← Ünite 1

Ünite 1: İnternet Kullanım Oranları ve İnternetin Kullanılma Amacı — Konu Anlatımı

1İnternetin Tanımı ve Tarihsel Gelişimi

İnternet kelimesi, Latince kökenli 'inter' (arasında) ve 'net' (ağ) sözcüklerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir ve Türkçe'ye 'ağlar arası ağ' veya 'bilgisayar ağlarının ağı' olarak çevrilmektedir. İnsanların üretilen bilgiyi saklama, paylaşma ve ona kolayca ulaşma istekleri neticesinde doğan bu teknoloji, bugün en önemli dijital ortam ve küresel birleşim alanı olarak kabul edilmektedir.

Tarihsel süreçte ilk sayısal bilgisayar olan ENIAC (Electrical Numerical Integrator And Calculator) 1946 yılında askeri amaçlarla geliştirilmiştir. Bilgisayarların ilk kez birbirleriyle iletişim kurması (konuşması) ise 1965 yılında gerçekleşmiş, Türkiye'deki ilk internet bağlantısı ise 1993 yılında ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) üzerinden gerçekleştirilmiştir.

Zaman ve mekân algısını kökten değiştiren internet; bilginin dolaşımındaki coğrafi engelleri, zaman kısıtlılıklarını ve güvenlik sorunlarını azaltmış ya da tamamen ortadan kaldırmıştır. Mumay'a göre internet bir bilgi denizine veya devasa bir kütüphaneye benzetilirken, Gorman ve McLean gibi yazarlar onun hem bireysel iletişimde ekonomik bir araç hem de medya kuruluşları için radyo, gazete ve televizyonun yerini alan yeni bir mecra olduğunu vurgulamaktadır.

2Teknolojik Altyapı ve Melez (Hybrid) Yapı

İnternet temelde iki teknolojik unsura dayanmaktadır: Bunlardan birincisi bilgisayarlar arasındaki ağ altyapısı, ikincisi ise metin, müzik ve veri gibi içeriklerin dijitalleştirilmesidir. Başlangıçta ağırlıklı olarak yazılı metinlerin paylaşıldığı internet siteleri, teknik altyapının gelişmesiyle birlikte fotoğraf, video, radyo yayını, televizyon izleme ve görüntülü telefon görüşmesi gibi zengin imkanlar sunar hale gelmiştir.

Yazının yanı sıra resim, animasyon, ses ve video unsurlarını bünyesinde barındırması nedeniyle internet 'melez bir araç' (hybrid medium) olarak nitelendirilmektedir. December ise bu yapıyı 'internet tabanlı, bilgisayarla aracılanmış iletişim' kavramıyla tanımlamaktadır. Gelişen altyapı sayesinde kullanıcılar sadece bilgiye ulaşmakla kalmamakta, aynı zamanda interaktif bir biçimde olaylara katılabilmektedir.

Bilgi teknolojilerinin sunduğu bu imkanlar, ev ve iş yerlerine kadar giren, bütün evreni saran ve parmak ucuyla dokunulabilecek kadar yakın olan 'siberuzay' kavramını doğurmuştur. Siberuzay, insanoğluna dünyanın herhangi bir yerindeki veriye saniyeler içinde ulaşma özgürlüğü tanımakta ve geleneksel iletişim biçimlerini ortadan kaldırmasa da mevcut toplumsal alışkanlıkları ve sosyal ağları güçlendirmektedir.

3İnternet ve Yeni İletişim Teknolojilerinin Kullanım Oranları

Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından yayımlanan 'Measuring the Information Society Report' verilerine göre, dünyadaki internet kullanıcı sayısı 2005 yılında 1 milyar civarındayken, 2010'da 2 milyara, 2015'te 3,15 milyara yükselmiş ve 2017 yılı itibarıyla 3,5 milyarı aşarak küresel nüfusun yüzde 48'ine ulaşmıştır.

ITU raporunda öne çıkan üç temel eğilim; iletişim hizmetlerindeki uzun vadeli yükseliş, genişbant büyümesi ve mobil teknolojilerin giderek yaygınlaşmasıdır. Bilgi ve İletişim Teknolojileri Gelişme İndeksi (ICT Development Index) 176 ülkeyi sıralamakta olup, listenin ilk sıralarında İzlanda, Kore ve İsviçre gibi ülkeler yer alırken, Türkiye 67. sırada kendine yer bulmuştur.

Küresel ölçekte cinsiyet uçurumuna bakıldığında, internet kullanan kadınların oranının %44,9, erkeklerin ise %50,9 olduğu görülmektedir. Bu cinsiyet temelli uçurum en fazla gelişmekte olan ülkelerde (%7,2) görülürken, gelişmiş ülkelerde en düşük seviyededir (%2,3).

4TÜİK Verileriyle Türkiye'de Bilgisayar ve İnternet Kullanımı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yürütülen hanehalkı ve girişimlerde bilişim teknolojileri kullanım araştırmaları, ülkemizdeki dijital dönüşümü ve kullanım alışkanlıklarını düzenli olarak izlemektedir. 2017 yılı verilerine göre Türkiye'deki hanelerin %80,7'sinde internet erişim imkanı bulunurken, girişimlerde bilgisayar kullanımı %97,2, internet erişimi ise %95,9 seviyesine ulaşmıştır.

Yaş gruplarına göre incelendiğinde, yaş ilerledikçe bilgisayar ve internet kullanım oranının azaldığı görülmektedir. 2018 yılı verilerine göre 16-24 yaş grubu %90,7 ile en yüksek internet kullanım oranına sahipken, 65-74 yaş grubu %17 ile en az kullanan gruptur. Benzer şekilde, eğitim seviyesi yükseldikçe kullanım oranlarının arttığı; yüksekokul veya fakülte mezunlarının %97,7 ile zirvede yer aldığı tespit edilmiştir.

Hanelerde bulunan bilişim teknolojileri incelendiğinde, %98,7 oranla cep telefonlarının ilk sırada olduğu, bunu sırasıyla internete bağlanabilen TV (Smart TV) ve bilgisayarların izlediği, buna karşılık sabit telefon, masaüstü bilgisayar ve DVD oynatıcı gibi geleneksel araçların sahiplik oranlarının azaldığı gözlenmektedir.

5İnternetin Kullanılma Amaçlarındaki Değişim

TÜİK verilerine göre yıllar içinde bireylerin interneti kullanım amaçları köklü bir değişim geçirmiştir. 2004 yılında internet en çok mesaj gönderme/alma (%68,8), oyun/müzik indirme (%62,7) ve gazete/dergi okuma (%61,5) amacıyla kullanılırken, zamanla bu öncelikler evrilmiştir.

2013 ve 2014 yıllarında online haber okuma, sosyal gruplara katılma (Facebook, Twitter vb.) ve bilgi arama faaliyetleri ilk sıralara yerleşmiştir. 2018 yılına gelindiğinde ise internet kullanımında sosyal medya profili oluşturma ve içerik paylaşma (%84,1), paylaşım sitelerinden video izleme (%78,1) ve internet üzerinden telefon/video görüşmesi (%69,5) en baskın kullanım amaçları olmuştur.

Ayrıca sağlıkla ilgili bilgi arama (%68,8), mal ve hizmetler hakkında bilgi arama (%67,8) ve doktor randevusu alma gibi kamusal/özel hizmetlerin internet üzerinden yürütülmesi oranlarının da ciddi oranda arttığı istatistiklere yansımıştır.

6Sayısal Uçurum (Digital Gap) ve Boyutları

Sayısal uçurum (Digital Gap), coğrafi bölgeler ile sosyo-ekonomik koşullar bakımından farklılık gösteren bireyler ve ticari işletmelerin bilgi ve iletişim teknolojilerine (ICT) erişim imkanlarındaki adaletsizliği ifade eder. Bilginin metalaşmasıyla birlikte, ileri teknolojiye sahip gelişmiş ülkeler süreci yönlendirirken, az gelişmiş ülkeler sadece birer pazar konumunda kalmaktadır.

Manuel Castells ve diğer düşünürlere göre internete bağlı olmamak, modern toplumun dışında kalmak ve dışlanmak anlamına gelmektedir. Bu durum 'enformasyon zenginleri' ile 'enformasyon yoksulları' şeklinde iki parçalı bir toplum yapısı yaratma tehlikesi taşımaktadır. Bireyler arasındaki fakir-zengin, eğitimli-eğitimsiz, kadın-erkek ve yaşlı-genç uçurumları teknolojinin kullanımıyla daha da belirginleşmektedir.

Sayısal uçurum temel olarak üç gösterge üzerinden incelenmektedir: 1) Erişim (donanım, yazılım ve internet altyapısına sahip olabilme), 2) Kullanım (bireylerin belirli bir BİT bilgi ve becerisine sahip olması), 3) BİT okuryazarlığı (bilgiyi arama, seçme, işleme ve doğru kaynakları bulabilme yeteneği). Bu göstergelerdeki eşitsizlikler yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyi gibi demografik faktörlerden kaynaklanmaktadır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250