Filmdeki sahneler, kadın kıyafetlerinin sadece estetik değil, aynı zamanda eşin maddi gücünü gösteren bir sınıf ve statü göstergesi olduğunu kanıtlar. Kadın, erkeğin başarısını sergileyen bir vitrin işlevi görür.
Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 'Eşit Değerde İş İçin Erkek ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği' hakkında kabul edilmiştir. Ancak uygulamada hala tam başarıya ulaşılamamıştır.
19. yüzyıl ortalarında sekreterlerin çoğu erkekti ve sorumluluk gerektiren bir işti. 20. yüzyılda daktilonun yaygınlaşmasıyla bu iş 'kadın işi' haline getirilmiş ve değeri düşürülmüştür.
II. Dünya Savaşı'nın en şiddetli döneminde bile Almanya, kadınları fabrikalara çağırmak yerine ev kadınlığı ve annelik rollerini vurgulamıştır. Amaç, neslin devamını sağlamak ve kadınları evde tutmaktır.
Türkiye'de istihdam edilen kadınların %71'inin kayıtdışı çalıştığını ortaya koyan bir araştırmadır. Kadınların en çok tarım ve hizmet sektöründe çalıştığını belirtir.
Türkiye'de kadın istihdam oranı %27 iken, AB ülkelerinde bu oran %57 civarındadır. Bu fark, Türkiye'deki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutunu gösterir.
Araştırmalara göre Romanya'da kadınların iş gücüne katılım oranı %90 seviyelerindedir. Bu oran, küresel ölçekte kadın istihdamının ne kadar değişken olabileceğini gösterir.
Türkiye'de kamu sektöründe kadınların en yoğun çalıştığı kurumlardır. Ancak bu alanlar genellikle 'kadınlara uygun' görülen hizmet odaklı işlerdir.
II. Dünya Savaşı sırasında ABD'de kadınların çalışma hayatına katılımını kolaylaştırmak için kurulan, çocuk bakımı ve alışveriş saatlerini düzenleyen bir komitedir.
İşverenlerin kadın adaylara çocukları olup olmadığını sorduğu bir araştırmadır. Çocuklu kadınların işe devamsızlık yapacağına dair ön yargı, işe alımda ayrımcılığa neden olmaktadır.
Bugünkü anlamda 'ev kadını' kimliği sadece 150-200 yıl öncesine dayanır. Endüstri Devrimi, ev ve iş yerini ayırarak kadın kimliğini evle sınırlamıştır.