Su ürünleri yetiştiriciliğinde balıklar, doğal yaşam alanlarında patojenik bakterilere karşı kendilerini koruyabilecek güçlü savunma mekanizmalarına sahiptir. Ancak kültür balıkçılığı ortamında çevre, ajan ve konukçu gibi hastalık belirleyicilerinin yüksek oranda değişkenlik göstermesi, balıkların bağışıklık sisteminin kolaylıkla baskılanmasına yol açmaktadır.
Bağışıklık sistemi zayıflayan veya baskılanan balıklarda fırsatçı patojenler ve hastalık faktörleri hızla aktif hale gelerek ağır infeksiyonlara neden olmaktadır. İnfeksiyöz hastalıklar, özellikle de bakteriyel kökenli olanlar, su ürünleri işletmelerinde yüksek mortalite oranları ve ciddi ekonomik kayıplar doğuran en önemli sorunların başında gelmektedir.
Bu ünitede ele alınan başlıca bakteriyel ve mantari balık hastalıkları; Vibriozis (kızıl hastalığı), Pastörellozis, Bakteriyel Soğuk Su Hastalığı (Pedinkül hastalığı), Kolumnaris hastalığı, Kızıl ağız hastalığı (Yersiniozis), Bakteriyel böbrek hastalığı ve kerevit vebasıdır. Her bir hastalığın etyolojisi, yayılım yolları, klinik semptomları ve korunma yöntemleri detaylıca incelenmektedir.
Vibriozis, hem tuzlu hem de tatlı sularda yetiştiriciliği yapılan balıkların ve omurgasızların en bilinen, en tehlikeli bulaşıcı bakteriyel hastalıklarından biridir. Vibrionaceae familyasındaki Vibrio cinsine ait bakteriler (örneğin Vibrio anguillarum, V. ordalii, V. salmonicida, V. vulnificus) tarafından oluşturulur. Bu etkenler Gram-negatif, düz veya kıvrık çomaklar şeklinde, flagellalı, hareketli ve sporsuz basillerdir.
Hastalık deniz balıklarında su sıcaklığının arttığı, oksijenin azaldığı yaz aylarında ve kötü hijyen koşullarında büyük patlamalar yapar. Etken vücuda deri üzerindeki zedelenmelerden, parazitlerin açtığı giriş kapılarından (port antre) ve sindirim yoluyla girer. Suya bakır sülfat banyoları uygulanarak mukus tabakasının zarar görmesi hastalığın çıkışını kolaylaştırır.
Klinik olarak per-akut, akut ve kronik formlarda seyreder. Hasta balıklarda iştahsızlık, letarji, deride kararma, pullarda dökülme, ülserler, solungaç solgunluğu ve karın boşluğunda kanlı sıvı birikimi görülür. İç organlarda yaygın konjesyon, hemoraji ve ödem şekillenir. Vücuttaki yaygın kızarıklıklar nedeniyle 'kızıl hastalığı' olarak adlandırılır.
Kesin tanı etkenin bakteriyoskopi, kültrer (TSA ve BHI Agar üzerinde) ve biyokimyasal testler (vibriostat O/129 duyarlılığı) ile belirlenmesiyle konur. Korunmada en etkili yöntem aşılama olup, antibiyotik tedavisinde oksitetrasiklin ve flumequin gibi ajanlar antibiyogram sonucuna göre kullanılır.
Avrupa, Amerika ve Japonya'nın yanı sıra ülkemizde de deniz balığı kültür işletmelerinde (özellikle çipura ve levreklerde) görülen, yüksek oranda ölümlere neden olan bulaşıcı bir bakteriyel septisemi hastalığıdır. İç organlarda çok sayıda beyaz tüberkül oluşumuna yol açtığı için 'Pseudotüberkülozis' olarak da bilinir.
Hastalığın etkeni eskiden Pasteurella piscicida olarak bilinen, günümüzde ise Photobacterium damsela sbsp. piscicida olarak adlandırılan bakteridir. Bu etken Gram-negatif, hareketsiz, sporsuz, kapsülsüz kokobasil veya çok küçük çomakcıklar formundadır. Giemsa boyamada tipik bipolar boyanma özelliği gösterirler.
İnfeksiyon özellikle yaz aylarında ve sonbahar başında, su sıcaklığının 25 °C'nin üzerine çıktığı ve yağmurlarla birlikte tuz konsantrasyonunun azaldığı dönemlerde şiddetlenir. Çipura, levrek, dil, kefal ve fangri balıklarında %40-50'ye varan ağır kayıplara yol açar. Akut olgularda ani atak hareketleri ve ölümler görülür.
Kronik dönemde böbrek ve dalakta beyaz tüberkül benzeri nodüller şekillenir; dalağın 'kırmızı dut' veya 'böğürtlen' görünümünü alması patolojik olarak çok tipiktir. Tedavide standart protokoller yerine antibiyogram sonuçlarına göre ampisilin, oksalinik asit veya sulfadiazin-trimetoprim kombinasyonları tercih edilmelidir.
Su sıcaklığının 10 °C'nin altına düştüğü durumlarda alabalık türlerinde, özellikle de yavru (fry) dönemindeki salmonidlerde görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Etkeni Flavobacterium psychrophila'dır (eski adları Cytophaga, Flexibacter, Flavobacterium). Bu bakteri Gram-negatif, sporsuz, kapsülsüz, flagellasız, kısa veya uzun çomaklar şeklindedir.
Yavru alabalıkların iç organlarında da enfeksiyon oluşturabildiği için bu tabloya 'Rainbow Trout Fry Sendromu (RTF Sendromu)' da denilmektedir. Mikroorganizma kollajen, kazein, jelatin ve elastin gibi dokuları yıkımlayan enzimler üretir. Kolonileri besi yerinde kayma (gliding) hareketi yapar ve sarı pigment oluşturur (%20 KOH ile turuncuya döner).
Hastalığın en tipik bulgusu sırt yüzgecinden başlayıp kaudal yüzgece ve pedinkül bölgesine yayılan gri-beyaz lezyonlar, derin ülserler ve yüzgeç erimeleridir. Su sıcaklığının 10 °C'nin altında olduğu kuluçkahanelerde mortalite %75'e kadar çıkabilir. Tedavide su sıcaklığının 15 °C'nin üzerine çıkarılması ve oksitetrasiklin banyoları uygulanması etkilidir.
Tatlı su balığı çiftliklerinde (kanal yayını, sazan, alabalık, yılan balığı, tatlı su kefali) deri erozyonları ve ülserlere neden olan ekonomik kayıplar yaratan bir hastalıktır. Etkeni Flavobacterium columnare'dir. Bu bakteri ince, uzun, yılan vari (gliding) hareket eden Gram-negatif bir basil olup, flexirubin pigmenti üretir (%20 KOH ile koyu kahverengi renk alır).
Hastalık genellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında veya su sıcaklığının 12-17 °C olduğu dönemlerde artış gösterir. Bakteri normal balıkların vücut yüzeyinde ve solungaçlarında bulunabilir; stres, oksijen azalması ve aşırı kalabalık havuz koşulları infeksiyonu tetikler. Etkenin virülensine göre balıkları 24 saat ile 96 saat arasında %100'e varan oranlarda öldüren suşları vardır.
Sırt kısmında dorsal yüzgeci de içine alarak eyer şeklinde deformasyon oluşturması nedeniyle 'Sadle-back (Sırtı eyerli)' denir. Solungaçlar aşınarak süpürge ucu görünümü alır ve sarı-portakal rengine bürünür. Kesin tanı deri ve solungaç lezyonlarından Anecker Ordal Agar (AOA) ekimleri ve mikroskobik inceleme ile konur.
Yersiniozis, salmonidler başta olmak üzere çeşitli balık türlerinde karında sıvı toplanması, rengin koyulaşması, ağız, operkulum ve yüzgeç tabanlarında kızarıklıklar ve hemorajilerle karakterize öldürücü bakteriyel bir hastalıktır. Etkeni Yersinia ruckeri olup Enterobacteriaceae familyasındandır. Gram-negatif, hareketli (22 °C'de peritrik flagellalı), sporsuz ve kapsülsüz bir basildir.
Hastalık Enteric Red Mouth (ERM) veya Hagerman Red Mouth Disease olarak da bilinir. Ilk kez 1950'de ABD'de görülmüş, ülkemizde 1990'da saptanmıştır. Suyu, dışkıyı ve su samuru, martı, ördek gibi vektörleri rezerve eden taşıyıcı balıklar (portörler) hastalığın yayılmasında kilit rol oynar. 15-18 °C sıcaklıkta şiddetlenir.
Klinik olarak uyuşukluk, ağız çevresinde ve yüzgeç tabanlarında kızıl lekeler, ekzoftalmus ve körlük görülür. Nekropside dalak ve böbrek büyümesi, bağırsaklarda sarımtırak sıvı ve kanın geç pıhtılaşması saptanır. Tedavide sulfamerazin, oksitetrasiklin gibi antibiyotikler kullanılır; en etkili koruma yöntemi ise 3 gramdan büyük balıklara uygulanan immersiyon aşısıdır.
Bakteriyel Böbrek Hastalığı (BKD), Renibacterium salmoninarum adlı Gram-pozitif, pleomorfik, hücre içi bir basilin neden olduğu kronik ve sistemik bir salmonid hastalığıdır. Sonbahar ve kış aylarında artar. Solungaçlarda solgunluk, ekzoftalmus, irinli kabarcıklar ve böbreklerde beyaz tüberkül miliyer nodüllerle karakterizedir. Hücre içi yerleştiği ve antibiyotiklere direnç kazandığı için tedavisi çok zordur; damızlıklara sertifikasyon uygulanması şarttır.
Kerevit vebası ise Aphanomyces astaci adlı mantarın neden olduğu, tatlı su kerevitlerinde %100 mortalite yaratan akut ve kronik bir enfeksiyondur. Mantar kütiküla melanin birikimine, sinir sistemini tahrip ederek motor koordinasyon bozukluğuna ve bacakların felç olmasına yol açar. Kesin tedavisi olmayıp, kontamine malzemelerin dezenfekte edilmesi ve hasta kerevitlerin nakledilmemesi gereklidir.