Dar anlamda bir faaliyet için gerekli mali olanakların sağlanması ve bu olanakların söz konusu faaliyete tahsis edilerek yönetilmesi sürecidir.
İşletmenin hangi yatırımları yapması gerektiğinin ve bu yatırımlar için ihtiyaç duyulan kaynakların nasıl tedarik edileceğinin belirlenmesi sürecidir.
İşletmenin ne miktarda ve hangi varlıklara (dönen veya duran varlıklar) yatırım yapacağının kararlaştırılması sürecidir.
Yatırımların gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan fonların hangi kaynaklardan, hangi vadelerle ve nasıl tedarik edileceğinin belirlenmesidir.
Bir işletmenin gelecekte sağlayacağı nakit veya gelir akışının, risk ve zaman faktörünü içeren bir iskonto oranıyla bugüne indirgenmiş toplam değeridir.
İşletmenin dönem sonu karını en yüksek düzeye çıkarmayı hedefleyen, ancak risk ve zamanlama faktörlerini dikkate almadığı için modern finans tarafından yetersiz bulunan geleneksel amaçtır.
Gelecekte elde edilecek karların veya nakit akışlarının kesin olmaması ve farklı olasılık dağılımları göstererek değişkenlik arz etmesi durumudur.
Bugün elde edilen bir miktar paranın, gelecekte elde edilecek aynı miktardaki paradan, yeniden yatırım olanakları ve tüketim tercihi nedeniyle daha değerli olması olgusudur.
İşletmenin geçmiş ve mevcut finansal durumunu inceleyerek, mali tablolardaki veriler ışığında işletmenin performansını ve gelişimini değerlendirme faaliyetidir.
İşletmenin gelecekteki olası finansal durumunu öngörmek amacıyla tahmini finansal tablolar ve bütçeler hazırlayarak gerekli önlemleri önceden alma sürecidir.
İşletmenin bir yıl veya daha kısa sürede nakde çevrilebilecek nakit, alacak ve stok gibi kısa vadeli varlıklarının etkin bir şekilde yönetilmesidir.
İşletmenin bir yıldan uzun sürede nakde dönüştürülmesi planlanan bina, makine ve teçhizat gibi uzun vadeli yatırımlarının planlanması ve yönetilmesidir.
İşletmenin varlıklarını finanse etmek için kullandığı yabancı kaynaklar (borçlar) ile öz kaynakların (sermaye) birbirine olan oranını ve bileşimini ifade eden kavramdır.
Muhasebe bilgi sisteminin dönem boyunca işleyip kayıt altına aldığı finansal verilerin, dönem sonlarında belirli standartlara göre özetlendiği raporlardır. İşletmenin finansal durumu ve faaliyet sonuçları hakkında bilgi verir.
Belirli bir tarihte, bir işletmenin sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların hangi kaynaklardan (borçlar ve öz sermaye) sağlandığını gösteren stok nitelikli finansal tablodur.
Herhangi bir dönemde elde edilen gelirlerle katlanılan giderleri düzenli bir şekilde gösteren ve dönem faaliyetlerinin net sonucunu kâr veya zarar olarak özetleyen akım nitelikli tablodur.
Belirli bir dönemde işletmenin nakit kaynaklarını, nakit kullanım yerlerini ve nakit ile nakit eşdeğeri varlıklarında meydana gelen değişimi nakit esasına göre özetleyen tablodur.
Nakit para ile işletmenin normal faaliyet dönemi veya en fazla bir yıl içinde nakde çevrilmesi, satılması veya tüketilmesi öngörülen varlıklar grubudur. Kasa, banka ve stoklar bu gruptadır.
İşletme faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla edinilen ve bir yıldan daha uzun süreyle kullanılması planlanan, hemen nakde çevrilmesi düşünülmeyen uzun vadeli varlıklardır.
İşletmenin üçüncü kişilere karşı olan ve belirli bir vadede geri ödenmesi gereken ekonomik yükümlülüklerini, yani kısa ve uzun vadeli borçlarını ifade eder.
İşletme sahiplerinin ya da ortaklarının işletme üzerindeki haklarını ifade eden, toplam varlıklardan toplam borçların düşülmesiyle bulunan net değerdir.
İşletmenin esas faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirdiği net satışlar ile bu satışları gerçekleştirmek için katlandığı satışların maliyeti arasındaki olumlu farktır.
Brüt kârdan, işletmenin esas faaliyetlerini yürütmek için katlandığı genel yönetim, pazarlama, satış, dağıtım ve araştırma-geliştirme giderlerinin düşülmesiyle bulunan kârdır.
İşletmenin kullandığı yabancı kaynaklar (borçlar) nedeniyle katlanmak zorunda olduğu faiz, kur farkları ve kredi komisyonları gibi giderlerin tamamıdır.
Gelir ve giderlerin nakit olarak tahsil edilip edilmediğine bakılmaksızın, ortaya çıktıkları (gerçekleştikleri) dönemde muhasebeleştirilmesini öngören temel muhasebe ilkesidir.
İşlemlerin sadece nakit girişi (tahsilat) veya nakit çıkışı (ödeme) gerçekleştiği anda finansal tablolara kaydedilmesini öngören muhasebe yaklaşımıdır.
Önemli bir değer değişikliği riski taşımayan, yüksek likiditeye sahip ve orijinal vadesi üç ay veya daha kısa süreli olan kısa vadeli finansal yatırımlardır.
Maddi duran varlıkların aşınma, yıpranma ve eskime paylarını ifade eden ve nakit çıkışı gerektirmeyen, ancak kârı azaltan dönem gideridir.
Finansal tablolarda yer alan ham bilgileri analiz ederek işletmenin faaliyet sonuçları ve finansal durumu hakkında bilgi sahibi olmaya yönelik yapılan analizlerdir. Örneğin, nominal net kâr rakamının tek başına incelenmesi yerine, bu kârın satışlara veya varlıklara oranlanarak işletmenin gerçek performansının ortaya çıkarılması bu analiz kapsamındadır.
Finansal tabloların karşılaştırmalı analizi olup, geçmiş hesap dönemlerine ilişkin finansal tablo kalemlerindeki değişikliklerin saptanması ve incelenmesidir. Örneğin, bir işletmenin 2013 yılındaki kasa mevcudunun 2012 yılına göre yüzde kaç artış veya azalış gösterdiğinin hesaplanması yatay analizdir.
Dikey analiz yöntemine göre bilanço toplamının 100 kabul edilerek her bir aktif ve pasif kalemin toplam içindeki oranının gösterilmesidir. Örneğin, 2.000 TL toplam aktife sahip bir bilançoda 500 TL değerindeki kasanın dikey yüzdesinin %25 olarak hesaplanması bu yönteme örnektir.
Dikey analiz yöntemine göre net satışların 100 kabul edilerek her bir gelir tablosu kaleminin net satışlara oranının gösterilmesidir. Örneğin, net satışları 1.500 TL olan bir işletmede 375 TL tutarındaki yönetim giderinin dikey yüzdesinin %25 olarak bulunmasıdır.
Finansal tablolarda yer alan ham rakamların birbirleri arasındaki ilişkiyi ifade eden ve nominal değerleri ortak bir bazda göreli hale getiren değerlerdir. Örneğin, net kârın satışlara oranlanmasıyla elde edilen kâr marjı, işletmenin her 100 TL'lik satıştan kaç TL kâr elde ettiğini gösteren göreli bir finansal orandır.
Dönen varlıkların kısa vadeli borçlara bölünmesiyle hesaplanan ve tüm dönen varlıkların kısa vadeli borçları karşılama gücünü gösteren likidite oranıdır. Bu oranın sonucunun 2 olması genel olarak yeterli ve arzu edilen bir düzey olarak kabul edilir.
Stoklar dahil edilmeksizin, dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynaklara oranını gösteren likidite ölçütüdür. Likiditesi yüksek olan kasa ve alacaklar ile kısa vadeli borçların karşılanma gücünü ölçen bu oranın 1 olması yeterli kabul edilir.
İşletmenin hazır değerlerinin (kasa, banka ve nakde eşdeğer varlıklar) kısa vadeli borçlarının ne kadarını karşılayabileceğini gösteren orandır. Bu oranın 0.20'nin altına düşmemesi istenirken, çok yüksek olması nakit planlamasının kötü yapıldığını gösterir.
Net satışların ortalama ticari alacaklara bölünmesiyle hesaplanan ve alacakların bir hesap döneminde kaç defa tahsil edildiğini ifade eden faaliyet oranıdır. Bu oranın yüksek olması, işletme sermayesinin alacaklara az bağlandığını ve tahsilatın etkin olduğunu gösterir.
Satışların maliyetinin ortalama stoklara bölünmesiyle hesaplanan ve stokların yıl içinde kaç kez satışlara dönüştüğünü gösteren faaliyet oranıdır. Bu oran, işletmenin stoklarının bir dönem içinde kaç defa yenilendiğini ve eritildiğini ortaya koyar.
Net satışların ortalama çalışma sermayesine bölünmesiyle hesaplanan ve dönen varlıklara yapılan yatırımın verimliliğini ölçen orandır. Oranın yüksek olması dönen varlıkların yetersizliğini, düşük olması ise gereğinden fazla dönen varlık tutulduğunu gösterebilir.
Net satışların net duran varlıklara bölünmesiyle hesaplanan ve işletmenin duran varlıklarının verimliliğini ölçen orandır. Bu oranın düşük çıkması, işletmenin duran varlıklarını verimli kullanmadığını ve tam kapasiteyle çalışmadığını gösterir.
Toplam borçların öz sermayeye bölünmesiyle hesaplanan ve firmanın kaynak yapısı içerisinde borcun öz sermayeye olan oranını gösteren yapısal orandır. Bu oran, işletmenin finansal risk düzeyini ve borçlanma politikasını değerlendirmede kullanılır.
Faiz ve vergi öncesi kârın dönem faiz giderine bölünmesiyle hesaplanan ve işletmenin faiz yükümlülüğünü kaç kez karşılayabildiğini gösteren orandır. Bu oran, işletmenin borçlanma kapasitesini ve faiz ödemede ne kadar güvenli olduğunu ortaya koyar.
Brüt kârın net satışlara bölünmesiyle hesaplanan ve işletmenin net satışlarının yüzde kaçının brüt kâr olduğunu gösteren kârlılık oranıdır. Bu oran, her 100 TL'lik satış tutarının içindeki brüt satış kârı payını ifade eder.
Net kârın satışlara bölünmesiyle hesaplanan ve işletmenin net satışları üzerinden yüzde kaç net kâr elde ettiğini gösteren kârlılık oranıdır. Bu oran, işletmenin dönem net kârının yeterli olup olmadığını ölçmek için kullanılır.
Net kârın öz sermayeye bölünmesiyle hesaplanan ve ortakların işletmeye sağladığı kaynakların verimliliğini ölçen kârlılık oranıdır. Mali rantabilite olarak da adlandırılan bu oran, ortakların sağladığı kaynağın bir birimine düşen kâr payını gösterir.
Faiz ve vergi öncesi kârın (1 - Vergi Oranı) ile çarpımının toplam aktiflere bölünmesiyle hesaplanan ve toplam kaynakların ne ölçüde kârlı kullanıldığını gösteren orandır. Ekonomik rantabilite olarak da adlandırılan bu oran, işletmeye yatırılan tüm fonların getirisini ölçer.
Nakit ya da çok kısa sürede, değer kaybına uğramadan nakde dönüştürülme potansiyeli yüksek olan varlıklardır. İşletmelerin vadesi gelen borçlarını ödemede ilk başvurdukları güvenli kaynaklardır.
İşletmenin nakit, kasa, banka mevduatı, ticari alacaklar ve stoklar gibi bir yıl içinde nakde dönüştürülmesi veya tüketilmesi öngörülen likit varlıklarının toplamıdır.
İşletmenin günlük, rutin ve düzenli faaliyetlerini aksatmadan yürütebilmesi için ihtiyaç duyduğu, dönen varlıklar toplamından oluşan finansal kaynak bütünüdür.
İşletmenin bilançosunda yer alan toplam dönen varlıklar tutarıdır. İşletmenin kısa vadeli varlıklara yaptığı toplam yatırımı ifade eder.
İşletmenin dönen varlıklar toplamı ile kısa vadeli borçları arasındaki farktır. Bu farkın pozitif olması, kısa vadeli borçlar ödendikten sonra kalan likit gücü gösterir.
Hammaddenin tedarik edilmesinden başlayıp, üretilmesi, satılması ve müşteriden nakit olarak tahsil edilmesine kadar geçen toplam süredir. Stokta kalma süresi ile alacak tahsil süresinin toplamıdır.
Hammaddenin nakit ödenerek alınmasından, mamulün satılıp tahsilatının yapılmasına kadar geçen net süredir. Faaliyet döngüsünden borç ödeme süresinin çıkarılmasıyla hesaplanır.
İşletmenin faaliyet hacmindeki dalgalanmalardan bağımsız olarak, faaliyetlerini sürdürebilmesi için her an elinde bulundurması gereken minimum dönen varlık düzeyidir.
İşletmenin faaliyet hacmindeki mevsimsel veya dönemsel artış ve azalışlara bağlı olarak dalgalanan, geçici nitelikteki dönen varlık yatırımıdır.
Dönen varlıkların ve hatta daimi çalışma sermayesinin önemli bir kısmının düşük maliyetli ancak yüksek riskli kısa vadeli kaynaklarla finanse edildiği saldırgan finansman politikasıdır.
Geçici çalışma sermayesi dahil dönen varlıkların büyük kısmının düşük riskli ancak yüksek maliyetli uzun vadeli kaynaklarla finanse edildiği tutucu finansman politikasıdır.
Varlıkların vadeleri ile finansman kaynaklarının vadelerinin uyumlu tutulduğu; daimi varlıkların uzun vadeli, geçici varlıkların ise kısa vadeli kaynaklarla finanse edildiği yaklaşımdır.
Üretim ve satış hacmindeki değişime bağlı olarak aynı yönde ve doğrudan değişen maliyetlerdir. Direkt hammadde, direkt işçilik ve enerji giderleri bu gruba girer.
Belirli bir üretim kapasitesi sınırları dahilinde, üretim hacmindeki artış veya azalışlardan etkilenmeyen, toplamda değişmeyen kira, amortisman gibi maliyetlerdir.
İşletmenin toplam satış gelirlerinin toplam maliyetlerine eşit olduğu, kar veya zarar edilmeyen, net karın sıfır olduğu faaliyet ve satış düzeyidir.
İşletmenin faiz ve vergi öncesi karındaki (FVÖK) değişkenliktir. İşletmenin maliyet yapısındaki sabit giderlerin payı ve pazar koşulları tarafından belirlenir.
İşletmenin kaynak yapısında borç kullanmasından dolayı ortaya çıkan, vergi öncesi karındaki veya hisse başına karındaki ek değişkenlik ve ödeyememe riskidir.
Satışlardaki yüzde değişimin Faiz ve Vergi Öncesi Kardaki (FVÖK) yüzde değişime olan oranını ifade eden, sabit maliyetlerin karlar üzerindeki etkisini ölçen göstergedir.
Faiz ve vergi öncesi kardaki (FVÖK) yüzde değişimin vergi öncesi kardaki (VÖK) yüzde değişime olan oranını gösteren, borçlanmanın risk üzerindeki etkisini ölçen katsayıdır.
Faaliyet kaldıracı ile finansal kaldıracın ortak etkisini gösteren, satışlardaki yüzde değişimin vergi öncesi kar üzerindeki toplam etkisini ölçen kaldıraç derecesidir.
İşletmenin gelecekteki planlanan faaliyetleri gerçekleştiği takdirde ortaya çıkacak olan tahmini bilanço ve gelir tablosunun bugünden tasarlanmış halidir.
İşletmelerin gelecekteki belirli bir dönem için hedeflerine ulaşmak amacıyla hazırladıkları, faaliyetlerin parasal ve sayısal olarak ifade edildiği planlama ve kontrol aracıdır.
Yıllık stok bulundurma maliyeti ile sipariş verme maliyetlerinin toplamını minimuma indiren, her seferinde verilmesi gereken en ideal sipariş miktarıdır.
Gelecek dönemlerde işletmeye girmesi beklenen nakit tahsilatları ile yapılması gereken nakit ödemeleri karşılaştırarak nakit açık veya fazlasını gösteren tablodur.
Bilanço ve gelir tablosundaki birçok kalemin satışlarla doğrudan ilişkili olduğu varsayımına dayanarak proforma tabloların hazırlanmasında kullanılan pratik bir tahmin yöntemidir.
Bugün sahip olunan belirli bir parasal büyüklük ile gelecekteki belirli bir parasal büyüklük arasındaki değişimin bedelidir. Örneğin, bugünkü 100 TL'nin bir yıl sonraki 110 TL'ye eşit kabul edilmesi bu kavramla açıklanır.
Bir yatırımdan beklenen getiri ile gerçekleşen getiri arasındaki fark veya sapma olasılığıdır. Geleceğin belirsiz olmasından dolayı her yatırım belirli ölçüde risk taşır.
Yatırımcıların sahip oldukları fonların kullanımından belirli bir süre vazgeçmeleri karşılığında talep ettikleri ödülün anaparaya oranıdır. Yatırımın kazanç veya kayıp yüzdesini ifade eder.
Yatırımcının elde ettiği ve içerisinde enflasyon etkisini de barındıran, piyasada ilan edilen resmi faiz oranıdır. Enflasyon arındırılmamış getiri oranını gösterir.
Nominal faiz oranının enflasyon etkisinden arındırılmasıyla elde edilen, paranın gerçek satın alma gücü artışını gösteren faiz oranıdır. Paranın saf zaman değerini temsil eder.
Yatırım süresi boyunca sadece başlangıçtaki anapara üzerinden hesaplanan faiz türüdür. Kazanılan faizler sonraki dönemlerde tekrar faiz getirisi sağlamaz.
Yatırım süresi boyunca her dönem kazanılan faizin anaparaya eklenerek, sonraki dönemlerde bu toplam üzerinden faiz hesaplanması yöntemidir. Kısaca faizin faizidir.
Gelecekteki nakit akışları hakkında hiçbir belirsizliğin bulunmadığı, risksiz varlıklardan elde edilen gerekli getiri oranıdır. Devlet tahvili getirileri buna örnek gösterilebilir.
Sadece belirli bir firmaya veya sektöre özgü olan, çeşitlendirme yapılarak portföy analiziyle ortadan kaldırılabilen risk türüdür. Yönetim ve finansal riskler bu gruptadır.
Piyasa koşullarına bağlı olarak tüm finansal varlıkları etkileyen ve çeşitlendirmeyle engellenemeyen genel risk türüdür. Enflasyon ve faiz oranlarındaki dalgalanmalar buna örnektir.
Finansal varlığı ihraç eden kurumun yöneticilerinin yönetim anlayışından, hatalı kararlarından ve uygulamalarından kaynaklanan firmaya özgü risk bileşenidir.
İşletmenin varlık yapısı ve sabit giderlerinin payına bağlı olarak, satışlar ile faiz ve vergi öncesi kar (FVÖK) arasındaki ilişkiden doğan risktir.
İşletmenin kaynak yapısında borç kullanmasından ve sabit ödeme gerektiren yükümlülüklerinin payından kaynaklanan, hisse başına karı etkileyen risk türüdür.
İşletmenin toplam giderleri içerisinde sabit giderlerinin payına bağlı olarak, satışlarındaki değişimin faaliyet karına (FVÖK) olan etkisini ölçen derecedir.
Bugünkü parasal bir büyüklüğün belirli bir faiz oranı üzerinden faiz kazandıktan sonra gelecekte ulaşacağı toplam değerdir. Örneğin, bugün bankaya yatırılan 3.500 TL'nin %20 faiz oranıyla 10 yıl sonra 21.671,1 TL'ye ulaşması bu büyüklüğü ifade eder.
Gelecekte elde edilecek parasal bir büyüklüğün, belirli bir indirgeme (iskonto) oranı kullanılarak bugünkü zaman dilimine indirgenmiş değeridir. Örneğin, 4 ay sonra yapılacak 1.500 $'lık seyahat harcamasının aylık %4 iskonto oranıyla bugünkü karşılığı olan 1.282,2 $'dır.
Gelecekteki bir nakit akışını bugünkü değere dönüştürmek amacıyla kullanılan faiz oranıdır. Gelecekteki paranın bugünkü değerini hesaplarken paranın zaman maliyetini ve riskini temsil eden indirgeme katsayısıdır.
1 TL'nin belirli bir faiz oranı ve dönem sonunda ulaşacağı gelecekteki değeri gösteren ve her zaman 1'den büyük olan katsayıdır. GDFF tablosunda faiz oranı ve dönem sayısının kesiştiği noktadan elde edilir.
Gelecekteki 1 TL'nin belirli bir iskonto oranı ve dönem sayısı üzerinden bugünkü değerini veren ve her zaman 1'den küçük olan katsayıdır. İskonto faktörü olarak da adlandırılır.
Dönemsel aralıkları eşit, aynı tutarda ve aynı yönde gerçekleşen düzenli nakit akış serisidir. Her ay ödenen konut kredisi taksitleri veya her yıl sonunda yapılan eşit tasarruflar birer anuite örneğidir.
Belirli bir dönem boyunca her dönem sonunda yatırılan eşit taksitlerin (anuite), belirli bir faiz oranı üzerinden birikerek ulaştığı toplam dönem sonu değeridir.
Gelecekte belirli dönemler boyunca eşit aralıklarla elde edilecek veya ödenecek eşit taksitlerin, belirli bir iskonto oranıyla bugünkü zamana indirgenmiş toplam değeridir.
Belirli bir dönem boyunca her dönem elde edilen 1 TL'lik eşit anuitelerin, belirli bir faiz oranı üzerinden gelecekte ulaşacağı toplam değeri gösteren tablo katsayısıdır.
Belirli bir dönem boyunca her dönem elde edilecek 1 TL'lik eşit anuitelerin, belirli bir iskonto oranı üzerinden hesaplanan bugünkü toplam değerini veren tablo katsayısıdır.
Finansal tablolarda doğrudan yer almayan bir faiz oranı veya dönem sayısını bulmak için, bilinen iki sınır değer arasında doğrusal orantı kurarak bilinmeyen değeri hesaplama yöntemidir.
Bilinmeyen faiz oranını veya dönem sayısını bulmak için formülde farklı oranlar denenerek hedef değere en yakın alt ve üst sınır değerlerin tespit edilmesi sürecidir.
Yıldan kısa vadeli işlemlerde, dönemlik faiz oranının bir yıldaki dönem sayısıyla doğrudan çarpılması sonucu bulunan ve bileşik etkiyi içermeyen yıllık faiz oranıdır.
Yılda birden fazla kez faiz hesaplandığı durumlarda, faizin de faiz kazanması (bileşik faiz) esasına göre hesaplanan gerçek yıllık getiri oranıdır.
Piyasada uygulanan, paranın satın alma gücündeki azalışı yani enflasyon oranını da bünyesinde barındıran netleştirilmemiş faiz oranıdır.
Nominal faiz oranından enflasyonun (paranın satın alma gücündeki kaybın) arındırılmasıyla elde edilen ve yatırımcının gerçek satın alma gücü artışını gösteren faiz oranıdır.
Bir borcun vadesi boyunca yapılacak periyodik taksit ödemelerinin ne kadarının faiz giderine, ne kadarının ise anapara borç azalımına gideceğini gösteren detaylı tablodur.
Bugünkü bir nakit akışının, her dönem kazandığı faizin de sonraki dönemlerde faiz kazanması esasıyla gelecekteki değerine ulaştırılması sürecidir.
Gelecekte ortaya çıkacak nakit akışlarının, paranın zaman değerini temsil eden bir oran yardımıyla bugünkü zaman noktasına geri çekilmesi işlemidir.
Belirli bir dönemde işletmeye veya bireye giren ya da çıkan nakit tutarlarıdır. Zaman değeri hesaplamalarının temel girdisini oluşturur.
Yatırımın veya borcun bir yıldan kısa olan her bir alt hesaplama döneminde (örneğin aylık veya 3 aylık) uygulanan faiz oranıdır.
Nominal faiz oranı, reel faiz oranı ve enflasyon oranı arasındaki ilişkiyi kuran ve reel getirinin hesaplanmasını sağlayan finansal yaklaşımdır.
Fon fazlası ve fon ihtiyacı olan tarafları, finansal aracılar ve finansal pazarlar yardımıyla bir araya getiren, fon akımını etkin ve sürekli bir şekilde sağlayan sistemdir.
Tasarruf-yatırım ilişkisini kurarak tasarrufları yatırımlara kanalize eden kurumsal mekanizmadır. Bu piyasalar fon arz edenler ile talep edenleri buluşturur.
Fonların bir yıldan daha kısa süreli vadelerle el değiştirdiği piyasalardır. Kısa vadeli likidite ihtiyaçlarının karşılanmasında ve geçici fon fazlalıklarının değerlendirilmesinde kullanılır.
Vadeleri bir yıldan uzun olan fonların ve finansal varlıkların alınıp satıldığı piyasalardır. İşletmelerin ve hükümetlerin uzun vadeli yatırımlarını finanse etmelerini sağlar.
Fon açığı olanlar tarafından ihraç edilen ve finansal aracılar tarafından yatırım yapılan faiz getiren menkul kıymetlerdir. Şirketlerin veya devletin doğrudan çıkardığı borçlanma araçları bu gruba girer.
Borç verilebilir fonlar oluşturmak için finansal aracılar tarafından ihraç edilen mevduat gibi finansal yükümlülüklerdir. Tasarruf sahiplerinin bankalara yatırdığı mevduatlar buna örnektir.
Geri satın alım anlaşması anlamına gelen, bir menkul kıymetin belirli bir tarihte, belirli bir fiyattan geri satın alınması taahhüdüyle satılması işlemidir.
Belirli bir organize borsa alanı dışında, alıcı ve satıcıların doğrudan veya iletişim ağları üzerinden karşı karşıya gelerek işlem yaptığı piyasalardır. NASDAQ bu piyasa türünün en bilinen örneğidir.
Finansal varlıkların ilk defa ihraç edilerek alınıp satıldığı piyasalardır. Şirketlerin halka arz yoluyla hisse senetlerini ilk kez yatırımcılara sunduğu ortam bu piyasaya örnektir.
Daha önce ihraç edilmiş ve birincil piyasada işlem görmüş finansal varlıkların yatırımcılar arasında yeniden el değiştirdiği piyasalardır. Borsalarda yapılan günlük hisse senedi alım satımları bu kapsama girer.
Fon arz edenler ile fon talep edenler arasında köprü görevi görerek fon transferini kolaylaştıran bankalar, aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri gibi kurumlardır.
Ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir tutarı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları SPK tarafından belirlenen kıymetli evraktır.
Kurumların veya devletin kısa vadeli borç fonu temin etmek amacıyla ihraç ettikleri, vadeleri bir yıldan kısa olan ve genellikle iskontolu olarak işlem gören borç senetleridir.
Devletin veya anonim ortaklıkların en az bir yıl ve daha uzun vadeyle, ödünç para bulmak amacıyla çıkardıkları, itibari değerleri eşit ve ibareleri aynı olan borç senetleridir.
Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan, şirket sermayesine katılımı temsil eden, yasal şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş ve sahibine ortaklık hakları sağlayan kıymetli evraklardır.
Menkul kıymetin üzerinde yazılı olan değerdir. Tahvil ve bonolarda bu değer, vade tarihinde yatırımcının eline geçecek olan anapara miktarını ifade eder.
Tahvil veya borç senedinin nominal değeri üzerinden yüzde olarak belirtilen ve tahvil sahibinin her dönem elde edeceği faiz miktarını belirleyen orandır.
Borçlanma araçlarında anaparanın ve son faiz ödemesinin yapılacağı, borcun tamamen itfa edilerek ortadan kaldırılacağı önceden belirlenmiş tarihtir.
Bir borcun, borçlu tarafından vade tarihinde tek bir seferde veya belirli dönemlerde yapılan ödemelerle tamamen kapatılarak ortadan kaldırılması işlemidir.
Devletin kısa süreli borç fonu tedarik etmek amacıyla çıkardığı, vadeleri bir yıldan kısa olan ve devlet güvencesi taşıyan iskontolu borçlanma senetleridir.
Bir menkul kıymetin nominal değerinin altında bir fiyattan satılmasıdır. Bonolarda faizin başlangıçta peşin ödenmesi mantığına dayanır; yatırımcı vade sonunda nominal değeri alır.
Bir tahvilin kupon faiz oranının cari piyasa faiz oranının üzerinde olması durumunda, piyasa değerinin nominal değerinin üzerinde oluşması ve yüksek fiyattan satılması durumudur.
Hisse senedi sahiplerinin, şirketin yeni sermaye artırımlarına öncelikli olarak kendi payları oranında katılma ve yeni payları satın alma hakkıdır.
Anonim ortaklıkların elde ettikleri dönem net karından, hisse senedi sahiplerine sahip oldukları pay oranında dağıttıkları nakit veya bedelsiz hisse senedi şeklindeki kazançtır.
İşletmenin ana faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için bir yıldan daha uzun süre kullanılacak olan arazi, bina, makine, teçhizat ve donanım gibi üretim araçlarıdır. Örneğin, bir tekstil fabrikasının üretimde kullandığı dokuma makineleri bu gruptadır.
Gelecek dönemlerde ekonomik yarar ve gelir sağlamak beklentisiyle, mevcut finansal kaynakların duran varlıklara tahsis edilmesiyle yapılan uzun vadeli sermaye harcamasıdır. Örneğin, yeni bir hizmet binası inşa etmek için fon ayrılması bu yatırıma örnektir.
Gelecek dönemlerde yarar sağlamak beklentisiyle, belirli bir plan dahilinde mal ve hizmet üretimine yönelik olarak hazırlanan duran varlık yatırım önerisidir. Örneğin, yeni bir içecek hattı kurulması için hazırlanan fizibilite ve bütçe planı bir projedir.
Duran varlık yatırım kararı süreci olup, yatırım projesinin firmanın değerini artırıp artırmadığını belirlemek amacıyla gelecekteki nakit akışlarının değerlenmesi sürecidir. Örneğin, yeni bir makine alımının net bugünkü değer yöntemiyle analiz edilmesi bu sürece dahildir.
İşletme faaliyetlerinde sürekli kullanılmak amacıyla edinilen, satılması düşünülmeyen ve fiziksel bir yapıya sahip olan taşınır ve taşınmaz varlıklardır. Fabrika binaları, taşıtlar ve üretim cihazları bu gruba örnek gösterilebilir.
Herhangi bir fiziksel varlığı bulunmayan, ancak işletmeye belirli haklar ve avantajlar sağlayan aktifleştirilmiş giderler ile şerefiye ve patent gibi hukuki değerlerdir. Örneğin, bir yazılımın kullanım hakkı veya marka tescili bu gruptadır.
Belirli bir maddi varlıkla yakından ilgili olan ve üretim çalışmalarının yoğunluğuna bağlı olarak zamanla tamamen tükenen harcamaları içeren varlık grubudur. Maden arama ve petrol kuyusu hazırlık giderleri bu kategoriye örnek teşkil eder.
Mevcut üretim kapasitesini ve özelliklerini değiştirmeden, sadece eskiyen ve yıpranan üretim araçlarının yerine aynı kapasitede yenilerinin konulmasını amaçlayan ikame yatırımlarıdır. Örneğin, eskiyen bir ofis bilgisayarının yerine aynı işlevde yenisinin alınmasıdır.
Üretim kapasitesini artırmak veya maliyet tasarrufu sağlayarak verimliliği yükseltmek amacıyla, mevcut üretim araçlarının daha gelişmiş modelleriyle değiştirilmesidir. Örneğin, manuel bir paketleme makinesinin yerine tam otomatik bir makine alınmasıdır.
Mevcut tesislerin kapasitesini artırmak, darboğazları gidermek veya ürün kalitesini yükseltmek amacıyla mevcut varlıklara ek olarak yapılan tevsi yatırımlarıdır. Örneğin, mevcut bir fabrikaya üçüncü bir üretim bandının eklenmesi bu türdendir.
Yasa hükümleri, çevre koruma kanunları veya toplu iş sözleşmeleri gereği işletmelerin yapmakla yükümlü olduğu, doğrudan kar amacı gütmeyen yatırımlardır. Örneğin, bir fabrikanın bacasına filtre takılması veya arıtma tesisi kurulmasıdır.
Birbirine alternatif olan ve aralarından sadece bir tanesinin seçilebileceği, birinin kabul edilmesinin diğerlerinin tamamen reddedilmesi anlamına geldiği projelerdir. Örneğin, bir taşıma işi için ya forklift ya da hareketli bant sisteminin seçilmesi durumudur.
Bir yatırım projesinin kabul edilmesi durumunda ortaya çıkacak nakit akışları ile projenin reddedilmesi durumundaki nakit akışları arasında oluşan net farktır. Karar verme aşamasında sadece bu fark nakit akışları analize dahil edilir.
Duran varlık yatırımının firmanın değerini artırıp artırmadığını belirlemek amacıyla yapılan, bu harcama karşılığında gelecekte elde edilecek gelir ya da faydaların değerlemesi sürecidir. Sermaye bütçelemesi olarak da adlandırılan bu süreç, yatırıma ilişkin maliyet ve faydaların karşılaştırılmasını kapsar.
Bir projenin başlangıcında yapılan ilk yatırım harcamasının, bu projeden elde edilecek yıllık net nakit akımlarıyla kaç yılda geri kazanılacağını gösteren süredir. Likiditeyi korumayı amaçlayan bu yöntemde, geri ödeme süresi en kısa olan projeler tercih edilir.
Bir projenin ekonomik ömrü boyunca elde edeceği nakit akımlarının yıllık ortalamasının, projenin başlangıcındaki ilk yatırım harcamasına olan yüzdesel oranıdır. Muhasebe karı yerine doğrudan nakit akışlarını temel alan bir finansal değerlendirme ölçütüdür.
Bir yatırım projesinin hayata geçirilebilmesi ve faaliyete başlayabilmesi için başlangıçta (sıfırıncı dönemde) yapılması zorunlu olan toplam nakit çıkışıdır. Formüllerde projenin maliyet kısmını temsil eder.
Yatırım projesinin faaliyette olduğu dönemler boyunca işletmeye sağladığı nakit girişleri ile nakit çıkışları arasındaki farkı ifade eden net nakit akımlarıdır. Proje değerleme yöntemlerinde muhasebe karı yerine bu değerler kullanılır.
İşletmelerin duran varlık yatırımları gibi uzun vadeli ve yüksek maliyetli yatırım kararlarını planlama, analiz etme ve seçme sürecinin tamamıdır. İşletmenin uzun vadeli değerini maksimize etmeyi hedefler.
Bugün elde edilen belirli bir miktar paranın, gelecekte elde edilecek aynı miktardaki paradan daha değerli olduğunu ifade eden finansal ilkedir. Bu ilke, paranın faiz getirme potansiyeli ve enflasyon gibi unsurlardan kaynaklanır.
Bir duran varlığın veya yatırım projesinin işletmeye ekonomik anlamda fayda sağlamaya devam etmesi beklenen toplam faaliyet süresidir. Proje değerleme hesaplamalarında nakit akışlarının gerçekleşeceği yıl sayısını belirler.
İşletme yönetiminin bir yatırım projesinden elde etmeyi beklediği ve kabul edilebilir bulduğu en düşük getiri sınırıdır. Ortalama karlılık oranı yönteminde projelerin kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken bu oran eşik değer olarak kullanılır.
Yatırım projesinin yıllar itibarıyla sağladığı net nakit akışlarının üst üste toplanarak biriktirilmesiyle elde edilen toplam değerdir. Geri ödeme süresinin hesaplanmasında bakiye yatırım tutarını bulmak için kullanılır.
Bir yatırım projesinin veya duran varlığın ekonomik ömrünün sonuna geldiğinde satılması veya tasfiye edilmesi durumunda elde edilmesi beklenen net nakit değerdir. Nakit akışlarının son yılına eklenir.
Bir varlığın veya yatırımın değer kaybına uğramadan en kısa sürede nakde dönüştürülebilme yeteneğidir. Geri ödeme süresi yöntemi, yatırılan fonların hızlıca nakde dönmesini hedefleyerek likiditeyi önceler.
Bir yatırım projesinin ekonomik ömrü boyunca sağlaması beklenen nakit akımlarının sermaye maliyeti ile iskonto edilmiş şimdiki değeri ile ilk yatırım harcaması arasındaki farktır. Örneğin, 5.000 TL yatırım gerektiren bir projenin nakit girişlerinin bugünkü değeri 5.774,51 TL ise NBD'si 774,51 TL'dir ve proje kabul edilir.
Bir projenin ilk yatırım harcamasının şimdiki değerini, gelecekteki nakit akımlarının şimdiki değerine eşitleyerek Net Bugünkü Değeri sıfır yapan iskonto oranıdır. Örneğin, %12 sermaye maliyeti olan bir işletmede İVO'su %22,33 çıkan bir proje, maliyetin üzerinde getiri sunduğu için kabul edilir.
Nakit akımlarının bugünkü değerinin, ilk yatırım harcamasının bugünkü değerine bölünmesiyle elde edilen ve yatırılan her 1 TL'nin yarattığı değeri gösteren orandır. Örneğin, 5.000 TL yatırımla 6.054 TL bugünkü değerde nakit girişi sağlayan projenin Karlılık Endeksi 1,31'dir.
Bir yatırım projesinin hayata geçirilebilmesi ve faaliyete başlayabilmesi için başlangıçta (0. yılda) yapılması zorunlu olan toplam nakit çıkışıdır. Formüllerde nakit akışlarından düşülen temel maliyet unsurunu temsil eder.
İşletmenin yatırım projelerini finanse etmek amacıyla kullandığı kaynakların (özkaynak veya yabancı kaynak) ortalama maliyetidir. Yatırım projelerinin değerlendirilmesinde nakit akışlarını iskonto etmek için kullanılan temel getiri oranını oluşturur.
Yatırımcının veya işletmenin, belirli bir risk düzeyindeki projeden elde etmeyi beklediği ve projenin kabul edilmesi için aşılması gereken minimum getiri yüzdesidir. NBD hesaplamalarında iskonto faktörü (i) olarak kullanılır.
Bir yatırım projesinin veya duran varlığın, işletmeye ekonomik anlamda yarar sağlaması ve nakit akışı üretmesi beklenen toplam faaliyet süresidir. Proje değerlendirme formüllerindeki dönem sayısını (n) belirler.
Bir projenin faaliyette olduğu dönemler boyunca işletmeye kazandırdığı nakit girişleri ile işletmeden çıkan nakit değerleri arasındaki net farktır. Duran varlık kararlarında muhasebe karı yerine nakit akımları esas alınır.
Gelecekte elde edilecek nakit akışlarının, paranın zaman değerini ve risk faktörünü yansıtacak şekilde belirlenmiş bir faiz oranı yardımıyla bugünkü değerine indirgenmesi işlemidir.
Yatırım projesinin işletilmeye başlanmasından sonra, her bir t dönemi (genellikle yıl) sonunda elde edilen net nakit giriş miktarını ifade eder. NBD ve İVO formüllerinin pay kısmında yer alır.
İç verim oranı hesaplamalarında, projenin NBD'sini pozitif yapan bir oran ile negatif yapan diğer bir oran arasındaki değerlerden yararlanarak, NBD'yi sıfır yapan kesin oranı bulmak için kullanılan matematiksel tahmin yöntemidir.
İşletmelerin yatırım yapabileceği toplam fon miktarının sınırlı olması durumudur. Bu durumda işletme, en yüksek toplam NBD'yi veya en yüksek Karlılık Endeksini veren projeleri seçerek bütçesini optimize etmeye çalışır.
Bir yatırım projesinin kabul edilmesi veya reddedilmesi durumunda işletmenin toplam nakit akışlarında meydana gelecek olan net değişimdir. Yatırım kararlarında sadece bu farkı oluşturan ek nakit akışları analize dahil edilir.
Bir projenin teklif aşamasından başlayıp ekonomik olarak çalışır ve faal hale gelene kadar yapılan tüm harcamaların toplamıdır. Arazi, makine, montaj giderleri ve başlangıç çalışma sermayesi bu kaleme dahildir.
Projenin işletme döneminde ürettiği mal ve hizmet satışlarından elde edilen gelirlerden, vergi dahil tüm nakit çıkışı gerektiren giderlerin düşülmesiyle bulunan nakit akışıdır. Muhasebe karından farklı olarak amortisman gibi nakit dışı giderleri içermez.
Projenin ekonomik ömrünün sonunda tasfiye edilmesi, varlıkların hurda değerinden satılması ve çalışma sermayesinin geri kazanılmasıyla elde edilen toplam net nakit akışıdır.
Yatırım kararı ne yönde verilirse verilsin geçmişte zaten yapılmış olan ve geri kazanılması mümkün olmayan tarihi harcamalardır. Geçmişte yapılan pazar araştırma giderleri buna örnek olup analizde dikkate alınmazlar.
Bir varlığın mevcut proje yerine alternatif bir alanda kullanılması durumunda elde edilebilecek en yüksek net nakit akışıdır. Örneğin, yeni fabrika kurulacak olan işletmeye ait boş arazinin kiraya verilmesi durumunda elde edilecek kira geliri projenin fırsat maliyetidir.
Yeni bir yatırım projesinin kabul edilmesinin, işletmenin mevcut faaliyetleri ve diğer ürünlerinin satışları üzerinde yarattığı olumlu veya olumsuz etkilerdir.
Yeni bir yatırım projesiyle pazara sunulan yeni ürünün, işletmenin halihazırda satmakta olduğu eski ürünlerin pazar payını ve satış gelirlerini azaltması durumudur.
Yatırım projesinin yürütülebilmesi için gereken nakit, stok ve alacak artışları ile ticari borçlardaki artışlar arasındaki farktır. Çalışma sermayesindeki artışlar nakit çıkışı, azalışlar ise nakit girişi yaratır.
Amortisman gibi nakit çıkışı gerektirmeyen giderlerin vergi matrahını düşürmek suretiyle işletmenin ödeyeceği vergi tutarını azaltması ve dolaylı olarak nakit tasarrufu sağlaması etkisidir.
Yatırımın yapıldığı ve projenin henüz faaliyete geçmediği dönemde, yatırımla ilgili kullanılan krediler için tahakkuk eden ve ilk yatırım harcamasına dahil edilen finansman giderleridir.
Proje faaliyete geçtikten sonraki dönemde ödenen ve iskonto oranı içinde zaten yer aldığı için dönemsel net nakit akışı hesaplanırken gider olarak düşülmeyen finansman maliyetleridir.
Bir duran varlığın muhasebe kayıtlarındaki orijinal iktisap bedelinden, o güne kadar ayrılmış olan birikmiş amortismanların düşülmesiyle kalan net değerdir.
Bir firmanın uzun dönemli faaliyetlerini ve yatırımlarını finanse etmek amacıyla kullandığı borç ve öz sermaye gibi kaynakların bileşimidir. Örneğin, bir firmanın kaynaklarının %30'unun borç, %70'inin öz sermayeden oluşması onun sermaye yapısını gösterir.
Firmanın faaliyetlerini tahvil ihracı veya banka kredisi gibi dış kaynaklarla finanse etmesi durumunda katlandığı finansal yükümlülüktür. Borç maliyeti hesaplanırken faiz giderlerinin vergi matrahından düşülebilmesi avantajı dikkate alınarak vergi sonrası maliyet esas alınır.
Firmanın faaliyetlerini ortakların sağladığı kaynaklarla finanse etmesi durumunda, ortakların üstlendikleri risk karşılığında talep ettikleri asgari getiri oranıdır. Gordon Büyüme Modeli veya CAPM gibi yöntemlerle hisse senetleri üzerinden hesaplanır.
Bir firmanın sermaye yapısını oluşturan borç ve öz kaynak bileşenlerinin bireysel maliyetlerinin, bu kaynakların toplam sermaye içindeki paylarıyla ağırlıklandırılarak hesaplanan ortalama maliyetidir. Yatırım projelerinin değerlendirilmesinde asgari kabul oranı (iskonto oranı) olarak kullanılır.
Hisse senedi değerlemesinde ve öz sermaye maliyeti hesabında kullanılan, şirketin gelecekte dağıtacağı kar paylarının sonsuza kadar her yıl sabit bir oranda büyüyeceğini varsayan yaklaşımdır. Model, karmaşık sonsuz vade problemini çözülebilir hale getirir.
Öz sermaye getiri oranının hesaplanmasına sistematik riski de dahil eden, risksiz faiz oranı ile pazar risk primini hissenin beta katsayısıyla ilişkilendiren modeldir. Yatırımcının üstlendiği ek risk oranında talep edeceği ek getiriyi belirler.
Üzerinde hiçbir geri ödenmeme riski taşımayan, genellikle devlet iç borçlanma senetleri (tahviller) tarafından sağlanan getiri oranıdır. CAPM modelinde temel başlangıç noktası ve asgari getiri eşiği olarak kabul edilir.
Bir hisse senedinin veya yatırım portföyünün, genel piyasa hareketlerine karşı olan duyarlılığını ve taşıdığı sistematik riski ölçen katsayıdır. Beta değerinin 1'den büyük olması, hissenin piyasadan daha riskli ve oynak olduğunu gösterir.
Piyasadaki tüm riskli varlıkları temsil eden genel pazar endeksinin (örneğin borsa endeksinin) yatırımcılara sağladığı veya sağlaması beklenen ortalama getiri oranıdır. CAPM modelinde pazar risk priminin hesaplanmasında kullanılır.
Bir tahvilin ihraç aşamasında belirlenen ve tahvil sahibine periyodik aralıklarla (genellikle yılda bir) ödenecek olan faiz tutarıdır. Tahvilin nominal değeri üzerinden hesaplanır ve borçlanma maliyetinin temel bileşenidir.
Bir menkul kıymetin (tahvil veya hisse senedi) üzerinde yazılı olan ve vade sonunda yatırımcıya geri ödenecek olan anapara değeridir. Borçlanma maliyeti hesaplamalarında vade sonu nakit çıkışı olarak dikkate alınır.
Bir yatırım projesinden veya finansman kaynağından elde edilecek nakit girişlerinin bugünkü değerini, nakit çıkışlarının bugünkü değerine eşitleyerek net bugünkü değeri sıfır yapan iskonto oranıdır. Finansman kaynaklarının maliyetini belirlemede temel alınır.
İşletmelerin borçlanma karşılığında ödedikleri faiz giderlerinin vergi matrahından düşülebilmesi sayesinde daha az kurumlar vergisi ödemelerini sağlayan finansal avantajdır. Bu durum borçlanmanın net maliyetini düşürür.