12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında yürürlüğe giren anayasa ve buna bağlı çıkarılan 2821 ile 2822 sayılı kanunlardır. Bu düzenlemeler, sendikal faaliyetleri, toplu sözleşme ve grev hakkının kullanımını zorlaştırarak daha kısıtlayıcı bir yapı getirmiştir.
Türkiye'de 1983 yılından beri yürürlükte olan 2821 ve 2822 sayılı yasaları yürürlükten kaldıran, toplu iş ilişkilerini tek bir hukuksal metin çerçevesinde birleştiren Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'dur.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde iş uyuşmazlıklarının çözümü ve grevlerin sınırlandırılması amacıyla çıkarılan, Türkiye çalışma ilişkileri tarihindeki ilk barışçı çözüm ve uzlaştırma mekanizmalarını içeren kanundur.
1919 yılında kurulan küresel örgüte Türkiye 1932 yılında üye olmuştur. Türkiye, üyelik sonrasında örgütün sözleşmelerini ve tavsiye kararlarını iç hukukuna aktararak çalışma standartlarını uluslararası düzeye yaklaştırmaya çalışmıştır.
Bu kanunla 'umumi mukavele' adıyla toplu iş sözleşmesi kurumu ilk kez Türk hukuk sistemine dahil edilmiştir. Ancak dönemin sosyo-ekonomik koşulları ve yasal yetersizlikler nedeniyle bu kurum uzun süre kâğıt üzerinde kalmıştır.
Bu kanunla sınıf esasına veya sınıf adına dayanan cemiyet kurma yasağı getirilmiştir. Bu düzenleme, Türkiye'de sendikaların kurulmasını ve işçilerin sınıf temelli örgütlenmesini yasal olarak tamamen engellemiştir.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok partili hayata geçiş sürecinde yapılan bu yasal değişiklikle, sınıf esasına dayalı cemiyet kurma yasağı kaldırılmıştır. Bu tarihi adım, 1947'de sendikaların kurulmasının önünü açmıştır.
İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle birlikte kapitalizm-sosyalizm rekabeti ve yıkımın büyüklüğü, Avrupa başta olmak üzere dünyada refah devleti uygulamalarını ve çalışma ilişkilerinin güçlü bir şekilde kurumsallaşmasını tetikleyen yıldır.