Ekonomik bir amaca dayalı olarak kurulan işletmelerin fiziksel, finansal ve işgücü kaynaklarının en uygun biçimde sevk ve idare edilmesidir. Başkalarıyla işbirliği yaparak ortak hedeflere erişme faaliyetidir.
Sosyal bir bilim dalı olmakla birlikte teknik bilimlerin yöntemlerinden yararlanan, işletmecilik alanındaki sosyal olayları inceleyen genel yönetim disiplininin özel bir dalıdır.
Yönetim faaliyetlerinin sadece fabrikalarda değil; evlerde, okullarda, dini ve spor kuruluşlarında da var olduğunu ifade eden dar kalıplara sıkışmayan özelliktir.
İnsanların işbirliği çabalarıyla başlayıp bilimsel olarak incelenmeye başlandığı 1880 yılına kadar süren, otokratik ilişkilerin ve baskı araçlarının hakim olduğu dönemdir.
18. yüzyılın ikinci yarısında Sanayi Devrimi ile başlayan, fabrika sisteminin kurulduğu, örgütsel ve yönetsel devrimlerin yaşandığı dönemdir.
Üretimde buharlı makinelerin kullanılmaya başlanmasıyla küçük birimlerin fabrikalar halinde merkezileştiği, kitle üretiminin ve profesyonel yöneticiliğin doğduğu devrimdir.
Örgüt verimliliğinin üretimin rasyonelliği ile ölçüldüğü, biçimsel yapıyı ve evrensel ilkeleri savunan; bilimsel yönetim, yönetim süreci ve bürokrasi olmak üzere üç yaklaşımdan oluşan teoridir.
Frederick Winslow Taylor tarafından geliştirilen, deneyime dayalı usuller yerine her iş için bilimsel metotların kullanılmasını ve işgörenlerin bilimsel seçilmesini savunan yaklaşımdır.
Henry Fayol tarafından ortaya konulan, yönetimin planlama, organizasyon, yöneltme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarından oluştuğunu savunan yaklaşımdır.
Max Weber tarafından geliştirilen, akılcı kural ve kaidelere dayanan, yazılı tüzüklerin ve resmi yazışmaların esas olduğu hiyerarşik organizasyon modelidir.
1930'lu yıllarda ekonomik buhranın etkisiyle klasik teorinin eksikliklerinin görülmesi üzerine doğan, insan ilişkilerini ve sosyo-psikolojik faktörleri ön plana çıkaran dönemdir.
1924-1932 yılları arasında Elton Mayo ve arkadaşları tarafından Western Electric fabrikalarında yürütülen, işçi verimliliğinde psikolojik ve sosyal faktörlerin önemini kanıtlayan deneylerdir.
Neoklasik yaklaşımla birlikte örgütlerin sadece üretim yapılan yerler değil, aralarında karşılıklı bağımlılık bulunan ve duyguların yer aldığı sosyal bir yapı olduğunu ifade eden kavramdır.
Çevresiyle malzeme, enerji ve bilgi alışverişinde bulunan, çevredeki değişimlere uyum sağlayarak dinamik dengesini koruyan sistem türüdür. Örneğin, pazar taleplerine göre üretimini güncelleyen modern bir işletme açık sistem özelliği gösterir.
Dış çevresiyle hiçbir alışverişi olmayan, dış etkilerden izole edilmiş ve pozitif entropi nedeniyle bir süre sonra enerjisini tüketerek faaliyetlerini durdurmak zorunda kalan sistemdir.
Termodinamikten alınan ve sistemdeki enerjinin tükenmesini, faaliyetlerin bozulmasını, karışıklığı ve sonunda sistemin durma eğilimini ifade eden kavramdır.
Kapalı sistemlerde görülen, mevcut enerjinin tükenmesi, dengenin kaybolması ve aksamalar sonucunda sistemin faaliyetlerinin durmasına yol açan süreçtir.
Açık sistemlerin çevreye uyum sağlama kabiliyeti sayesinde entropinin etkilerini durdurması veya tersine çevirerek sistemin varlığını sürdürmesidir.
Sistem yaklaşımının temel niteliği olup, bütünün parçalarının ayrı ayrı hareket ettiklerinde üretecekleri değerlerin toplamından daha büyük bir güç veya verimlilik ortaya koymasıdır.
Bir sistemin varlığını sürdürmesini ve ona varlık özelliği kazandırmasını sağlayan girdiler, süreçler, çıktılar, kontrol ve sınırlamalar gibi unsurların bütünüdür.
Her yerde ve her zaman geçerli tek bir 'en iyi' yönetim modeli olmadığını, en uygun modelin işletmenin yapısına ve çevre şartlarına göre değiştiğini savunan çağdaş yaklaşımdır.
Durumsallık yaklaşımında sadece makina ve aletler olarak değil, girdilerin çıktı haline getirilmesi için harcanan tüm mekanik ve zihinsel dönüştürme süreçleri olarak tanımlanan geniş kapsamlı bir olgudur.
Yerleşmiş düşünce kalıplarından kurtulmayı hedefleyen, mutlak doğruları sorgulayan, her şeyi nispi gören ve sosyal bilimlerde İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan bir düşünce biçimidir.
Yönetim teorilerinin ve yeni kavramların çok sıklaştığı, çeşitlendiği ve karmaşıklaşarak adeta bir ormana döndüğü ortamı ifade etmek için kullanılan terimdir.
Organizasyonların hem teknik bünyesinin rasyonelleştirilmesini hem de sosyal yapıyı oluşturan insan unsurunun beraberce optimize edilmesini hedefleyen modern yönetim anlayışıdır.
Ana bir sistemi oluşturan, aralarında sıkı ilişkiler bulunan ve üretim, pazarlama, muhasebe gibi organizasyon içinde çeşitli sınırlarla ayrışan bileşenlerin her biridir.
Organizasyonların yöneticileri tarafından bilinçli ve sistematik olarak alınan kararlarla çevrelerindeki değişimleri izleyerek yapı ve işleyişlerini değiştirmeleri ve çevrelerine uyum sağlamaları sürecini inceleyen görüşler bütünüdür. Örneğin, bir işletmenin sürekli değişen pazar koşullarına ayak uydurmak için organizasyon yapısını organik modele dönüştürmesi bu kapsamdadır.
İşletme organizasyonlarının yapı ve işleyişinin, içinde bulundukları çevre koşullarının özellikleri, kullanılan teknoloji ve büyüklükleri tarafından etkilendiğini savunan mikro bakış açılı uyum yaklaşımıdır. Örneğin, dinamik çevre koşullarında formallik derecesi az olan organik yapıların tercih edilmesi bu yaklaşımın bir gereğidir.
Organizasyonları ve performanslarını tek tek ve ilişkisiz teorilerle açıklamak yerine, verimlilikle ilişkili çeşitli özellikleri ve bunları etkileyen faktörleri gruplar halinde belirleyerek örgütsel konfigürasyonlar oluşturmayı amaçlayan yaklaşımdır. Örneğin, farklı endüstriyel yapılardaki başarılı işletme modellerinin ortak özelliklerini gruplandırarak incelemek bu kapsamdadır.
Örgütlerin varlıklarını sürdürmek için dış çevrelerindeki kıt bilişsel, finansal ve fiziksel kaynaklara ihtiyaç duyması nedeniyle çevrelerindeki unsurlara bağımlı olduğunu ve bu bağımlılığı kendi çıkarları doğrultusunda yönetmeye çalıştığını savunan yaklaşımdır. Örneğin, bir imalat firmasının hammadde tedarikindeki riski azaltmak için ana tedarikçisiyle uzun vadeli stratejik ortaklıklar kurması bu teorinin örneğidir.
Üst kademe yönetiminin çevresel fırsatları ve tehditleri, işletmenin güçlü ve zayıf yönleriyle birlikte analiz ederek (SWOT) formüle ettiği stratejileri uygulamasıyla çevreye uyum sağladığını savunan yaklaşımdır. Örneğin, bir perakende zincirinin pazar analizleri sonucunda e-ticaret alanına yatırım yaparak rekabet avantajı sağlaması bu yaklaşıma dayanır.
Organizasyonları en alt kademeden en üst kademeye kadar bilgi işleyen ve karar üreten birimler ve iletişim sistemleri olarak ele alan, çevresel uyumun bilgi toplama ve işleme kapasitesiyle belirten yaklaşımdır. Örneğin, gelişmiş kurumsal kaynak planlama (ERP) yazılımları kullanan bir şirketin pazar değişimlerine anında tepki vermesi bu yaklaşımlarla açıklanır.
Amaçları ve çıkarları farklı olan vekâlet veren ile vekilin yardımlaşması durumunda ortaya çıkan motivasyon, kontrol ve bilgi akışı sorunlarını inceleyen yaklaşımdır. Örneğin, şirket hissedarlarının (vekâlet veren) profesyonel yöneticilerin (vekil) kendi çıkarlarına göre hareket etmesini engellemek için performans bazlı prim sistemi uygulaması bu duruma örnektir.
Vekâlet ilişkisinde taraflardan birinin (genellikle vekilin) işler ve faaliyetler hakkında diğer tarafa (vekâlet verene) kıyasla daha fazla bilgiye sahip olması durumudur. Örneğin, bir şirketin genel müdürünün operasyonel detaylara yönetim kurulundan çok daha hakim olması bilgi asimetrisidir.
Alternatif yönetişim kurumları olan pazar ve hiyerarşi arasındaki seçimin işlemlerin farklılığından kaynaklandığını savunan ve ekonomik örgütleri işlem maliyetlerini minimize edecek şekilde uyumlu hale getirmeyi amaçlayan kuramdır. Örneğin, bir otomotiv üreticisinin bazı parçaları dış pazardan tedarik etmek yerine kendi bünyesinde üretme (dikey entegrasyon) kararı alması bu kapsamdadır.
İşlem maliyeti yaklaşımında varlıkların alternatif kullanımlar için transfer edilebilme durumunu ifade eden, özgül olduğu durumlarda ilgili işlem dışında çok az değeri olan karakteristik özelliktir. Örneğin, belirli bir fabrika için özel olarak üretilmiş ve başka bir tesiste kullanılamayan özel makineler yüksek varlık özgüllüğüne sahiptir.
Organizasyonların yapı ve davranışlarının sadece pazar koşulları tarafından değil, kurumsal baskılar, sosyal bekleyişler, devlet yönlendirmeleri ve inançlar tarafından etkilendiğini savunan yaklaşımdır. Örneğin, hastanelerin yasal düzenlemeler ve toplumsal beklentiler doğrultusunda belirli standartlarda kalite komiteleri kurması kurumsal baskıların sonucudur.
Aynı endüstri dalında faaliyet gösteren organizasyonların benzer çevresel baskılara, yasal zorunluluklara ve sosyal bekleyişlere maruz kalarak zaman içinde yapı ve işleyiş özellikleri açısından birbirine benzer hale gelmesidir. Örneğin, bankacılık sektöründeki tüm kurumların benzer dijital güvenlik protokollerini ve şube tasarımlarını benimsemesi eşbiçimliliktir.
Tek bir örgütü incelemek yerine örgüt topluluklarını ele alan, temel dayanağını evrimsel biyolojiden ve Darwin'in doğal ayıklamacılık kuramından alan, örgütlerin kaderinin çevreleri tarafından seçilme veya ellenme yoluyla tayin edildiğini savunan yaklaşımdır. Örneğin, ekonomik kriz dönemlerinde çevresel baskılara dayanamayan zayıf küçük işletmelerin kapanırken güçlülerin hayatta kalması ekolojik seçilimdir.
Ülkeler arasındaki mal, hizmet, sermaye hareketleri ve teknolojik gelişimin hızlı bir şekilde artması ve serbestleşmesidir. Örneğin, ulusal pazardaki bir işletmenin uluslararası aktörlerle aynı pazar için rekabet etmeye başlaması küreselleşmenin sonucudur.
Bilginin nitelik ve nicelik olarak geleneksel girdilerin önüne geçerek yegâne üretim faktörü haline geldiği bilgi ekonomisidir. İktisadi faaliyetlerde bilgi yoğunluğunun ve bilgi ticaretinin doruk noktaya ulaştığı ekonomik sistemdir.
Kendisini sahip olduğu bilgisiyle tanımlayan, uzmanlık alanı içinde hareketli olan ve geleneksel hiyerarşik yapılara bağlı kalmayan yeni ekonomi çalışan tipidir.
Yeni ekonominin maddi olmayan, marka, teknik bilgi, müşteri sadakati ve yaratıcılık gibi unsurlarını içeren en yüksek katma değer üreten sermaye türüdür. Fiziksel varlıklar ile birleştirildiğinde işletmenin toplam piyasa değerini oluşturur.
Bilgi aktarımını düzenleyen, bilgi kaybını önleyen ve çalışanların verilere ve uzmanlara zamanında ulaşmasını sağlayan kurumsal bilgi stoklarıdır. Örneğin yazılı el kitapları ve veri tabanları yapısal sermayedir.
İşletmenin mevcut müşterileriyle ilişkilerini, onlardaki sadakatini ve tedarikçiler ile toplumun geri kalanıyla olan bağlarının değerini ifade eder. İşletme dış çevresiyle kurduğu köprüyü simgeler.
Çalışanların eğitim, mesleki yeterlilik, teknik bilgi (know-how), yaratıcılık ve girişimcilik coşkusu gibi kişisel yeteneklerinin bütünüdür. İnsan doğasına ait olduğu için işletme tarafından mülk edinilemez, çalışanla birlikte ayrılabilir.
Olaylar hakkındaki birbirinden ayrı, nesnel ve henüz işlenmemiş, belli biçimlerde tutulmuş ham kayıtlar bütünüdür. Örneğin bir mağazadaki günlük satış rakamlarının listesi birer veridir.
Genellikle belge, görsel veya işitsel mesaj şeklinde olan, ham verinin bağlam kazanarak fark yaratan bir formata dönüştürülmüş halidir.
Herhangi bir şekilde kodlanmamış, kayıt altına alınmamış, bireylerin zihinlerinde, deneyim ve iş tecrübelerinde saklı olan bilgi türüdür. Ulaşılması ve başkalarına aktarılması en zor bilgi türüdür.
Yazıyla, resimle veya dijital yöntemlerle kodlanmış ve kayıt altına alınmış, organizasyon içinde paylaşılması ve yönetilmesi en kolay bilgi türüdür. Patentler ve yazılı raporlar buna örnektir.
İşletme tarafından uygulanmış, işletmeyi sektördeki diğer tüm rakiplerinden önemli derecede ayrıştıran ve endüstri öncüsü/lideri yapan en üst düzey rekabetçi bilgidir.
Yaşanmış olaylar neticesinde öğrenilmiş know-how niteliğindeki bilgilerdir. Genellikle örtülü bilgi şeklinde işletmede bulunur ve transferi oldukça zordur.
İşletmenin ihtiyaç duyduğu örtülü ve açık bilgiyi uygun kaynaklardan sağlayarak, teknolojik yenilik ve değer yaratma kapasitesini artırmak için yapılan sistematik aktiviteler bütünüdür.
Müşteri tatminini sağlamak, kaliteyi sürekli iyileştirmek ve rekabet gücünü artırmak amacıyla tüm işletme faaliyetlerini kapsayan bir yönetim felsefesidir. Metne göre bu yaklaşım ilk seferinde doğru işler yapmayı ve uzun dönemli klasik kontrollere gerek duymamayı hedefler.
Bir işletme içindeki süreçlerde mal veya hizmet üreten birimin çıktısını alan bir sonraki çalışan veya departmandır. TKY'de iç müşterilerin tatmini, nihai dış müşteriye ulaşmada kritik bir basamak olarak görülür.
Üretilen mal veya hizmeti satın kullanan, işletmenin dışındaki nihai tüketici veya alıcıdır. Toplam kalite felsefesinde tüm faaliyetlerin ana hedefi dış müşterinin beklentilerini karşılamak ve aşmaktır.
Japonca kökenli bir kavram olup 'sürekli iyileştirme' anlamına gelir. TKY'nin temel ilkelerinden biri olan kaizen, ürünlerde, süreçlerde ve hizmetlerde durmaksızın küçük veya büyük geliştirmeler yapmayı hedefler.
Kaynakları işleyip katma değer kazandırarak ürün veya hizmete dönüştüren işlemler dizisinin yönetilmesidir. Süreçlerin tanımlanması, ilişkilerin çözümlenmesi, süreç sahiplerinin belirlenmesi ve performans kriterlerinin konulmasını kapsar.
TKY'de hataları sonradan tespit etmek veya ayıklamak yerine hiç hata yapmamayı sağlayan proaktif bir yaklaşımdır. Geleceği düşünerek planlardaki aksaklıkları önlemeyi ve hata kaynaklarını kurutmayı amaçlar.
Çalışanların sürekli eğitim aldığı, edinilen bilgilerin kurumsal hafızaya aktarıldığı ve değişen şartlara hızla adapte olabilen organizasyon yapısıdır. TKY'nin temel ilkelerinden biriyle doğrudan ilişkilidir.
Garvin'in kalite boyutlarından biri olup bir ürünün temel işletim özelliklerini ifade eder. Örneğin bir otomobilin hızı, konforu, yakıt tüketimi ve taşıma kapasitesi performans boyutuna girer.
Bir ürünün tasarım veya işletim özelliklerinin, önceden belirlenen teknik standartları karşılama derecesidir. Örneğin bir otomobilin yakıt tüketiminin hedeflenen seviyenin çok üzerinde olmaması bu boyuta örnektir.
İşletmelerin stok maliyetlerini düşürmek ve müşteri taleplerine hızlı yanıt vermek amacıyla malzemeleri tam gerektiği zaman üretim hattına sunmasını sağlayan modern bir üretim ve yönetim tekniğidir.
Klasik yönetim anlayışında yer alan, her insanın kendi çıkarını maksimize etmeye çalıştığı varsayımına dayanan görüştür. Yöneticileri firma sahibinin çıkarlarını korumakla yükümlü birer vekil olarak ele alır.
TKY anlayışında sadece firma içindeki çalışanları değil; satıcıları, bayileri, çalışanların ailelerini, ortakları ve toplumun kesimlerini kapsayan, işletmeyle ilişkili tüm gruplardır.
TKY ile birlikte yöneticilerin rolünün değişmesi sonucu ortaya çıkan, müşteri ve ön saflardaki çalışanları en üst konuma taşıyan, yöneticileri ise onlara destek olan koçlar olarak konumlandıran yatay organizasyon yapısıdır.
Bir mal veya hizmet üretmek için iki ya da daha fazla bağımsız işletmenin işbölümüne giderek uzun süreli işbirliği kurduğu ve sözleşmelerle birbirine bağlandığı organizasyon yapısıdır. Örnek olarak, otomotiv sektöründe ana üreticinin parçaları dışarıdaki uzman firmalardan temin etmesi gösterilebilir.
Temel faaliyetlerin farklı birimler tarafından yürütüldüğü ancak kaynakların ve mülkiyetin tamamının aynı holding veya işletme bünyesinde kaldıği şebeke türüdür. Örnek olarak, bir holding bünyesindeki malzeme satın alma şirketinin diğer grup şirketlerine hizmet vermesi verilebilir.
Belirli bir oranda dış kaynaklardan yararlanılan, yönetim ve mülkiyet olarak birbirinden tamamen bağımsız işletmelerin bir mal üretmek için koordinasyon içinde çalıştığı modeldir. Örnek olarak, Toyota'nın geniş anlamda kullandığı ve sabit masrafları azaltan parça tedarik sistemi gösterilebilir.
Merkezi bir lider veya broker işletmenin bulunmadığı, işletmelerin piyasa mekanizmasına ve esnek anlaşmalara göre bir araya geldiği şebeke türüdür. Örnek olarak otomotiv yan sanayinde firmaların sabit bir merkeze bağlı kalmaksızın piyasa koşullarına göre çalışması gösterilebilir.
Varlığı kısmen ya da tamamen internet, kablolu sistemler ve telefon ağları gibi iletişim teknolojilerine bağlı olan, çalışanların farklı mekanlarda yer aldığı ancak tek bir organizasyon gibi çalıştığı yapıdır. Örnek olarak sanal bankacılık ve sanal alışveriş platformları verilebilir.
Gerçekte mevcut olmayıp insan zihninde tasarlanan, fiziksel olarak ortada yokmuş gibi durmasına rağmen varmış gibi hissedilen ve işlev gören durumları ifade eder. İşletmecilikte fiziksel ofislerin ortadan kalkıp dijital ağların kurulmasını tanımlar.
Gerçekte mevcut olmayan bir olay veya varlığın bilişim teknolojileri aracılığıyla sanki mevcutmuş gibi hissedilmesi ve algılanması durumudur. Sanal organizasyonların temel teknolojik algı altyapısını destekler.
Şebeke veya sanal organizasyonlarda üretim, satın alma ve pazarlama gibi fonksiyonları yürüten bağımsız işletmeleri yönlendiren küçük ve merkezi birimdir. Lider işletme konumunda bu birim koordinasyonu sağlar.
İşletmelerin küçülme ve yalınlaşma çabaları sonucunda daha önce kendi bünyelerinde yürüttükleri işleri dışarıdaki uzman işletmelere devretmesidir. Örneğin yemek, temizlik ve güvenlik hizmetlerinin dışarıdan alınması bu kapsamdadır.
Sanal organizasyon yönetiminde potansiyel pazar fırsatlarını tanıma, üyelere yetenekleri tanıtma ve uygun üyeleri belirleme aşamalarını içeren ilk yönetim mekanizmasıdır.
Sanal organizasyonlarda dış çevreden bilgi toplama, pazar araştırması yapma ve işlem aşamasında ürün/hizmetleri müşterilere tanıtıp işlemleri destekleyen mekanizmadır.
Sanal organizasyonlarda seçilmiş üyelerin izleyeceği süreçleri birleştiren ve tasarım, üretim, dağıtım gibi fonksiyonel işlemleri destekleyen yönetim mekanizmasıdır.
Sanal organizasyonlarda hiyerarşik konumu ve makamları belirten geleneksel unvanlar yerine, işin niteliğine ve yerine getirilen göreve dayalı unvanların önem kazanmasıdır.
İki veya daha fazla bağımsız işletmenin belirli bir projeyi gerçekleştirmek veya ortak bir amaca ulaşmak için riskleri ve kazançları paylaşarak kurdukları dinamik şebeke veya ortaklık modelidir.
Dış müşteri memnuniyetinin iç müşteri (çalışan) memnuniyetinden geçtiğini savunan ve çalışanların ihtiyaçlarını dikkate alarak motivasyonunu artıran yönetim anlayışıdır. Örneğin, bir bankanın müşterilerine kaliteli hizmet verebilmesi için öncelikle banka çalışanlarını eğitmesi ve tatmin etmesi içsel pazarlama uygulamasıdır.
İçsel pazarlamanın üç boyutundan biri olup, çalışanların işlerini iyi yapabilmeleri ve gerekli görevleri bilmeleri için eğitilmelerini kapsar. Örneğin, personele verilen yeni yazılım eğitimleri ve karar alma yetkisi tanınması geliştirme boyutuna girer.
Çalışanları özendirmek, kurallarla uyumlu davranmasını sağlamak ve işe bağlamak amacıyla başarılı personele sunulan teşvik sistemidir. Örneğin, ayın personeli seçilen bir çalışana maddi prim verilmesi ödüllendirme boyutudur.
İşletmenin gelecekte ulaşılmak istenen konumunu tanımlayan ve çalışanların inanarak peşinden gideceği ideal durumu ifade eden boyuttur. Örneğin, bir şirketin '10 yıl içinde sektörün lider küresel markası olacağız' hedefi vizyonu yansıtır.
İşletmelerin potansiyel ve mevcut çalışanlar tarafından çalışılmak istenecek cazip ve çekici bir iş yeri olarak algılanması durumudur. Örneğin, büyük bir teknoloji şirketinin iş ilanlarına binlerce nitelikli adayın başvurması onun örgütsel çekiciliğini gösterir.
İşveren tarafından ortaya konulan, işe alımla beraber sunulacak fonksiyonel, duygusal ve psikolojik getirilerin birleşiminden oluşan marka kimliğidir. Örneğin, bir firmanın çalışanlarına sadece maaş değil, harika bir çalışma ortamı ve kariyer fırsatı vadetmesi işveren markasıdır.
İşletmeler ile son tüketiciler arasındaki ilişkiye dayalı geleneksel pazarlama faaliyetlerinin tümüdür. Örneğin, bir perakende mağazasının televizyonda ürün reklamı yapması dışsal pazarlamadır.
Hizmet işletmelerinde tüketiciler ile çalışanlar arasındaki birebir etkileşime dayalı ilişkiyi ifade eden pazarlama türüdür. Örneğin, otel resepsiyon görevlisinin konukla doğrudan iletişim kurarak hizmet sunması interaktif pazarlamadır.
Çalışanlara işlerini daha hızlı ve kolay hale getirmek için kendi takdirlerini kullanma, düşünme ve hareket etme yetkisi verme sürecidir. Örneğin, müşteri sorununu çözmek için bir müşteri temsilcisinin yöneticisine sormadan anında para iadesi yapabilmesi güçlendirmedir.
İşverenin mevcut ve olası çalışanlarına sunacağı, markada somutlaşan temel söz ve faydalar bütünüdür. Örneğin, 'Esnek çalışma saatleri ve yenilikçi projelerde yer alma imkânı' şirketin değer önerisini oluşturur.
İş gücü piyasasındaki dengelerin değişmesiyle, işletmelerin en nitelikli ve yetenekli çalışanları kendi bünyelerine çekmek ve rakiplerine kaptırmamak için verdiği kıyasıya mücadeledir. Örneğin, yazılım mühendislerini transfer etmek için teknoloji devlerinin sunduğu yüksek yan haklar bu savaşı gösterir.
Kurumun vizyonunu ve değerlerini yansıtan, şirket markasının ruhunu ortaya koyan net ve açık ifadedir. Örneğin, çalışanların şirketin temel amacını ve değerlerini tek cümleyle özetleyebildiği kurumsal manifestodur.
Bir işletmeyi rakiplerinden ayıran, vizyonunu gerçekleştirmede temel rol oynayan ve rakiplerce taklit edilmesi güç olan bilgi, beceri ve yeteneklerin bütünüdür. Örneğin Canon firmasının optik ve mikro işlemci kontrolü alanındaki bilgisi onun temel yeteneğidir.
İşletmelerin çekirdek faaliyetlerine odaklanmak, maliyet avantajı sağlamak ve sabit maliyetleri değişken maliyete dönüştürmek için öz yetenek gerektirmeyen işleri başka işletmelere devretmesi sürecidir. Örneğin bir firmanın yemek pişirme işini bu işte uzmanlaşmış dış bir firmaya vermesi buna örnektir.
Temel yetenek dışındaki işlerin dış kaynaklara devredilmesiyle organizasyon yapısının sadeleşmesi, hiyerarşik kademelerin azalması ve işletmenin daha esnek hale gelmesi durumudur. Bu yapı yöneticilere stratejik konularda düşünme imkânı tanır.
Öz yetenek bazında işletmeler arasında oluşan stratejik ortaklık ve işbirliği ilişkisini ifade eder. Gelişen bilişim teknolojileri sayesinde ana işletme ile tedarikçinin sürekli iletişim ve ortak çalışma içinde olmasını sağlar.
Bazı görüşlere göre bir işletmenin sahip olabileceği en önemli ve tek temel yetenektir. İşletmelere rakipleri karşısında uzun vadeli rekabet gücü sağlayan yeni ürün, teknoloji ve süreç geliştirme kapasitesidir.
İşletmelerin ihtiyaç duydukları personeli bağlı oldukları dış işverenlerden kiralayarak tek bir ücret ödemesi yapması türüdür. Bu yöntem işletmelerin iş gücü maliyetlerini kontrol etmesini ve eğitim yükünden kurtulmasını sağlar.
Büyük işletmelerin dış kaynak ihtiyaçlarını karşılamak ve daha yalın olmak için tercih ettiği, merkeziyetçilikten uzak, esnek ve bürokrasinin az olduğu dış kaynak kullanım modelidir.
İşletmelerin daha önce denenmemiş süreçleri uygulayarak hangi faaliyetlerin tedarikçi işletmelerden yararlanılarak gerçekleştirilmesi gerektiğine karar vermesini sağlayan bir yönetsel tekniktir.
Sabit maliyetleri azaltmak ve işgücü esnekliği sağlamak amacıyla yemekhane, temizlik ve kafeterya gibi ana faaliyet alanı dışındaki işlerin dış tedarikçilere devredilmesidir.
İşletmenin sahip olduğu temel yeteneklerin (bilgi ve becerilerin) uygulanması sonucunda ortaya çıkan ve nihai ürünlerin üretiminde kullanılan ara veya temel mal ve hizmetlerdir.
Kaynakların uygun değerde minimum kullanılması ve kalite maliyetlerinin en aza indirilmesi sürecidir. Örnek olarak, gereksiz stokların ve hurda maliyetlerinin sıfırlanması gösterilebilir.
Japon kültüründeki 'mottoınal' anlayışının bir ürünü olup, sahip olunan kaynakların kutsal birer emanet olduğunu ve en iyi şekilde değerlendirilmemesinin israf ve günah olduğunu savunan yalın yönetim unsurudur.
İşi gerçekleştiren kişinin o konuda en çok bilgi ve yetkinliğe sahip olduğu gerekçesiyle yetkilerin en alt kademede toplanması ve ara yönetimlerin kaldırılması durumudur.
İşletmenin etkililiğini, verimliliğini ve rekabetçiliğini artırmak amacıyla işgücü sayısının planlı bir şekilde azaltılması, maliyetlerin düşürülmesi ve süreçlerin yeniden değerlendirilmesi faaliyetidir.
Küçülme sürecinde insan kaynaklarının sadece bir maliyet unsuru olarak değil, işletmenin değer yaratan beyin gücü ve bilgi birikimi bileşeni olarak ele alınması gerektiği duruma karşılık gelir.
Bir organizasyonun performansını artırmak için kendi içinde veya dışındaki en iyi uygulamaları tespit edip kendi yapısına uyarlaması, yani başarılı uygulamalardan öğrenmesidir.
Çok uluslu veya büyük işletmelerin farklı departmanları veya şubeleri arasındaki benzer işlevlerin birbiriyle kıyaslandığı en kolay benchmarking türüdür.
Doğrudan aynı sektörde faaliyet gösteren rakiplerin benchmarking ortağı veya hedefi olarak seçilerek karşılaştırma yapılması çalışmasıdır.
Doğrudan rakip olma zorunluluğu olmaksızın, farklı endüstrilerden aynı işleve veya operasyonel sürece sahip başka bir işletmenin kıyaslama için seçildiği yöntemdir.
Endüstriler birbirinden tamamen farklı olsa bile temel amaçları ve süreçleri aynı olan işlevlerin karşılaştırılmasıdır; uzun vadeli dönüşümü nedeniyle en zor kabul gören türdür.
Çalışanların işlerini nasıl yapacaklarına odaklanan ve işlerine ilişkin kontrollerinin olduğu bir dizi psikolojik durumu ifade eden bir perspektiftir. Örneğin, güçlendirilmiş bir çalışan rol stresini azaltarak daha yüksek uyum ve performans gösterir.
Kişinin işiyle ilgili yöntemlerde, aşamalarda ve aktivitelerde karar verme serbestliğine sahip olmasıdır. Örneğin, otonom bir çalışan işini nasıl yapacağına kendisi karar vererek esneklik ve yaratıcılık sergiler.
Bir çalışanın örgütün biçimsel zorunluluklarının ötesine geçerek istenenden daha fazlasını gönüllülük esasıyla yapmasıdır. Örneğin, mesai saatleri dışında bir iş arkadaşına gönüllü olarak yardım etmek bu kapsamdadır.
Örgütsel vatandaşlık davranışının fedakarlık, özgecilik ve diğerlerini düşünme boyutudur. Örneğin, birlikte çalışan bireylerin doğrudan ve isteyerek birbirlerine yardım etmek amacıyla sergiledikleri davranışlardır.
Bireyin örgüt yaşamı içine sorumlu ve aktif olarak katıldığını gösteren örgütsel vatandaşlık davranışı boyutudur. Örneğin, organizasyonu etkileyen olaylara karşı bilgilenmek ve kararlara, toplantılara sorumlu biçimde katılmaktır.
Birey ile örgüt arasında karşılıklılığa dayanan, yazılı olmayan ve konuşulmamış beklentilerden oluşan örtük bir anlaşmadır. Örneğin, çalışanın sadakati karşılığında işverenin gelişim olanakları sunması bu kapsamdadır.
Çalışma ve ücret arasındaki adil ilişkiyi ifade eden, çalışanın sıkı çalışması karşılığında yüksek ücret veya hızlı kariyer gibi dışsal dönüşler almasını içeren sözleşme türüdür.
Sosyal mübadele temelli olan, daha geniş bir süreyi kapsayan ve destek ile bağlılık gibi sosyo-duygusal faktörleri içeren psikolojik sözleşme türüdür.
Örgüt üyelerinin rol davranışlarını kendilerinden bekleneni aşan şekilde yerine getirmesidir. Örneğin, işe devamlılık, dakiklik ve kurallara titizlikle uyulması vicdanlılık boyutunu oluşturur.
Bir görevin tamamlanmasında bireyin davranışının ya da işi yapış tarzının ne ölçüde farklılık yarattığına dair yaptığı değerlendirmedir. Örneğin, işgören kontrolün kendisinde olduğunu düşünerek çıktıları etkileyebileceğine inanır.
Otorite yoluyla etkisini ve gücünü gösteren lider türüdür. Metinde okul yöneticisi bu duruma örnek olarak gösterilmiştir.
Sergilediği davranışlarla grupla bütünleşen kişidir. Örneğin okul yöneticisi öğretmenleri motive edip yönlendirirse informal lider konumuna gelebilir.
Geçmiş yönetim tekniklerini uygulayan, çalışanları ödüllendirmek için para/statü veren ve ilişkileri değiş-tokuş süreci olarak gören liderlik tarzıdır.
İzleyicilerinin özgüveninin gelişmesini sağlayarak onlara başarma ve gelişme konusunda yol gösteren, iletişimi sürekli güçlendiren liderlik türüdür.
Kriz ortamlarında ortaya çıkan, özgüven, cesaret ve güçlü ikna kabiliyeti gibi sıra dışı niteliklere sahip kişilerin sergilediği liderlik tarzıdır.
Girişimci eylemlerin ve yenilikçi faaliyetlerin bağımsız bir işletme kurmak yerine kurulu örgütler içinde gerçekleştirilmesi durumudur.
Girişimcinin fırsatlara odaklanması, pazardaki boşlukları görüp yeni ürün konseptleri geliştirmesi ve sürdürülebilir rekabet avantajı yaratabilmesidir.
Bir bireyin veya grubun bir fikri ya da vizyonu ortaya koyma ve uygulamada bağımsız hareket edebilmesi, kendi kendini yönlendirme arzutusudur.
Girişimcinin yeni bir sektöre girebilmek veya var olan pozisyonunu geliştirebilmek için rakiplerine meydan okuması ve mücadele etmesidir.
Çeşitli nedenlerle devlet tarafından çözüm getirilemeyen sosyal sorun ve ihtiyaçların, yenilikçi yöntemlerle kâr amacı gütmeden karşılanması faaliyetidir.
Çalışanların örgüt içerisindeki sorunlara ilişkin endişe, fikir ve önerilerini bilinçli olarak ifade etmemesi durumudur. Örneğin, bir çalışanın yeni bir süreç hakkındaki önerisini 'nasıl olsa fark oluşturmaz' düşüncesiyle kendine saklaması bu duruma örnektir.
İş görenlerin herhangi bir sorun ya da durum ile ilgili gelişmelere razı olmasının sonucunda, fikir, düşünce ve görüşlerini gönüllü olarak söylememesidir. Birey değişimin kaçınılmaz veya değiştirilemez olduğunu düşünerek sessiz kalmayı seçer.
Korku temelinde kendini korumanın bir formu olarak, fikir ve bilgilerin dışavurumundan kaçınma durumudur. Örneğin, işten atılma korkusu veya ceza alacağı endişesiyle hataları yöneticiye bildirmekten kaçınmak bu kapsamdadır.
Bir bireyin çalıştığı örgüte karşı duyduğu güvensizlik, örgütün dürüstlükten yoksun olduğuna dair inanç, buna eşlik eden negatif duygular ve eleştirel davranış eğilimleridir. İşverenin sadece kendi çıkarlarına odaklandığı inancını barındırır.
İnsan davranışının olumsuz algısını yansıtan, doğuştan ve değişmez kabul edilen sinizm biçimidir. Dünyanın bencil, sahtekâr ve ilgisiz insanlarla dolu olduğu inancıyla başkalarına karşı derin bir güvensizlik duyulmasıdır.
Çalışanın çalışma koşullarından ziyade işin içeriğine yönelik geliştirdiği sinizm türüdür. Genellikle kişi-rol çatışması veya hizmet sektöründe çalışanların becerilerinin engellenmesiyle başa çıkma stratejisi olarak ortaya çıkar.
İşin; özerklik, sorumluluk ve kendini gerçekleştirme gibi bireyin insan olarak değerini ortaya koyan koşulları sağlayamaması nedeniyle çalışanın işinden duygusal ve bilişsel olarak kopması durumudur.
Yabancılaşmanın beş boyutundan biri olup, çalışanın örgütün kurallarına uyum göstermek istememesi, kuralsız davranması ve kuralların anlamsız olduğunu düşünmesidir.
Örgütteki diğer çalışanlara kasıtlı olarak zarar vermek, onları yıldırmak ve işinden uzaklaştırmak amacıyla uygulanan periyodik, sistematik psikolojik baskı ve haksız davranışlar bütünüdür.
Yoğun stres, mobbing veya örgütsel sessizlik ortamında çalışan kişinin sürekli olumsuz düşüncelere sahip olması, işine dikkatinin azalması ve duygusal bitkinlik yaşaması durumudur; duygusal tükenmişlik, kişilerden uzaklaşma ve kişisel başarıda düşme boyutları vardır.
Bir örgütün çalışanları, müşterileri, yatırımcıları ve diğer paydaşları tarafından nasıl algılandığını gösteren, gayri maddi varlık olmasına rağmen rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir değerdir. Örneğin, güçlü bir itibara sahip şirketler ürünlerini rakiplerine göre daha yüksek fiyatla satabilir.
Bir örgütün ne olduğunu, mevcut halini ve gerçek kimliğini yansıtan ayırt edici nitelikleridir. Liderlik tarzı, örgütsel yapı, faaliyetler, sunulan ürün ve hizmetler ile değerler kurum kimliğini oluşturur.
Yüksek derecede kurumlarıyla özdeşleşmiş bireyler tarafından kurum değerlerinin ve faaliyetlerinin içselleştirilmesidir. Çalışanların kurum kimliğini kabul etmesi ve benimsemesini ifade eder.
Örgütün kendi paydaşlarına kendini nasıl tanıtmayı amaçladığıyla ilgili olan dış görünüş boyutudur. Logolar, isimler, amblemler, broşürler, sloganlar ve web siteleri bu kapsamda kullanılır.
Bir kurumun dışa yansıyan görüntüsü, toplum nezdindeki algısı ve çeşitli kitlelerin zihninde yarattığı resimdir. Aktarılan, algılanan ve yorumlanan imaj olarak üçe ayrılır.
Örgütün süreçleri, kimliği, kültürü ve değerleri gibi kendisine özgü olan, tıpkı organik DNA sarmalında olduğu gibi geleceğe aktarılan temel özelliklerinden oluşan bir bütündür. İtibar algısını doğrudan etkiler.
Bir şirketin sosyal ve çevresel kaygıları gönüllü olarak faaliyetlerinin parçası haline getirmesi, tüm paydaşlara karşı etik ve sorumlu davranmasıdır. Örneğin, Colgate'in 40 yılı aşkın süredir çocuklara ağız sağlığı eğitimi vermesi bir KSS uygulamasıdır.
Şirketin dışarıda yer alan gruplarla (müşteriler, tedarikçiler, yerel halk) ilişkisi ne kadar güçlü olursa kurumsal amacına ulaşmasının o kadar kolay olacağını savunan KSS teorisidir.
Toplumun bireyler ve örgütler arasındaki gizli/açık sözleşmelerden oluştuğunu, şirketlerin sorumsuz davranması durumunda toplumun faaliyet lisansını geri alabileceğini savunan teoridir.
Zenginlik ve güç gibi toplumsal olguların üyeler arasında nasıl dağıtıldığına odaklanan; sadece güçlü olanın değil toplumun tüm üyelerinin ihtiyaçlarının dikkate alınmasını savunan teoridir.
İnsan hakları ve mülkiyet haklarının anlamı üzerinde odaklanan; şirket ortaklarının sahip olduğu mülkiyet hakkının çalışanların temel insani haklarını yok sayma yetkisi vermediğini savunan teoridir.
Şirketler de dahil olmak üzere toplumun tüm üyelerinin, diğer herkesin ihtiyaçlarını gözeterek ve bunlara önem vererek davranma durumunda olduğunu savunan etik teoridir.
İki ya da daha fazla bağımsız işletmenin, belirli bir stratejik amacı gerçekleştirmek için teknolojilerini, kaynaklarını ve yeteneklerini karşılıklı yarar sağlayacak şekilde birleştirdikleri işbirliği anlaşmalarıdır. Örneğin, iki otomotiv devinin ortak bir elektrikli motor teknolojisi geliştirmek için güçlerini birleştirmesi bu kapsamdadır.
Patent hakkı ile korunan belirli bir ürünün, teknolojinin ya da markanın belirli bir süre ve ücret karşılığında başka bir işletme tarafından üretilmesine veya pazarlanmasına izin veren işbirliği türüdür. Örneğin, Massey-Ferguson traktörlerinin Türkiye'de Uzel Makine A.Ş. tarafından üretilmesi lisanslamaya örnektir.
Bir işletmenin ana faaliyet konusu dışındaki işlevlerini (güvenlik, yemek, taşımacılık vb.) maliyet avantajı sağlamak amacıyla başka uzman işletmelere (taşeronlara) devretmesidir. Örneğin, bir holdingin bina güvenliği hizmetini profesyonel bir güvenlik şirketine devretmesi outsourcing uygulamasıdır.
Tekel durumundaki bir üreticinin, mallarını veya hizmetlerini belirli bir bölgede satma ve üretme hakkını, ana işletmenin standartlarına uyulması koşuluyla bağımsız bir girişimciye devretmesidir. Örneğin, McDonald's veya Burger King restoranlarının yerel girişimciler tarafından ana şirketin kurallarıyla işletilmesi bu türdendir.
İki ya da daha fazla işletmenin kendi öz yetenekleri doğrultusunda faaliyetlerini birleştirmek yoluyla, kendileri dışında ayrı bir yasal kimliği ve tüzel kişiliği olan yeni bir işletme kurmalarıdır. Örneğin, iki farklı ülkenin hava yolu şirketinin güçlerini birleştirerek tamamen yeni isimde uluslararası bir kargo şirketi kurmasıdır.
Meslek etiğinin bir alt dalı olup, etiğin yönetim süreçleri düzleminde ele alınmasıdır; belirli bir örgüt içinde yöneticilerin karar alırken uyması gereken ilke, kural ve standartları ifade eder. Örneğin, bir insan kaynakları yöneticisinin işe alımlarda kişisel yakınlıkları değil liyakati esas alması yönetsel etiğin gereğidir.
Bir eylemin tek başına iyi veya kötü olmadığını, o eylemin ortaya çıkardığı sonuçlara ve neticelere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini savunan etik yaklaşımıdır. Örneğin, yalan söylemek genel olarak kötüdür ancak bir insanın hayatını kurtaracaksa teleolojik açıdan doğru kabul edilebilir.
Teleolojik etik yaklaşımının alt kolu olup, insanların refahını değil sadece kişisel menfaat ve çıkarı merkez kabul eden, bireysel çıkarın yol gösterici olduğunu savunan anlayıştır. Örneğin, bir yöneticinin şirket bütçesini kendi akrabasının şirketine hiçbir ihale yapmadan aktarması egoizm ilkesiyle açıklanabilir.
Jeremy Bentham ve John Stuart Mill öncülüğünde gelişen, bir eylemin doğruluğunun o eylemden etkilenen kişilerin sağladığı toplam fayda ve mutluluğa göre belirlenmesi gerektiğini savunan teleolojik yaklaşımdır. Örneğin, bir fabrikanın kurulmasının binlerce kişiye iş imkanı ve refah sağlayarak bölgeye genel bir mutluluk getirmesi faydacılıkla açıklanır.
Eylemlerin sonuçlarından bağımsız olarak, o eylemin özündeki niyet, ilke, yasa, ödev ve yükümlülüklere göre değerlendirilmesi gerektiğini savunan etik yaklaşımıdır. Örneğin, rüşvet teklif edilmesine rağmen 'dürüstlük kuralı' gereği bu teklifin kesinlikle reddedilmesi deontolojik bir tutumdur.
Alman filozof Immanuel Kant tarafından ortaya konan, ahlakın temelini sezgi veya faydaya değil akla dayandıran, ahlaki davranışın koşulsuz ve her durumda yerine getirilmesi gereken evrensel bir ödev olduğunu savunan felsefedir. Örneğin, zor durumdaki birine yardım etmeyi menfaat için değil, bu bir ödev olduğu için gerçekleştirmek Kant ahlakına uygundur.
Kamu görevlisinin görevini kötüye kullanarak vatandaştan hak etmediği bir paranın verilmesi veya menfaat sağlanması konusunda baskı (icbar) yapması ya da ikna etmesidir. Örneğin, bir belediye memurunun ruhsat işlemlerini hızlandırmak için esnaftan rıza dışı zorla ek ödeme talep etmesi irtikaptır.
Çıkar ve baskı gruplarının, devlet tarafından yapay olarak yaratılmış bir ekonomik kaynağı veya ayrıcalığı elde etmek için giriştikleri faaliyetler ve harcamalardır. Örneğin, bazı büyük şirketlerin belirli vergi muafiyetleri veya teşvikler alabilmek için siyasetçiler üzerinde yoğun lobi faaliyetleri yürütmesi rant kollamadır.