← Ünite 8

Ünite 8: Hizmet Yönünden Yerinden Yönetim Kuruluşları 1 — Konu Anlatımı

1Hizmet Yönünden Yerinden Yönetim Kuruluşlarının Genel Esasları

Hizmet yerinden yönetim kuruluşları, teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren belirli bir kamu hizmetinin, devlet tüzel kişiliği ve merkezi idare teşkilatı dışında örgütlenmesi ve bağımsız bir tüzel kişiliğe kavuşturulmasıyla ortaya çıkan idari yapılardır. Bu kuruluşların doğuşunda, merkezi yönetimin üzerindeki hizmet yükünün hafifletilmesi, teknik ve iktisadi nitelikteki bazı hizmetlerin daha verimli, etkin ve tarafsız bir şekilde yürütülmesi ihtiyacı ile demokratik katılım düşüncesinin gelişimi belirleyici olmuştur. Avrupa'da 19. yüzyıldan itibaren şekillenmeye başlayan bu model, özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında yaygınlık kazanmıştır. Türkiye'de ise bu tür kamu kurumları yönetim sistemine 1930'lu yıllardan itibaren dahil olmuş, sayısal ve niteliksel açıdan asıl büyük gelişimini 1950 yılından sonra göstermiştir.

Hizmet yerinden yönetim kuruluşlarının en temel ortak özelliklerinden biri, kanunla ya da kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanarak bir idari işlemle kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip olmalarıdır. Bu tüzel kişilikler genellikle belirli bir malvarlığının bir amaca tahsis edilmesiyle oluşan 'mal topluluğu' niteliğindedir; ancak üniversiteler gibi 'şahıs topluluğu' niteliği ağır basan istisnai yapılar da mevcuttur. Kuruluşlar, kendi iradeleriyle hareket edebilme serbestisi anlamına gelen bir özerkliğe sahiptirler. Özerkliğin derecesi yürüttüklerin hizmetin niteliğine göre değişir; örneğin yükseköğretim kurumlarında oldukça geniş olan bu özerklik, bazı idari kamu kurumlarında hiyerarşiye yakın daha dar bir çerçevede uygulanmaktadır.

Özerk yapılarına ve kendilerine özgü bütçe ile malvarlığına sahip olmalarına rağmen, bu kuruluşlar devletten tamamen bağımsız veya kopuk değildirler. Kanunla veya merkezi idarenin kararlarıyla kuruldukları için kendi hukuki statülerini ve kuruluş biçimlerini tek taraflı olarak değiştirme yetkileri yoktur. İdarenin bütünlüğü ilkesinin bir gereği olarak, merkezi idarenin vesayet denetimine tabidirler. Bu denetim, yerinden yönetim kuruluşlarının işlemlerinin hukuka uygunluğunu ve kamu yararını korumak amacıyla merkezi yönetim tarafından gerçekleştirilen sınırlı bir denetim mekanizmasıdır.

2Hizmet Yerinden Yönetim Kuruluşlarının Sınıflandırılması

Türkiye'deki hizmet yerinden yönetim kuruluşları, yürüttükleri faaliyetlerin niteliğine ve uzmanlık alanlarına göre teorik olarak beş ana grupta sınıflandırılmaktadır. Bunlardan ilki olan 'İdari Kamu Kurumları' (klasik kamu kurumları), devletin geleneksel olarak yürüttüğü bazı idari hizmetlerin merkezi idare dışına çıkarılarak ayrı bir tüzel kişiliğe kavuşturulmasıyla oluşmuştur. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Orman Genel Müdürlüğü bu kategorinin en somut örnekleridir.

İkinci grubu oluşturan 'İktisadi Kamu Kurumları' veya yaygın adıyla Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT), devletin girişimci olarak ekonomik hayata katılması amacıyla kurulan, kamu sermayeli veya kamu sermayesinin ağırlıklı olduğu özerk bütçeli kuruluşlardır. 1982 Anayasası'nın 165. maddesinde dolaylı olarak tanımlanan bu kuruluşlar, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur ve Sayıştay denetimine tabidir. T.C. Ziraat Bankası, Devlet Demiryolları, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu ile Toprak Mahsulleri Ofisi bu grupta yer alır. Üçüncü grup olan 'Sosyal Kamu Kurumları' ise bireylerin çalışma, emeklilik, sağlık ve sosyal güvenlik gibi haklarını karşılamak üzere kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) gibi yapılardır.

Dördüncü grubu oluşturan 'Bilimsel, Teknik ve Kültürel Kamu Kurumları', uzmanlık gerektiren bilim, sanat, kültür ve teknoloji alanlarında faaliyet gösterirler. Üniversiteler, TÜBİTAK, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bu sınıfa dahildir. Beşinci ve son grup ise 'Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları'dır. Bu kuruluşlar, belli bir mesleğe mensup olanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki ahlakı ve disiplini korumak amacıyla kanunla kurulan, organları kendi üyeleri tarafından yargı gözetimi altında seçilen özel nitelikli kamu tüzel kişileridir.

3Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, anayasal güvenceye sahip özel bir hizmet yerinden yönetim kategorisidir. 1982 Anayasası'nın 135. maddesinde düzenlenen bu kuruluşlar; Barolar, Ticaret ve Sanayi Odaları, Ziraat Odaları, Tabip Odaları ile Mimar ve Mühendis Odaları gibi yapılardan oluşur. Doğrudan birer kamu kurumu olmamakla birlikte, yürüttükleri hizmetlerin kamusal önemi ve kendilerine tanınan kamu gücü ayrıcalıkları nedeniyle 'kamu kurumu niteliğinde' kabul edilmişlerdir. Bu kuruluşların kurulması ancak kanunla mümkündür; zira üyelerine yönelik disiplin cezası verme, aidat toplama ve mesleğe kabul şartlarını belirleme gibi kamu gücü yetkileri taşırlar.

Meslek kuruluşlarının en belirgin özelliklerinden biri zorunlu üyelik esasıdır. Belli bir mesleği serbest olarak icra edebilmek için o mesleğe ait odaya veya baroya üye olmak zorunludur. Ancak bu kuralın anayasal bir istisnası mevcuttur: Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışan meslek mensuplarının (örneğin bir bakanlıkta çalışan kadrolu avukatın baroya) üye olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu kuruluşlar özerk bütçelidir; gelirlerini üyelerinden aldıkları giriş ve yıllık aidatlardan, para cezalarından ve düzenledikleri resmi belgeler karşılığında tahsil ettikleri harçlardan elde ederler.

Anayasa uyarınca meslek kuruluşları kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar ve organlarının seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremezler. Seçimler yargı gözetiminde, gizli oyla gerçekleştirilir. Amaç dışı faaliyet gösteren organların görevine mahkeme kararıyla son verilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hallerde milli güvenlik veya kamu düzeni gerekçesiyle yetkili kılınan idari merci tarafından faaliyetten men edilebilirler; ancak bu idari kararın yirmi dört saat içinde hakim onayına sunulması ve hakimin de kırk sekiz saat içinde kararını açıklaması zorunludur.

4Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar (Bağımsız İdari Otoriteler)

Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, Türk kamu yönetimi literatürüne ve teşkilat yapısına görece yeni dahil olmuş bağımsız idari otoritelerdir. İlk örnekleri Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkan bu kurumlar, ekonomik ve sosyal hayatın hassas, teknik ve karmaşık alanlarında serbest piyasa kurallarının sağlıklı işlemesini sağlamak, temel hakları korumak ve idari keyfiliği önlemek amacıyla kurulmuşlardır. Klasik bakanlık yapılarının hantal kalması, devletin piyasada hem oyuncu hem hakem olmasının yaratacağı tarafsızlık gölgesini önleme ihtiyacı ve siyasi müdahalelerden uzak uzun vadeli kararlar alabilme arzusu bu kurumların ortaya çıkış nedenleridir.

Türkiye'deki bağımsız idari otoritelerin büyük çoğunluğu ekonomik piyasaları düzenlemeye yöneliktir. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Rekabet Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bu niteliktedir. Temel hak ve özgürlükleri koruma amacı taşıyan istisnai örnekler ise Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ile Kişisel Verileri Koruma Kurumu'dur. Bu kurumlar mal veya hizmet üretmezler; görev alanlarındaki aktörleri izler, düzenleyici işlemler (yönetmelik, tebliğ) yapar ve gerektiğinde idari para cezası veya lisans iptali gibi idari yaptırımlar uygularlar.

Bu üst kurulların en önemli özelliği idari ve mali bağımsızlıklarıdır. Üyeleri belirli bir süre için atanır ve kanuni güvenceler gereği görev süreleri dolmadan görevden alınamazlar. Merkezi idarenin bu kurullar üzerinde hiyerarşik emir ve talimat verme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak 649 sayılı KHK ile yapılan düzenlemeler çerçevesinde bakanların ilişkili kuruluşlar üzerindeki denetim yetkisinin genişletilmesi, bu bağımsızlığın sınırları konusunda tartışmalara yol açmıştır. Kurulların kararları kesin idari işlem niteliğinde olup, bu kararlara karşı yargı yolu açıktır; uyuşmazlıklarda ilk derece mahkemesi olarak genellikle Danıştay görevlidir.

5Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık)

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), Türk hukuk sistemine 2010 yılı Anayasa değişikliğiyle dahil edilmiş ve 2012 yılında çıkarılan 6328 sayılı Kanunla fiilen faaliyete geçmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğine sahip, özel bütçeli bir denetim mekanizmasıdır. Temel görevi; idarenin işleyişiyle ilgili şikayetler üzerine, idarenin her türlü eylem, işlem, tutum ve davranışlarını insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye çözüm önerilerinde bulunmaktır.

Kurumun başında, TBMM Genel Kurulu tarafından gizli oyla dört yıllığına seçilen Kamu Başdenetçisi bulunur. Başdenetçi seçimi dört turlu bir oylama sistemiyle gerçekleştirilir. Kuruma başvurular tamamen ücretsiz olup, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla veya doğrudan elektronik ortamda yapılabilir. Başvuru yapılabilmesi için öncelikle idari başvuru yollarının tüketilmiş olması gerekir; ancak telafisi güç veya imkansız zararların doğma ihtimali varsa bu şart aranmaz. Kurum, incelemesini en geç altı ay içinde tamamlayarak önerilerini ilgili idareye ve başvurana iletir. İdare, öneriyi uygulamazsa gerekçesini otuz gün içinde kuruma bildirmek zorundadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu'nun görev alanı dışında bırakılan bazı anayasal ve idari konular mevcuttur. Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar, yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askeri nitelikteki faaliyetleri kurumun denetim yetkisi dışındadır. Kurum, her yıl sonunda yürüttüğü faaliyetleri içeren bir yıllık rapor hazırlayarak TBMM Dilekçe ve İnsan Haklarını İnceleme Karma Komisyonuna sunar ve bu rapor Resmi Gazete'de yayımlanır.

6Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK)

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), Nisan 2016 tarihli ve 6701 sayılı Kanunla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. Adalet Bakanlığı ile ilişkili olan kurumun temel amacı; insan haklarının korunması, geliştirilmesi, ayrımcılığın önlenmesi, işkence ve kötü muameleyle mücadele edilmesi ile ulusal önleme mekanizması görevlerinin yerine getirilmesidir. Kurum, karar organı olan 'Kurul' ve icra organı olan 'Başkanlık' yapısından meydana gelir.

TİHEK'in en önemli görev alanlarından biri ayrımcılık yasağının ihlallerini denetlemektir. Kanun kapsamında cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, etnik köken, servet, engellilik ve yaş gibi temellere dayalı her türlü doğrudan, dolaylı veya varsayılan temele dayalı ayrımcılık yasaklanmıştır. Kurum, ayrımcılık iddialarını resen veya başvuru üzerine inceleyerek karara bağlar. İnceleme sürecinde tarafları uzlaşmaya davet edebilir; uzlaşma sağlanamazsa ihlal olup olmadığına karar verir ve konusu suç teşkil eden durumlarda Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunur.

Kurumun karar organı olan Kurul, biri Başkan diğeri İkinci Başkan olmak üzere toplam on bir üyeden oluşur. Üyelerin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından dört yıllık süre için seçilir. Kurul, görevlerini yerine getirirken tamamen bağımsızdır; hiçbir organ, makam veya merci Kurula emir ve talimat veremez. Kurum ayrıca, özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilerin bulundukları cezaevleri, nezarethaneler ve geri gönderme merkezleri gibi yerlere haberli veya habersiz düzenli ziyaretler gerçekleştirerek işkence ve kötü muamelenin önlenmesini denetler.

7Bölgesel Kalkınma Ajansları

Kalkınma Ajansları, Türkiye'de bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, bölge içi ve bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmak, kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulan özel nitelikli yerinden yönetim kuruluşlarıdır. 2006 yılında yürürlüğe giren 5449 sayılı Kanunla düzenlenen bu ajanslar, ulusal düzeyde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (metinde belirtilen dönem itibarıyla Kalkınma Bakanlığı) koordinasyonunda faaliyet gösterirler. Ajanslar, klasik idari yapıların aksine uygulamacı değil; destekleyici, koordine edici ve fon sağlayıcı birer katalizör kurumdur.

Ajansların kurulmasında, Avrupa Birliği standartlarına uyum amacıyla oluşturulan İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) esas alınmıştır. Bu kapsamda Türkiye genelinde 26 adet 'Düzey 2' bölgesi tanımlanmış ve her bir bölge için bir kalkınma ajansı kurulmuştur. İlk olarak 2006 yılında Adana ve Mersin illerini kapsayan Çukurova Kalkınma Ajansı ile İzmir Kalkınma Ajansı kurulmuş, 2009 yılı itibarıyla 26 bölgenin tamamında ajanslaşma tamamlanmıştır. Ajanslar tüzel kişiliğe sahip olup, kanunla düzenlenmeyen tüm iş ve işlemlerinde özel hukuk hükümlerine tabidirler.

Bir kalkınma ajansının teşkilat yapısı dört ana organdan oluşur: Kalkınma Kurulu, Yönetim Kurulu, Genel Sekreterlik ve Yatırım Destek Ofisleri. Kalkınma Kurulu, bölgedeki aktörler arasında işbirliğini geliştiren danışma organıdır. Yönetim Kurulu, ajansın en üst karar organı olup vali, belediye başkanı, ticaret odası başkanı gibi yerel aktörlerden oluşur. Genel Sekreterlik, ajansın icra ve yönetim organıdır. Yatırım Destek Ofisleri ise bölgeye yatırım yapmak isteyen özel sektör temsilcilerinin kamu kurumlarındaki izin, ruhsat ve diğer idari işlemlerini tek elden takip eden birimlerdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250