Toplumsal cinsiyetBireyin biyolojik ve fizyolojik özelliklerini ifade eden cinsiyetten farklı olarak, kültürden kültüre değişen ve toplumsallaşmayla öğrenilen sosyo-kültürel bir kurgudur. İkinci Dalga Feminizm ile birlikte sosyal bilimlerde yaygınlaşarak kadınların toplumsal rollerinin irdelenmesinde temel bir analitik kategori olmuştur.
AtaerkillikNüfusun kadın olan yarısının erkek olan yarısı tarafından denetlendiği, erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenliğini doğuştan hak kazanılmış bir üstünlük olarak sunduğu bir yönetim ve toplumsal yapılanma biçimidir. Kate Millett'a göre her türlü sınıf bölünmesinden daha katı ve sürelidir.
Gynocriticism (Jino-eleştiri)Elaine Showalter tarafından 1978 yılında önerilen, kadın yazınını ve kadınların ürettikleri edebî metinleri feminist bir bilinçle inceleyen eleştiri yaklaşımıdır. Yazma etkinliğinin toplumsal cinsiyetçe belirlendiği ve kadın yazınının her zaman dişil ve eril gelenekle diyalog içinde olduğu savına dayanır.
Fransız feminizmi1970'li yıllarda Fransa'da Julia Kristeva, Luce Irigaray, Hélène Cixous gibi isimler tarafından geliştirilen ve odağına dil meselesini alan feminist eleştiri akımıdır. Psikanaliz ve yapısökümcülüğün verileriyle kadının patriarkal dille ilişkisini sorgulamışlardır.
Écriture féminine (Kadınsı yazı)Fransız feministlerinin erkeğin üstün ve merkez olduğu phallogocentric dili kırmak için önerdiği, kaynağını kadın bedeninden alan, yenilikçi ve dil kurallarına aldırış etmeyen yazı biçimidir. Alışılmış söz dizimi mantığını altüst ederek kadının kendi benini metne koymasını sağlar.
Öteki (The Other)Erkek egemen toplumun erkeği norm ve özne olarak kabul etmesine karşılık, kadını erkeğe göre tanımlayarak konumlandırdığı ikincil ve özsel olmayan varlık durumudur. Simone de Beauvoir, kadının edebiyatta ve toplumsal hayatta bir 'öteki' olarak kurgulandığını belirtmiştir.
Cinsel politikaKate Millett'ın güçlülük temeline dayanan, bir grup insanın bir başka grup tarafından yönetildiği düzenleri tanımlamak için kullandığı ve cinselliğin politik nitelik taşıyan bir sınıflama olduğunu kanıtlamaya çalıştığı kavramdır.
PhallogocentricJacques Derrida'nın sözmerkezli (logocentric) ve fallus-merkezli (phallocentric) terimlerinin birleştirilmesiyle oluşmuş, Batı kültürünün erkeğin üstün ve merkez olduğu varsayımına dayandığını ifade eden kavramdır.
Birinci Dalga Feminizm19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında etkin olan, kadınların yaşamın her alanında erkeklerle eşit haklara sahip olma talebiyle kamuoyunun gündemini belirleyen öncü kadın hareketidir.
İkinci Dalga Feminizm1960'larda başlayıp 1990'lara uzanan, cinsiyet ile toplumsal cinsiyet ayrımını vurgulayan, ataerkil toplum yapılanmasını, kapitalizmi ve heteronormatif sistemi eleştiren feminist hareket dönemidir.
Dişil evreElaine Showalter'ın kadın yazınının gelişiminde erkek takma adlarının kullanılmaya başlandığı 1840'lardan George Eliot’un öldüğü 1880 yılına kadarki dönemi tanımladığı evredir; bu evrede kadın yazarlar egemen geleneğin yöntemlerini taklit etmiştir.
Feminist evreElaine Showalter'ın 1880'den kadınların oy hakkı kazandığı 1920'ye kadar olan dönemi tanımladığı evredir; bu dönemde kadın yazarlar egemen değerleri protesto etmiş ve kendi hak ile değerlerini savunmuşlardır.
Kadın evresiElaine Showalter'ın 1920'den günümüze uzanan ve 1960'larda yeni bir özbilincin kazanıldığı dönemi içeren evresidir; bu evrede kadın yazarlar özerkliğe adım atarak kimlik arayışına yönelmişlerdir.
BitextualElaine Showalter'ın kadın yazınının hem dişil hem de eril edebî gelenekle aynı anda diyalog içinde olduğunu ifade etmek için kullandığı kavramsal niteliktir.