Bakım hizmeti, insan yaşamının herhangi bir evresinde kronik bir hastalık, yeti yitimi veya yaşlılığa bağlı gelişen yeti yetersizlikleri nedeniyle ihtiyaç duyulan, süreklilik arz edebileceği gibi geçici de olabilen kapsamlı bir destek sürecidir. Bu hizmet; bireyin öz bakım gereksinimlerinin karşılanması, sağlıklı beslenmesinin organize edilmesi, mobilizasyonunun yani bir yerden başka bir yere aktarımının güvenle sağlanması, günlük yaşam aktivitelerinin desteklenmesi ve tıbbi tedavisinin takibini içerir. Bakım hizmetleri profesyonel ekiplerce belirli bir ücret karşılığında kurumsal olarak sunulabileceği gibi, aile üyeleri veya yakınlar tarafından ücretsiz olarak da yerine getirilebilmektedir.
Uzun süreli bakım hizmeti ise engelli, yaşlı ya da kronik rahatsızlığı olan bireylere yönelik medikal olan ya da olmayan desteklerin tamamını kapsayan daha geniş bir kavramdır. Uzun süreli bakım ihtiyacı sadece yaşlı nüfusa özgü olmayıp, her yaş grubundan dezavantajlı birey için geçerlilik taşıyabilir. Bu hizmetlerin sunum mekanları çeşitlilik göstermekte olup ev ortamında, toplum temelli merkezlerde, huzurevlerinde ya da özel bakımevlerinde yapılandırılabilmektedir.
Yaşlı bakım planlaması, müracaatçının bakımı ile doğrudan ilişkili olan kurumlar, meslek elemanları ve bakım personeli için yol gösterici nitelikte hazırlanan resmi ve dinamik bir organizasyondur. Bakım planlaması; bireysel ihtiyaçların detaylıca saptanması, bu ihtiyaçlara en uygun bakım modellerinin belirlenmesi ve yaşlının günlük yaşam kalitesinin artırılması aşamalarından oluşur. Gelişmiş ülkelerde bu süreç; hizmet kuruluşları, müracaatçı temsilcileri, meslek grupları ve sağlık sigortası temsilcilerinin katılımıyla yasal ve mali güvenceye kavuşturulmuş resmi bir belge niteliğindeyken, ülkemizde henüz bağımsız bir bakım sigortası sistemi bulunmadığından, ilgili kurumlar tarafından toplam kalite yönetimi standartları ve bakanlık yönetmelikleri çerçevesinde hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye'de bakım hizmetlerinin yasal ve kurumsal altyapısı, 2005 yılında yürürlüğe giren 5378 Sayılı Engelliler Hakkındaki Kanun ve 2011 yılında kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın (günümüzdeki adıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı) teşkilat yapısını düzenleyen 633 Sayılı KHK ile şekillenmiştir. Bu temel mevzuat, ülkemizdeki engelli ve yaşlı bakım hizmetlerinin standartlaştırılması ve denetlenmesi için ana çatıyı oluşturmaktadır.
Ülkemizde yaşlı ve engelli bakım hizmetlerinin yürütülmesini düzenleyen çok sayıda spesifik yönetmelik bulunmaktadır. Bunların başında 1987 tarihli Kamu Kurum ve Kuruluşları Bünyesinde Açılacak Huzurevlerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmelik, 2001 tarihli Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği, 2006 tarihli Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tesbiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik, 2008 tarihli Özel Huzurevleri ile Huzurevleri Yaşlı Bakım Merkezleri Yönetmeliği ve 2013 tarihli Bakıma Muhtaç Engelli Bireylere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliği gelmektedir. Bu yönetmelikler, açılacak kuruluşların fiziki şartlarından personel istihdamına ve denetim mekanizmalarına kadar tüm süreçleri standardize etmektedir.
Bakanlığın 2013-2017 Stratejik Planı kapsamında bakım, koruma ve rehabilitasyon hizmetlerinin etkinliğini artırmak temel hedef olarak belirlenmiş ve bu doğrultuda Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde 2013 yılında Kalite Geliştirme Dairesi kurulmuştur. Aynı dönemde başlatılan Bakım Hizmetleri Kalite Standartları çalışmaları ile bakıcı personelin mesleki yeterliliklerinin belirlenmesi ve eğitimlerinin standardize edilmesi amaçlanmıştır. Türkiye'de resmi veya özel statüde bakım hizmeti sunan tüm kuruluşlar, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüklerinin onayı, izni ve düzenli denetimi altında faaliyet göstermek zorundadır.
Türkiye'de uygulanan yaşlı bakım hizmet modelleri, yaşlının bağımsızlık derecesine, sağlık durumuna ve sosyal destek mekanizmalarına göre çeşitlenmektedir. İlk model olan Evde Bakım ve Evde Destek Hizmetleri; bireysel günlük bakım, sertifikalı personel ve refakatçi desteği, yemek sağlama, sosyal yardım, ev içi tamirat ve modifikasyonlar ile evde sağlık hizmetlerini kapsar. Bu model, yaşlının alışık olduğu sosyal çevreden kopmadan desteklenmesini hedefler.
Gündüzlü Hizmetler, günün belirli saatlerinde yaşlıların sosyal, zihinsel ve fiziksel aktivitelerle desteklendiği, demans veya Alzheimer hastalarına özel bakımın sunulduğu, aile üyelerinin üzerindeki bakım yükünün hafifletildiği merkezlerdir. Toplum Temelli Yaşam Evleri (Yaşam Evi-Umut Evi) ise birden fazla bireyin aynı ev ortamında kalarak öz bakımlarını, temizlik, çamaşır ve yemek işlerini destek personeli eşliğinde kendilerinin yapmasını teşvik eden, sosyal entegrasyonu yüksek bir modeldir. Huzurevleri (Destek Yaşam Evleri) ise günlük yaşam aktivitelerini bağımsız yapabilen yaşlılara yönelik, tek veya çift kişilik odalarda temizlik, yemek ve sosyal imkanlar sunan dikey veya yatay mimari yapılardır.
Bakımevleri; fiziksel, psikolojik veya mental yetersizlikleri nedeniyle kendilerine bakmakta güçlük çeken ve sürekli özel bakıma ihtiyaç duyan bireylere sağlık ve rehabilitasyon hizmeti sunan yatılı kuruluşlardır. Yaşam Destek Merkezleri (Hospis) ise palyatif bakım ihtiyacı olan, yaşam süresi sınırlı bireylere ağrı yönetimi, medikal bakım, psiko-sosyal destek ve aileye yönelik yas danışmanlığı sunan özelleşmiş ünitelerdir. Son olarak, Süreli-Sürekli Bakım ve Danışma Merkezleri, yaşlılara gelecekte ihtiyaç duyabilecekleri bakım modelleri ve finansman yöntemleri hakkında rehberlik yaparak, onları en uygun hizmet modeline yönlendiren koordinasyon merkezleridir.
Bakım ve hizmet sunumunun temel amacı, yaşlı bireyin yaşam kalitesini korumak ve mümkün olan en üst düzeye çıkarmaktır. Bu doğrultuda hazırlanan bakım planlarına müracaatçının ve ailesinin aktif katılımının sağlanması esastır. Bakım planlaması; bireyin yaşam kalitesinden ne anladığını keşfetmeyi, sağlık risklerini önceden saptamayı, müracaatçı ile karşılıklı anlaşmalar yapmayı ve bu anlaşmaları düzenli aralıklarla güncellemeyi gerektiren dinamik bir süreçtir.
Bakım planlaması sadece bakım çalışanları için bir uygulama rehberi olmakla kalmaz, aynı zamanda sosyal hizmet uzmanı, doktor, fizyoterapist, hemşire ve diyetisyen gibi farklı disiplinlerden oluşan ekibin koordineli çalışmasını sağlayan ortak bir iletişim aracıdır. Planlama sürecinde yaşlının kişisel ihtiyaçları (yemek, temizlik, manevi destek), konut ihtiyaçları (ev güvenliği, tele-bakım), sosyal ihtiyaçları (arkadaşlık, eğitim, hobiler) ve sağlık ihtiyaçları (fizyoterapi, uzmanlaşmış tıp hizmetleri) bir bütün olarak ele alınır.
Yaşlının kendi evinde veya eve yakın ortamlarda bakımının sürdürülebilmesi için sosyal politikaların da bu yönde yapılandırılması gerekir. Bu yapılandırmanın temel unsurları arasında; erken müdahale ve risk değerlendirmesi, uzun vadeli sağlık koşullarının toplum içinde yönetilmesi, hastanelerden erken taburcu edilen yaşlıların evde desteklenmesi, akut durumlarda hastane hizmetlerine hızlı erişim sağlanması ve aile bakıcılarının ortak ihtiyaçlarının desteklenmesi yer almaktadır.
Yaşlı bakım planı oluşturulurken ilk ve en kritik aşama ön görüşmedir. Ön görüşme, müracaatçının kuruma kabulü ve kendisini ifade etmesi açısından belirleyici bir rol oynar. Bu aşamada müracaatçının heyecanını, endişesini azaltmak ve gerekli tüm bilgileri eksiksiz toplamak adına yapılandırılmış bir kontrol listesi (check-list) kullanılır. Kontrol listesi; selamlaşma, karşılıklı tanışma, müracaatçının duygularını ifade etmesine izin verme, yeni yaşam alanı hakkında bilgilendirme ve sağlık risklerinin saptanması adımlarını içerir.
Ön görüşmede yaşlının yaşam kalitesini belirleyen dört temel boyut titizlikle değerlendirilir. Bu boyutlar; ikamet ve yaşam koşulları (düşme riskleri, mobilizasyon araçları), katılım (sosyal hayat, duyu organlarının durumu, dil becerileri), zihinsel iyilik hali ve özerklik (kaygı, korku, oryantasyon durumu) ile fiziksel iyilik hali ve sağlıktır (beslenme, diyet, alerjiler, kişisel bakım ve tuvalet alışkanlıkları). Bu boyutların her biri, yaşlıya ve ailesine yöneltilen spesifik sorularla derinlemesine analiz edilir.
İlk görüşmenin sonlandırılması aşamasında, müracaatçı ile üzerinde anlaşılan eylemler ve kararlar netleştirilir. Sürece dahil edilecek diğer disiplinler belirlenir ve bir sonraki değerlendirme toplantısının tarihi kararlaştırılır. Elde edilen tüm veriler; haftalık programlara, günlük raporlama formlarına, gözlem formlarına ve çok disiplinli değerlendirme raporlarına işlenerek bakım planı resmileştirilir. Bilgi kaynağı olarak öncelikle müracaatçının kendisi, ardından ailesi, kurum personeli ve sistematik gözlemler kullanılır.
Bakım kalitesinin değerlendirilmesi; önceden açıkça belirlenmiş hedefler doğrultusunda bakım yönetiminin ve sunulan hizmetlerin etkililiğini ölçme sürecidir. Yaşlı bakımında rasyonellik (maliyet, finansman ve verimlilik odaklılık), zaman zaman bakımın gerektirdiği insani ve sosyal yaklaşımlarla çatışma içine girebilir. Sadece maliyet azaltma odaklı rasyonel yaklaşımlar bakım kalitesinin düşmesine yol açabileceğinden, yönetimsel süreçlerin insani boyutları dışlamayacak şekilde kurgulanması zorunludur.
Modern kalite yönetimi anlayışı, bakım hizmetlerinde kalitenin artırılması için sürecin çok boyutlu ve çok aktörlü ele alınmasını şart koşar. Bu kapsamda bakım hizmeti sunumu üç farklı perspektifin işbirliğiyle değerlendirilir: Müşteri (Hizmet Alan) Perspektifi, Profesyonel Perspektifi ve Yönetim Perspektifi. Müşteri perspektifi, hizmetlerin müracaatçı odaklı ve insan onuruna yakışır şekilde sunulmasını esas alırken; profesyonel perspektif, bakım süreçlerinin bilimsel standartlara, nitel ve nicel çıktılara uygunluğunu denetler. Yönetim perspektifi ise kaynakların adil, verimli ve sistematik dağıtımını sağlayacak prosedürleri oluşturur.
Yaşlı bireylerin yaşam kalitesi üzerinde demografik özellikler, sosyoekonomik durum, fiziksel sağlık, psikolojik sağlık, sosyal ağlar, yaşam ortamı, yaşam tarzı, travmatik yaşam olayları ve sunulan bakım olmak üzere dokuz temel faktör etkilidir. Günümüzde bakım hizmetlerinin bireyselleştirilmesi ve 'kişisel ajanda' uygulamaları, güç dengesini profesyonellerden yaşlı bireylere doğru kaydırmıştır. Bu yaklaşım, yaşlının kendi kaderini tayin etme hakkına saygı duymayı, güçlü yanlarına odaklanmayı ve yasal sınırlar dahilinde sosyal hizmet müdahalesini reddetme hakkını tanımayı gerektirir.