaştırılmış fikri mülkiyet bileşenleridir.
İşletmenin stratejisi, örgüt kültürü, yönetim sistemleri, iş yapış prosedürleri ve örgütsel rutinlerinden oluşan, taklit edilmesi zor kurumsal becerilerdir.
Nick Bontis tarafından müşteri sermayesi yerine kullanılan; tedarikçiler, devlet, endüstri birlikleri ve müşterilerle kurulan tüm dış ilişkileri kapsayan genişletilmiş sermaye tanımıdır.
Müşteri ilişkileri seviyelerinde, müşteri için değer yaratıcı fonksiyonelliğin gerektirdiği hizmet çeşitlerinin ve kazanımların özel olarak şekillendirilip sunulması aşamasıdır.
Skandia Pusulası'nda işletmenin gelecekteki insan ve yapısal sermayesini güçlendirmek amacıyla yapılan eğitim, Ar-Ge ve yeni iş geliştirme yatırımlarını izleyen odaktır.
Skandia Pusulası'nın merkezinde yer alan, çalışan devir hızı ve eğitim harcamaları gibi göstergelerle çalışanların yetkinliklerini ve memnuniyet düzeylerini ölçen odak alanıdır.
Yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş bir ürün, hizmet, süreç, organizasyonel yöntem veya pazarlama metodunun işletme içi uygulamalarda hayata geçirilmesidir. Metinde, yeni bir cihaz, fikir veya metodun ortaya konulması olarak genel bir çerçevede tanımlanmıştır.
Bireyin yeni, özgün, sıra dışı ve faydalı fikirler üretebilme, olaylara farklı açılardan bakabilme ve sorunlara alışılmadık çözümler bulabilme yeteneğidir. İşletmelerde yeniliğin ham maddesini oluşturan zihinsel süreçtir.
Bir durumdan başka bir duruma geçişi ifade eden, organizasyonların iç veya dış çevre baskılarına uyum sağlamak amacıyla yapılarını, teknolojilerini veya insan kaynaklarını dönüştürme sürecidir.
Bilgi eksikliğinin aşılmasına rağmen, eldeki aşırı ve yeterli bilgiyle ne yapılacağına karar verilememesi, bilginin nasıl katma değere dönüştürüleceğinin bilinememesi durumudur.
Dünya Bankası tarafından ülkelerin gelişmişlik düzeylerini ölçmek amacıyla kullanılan, bir ülkenin bilgi üretme, işleme ve ekonomik değere dönüştürme kapasitesini gösteren yeni nesil bir kriterdir.
Stephen Covey'in modelinde proaktif olmak, sonucu düşünerek işe başlamak ve öncelikli işleri öne almak alışkanlıklarıyla kazanılan, bireyin karakterini ve bağımsız iş yapabilme yeteneğini geliştiren aşamadır.
Kazan/kazan ilişkileri geliştirmek, önce anlamaya sonra anlaşılmaya çalışmak ve sinerjik olmak alışkanlıklarıyla elde edilen, ekip çalışması ve etkili iletişim becerilerini kapsayan gelişim alanıdır.
Yenilik liderliğinin temel sorumluluklarından biri olup, organizasyon içindeki çalışanlardan gelen yaratıcı fikirlerin, önerilerin ve çözümlerin sistematik bir şekilde toplanması ve değerlendirilmesi sürecidir.
İnsan faktörünü bilgi toplama ve işleme kapasitesine sahip yegane unsur olarak gören, sürekli öğrenmeyi, bilgi paylaşımını ve yaratıcılığı kurumsal bir kültür haline getiren modern yönetim yaklaşımıdır.
Bir işletmenin sahip olduğu, çalışanların bilgi birikimi, deneyimleri, yaratıcılıkları, kurumsal süreçler ve ilişkiler gibi maddi olmayan, rekabet avantajı sağlayan zihinsel varlıklarının bütünüdür.
Çalışanların sadece kendi uzmanlık alanlarında değil, işletme içindeki farklı departman ve iş kollarında da görev yapabilecek şekilde eğitilerek çok yönlü beceriler kazanmasını sağlayan yöntemdir.
Bireylerin veya departmanların bir araya gelerek tek başlarına elde edemeyecekleri, parçaların toplamından daha büyük ve etkili bir ortak güç veya ortak sonuç üretmesi durumudur.
Siber fiziksel sistemler ve nesnelerin interneti gibi çığır açıcı teknolojilere dayanan, ilk kez 2011 yılında Almanya'da telaffuz edilen dördüncü sanayi devrimidir. Üretim süreçlerinin tamamen dijitalleşmesini ve akıllı sistemlerle donatılmasını ifade eder.
İşletmelerin yeni çığır açıcı teknolojilere uyum sağlamak amacıyla iş süreçlerini, yönetim modellerini ve organizasyonel yapılarını dijital teknolojilerle yeniden şekillendirmesi sürecidir.
Gerçek (fiziksel) dünya ile sanal (dijital) dünya arasında sensörler ve ağlar vasıtasıyla bağlantı kuran, nesnelerin birbiriyle etkileşime girmesini sağlayan sistemlerdir.
İnternete bağlı olan ve kendi aralarında veri alışverişi yapabilen akıllı nesneler ağını ifade eden, Endüstri 4.0'ın en temel teknolojik bileşenlerinden biridir.
İnternet üzerinden sunulan hizmetlerin ve işlevlerin, tıpkı fiziksel nesneler gibi birbirleriyle ve sistemlerle entegre bir şekilde çalışmasını sağlayan altyapıdır.
Üretim hattındaki makine ve teçhizatların insan müdahalesi olmaksızın, sensörler ve kablosuz ağlar aracılığıyla birbirleriyle veri paylaşması ve koordineli çalışmasıdır.
Üzerinde veri depolayabilen, internete bağlanabilen, kendi üretim geçmişini ve rotasını siber fiziksel sistemlerle paylaşabilen zeki ürünlerdir.
Üretim hattının sensörler, otonom sistemler ve yapay zeka ile donatıldığı, esnek, dinamik ve kendi kendini optimize edebilen geleceğin üretim tesisidir.
Tedarik zinciri, üretim süreçleri ve dış lojistik aşamalarını birbirine bağlayarak verilerin sistemler arasında insan eli değmeden, anlık olarak aktarılması sürecidir.
Tedarik ve üretim zincirindeki süreçlerin, merkezi bir hiyerarşik kontrol olmaksızın, otonom sistemler tarafından kendi kendine düzenlenmesi ve yönetilmesidir.
Klasik yönetim ve üretim hiyerarşisinin parçalanarak kararların merkezden uzaklaştırılması, yerel ve otonom birimler tarafından kendi kendine verilmesidir.
İşletmelerin ürün ve hizmet geliştirme süreçlerinde sadece iç kaynaklara değil, dış dünyadaki paydaşların ve teknolojilerin bilgisine de açık olması yaklaşımıdır.
Bir ürünün kendi durumu, çevre koşulları ve kullanım şekli hakkında veri toplayıp analiz ederek otonom kararlar alabilme veya yönlendirme yapabilme yeteneğidir.
Yönetim ve üretim planlama süreçlerinde yeni nesil bilgi sistemlerinin ve yazılımların kullanılmasıyla başlayan dijital dönüşümün ilk aşamasıdır.
Üretim hatlarında yer alan makinelerden ve fiziksel süreçlerden sensörler yardımıyla veri toplama sistemlerinin kurulmasını kapsayan dönüşüm aşamasıdır.
Akıllı ekipmanlar ve sensörler tarafından sürekli olarak üretilen, analiz edildiğinde işletmelere stratejik ve operasyonel rekabet avantajı sağlayan yüksek hacimli veri yığınıdır.