← Ünite 5

Ünite 5: Türk Hukukunda Radyo ve Televizyon Rejimi — Konu Anlatımı

1Türk Hukukunda Radyo ve Televizyon Rejiminin Temelleri ve Yasal Çerçevesi

Türk hukuk sisteminde radyo ve televizyon yayınları, Anayasa'da güvence altına alınmış olan “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” temelinde yükselmektedir. 1990'lı yılların başlarına kadar Türkiye'de sadece devlet eliyle (TRT aracılığıyla) yürütülen yayıncılık faaliyetleri, bu tarihten itibaren özel radyo ve televizyonların açılmasıyla çoğulcu bir yapıya bürünmüştür. Bu durum, radyo ve televizyon rejiminin kapsamlı yasal düzenlemelerle denetlenmesini zorunlu kılmıştır. Günümüzde bu alan, basından farklı olarak yürütme organı ve idarenin aktif denetimine tabi tutulan özel normatif metinlerle yönetilmektedir.

Özel radyo ve televizyon yayıncılığının temel yasal dayanağını 6112 sayılı “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun” oluşturur. Devlet eliyle yürütülen kamu yayıncılığı ise 2954 sayılı “Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu” hükümlerine dayanmaktadır. Bu iki temel kanun ve bunlara bağlı çıkarılan ikincil mevzuat (yönetmelikler), Türkiye'deki medya düzeninin ana iskeletini meydana getirir. İlerleyen konularda yayıncılık ilkeleri, düzeltme ve cevap hakkı ile hukuki ve cezai sorumluluklar detaylıca ele alınacaktır.

Basın rejiminden farklı olarak radyo ve televizyon rejiminin idare tarafından sıkı denetime tabi tutulmasının temel sebebi, sınırlı frekans kaynaklarının verimli kullanımı ve kamu yararının gözetilmesidir. 6112 sayılı Kanun; yayın hizmetlerinin düzenlenmesi, denetlenmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün güvence altına alınması, medya hizmet sağlayıcılarının mali, idari ve teknik yükümlülükleri ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) yapısını ve görevlerini ayrıntılı bir biçimde amir hükümlere bağlamıştır.

26112 Sayılı Kanun'un Kapsamı ve Yargı Yetkisi (Medya Hizmet Sağlayıcılarda Yerleşiklik)

6112 sayılı Kanun'un kapsamı oldukça geniş tutulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin yargı yetkisi altında, her türlü teknik, usul ve araçla (elektromanyetik dalgalar veya diğer yollarla) yapılan radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri bu kanuna tabidir. Kanunun uygulanmasında bir medya hizmet sağlayıcının Türkiye'de yerleşik kabul edilmesi için şirket merkezinin Türkiye'de bulunması ve yayın hizmetlerine ilişkin editoryal kararların Türkiye sınırları içinde alınıyor olması şartı aranmaktadır.

Şirket merkezi ile editoryal kararların farklı ülkelerde bulunması durumunda ise Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi hükümleri devreye girmektedir. Eğer kararlar ve merkez sözleşmeye taraf başka ülkelerde bulunuyorsa, işgücünün önemli bir kısmının bulunduğu ülke esas alınır. İşgücünün yoğunluğunun tespit edilemediği durumlarda şirket merkezinin bulunduğu yer, orada da belirlenemezse faaliyete Türkiye'de daha önce başlamış ve Türkiye ekonomisi ile etkili bağı bulunan kuruluşlar Türkiye'de yerleşik sayılır.

İstisnai durumlarda, yukarıdaki kriterlerin uygulanamadığı hallerde Türkiye sınırları içinde konuşlandırılmış uydu bağlantısını kullananlar veya bu bağlantıyı kullanmasa bile Türkiye'ye ait uydular üzerinde kapasite kullananlar Türkiye'nin yargı yetkisi altında kabul edilir. Ayrıca, 2017/2018 yıllarında yapılan yasal değişikliklerle, Türkiye'ye ait uydular üzerinden Türkçe yayın yapan veya Türkçe olmasa bile Türkiye'ye yönelik ticari iletişim yayınlarına yer veren kuruluşlar da doğrudan Türkiye'nin yargı yetkisine tabi kılınmış ve Üst Kuruldan lisans alma zorunluluğu getirilmiştir.

3Yayın Türleri ve Temel Tanımlar

6112 sayılı Kanun'un 3. maddesi, radyo ve televizyon hukukunda kullanılan kavramları net bir şekilde tanımlamıştır. Bu bağlamda ulusal yayın, ülke nüfusunun asgari yüzde yetmişine ve Üst Kurulca belirlenen yerleşim yerlerine karasal ortamdan ulaştırılan yayınları ifade eder. Bölgesel yayın, bir coğrafi bölge içindeki illerin toplam nüfusunun en az yüzde yetmişine ve Üst Kurulca seçilen illere ulaştırılan yayınken; yerel yayın en fazla bir ilin sınırları içine karasal ortamdan iletilen yayın hizmetidir.

Yayın içeriklerine ve iletim biçimlerine göre de çeşitli tanımlar yapılmıştır. Tematik yayın, günlük yayın süresinin en az yüzde yetmişini haber, belgesel, eğitim, spor, sinema gibi belli bir türe veya özel bir izleyici kitlesine ayıran yayınları kapsar. Yeniden iletim ise bir medya hizmet sağlayıcı tarafından sunulan yayın hizmetinin bütününün veya büyük bir bölümünün, teknik araç ne olursa olsun alınması ve eş zamanlı olarak değişiklik yapılmadan iletilmesidir.

Ticari iletişim; reklam, program desteklemesi, tele-alışveriş ve ürün yerleştirmeyi içine alan, ekonomik faaliyette bulunan kişilerin ürün veya imajını tanıtmak amacıyla tasarlanan sesli veya sessiz görüntülerdir. Gizli ticari iletişim ise reklam kuşakları dışında, reklam yapıldığına dair ses veya görüntü olmaksızın mal ve hizmetlerin bilinçli olarak tanıtılması olup yasaklanmıştır. Editoryal sorumluluk ise programların içerik ve seçiminde, yayın akış çizelgesi veya katalog oluşturulmasında kontrol yetkisine sahip olmayı ifade eder.

4Yayın Esasları: Yeniden İletim, Yayın Dili ve Bağımsızlık

Kanunun ikinci bölümünde yer alan genel esaslara göre, yayın hizmetlerinin alımı ve yeniden iletimi temel olarak serbesttir. Bu serbestlik ancak Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler çerçevesinde sınırlandırılabilir. Bir medya hizmet sağlayıcının aynı yayın hizmetini uydu, kablo ve karasal gibi farklı ortamlardan değişiklik yapmaksızın eş zamanlı iletmesi hukuken 'yeniden iletim' olarak kabul edilmez.

Yayın dilinin Türkçe olması esastır; ancak kanuni düzenlemeler çerçevesinde Türkçe dışındaki farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılabilmesine imkan tanınmıştır. Bu tür yayınların seçilen dilin kurallarına uygun olması zorunludur ve usulü Üst Kurul yönetmelikleriyle belirlenir. Medya hizmet sağlayıcıların bağımsızlığı açısından, yayın içeriklerine önceden müdahale edilemez ve önceden denetlenemez kuralı mevcuttur; ancak kanuni düzenlemeler bu müdahale yasağının istisnasını oluşturur.

Medya hizmet sağlayıcılar, yayınların kendilerinin veya üçüncü dereceye kadar hısımlarının haksız çıkarları doğrultusunda kullanılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Ayrıca yayımlanan tüm içerikten, ticari iletişimden ve üçüncü şahıslar tarafından üretilen programlardan tamamen medya hizmet sağlayıcı sorumludur. Kuruluşlar, künye, iletişim, KEP adreslerini ve izleyici temsilcisinin bilgilerini RTÜK'e bildirmek ve internet sitelerinde ilan etmek zorundadır.

5Olağanüstü Dönemlerde Yayınlar ve Kısıtlamalar

Savaşlar, terör saldırıları, doğal afetler ve benzeri olağanüstü kriz zamanlarında da ifade ve haber alma özgürlüğü temel esastır. Bu dönemlerde de yayın hizmetleri önceden denetlenemez ve yargı kararları saklı kalmak kaydıyla durdurulamaz. Ancak milli güvenliğin açıkça gerekli kıldığı hallerde veya kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasının kuvvetle muhtemel olduğu durumlarda, Cumhurbaşkanı veya görevlendireceği Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan geçici yayın yasağı getirme yetkisine sahiptir.

Olağanüstü hallerde medya hizmet sağlayıcılar; Cumhurbaşkanının milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık ve genel ahlak gerekleriyle ilgili bildirilerini, bildirinin ulaştığı gün saat 23:30'a kadar yayınlamakla yükümlüdür. Bu madde uyarınca alınacak kararlara karşı açılacak iptal iptal davaları doğrudan Danıştay'da görülür. Danıştay bu davalara öncelik verir ve yürütmeyi durdurma taleplerini 48 saat içinde karara bağlar.

Yayın yasağı ve kısıtlamalarına aykırı yayın yapılması durumunda, RTÜK tarafından medya hizmet sağlayıcı kuruluşun programlarının yayını bir gün durdurulur. Bir yıl içinde bu aykırılığın tekrarı halinde yayınlar beş güne kadar, ikinci kez tekrarında on beş güne kadar durdurulur; üçüncü kez tekrarlanması durumunda ise yayın lisansının iptaline karar verilir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250