← Ünite 10

Ünite 10: 10 Ruminantların Beslenmesi — Konu Anlatımı

1Ruminant Beslenmesinin Temelleri ve Rumenin Yapısı

Ruminantlar, yani geviş getiren hayvanlar, mideleri dört farklı bölümden oluşan özel sindirim sistemine sahip canlılardır. Bu bölümlerin ilki ve en önemlisi rumen yani işkembe adı verilen kısımdır. Rumen içerisinde yüksek konsantrasyonda bakteri, protozoa ve mantar gibi mikroorganizmalar bulunur; aslında bu hayvanlar doğrudan yedikleri yemlerden ziyade bu mikroorganizmaların beslenmesiyle ve üremesiyle beslenirler.

Rumendeki bu mikroplar, yem ile alınan besin maddelerini parçalayarak çoğalırlar ve daha sonra bezli midede sindirilerek hayvan tarafından değerlendirilirler. Bu mikroplar, hayvanın kendi bünyesinde sentezleyemediği selülaz gibi sindirim enzimleri salgılayarak bitkisel hücre duvarlarındaki enerjiden yararlanılmasını sağlarlar. Dolayısıyla, bu mikroplar ne kadar iyi beslenirse, ruminant hayvanın besin madde ihtiyacı da o oranda karşılanmış olur.

Ön lisans düzeyindeki bu besleme dersinin temel teorik dayanağını bu rumen mikroorganizmalarının fizyolojisi oluşturmaktadır. Hayvanın sağlıklı bir şekilde gelişim sürdürebilmesi ve ekonomik verim verebilmesi için öncelikle bu mikrobiyal ekosistemin gereksinimlerinin eksiksiz karşılanması şarttır.

2Süt İneklerinde Yem ve Kuru Madde Tüketimi

Süt ineklerinin beslenmesinde ilk ve en kritik aşama, hayvanın günlük ne kadar yem tüketmesi gerektiğinin hesaplanmasıdır. Yem tüketimi pratikte kuru madde olarak ifade edilir ve Kuru Madde Tüketimi (KMT) formülü şu şekilde hesaplanır: KMT = CA / 100 + 5 + SV x 0.3 (Burada CA canlı ağırlığı, SV ise süt verimini ifade eder).

Örneğin, 500 kg canlı ağırlığa sahip ve günde 30 litre süt veren bir ineğin günlük tüketmesi gereken kuru madde miktarı bu formül yardımıyla yaklaşık 19 kg KM/gün olarak bulunur. Bu hesaplama, rasyonun dengelenmesi ve hayvanın aç ya da aşırı beslenmesinin önlenmesi adına hayati önem taşır.

Süt verimi hesaplamalarında kaliteyi standartlaştırmak amacıyla 'Normal Süt Verimi' (NSV) kavramı kullanılır. Bir kural olarak %4 yağ içeren süt normal süt kabul edilir ve farklı yağ oranına sahip sütler şu formülle düzeltilir: NSV = SV x (0,4 + 0,15 x f). Bu sayede farklı yağ oranlarındaki süt verimleri ortak bir paydada karşılaştırılarak enerji ve besin madde ihtiyaçları doğru bir şekilde hesaplanabilir.

3Süt İneklerinin Enerji ve Protein İhtiyaçları

Süt ineklerinde besin madde ihtiyacı ana olarak yaşama payı ve süt verimi olmak üzere iki farklı kalemde hesaplanır; buna ek olarak canlı ağırlık artışı veya azalışı (CAD) durumu da hesaba katılır. Enerji ihtiyacı Metabolize Olabilir Enerji (ME) cinsinden MJ/gün olarak ifade edilir ve toplam ME, yaşama payı, süt verimi ve canlı ağırlık değişim enerjilerinin toplamından oluşur.

Yaşama payı enerji ihtiyacı '8,3 + 0,091 x Canlı Ağırlık' formülüyle, süt verimi enerji ihtiyacı ise '5,3 x Normal Süt Verimi (NSV)' formülüyle hesaplanır. Doğum sonrası haftalara bağlı olarak hayvanın canlı ağırlık değişimi (CAD) tablolardan takip edilerek enerji hesaplamasına pozitif veya negatif olarak dahil edilir.

Protein ihtiyacı ise ham veya sindirilebilir ham protein (SHP) cinsinden değerlendirilir ve SHP hesabı 'CA / 2 + 100 + 60 x NSV' formülüyle gerçekleştirilir. Örneğin, 500 kg CA'da %3 yağlı 30 litre süt veren bir ineğin günlük sindirilebilir ham protein ihtiyacı 1880 gram/gün olarak hesaplanmaktadır.

4Rasyon Formülasyonu ve Yemlerin Maksimum Kullanım Düzeyleri

Hayvanın günlük enerji ve protein ihtiyaçları belirlendikten sonra, bu ihtiyaçların ne kadarının kaba yemden, ne kadarının ise konsantre yemden karşılanacağı planlanmalıdır. Süt ineklerinde kaba yem kuru madde tüketimi genellikle canlı ağırlığın %1-2'si kadar olmalıdır; örneğin 500 kg'lık bir inek günde yaklaşık 5 ile 10 kg arası kaba yem tüketmelidir.

İneklerin günlük tüketebileceği toplam yem miktarının yanı sıra, rasyonda yer alan her bir ham maddeyi maksimum ne kadar tüketebileceklerini bilmek de zorunludur. Aksi takdirde, rasyon teorik olarak doğru formüle edilse bile hayvan bu ham maddeyi fiziksel olarak tüketmeyebilir ve beklenen verim alınamaz.

Ruminant yemlerinin maksimum kullanım düzeyleri tablolarda türlere göre ayrılmıştır. Örneğin süt ineklerine patates 10-20 kg/gün, yaş pancar posası 20-25 kg/gün, melas 1-1.5 kg/gün, arpa ise maksimum 7 kg/gün düzeyinde verilebilirken; bu sınırların aşılması sindirim sisteminde metabolik bozukluklara yol açabilir.

5Besi Sığırcılığı ve Buzağı Beslenmesinin Esasları

Et üretimi amacıyla, her yaş ve cinsiyetteki hayvana besi yerinde daha fazla konsantre yem verilerek canlı ağırlık kazandırılması işlemine besi denir. Amaç, tüketicinin talep ettiği kalitede; yumuşak, lifsiz, iyi olgunlaşmış, kırmızı renkli ve beyaz-sarı yağ tabakasıyla kaplı et elde etmektir. Besiye genellikle 4 aylıkken ve 150 kg civarındayken başlanır.

Yeni doğan buzağıların rumeni henüz tam gelişmemiştir, bu nedenle ilk 3-4 ay boyunca tek mideli (monogastrik) bir hayvan gibi sindirim yaparlar. Doğumdan 3-4 saat sonra annelerini emerek yüksek antikor içeren kolostrum (ağız sütü) almalıdırlar; bu ilk savunma proteini buzağıyı hastalıklardan korur. Buzağı günde 6-7 litre kolostrum tüketmelidir.

Buzağılar sütten kesilene kadar tam yağlı süt (günde 15-20 litre) veya sütün pahalı olduğu dönemlerde %22-25 ham protein içeren süt ikame yemleri ile beslenirler. Doğumdan hemen sonra taze su önüne konulmalı, 4 haftalıkken kaliteli kaba yem verilmeye başlanmalı ve 12 haftalık olduğunda rumeni tamamen gelişerek gerçek bir ruminant gibi beslenmeye geçmelidir.

6Besilik Hayvan Seçiminde Dikkat Edilecek Kriterler

Et ve besi işletmelerinde karlı bir üretim yapabilmek için beside kullanılacak hayvanların seçimi son derece titizlikle yapılmalıdır. Seçimde dikkat edilen ilk kriter yaştır; genç hayvanlar daha yüksek gelişme kapasitesine sahip oldukları için her zaman önceliklidir.

Irk, tip ve cinsiyet seçimi de verimliliği doğrudan etkiler. Hızlı gelişen etçi ırklar tercih edilir ve erkek hayvanlar dişilere göre daha hızlı büyüyüp daha fazla kas kütlesi (et) tuttuğu için besi sığırcılığında erkekler öncelikli olarak seçilir.

Kondisyon ve orijin açısından ise kötü kondisyon skoruna sahip hayvanlar tercih edilir; çünkü bu hayvanlarda 'kompensatory' yani fark kapatıcı büyüme hızı çok daha yüksektir ve bu hayvanlar genellikle daha ucuza temin edilebilir. Ayrıca lokal ırklar, bölgedeki hastalıklara ve coğrafi koşullara daha dirençli oldukları için avantaj sağlar.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250