← Ünite 9

Ünite 9: 1982 Anayasası ve Temel Nitelikleri — Konu Anlatımı

11982 Anayasası'nın Yapımı ve Yürürlüğe Giriş Süreci

12 Eylül 1980 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkede yaşanan krizleri gerekçe göstererek emir ve komuta zinciri içinde yönetime el koymuştur. Bu müdahale, 27 Mayıs 1961 askeri müdahalesinden farklı olarak hiyerarşik bir bütünlük içinde gerçekleştirilmiştir. Darbeyi gerçekleştiren komuta kademesi, kendilerine 'Millî Güvenlik Konseyi' (MGK) adını vermiş ve bu kurul Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğinde kuvvet komutanlarından oluşturulmuştur. MGK, çıkardığı 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun ile yeni bir anayasa kabul edilene kadar yasama ve yürütme yetkilerini kendi tekeline almıştır.

Darbeden yaklaşık bir yıl sonra, 29 Haziran 1981 tarihinde çıkarılan 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun ile yeni anayasayı hazırlamak üzere bir Kurucu Meclis kurulmuştur. Bu Kurucu Meclis, askeri kanadı oluşturan Millî Güvenlik Konseyi ile sivil kanadı oluşturan Danışma Meclisi'nden (DM) meydana gelmiştir. Danışma Meclisi üyeleri valilerce önerilen adaylar arasından MGK tarafından seçilen 120 üye ile doğrudan MGK tarafından atanan 40 üyeden oluşmuştur. Danışma Meclisi üyeliği için 30 yaşını doldurmuş olmak, yükseköğrenim mezuniyeti ve 11 Eylül 1980'de hiçbir siyasi partiye üye olmamak gibi şartlar aranmıştır.

Anayasa hazırlık sürecinde Danışma Meclisi kendi içinden 15 kişilik bir 'Anayasa Komisyonu' seçmiştir. Bu komisyonun hazırladığı taslak Danışma Meclisi ve ardından nihai yetkili organ olan Millî Güvenlik Konseyi tarafından incelenerek kabul edilmiştir. MGK'nın taslak üzerinde mutlak veto ve değiştirerek kabul etme yetkisi bulunmaktaydı. Hazırlanan anayasa taslağı 7 Kasım 1982 tarihinde halkoylamasına sunulmuş ve %91.37 oranında 'evet' oyu ile kabul edilerek 9 Kasım 1982 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

21961 ve 1982 Anayasalarının Yapılışları Bakımından Karşılaştırılması

Her iki anayasa da askeri müdahaleler sonrasında Kurucu Meclisler tarafından hazırlanmış ve halkoylaması ile kesinleşmiştir. Her iki süreçte de Kurucu Meclislerin sivil kanatları (Temsilciler Meclisi ve Danışma Meclisi) doğrudan halk tarafından seçilmemiş, ayrıca bu sivil kanatların hükümet kurma veya düşürme yetkileri bulunmamıştır. Bu ortak noktalar her iki anayasanın da olağanüstü dönemlerin ve askeri rejimlerin ürünü olduğunu göstermektedir.

Yapılış süreçlerindeki en temel fark ise sivil kanatların temsil niteliğidir. 1961 Temsilciler Meclisi'nde siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları yer alırken, 1982 Danışma Meclisi'nde siyasi partilere tamamen yasak getirilmiş ve üyeler doğrudan veya dolaylı olarak askeri yönetim tarafından belirlenmiştir. Ayrıca 1961 sürecinde anayasanın halkoylamasında reddedilmesi durumunda izlenecek yeni anayasa hazırlama usulü belirlenmişken, 1982 sürecinde reddedilme durumunda ne olacağına dair hiçbir hükme yer verilmemiştir.

Diğer önemli bir fark ise halkoylamasının yapılış biçimidir. 1982 halkoylamasında anayasa metninin kabulü, MGK Başkanı Kenan Evren'in Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birleştirilerek tek bir oylama haline getirilmiştir. Bu durum, seçmene anayasayı reddetme şansını fiilen zorlaştıran bir plebisit niteliği kazandırmıştır. 1961 halkoylaması ise çok daha demokratik ve muhalefetin sesini duyurabildiği koşullarda gerçekleştirilmiştir.

31982 Anayasasının Başlıca Özellikleri ve Getirdiği Yenilikler

1982 Anayasası, genel nitelikleri itibarıyla kazuistik (düzenleyici) ve katı (sert) bir anayasadır. Çerçeve anayasa modelini reddederek her konuyu en ince ayrıntısına kadar düzenlemeyi tercih etmiştir. Değiştirilmesi zor usullere bağlanmış, değiştirilemez maddelerinin sayısı artırılmış ve anayasa değişikliklerinde zorunlu veya ihtiyari halkoylaması mekanizmaları getirilerek katılık derecesi yükseltilmiştir.

Anayasa, 1961 Anayasası'nın getirdiği zayıf ve bölünmüş yürütme yapısına tepki olarak 'güçlü yürütme' modelini benimsemiştir. Cumhurbaşkanının yetkileri genişletilmiş ve yürütme organı devletin asli hareket merkezi haline getirilmiştir. Ayrıca geçmiş dönemde yaşanan siyasi krizleri ve tıkanıklıkları aşmak amacıyla tıkanıklık giderici mekanizmalar kurulmuştur. TBMM'nin toplantı yeter sayısı düşürülmüş, meclis başkanlığı seçimi kolaylaştırılmış ve çift meclisli sistemden vazgeçilerek Cumhuriyet Senatosu kaldırılmıştır.

1982 Anayasası, birey ve katılım odaklı bir demokrasi yerine otorite ve istikrar odaklı 'daha az katılımcı' bir demokrasi modelini öngörmüştür. Siyasi partilerin mecliste grup kurma sınırı 10 milletvekilinden 20 milletvekiline çıkarılarak küçük partilerin meclis çalışmalarını kilitlemesi engellenmek istenmiştir. Geçici maddelerle de askeri rejimden sivil rejime geçişi düzenleyen koruyucu hükümler getirilmiştir.

4Türkiye Cumhuriyeti'nin Temel Nitelikleri ve İlkeleri

Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri; insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak sayılmıştır. Bu ilkelerden 'insan haklarına saygılı devlet' ifadesi, 1961 Anayasası'ndaki 'insan haklarına dayanan devlet' ifadesine kıyasla devlet otoritesini daha fazla önceleyen bir yaklaşımı yansıtmaktadır.

Devletin temel yapısını belirleyen diğer önemli ilkeler ise üniter devlet ilkesi ve eşitlik ilkesidir. Üniter devlet yapısı gereği Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür; yasama, yürütme ve yargı organlarında teklik esastır. Eşitlik ilkesi ise mutlak ve nispi eşitlik ayrımı çerçevesinde uygulanmakta olup, devlet organlarının tüm işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmesini zorunlu kılmaktadır.

Anayasa'nın 4. maddesi ile ilk üç maddede yer alan devletin şekli (Cumhuriyet), cumhuriyetin nitelikleri, devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez kılınmıştır. Bu durum anayasanın kurduğu temel felsefenin ve devlet yapısının sürekliliğini güvence altına almayı amaçlamaktadır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250