← Ünite 11

Ünite 11: Anketler - 2 — Konu Anlatımı

111.1. Anketin Yapılandırılması

Anket aracının yapılandırılması sosyal bilimlerde kendi başına bir sanat ve titizlik gerektiren bir süreçtir. İçerik, metin, yapı ve yerleşim gibi çalışma üzerinde doğrudan etkileri olacak sayısız kritik kararın alınmasını zorunlu kılar. Bu süreci mükemmel kılacak tek bir doğru yol olmasa da, daha geçerli ve güvenilir bir son ürün elde etme şansını artıran evrensel birtakım metodolojik öneriler mevcuttur.

Bir anket sorusu hazırlanırken araştırmacının dikkat etmesi gereken temel üç alan bulunmaktadır: İlk olarak sorunun içeriğinin, genişliğinin ve amacının net bir şekilde belirlenmesi gerekir. İkinci olarak cevaplayıcıdan bilgi toplarken en uygun yanıt formatının seçilmesi şarttır. Üçüncü olarak ise hedeflenen araştırma alanına en doğru şekilde ulaşabilmek için sorunun ne şekilde metne döküleceği (ifade edileceği) planlanmalıdır.

Soruların hazırlanması kadar bu soruların anket formu içerisine yerleşim düzeni de büyük önem taşır. Araştırmacılar bu aşamada dikkatli olmazlarsa, araştırma sonuçlarını kökten etkileyecek ve verinin güvenilirliğini zedeleyecek önemli hatalara sebep olabilirler. Bu nedenle anketin bütünsel tasarımı, hem katılımcının motivasyonunu koruyacak hem de veri analizini kolaylaştıracak biçimde kurgulanmalıdır.

211.1.1. Soru Çeşitleri

Anket soruları en genel tanımıyla yapılaşmış ve yapılaşmamış olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Yapılaşmış soruların tasarımı teknik olarak daha büyük sorunlar ve dikkat gerektirirken, içerik açısından nitelikli yapılaşmış sorular yazmak son derece zordur. Kapalı uçlu ve açık uçlu sorular da bu sınıflandırmanın temel taşlarını oluşturur.

Kapalı uçlu sorularda katılımcılara araştırmacı tarafından sunulan iki veya daha fazla seçenek arasından kendilerine en uygun olanı işaretlemeleri zorunlu kılınır. Bu sorularda katılımcıların önceden belirlenen kabul edilebilir seçeneklerin dışına çıkmasına kural olarak izin verilmez. Ancak araştırmacının öngöremediği durumlar için forma bir 'diğer' seçeneği eklenebilir, fakat bu yöntem sınırlı tutulmalıdır.

Açık uçlu sorularda ise herhangi bir seçenek sunulmaksızın katılımcının belirli bir konu hakkındaki düşüncelerini kendi cümleleriyle ifade etmesi beklenir. Araştırmacı olası tüm yanıtları önceden listeleyemediğinde ya da derinlemesine nitel veriler elde etmek istediğinde bu sorulara başvurur. Açık uçlu soruların en büyük dezavantajı, elde edilen metinsel verilerin sayıllaştırılıp istatistiksel olarak işlenmesinin oldukça zor olmasıdır.

Kapalı uçlu sorular kendi içinde farklı ölçme düzeylerine ve formatlara ayrılır. İki muhtemel cevabı bulunan sorulara dikotom (Evet/Hayır, Doğru/Yanlış) denir. Ölçme düzeyine göre ise meslek gibi durumlarda sayıların sadece yer tutucu olduğu isimsel (nominal), aday sıralaması gibi durumlarda derecelendirme yapılan sıralama (ordinal), 1-5 arası Likert veya anlamsal farklandırma gibi aralıklı ölçme yapan ölçekler yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Guttman ölçeği gibi kümülatif seçenekli soru formatları da aralıklı ölçümler için tercih edilir.

311.1.2. Filtrelenmiş veya Koşullu Sorular

Araştırmalarda bazen katılımcının bir sonraki soruyu yanıtlayabilecek bilgiye, niteliğe veya yaşantıya sahip olup olmadığını denetlemek hayati önem taşır. Bu durum filtre veya koşullu soruların kullanılmasını zorunlu kılar. Örneğin katılımcının daha önce esrar kullanıp kullanmadığını saptamak ve kullanmayanları farklı bir yönlendirmeye tabi tutmak için filtre soru şarttır.

Filtre sorular bazen oldukça karmaşık bir yapı alabilir ve katılımcıları takip eden doğru sorulara yönlendirmek için çoklu filtreler gerekebilir. Bu süreçte katılımcının kafasını karıştırmamak ve anketten kopmasını engellemek için uyulması gereken temel kurallar vardır: Her soruya ikiden ya da en fazla üç dereceden fazla atlama konulmamalıdır.

Eğer iki atlama derecesi varsa ok ve kutucuk gibi görsel grafikler etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Mümkün olan durumlarda atlamalar için yeni bir sayfaya geçilmesi önerilir; örneğin '38. soruya geçiniz' yerine 'sayfa 4'e geçiniz' ifadesi, katılımcının sayfayı bulmasını soruyu aramasından çok daha kolay hale getireceği için süreci hızlandırır.

411.1.3. Soru İçeriği

Anket formundaki her bir sorunun ölçülmek istenen içeriğe ne ölçüde hizmet ettiğini sorgulamak gerekir. Araştırmacılar 'Daha fazla soru gerekli mi?', 'Çok soruya gerek var mı?' gibi sorularla formun işlevselliğini test etmelidir. Özellikle 've' bağlacıyla birbirine bağlanan iki öğeli sorular (örn. yerli ve ithal mallar hakkında ne düşünüyorsunuz?) katılımcının kafasını karıştırdığı için ayrı ayrı iki soru olarak sorulmalıdır.

Cevaplayıcıların soruya yanıt verebilmek için yeterli bilgi ve donanıma sahip olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Örneğin 'Dean Rusk’ın Domuzlar Körfezi krizindeki davranışı' gibi tarihsel ve özel bilgi gerektiren sorular, o konudan bihaber olan katılımcılar için anlamsızdır ve önceden bilgi/filtre sorusu gerektirir.

Soruların yeterince özgün veya yeterince genel olup olmadığı da hassas bir dengedir. Çok genel sorular verinin yorumlanmasını güçleştirirken, aşırı spesifik sorular (örneğin geçen hafta izlenen tek bir programı sormak) genel eğilimi yansıtmayabilir. Ayrıca soruların taraflı, hileli veya yönlendirici olmamasına, katılımcının yaş, gelir gibi hassas konularda dürüst yanıt verebilmesini sağlayacak dolaylı (izdüşümsel) veya gruplandırılmış alternatifler sunulmasına özen gösterilmelidir.

511.1.4. Cevap Formatı

Cevap formatı, araştırmacının katılımcılardan verileri toplama biçimini ifade eder ve yapısal ile yapısız olmak üzere ikiye ayrılır. Yapısal formatlar veri toplamayı ve özetlemeyi kolaylaştırırken katılımcıyı kısıtlayabilir. Boşluk doldurma, onay kutucukları, yuvarlak içine alma veya web tabanlı butonlar yapısal formatlara örnektir.

Boşluk doldurma ve onay kutucuğu formatlarında, özellikle birden fazla seçeneğin işaretlenebildiği 'değişken çoklu seçenek' durumlarında veri analizi yapılırken çok dikkatli olunmalıdır. Bu tür sorularda her seçenek ayrı bir değişken gibi ele alınmalı, işaretlenmeyenler '0', işaretlenenler '1' olarak kodlanmalı ve analiz buna göre yürütülmelidir.

Yapısız cevap formatları ise nispeten sınırlıdır ve genellikle yazılmış metinlerden oluşur. Açık uçlu soruların altındaki yorum kutucukları, derinlemesine görüşme metin dökümleri (kopyalar) ve konuşmacı/gözlemci notları bu kapsamda değerlendirilir. Bu tür verilerin analizinde metinsel bütünlüğü korumak ve standart bir kodlama/deşifre standardı tutturmak esastır.

611.1.5. Soru Üslubu

İyi anket soruları yazmadaki en büyük zorluklardan biri doğru ve net bir üslup yakalamaktır. Küçücük üslup farklılıkları bile sorunun yanlış anlaşılmasına veya katılımcının yönlendirilmesine yol açabilir. Soruların yanlış anlaşılmaya açık, belirsiz terminoloji içeren veya gizli tahminlere dayanan yapılardan arındırılması gerekir.

Sorularda zaman kavramı ('olacak', 'olabilir') geçiyorsa sürenin kesin olarak belirtilmesi şarttır. Ayrıca üslubun ne kadar kişisel olduğu da önemlidir; çalışma koşullarının tatmin edici olup olmadığını sormak ile bunlardan 'kişisel olarak memnun olup olmadığını' sormak farklı derinlikte veriler üretir.

Travma geçirmiş eski askerler gibi hassas gruplarla yapılan çalışmalarda soruların çok düz ve tehditkar olması katılımcıda yüksek strese yol açabilir. Bu gibi durumlarda doğrudan savaş hislerini sormak yerine teçhizat veya acemilik eğitimi gibi daha az tehditkar ve dolaylı sorularla başlanmalı, araştırmanın etik sınırları titizlikle gözetilmelidir.

711.2. Gözlem ve Araştırma Yanılgıları

Gözlemsal çalışmalarda olgunun halihazırdaki durumu soru sorularak değil, doğrudan gözlem yoluyla tespit edilir. İnsanların ne yaptığını incelemenin en basit yolu onların davranışlarını izlemektir. Araştırma projesindeki en temel kavramlardan biri olan 'analiz birimi', incelemede analiz edilen esas unsuru (birey, grup, nesne, coğrafi birim vb.) ifade eder ve yapılan analizin niteliğine göre değişiklik gösterebilir.

Sosyal araştırmalarda yanlış varsayımlardan kaynaklanan mantık yürütme hatalarına 'yanılgı' denir. Bunların en önemlilerinden biri olan ekolojik yanılgı, yalnızca gruplara ait verilerin analizinden yola çıkarak bireyler hakkında kesin hükümlere varmakla ortaya çıkar (örneğin en başarılı sınıftaki bir öğrencinin kesinlikle dahi olduğunu varsaymak).

İstisnayı genelleme yanılgısı ise ekolojik yanılgının tam tersi olup, istisnai vakalardan yola çıkarak bütün bir grup hakkında önyargılı hükümlere varılması durumudur (örneğin trafikte hata yapan bir kadından yola çıkarak 'kadınlar araba kullanamaz' genellemesi yapmak). Bu yanılgılar hem bilimsel araştırmalarda hem de günlük hayatta karşılaşılan büyük mantıksal tuzaklardır.