SöylemBir nesneyi, olayı veya kişiyi inşa eden ifadeler takımıdır. Kelimelerin sözlükte sabit anlamları olmadığını, aksine içinden konuşulan bağlamda anlam kazandığını savunur; örneğin 'modern kadın' veya 'muhafazakâr kadın' söylemleri gibi.
Eylem odaklı söylemDilin sadece düşünceyi veya niyeti aktaran bir araç değil, bizzat eylemin kendisi olduğunu öne süren özelliktir. Örneğin bir arkadaşı yemeğe davet etmek veya 'demokratik' olduğunu söylemek birer dil içi eylem icrasıdır.
İnşa edici söylemDilin ve konuşmanın insanlara sosyal bir gerçeklik kurması ve dünyayı nitelendirmenin çoklu ihtimallerine kapı aralamasıdır. Örneğin bir öğretim üyesinin öğrencilerine 'çocuklar' veya 'arkadaşlar' diye hitap ederek farklı hiyerarşik gerçeklikler kurmasıdır.
Argümantatif retoriksel bağlamDilin kullanımının her zaman birbiri ardısıra gelen etkileşime ve duruma gömük olması, kurulan gerçeklik versiyonunun işlevsel ve dinleyiciyi ikna edici nitelik taşımasıdır.
Söylemsel PsikolojiGündelik konuşmalarda kişilerin karşılıklı etkileşimlerini nasıl idare ettiğine ve dilin icracı pratiklerine odaklanan yaklaşımdır. Örneğin 'çok öfkeliyim' diyen birinin öfkeyi konuşma akışında nasıl inşa ettiğini inceler.
Eleştirel Söylemsel PsikolojiKarşılıklı konuşma etkileşimini yöneten ideolojileri, bu ideolojilerin kurduğu kimlikleri ve özne konumlarını inceleyen yaklaşımdır; Foucaultcu söylem analizi olarak da bilinir.
Eleştirel Söylem Analiziİnceleme odağını kişiler arası etkileşimden ideoloji boyutuna taşıyan, baskın ideolojinin tüm anlamaları nasıl inşa ettiğini ortaya koyan ve baskı altında tutulan alternatif söylemlerin işitilebilirliğini artıran yaklaşımdır.
Konuşma AnaliziSöylemsel psikolojinin temelinden etkilendiği; gündelik etkileşimlerdeki konuşmalarda anlamın müzakere edilmesini ve konuşma eylemlerinin (özür dilemek, mazeret bulmak vb.) kalıplarını inceleyen alandır.
Bağlama gömüklükKonuşmaların ve metinlerin birbiri ardısıra gelen etkileşim bağlamına ait olması durumudur; kelimelerin anlamları soyut değil, içinde geçtiği söylemsel bağlama bağlı olarak şekillenir.
Söylemsel kaynaklarİnsanların karşılıklı etkileşimleri sırasında konuşurken veya yazarken sözlerinin içine çekip aldıkları ya da dışarda bıraktıkları ideolojik ve kültürel birikimlerdir.
Özne konumuBaskın söylemlerin ve ideolojilerin bireylere biçtiği yer ve roldür; örneğin genç bir çalışanın iş hayatında 'genç çalışan' olarak konumlandırılması ve bu konumun getirdiği eylem kalıpları.
Eleştirel gerçekçilik ve görececilikSöylem analizinde psikolojik bilginin nasıl kurgulanması gerektiğine dair epistemolojik bir çekişmedir; Edwards ve Potter'ın görgülcü/söylemsel yaklaşımı ile Parker'ın eleştirel görececilik karşıtı görüşleri arasındadır.