← Ünite 12

Ünite 12: 12. Yeni Medya Belgeseli Film Örnekleri — Konu Anlatımı

1Giriş ve Yeni Medya Belgeseli İnceleme Kriterleri

Yeni medya belgeselleri veya diğer adıyla interaktif belgesel filmler, geleneksel belgesel sinemanın sınırlarını aşarak izleyiciye aktif bir rol sunan dijital çağın yeni anlatı formlarıdır. Bu alandaki gelişmelerin ve dönüşümlerin somut olarak anlaşılabilmesi için 2010-2015 yılları arasında üretilmiş, sosyal mesele, sosyal portre, göçmenlik ve güncel konuları içeren yapımlar incelenmektedir. Bu yapımlar, dünyanın en prestijli belgesel film arşivlerinden biri kabul edilen IDFA (International Documentary Film Festival Amsterdam) Doc Lab veri tabanından taranarak seçilmiştir.

Geleneksel belgesel film ile yeni medya belgeseli arasındaki farkların belirlenmesinde Arneson, Mine Gencel Bek, Ersan Ocak, Mark Johnstone, John Corner ve Jane Chapman gibi önemli araştırmacıların tespitlerinden yararlanılmıştır. Bu doğrultuda belgeselleri analiz etmek amacıyla yapısal ve kullanım özellikleri olmak üzere iki temel kategoride değişken kodlamaları yapılmıştır. Yapısal özellikler; üst ses kullanımı, anlatıcı varlığı, görüntü sırasının değiştirilebilirliği, anlatımın açıklığı/kapalılığı, doğrusallık, tasarımda yeni deneyimler ve melez yapı gibi unsurları içerirken; kullanım özellikleri ise izleyici müdahalesi, etkileşim, çoklu yüzey, kolay ulaşılabilirlik ve dağıtım kanallarının çeşitliliğini kapsamaktadır.

Geleneksel belgesellerde yoğun olarak karşımıza çıkan üst ses (voice-over) ve yönlendirici anlatıcı (narrator) kullanımı, yeni medya belgesellerinde neredeyse tamamen terk edilmiştir. Geleneksel yapımların kapalı uçlu ve doğrusal (linear) anlatım modeline karşılık, yeni medya belgesellerinde açık uçlu ve doğrusal olmayan (non-linear) bir anlatım modeli benimsenmiştir. Bu model sayesinde izleyici, sunulan veriler ve yaşam öyküleri arasından kendi yolunu çizerek olaylar hakkında bağımsız bir senteze ulaşma fırsatı elde eder.

2DIY Manifesto ve Holy Mountain Belgesellerinin Analizi

Yönetmenliğini Hélène Bienvenu ve Nora Mandray'in üstlendiği DIY Manifesto, 2014 yılında Berlinale Culinary Cinema ve Sheffield Doc Fest gibi saygın festivallerde gösterilmiş önemli bir interaktif belgesel örneğidir. Yapım, kendi hayatlarını kendi kurallarına göre kuran ve yön veren insanların öykülerini konu edinir. Belgeselde üst ses veya anlatıcı bulunmaz; karakterler kendi hikayelerini doğrudan kendileri aktarır. İzleyici, film parçalarını istediği sırayla izleyebilmektedir. Her ne kadar parçalar Film I, Film II şeklinde numaralandırılmış olsa da doğrusal olmayan bir yapı kurulmuştur. Proje, Twitter hesabı, makaleler ve fotoğraflarla desteklenen, geliştirilmeye açık bir 'web-doc' çalışmasıdır.

Holy Mountain ise Hélène de Billy ve Gilbert Duclos tarafından yönetilen bir Kanada Ulusal Film Birliği (NFB) yapımıdır. Montreal şehrindeki Mount Royal tepesini merkezine alan belgesel, bu kutsal tepe çevresindeki insan ilişkilerini betimler. Yapım, 2010 yılından itibaren her on günde bir yeni video, fotoğraf ve ses eklemeleriyle güncellenen 'yaşayan' bir proje olarak tasarlanmıştır. Teknik açıdan 360 derece dönebilen üç boyutlu bir dağ tasarımı sunarak izleyiciye benzersiz bir gezinti deneyimi yaşatır.

Holy Mountain'da Saint Joseph's Oratory, Beaver Lake ve Cemeteries gibi farklı coğrafi ve kültürel bölümler yer alır. Her bölüm kendi içinde bağımsız birer belgesel niteliğindedir. Yapım, arşiv görüntüleri, üç boyutlu tasarımlar, röportajlar ve kurmaca bölümleri bir araya getiren melez bir yapıya sahiptir. En dikkat çekici özelliklerinden biri, izleyicilerin kendi hikayelerini, portrelerini ve fotoğraflarını sisteme doğrudan yükleyebilmelerine izin vererek en üst düzeyde etkileşim ve izleyici müdahalesi sağlamasıdır.

3Africa to Australia ve The Big Issue: Obesity Belgesellerinin Analizi

Yönetmenliğini Paola Morabito'nun yaptığı Africa to Australia, Avustralya SBS yapımı bir interaktif belgeseldir. Afrika kıtasından Avustralya'ya göç etmek zorunda kalan insanların yaşam mücadelelerini ve kimlik arayışlarını konu alır. Yapısal olarak 'Do I Really Belong Here?', 'Strong Identity' ve 'A Resistance to Hate' gibi tematik bölümlerden oluşur. Üst ses ve anlatıcının bulunmadığı bu yapımda, izleyiciler 'Next Story' veya 'Previous Story' butonlarını kullanarak ya da tüm öykülerin listelendiği menüden seçim yaparak doğrusal olmayan bir şekilde gezinebilirler.

Belgesel, göç gibi karmaşık tarihsel ve toplumsal olguları aktarmak için röportajlar ve gerçek görüntülerin yanı sıra animasyonlardan da yararlanarak melez bir yapı sunar. Çoklu yüzey özelliği sayesinde izleyiciler, belgesel parçalarını izlerken aynı zamanda konuyla ilgili makalelere, fotoğraflara ve Afrika ülkelerine dair genel bilgilerin yer aldığı bağlantılara ulaşabilirler. İzleyiciler ayrıca sosyal medya kanalları üzerinden film ekibiyle doğrudan etkileşime geçebilmektedir.

The Big Issue: Obesity ise Samuel Bollendorff ve Olivia Colo tarafından yönetilen, küresel bir sorun haline gelen obeziteyi ele alan 2009 yapımı bir çalışmadır. Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Kanada ve Belçika'daki obezite hastalarının yaşamlarını inceler. Bu yapım, Sheffield Doc/Fest ve Prix Europa gibi organizasyonlardan yenilikçi medya alanında özel ödüller kazanmıştır. Belgeselde üst ses olmasa da ekranın sol üst köşesinde beliren bilgi verici yazılar anlatıcı rolünü üstlenir. Diğer örneklerden farklı olarak, röportajlar açık uçlu olsa da genel yapı itibarıyla izleyiciyi sorular ve cevaplar üzerinden yönlendiren daha kapalı uçlu ve didaktik bir kurgu tercih edilmiştir.

4The Sticking Place ve Planet Galata Belgesellerinin Analizi

Josephine Anderson ve Brittany Baxter'ın yönettiği The Sticking Place, Kanadalı serbest güreşçi Leah Callahan'ın hayatını ve spor kariyerini konu alan, NFB destekli bir interaktif belgeseldir. İzleyici 'Start Journey' butonuyla süreci başlatır. Arayüzde 'The Process', 'Greatest Strength' ve 'Remaining Steadfast' gibi üç ana pencere ile 'Dream Map' gibi yan pencereler bulunur. Bu pencereler arasında serbestçe geçiş yapılabilir. Yapım; animasyon, arşiv görüntüsü, fotoğraf ve canlandırmaları bir arada kullanarak zengin bir melez yapı sunar. 'Dream Map' linki sayesinde izleyiciler kendi hayallerini anlatan videoları sisteme yükleyerek projeye katkıda bulunabilirler.

Planet Galata ise Florian Thalhofer ve Berke Baş tarafından yönetilen, İstanbul'daki tarihi Galata Köprüsü ve çevresinde yaşayan, çalışan insanların öykülerini aktaran bir yapımdır. Belgesel, Florian Thalhofer'in kendi geliştirdiği doğrusal olmayan (non-linear) Korsakow yazılımı tekniğiyle oluşturulmuştur. Köprünün 360 derecelik panoramik görüntüsüyle açılan yapımda, yönetmenin kendi iç konuşmaları ve düşünceleri de izleyiciye eşlik eder.

Planet Galata'da 'Naive', '10 Square Metres' ve 'Dreams' gibi bölümler yer alır. İzleyici köprü üzerindeki karakterlerin yaşam öykülerini röportajlar aracılığıyla izlerken, Korsakow yazılımının algoritması sayesinde izledikçe yeni pencereler ve yeni belgesel parçaları tetiklenir. Bu durum izleyiciye sonsuz bir keşif ve gezinme imkanı sunar. Yapım melez bir yapı içermez; doğrudan gerçek röportajlar ve doğal görüntüler üzerine inşa edilmiştir.

5Yeni Medya Belgeselleri Üzerine Genel Değerlendirme ve Dönüşüm

İncelenen tüm interaktif belgesellerin ortak paydası, dijital teknolojilerin sunduğu veri tabanı mantığı (database logic) üzerine kurulmuş olmalarıdır. Bu yapımlarda geleneksel sinemanın tek yönlü iletişim modeli yıkılmış, yerine çoklu yüzeye sahip, izleyici etkileşimine ve müdahalesine açık yeni bir estetik form gelmiştir. Ancak bu dönüşüm belgesel sinema alanında hem iyimser hem de kötümser yaklaşımları beraberinde getirmektedir.

İyimser görüşe göre, yeni medya belgeselleri sıradan insanların seslerini duyurmalarına olanak tanımakta, anlatım olanaklarını genişletmekte ve yaratıcılığı artırmaktadır. Kötümser ve temkinli yaklaşan akademisyenler (örneğin Atabey ve Birchall) ise bu yeni formatların bilgisel ve sosyo-politik amaçları zayıflatabileceğini savunmaktadır. Drama, eğlence ve oyun ögelerinin ön plana çıkmasıyla belgeselin 'ciddi' ve 'güvenilir' imajının zedelenebileceği, türsel bir kayma yaşanabileceği endişesi taşınmaktadır.

Sonuç olarak, yeni medya belgeselleri geleneksel belgeselciliğin sonunu getirmemektedir; aksine iki form internet ve geleneksel ekranlarda bir arada var olmaya devam edecektir. Burada dikkat edilmesi gereken en kritik nokta, belgeselin özünü oluşturan 'belge' niteliğinin ve etik duruşun, teknolojik cazibeye ve oyunlaştırma süreçlerine kurban edilmemesidir. Belgeselciliğin geleceği, bu teknolojik imkanları etik ve estetik bir dengeyle kullanabilme becerisine bağlıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250