Fiziksel yetersizlik, bireyin ortopedik yetersizlikler ve sağlık yetersizlikleri gibi temel başlıklar altında incelenen durumları kapsar. Ortopedik yetersizlik; sinir sisteminin zedelenmesi, kazalar, travmalar, doğumsal anomaliler, hastalıklar veya genetik problemler sebebiyle kas, iskelet ve eklem sistemlerinin işlevlerini yerine getirememesi olarak tanımlanmaktadır. Bu durumdaki bireyler vücutlarının bazı bölümlerini hareket ettirmede, hissetmede ve kontrol etmede ciddi sorunlar yaşayabilirler.
Sağlık yetersizlikleri ise bireyin günlük yaşam performansını olumsuz yönde etkileyen kalp yetmezliği, astım, orak hücre anemisi, lösemi, epilepsi, böbrek yetmezliği ve hemofili gibi süreğen ya da akut sağlık problemlerini içerir. Hem ortopedik hem de sağlık yetersizlikleri olan bireyler günlük yaşamlarını sürdürmede güçlük çekerler ve sürekli tedavi ile bakıma gereksinim duyarlar.
Ülkemizde özel eğitimle ilgili mevzuatlarda, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği'nde bu durumlar ayrı başlıklar altında ele alınmıştır. Ortopedik yetersizlik, sinir sistemi zedelenmeleri ve süreğen hastalıklar; bireyin eğitim performansını ve sosyal uyumunu olumsuz yönde etkileyen durumlar olarak yasal güvenceye ve tanımlara kavuşturulmuştur.
Fiziksel ve sağlık yetersizliklerinin kökeninde yatan etmenler genellikle doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası olmak üzere üç ana dönemde incelenmektedir. Doğum öncesi nedenler arasında akrabalık evlilikleri, kan uyuşmazlığı, annenin gebelikte geçirdiği kızamık veya suçiçeği gibi bulaşıcı hastalıklar, röntgen ışınına maruz kalma, madde bağımlılığı, kötü beslenme ve plasenta sorunları yer almaktadır.
Doğum sırasındaki nedenler; zor ve uzun süren doğumlar, hastane dışı doğumlardaki travmalar, bebeğin oksijensiz kalması, çoğul gebelik, erken doğum, bebekte sarılık, forsps veya vakum gibi müdahaleli doğumlar ve düşük doğum ağırlığıdır. Doğum sonrası nedenler ise yüksek ateşe bağlı havale geçirme, menenjit gibi enfeksiyonlar, kafa travmaları, trafik kazaları, zehirlenmeler ve olumsuz çevre koşullarıdır.
İstatistiksel verilere göre Türkiye'de yetersizliği olan bireyler nüfusun belirgin bir yüzdesini oluşturmakta olup, ortopedik yetersizlikler tüm yetersizlik grupları içerisinde yaklaşık %23,91'lik bir oranla önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde bir milyonun üzerinde fiziksel yetersizliğe sahip bireyin bulunması, nitelikli bakım personeli ihtiyacını ve bakım merkezlerinin yaygınlaştırılması gerekliliğini gözler önüne sermektedir.
Fiziksel yetersizlikler temel olarak iki farklı şekilde sınıflandırılmaktadır. Birincisi yetersizliğin yoğunluğuna göre yapılan hafif, orta ve yoğun (ağır) dereceli sınıflandırmadır. İkincisi ise yetersizliğin oluşum şekline ve meydana geldiği sisteme göre sinir sistemi ile ilgili yetersizlikler, kas-iskelet sistemi ile ilgili yetersizlikler ve sağlık yetersizlikleri olmak üzere üç grupta incelenmesidir.
Yoğunluğa göre hafif derecede yetersizlik, bireyin kişisel gereksinimlerini bağımsız karşılayabilmesi ve ek bir desteğe ihtiyaç duymaması durumudur. Orta derecede yetersizlik, bireyin günlük yaşamında kısmen desteğe ve yardımcı aletlere ihtiyaç duymasıdır. Ağır derecede yetersizlik ise tekerlekli sandalyeye tam bağımlılık, zayıf baş kontrolü ve günlük işlerde başkasının yardımına mutlak surette gereksinim duyulması halidir.
Oluşum şekline göre sınıflandırmada ise merkezi sinir sistemi hasarları (serebral palsi, spina bifida, çocuk felci, MS, omurilik zedelenmeleri), kas-iskelet sistemi bozuklukları (kas hastalıkları, kol-bacak eksiklikleri, kalça çıkığı, romatoid artrit) ve süreğen sağlık problemleri (epilepsi, astım, diyabet, kanser) ayrıntılı olarak incelenmektedir.
Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşarak tüm vücudun işleyişini kontrol eder. Bu sistemde meydana gelen hasarlar geçici veya kalıcı işlevsel kayıplara ve felç durumlarına yol açabilir. Bu grupta en sık karşılaşılan rahatsızlıkların başında, 0-7 yaş arasında beyin hasarıyla oluşan ve yürüme, duruş bozuklukları ile seyreden Serebral Palsi (Beyin Felci) gelmektedir.
Serebral palsi; spastik, hipotonik, atetoid, ataksik ve karışık tip olmak üzere beş alt gruba ayrılır. Bunlar arasında en yaygını, kasların gergin ve sert olmasıyla karakterize edilen spastik tip (%50-60 oranında) olup, bu duruma sıklıkla zihinsel yetersizlik, görme-işitme kayıpları ve epilepsi nöbetleri eşlik edebilmektedir.
Sinir sistemi kaynaklı diğer önemli yetersizlikler arasında omurganın alt kısmındaki sinirlerin gelişim eksikliğinden kaynaklanan Spina Bifida (açık omurga), aşılama ile önlenebilen çocuk felci (polio), miyelin tabakasının zarar görmesiyle ilerleyen Multiple Skleroz (MS), omurilik zedelenmeleri, travmatik beyin yaralanmaları ve kızlarda görülen ilerleyici Rett sendromu yer almaktadır.
Kaslar, kemikler, eklemler ve bağlar vücudun hareket sistemini oluşturur. Kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, herhangi bir nörolojik bozukluk olmasa bile doğrudan hareket yeteneğini olumsuz etkiler. Bu grup içerisindeki kas hastalıkları, çocukluktan itibaren kaslarda ilerleyici zayıflığa neden olan kalıtsal ve süreğen durumlardır.
Kol-bacak eksikliği, doğuştan olabileceği gibi kaza veya cerrahi müdahaleler sonrasında da ortaya çıkabilen ve erken dönemde protez kullanımını zorunlu kılan bir durumdur. Kalça çıkığı (gelişimsel kalça çıkığı), leğen kemiği ile bacak kemiğinin ayrılması olup erken tanı ve cihazlamayla başarıyla tedavi edilebilmektedir.
Doğuştan şekil bozuklukları, parmak fazlalığı veya yapışıklığı gibi hafif olabildiği gibi ciddi organ anomalilerini de içerebilir. Ayrıca eklemlerde iltihaplanma ve ağrıya neden olan Romatoid Artrit ile kalp kapağına zarar verme riski taşıyan ateşli romatizma bu kategoride değerlendirilen diğer önemli hastalıklardır.
Sağlıkla ilgili fiziksel yetersizlikler çocukluk çağında başlayıp ömür boyu sürebilen akut veya süreğen hastalıkları kapsar. Epilepsi, beyindeki elektriksel işlev düzensizliği nedeniyle tekrarlayan nöbetler, bilinç kayıpları ve duyu bozukluklarına yol açan bir sinir sistemi anormalliğidir; nöbet anında hastanın başının altına yumuşak yastık konulmalı ve asla ağzı açılmaya çalışılmamalıdır.
Astım, hırıltılı solunum ve nefes vermede zorlukla kendini gösteren en yaygın çocukluk çağı akciğer rahatsızlığıdır. Şeker hastalığı (diyabet) ise pankreasın yetersiz insülin üretmesiyle gelişir ve erken müdahale edilmezse diyabetik şoklara neden olabilir. Kistik fibrozis, salgı bezlerinin yoğun salgı üretmesiyle organları kapatan genetik bir hastalıktır.
Orak hücre anemisi, hemofili (pıhtılaşma bozukluğu), vücutta kontrolsüz hücre çoğalmasıyla seyreden kanser (lösemi ve beyin tümörleri dahil) ve bağışıklık sistemini zayıflatan AIDS, bu kategoride yer alan ve bakım personelinin özel bilgi sahibi olmasını gerektiren diğer kritik sağlık sorunlarıdır.
Bakıma muhtaç fiziksel yetersizliği olan bireylerin yaşadığı sorunların başında %72.9 oranında psiko-sosyal sorunlar, uyku problemleri, kronik ağrılar, egzersiz kısıtlılıkları ve sözel iletişim kuramama gelmektedir. Öz bakım becerilerini tek başına karşılayamamak ebeveynlere bağımlılığı artırmakta ve düşük benlik saygısına yol açmaktadır.
Bakım hizmeti sunulurken bireylerin psiko-sosyal gereksinimleri gözetilmeli, sosyalleşmelerini artıracak tiyatro, gezi, oyun etkinlikleri ve konuşma terapileri düzenlenmelidir. Ebeveynlere olan bağımlılığın azaltılması, öz bakım becerilerinin desteklenmesi ve çocukların kendine olan güvenlerinin pekiştirilmesi rehabilitasyonun temel amaçlarındandır.
Binaya erişim imkanları, rampalar, geniş kapılar, asansörler, tuvaletlerdeki tutunma barları ve oda içi eşya yerleşiminin tekerlekli sandalyeye uygun olarak en az bir metrelik geçiş boşluğu bırakacak şekilde düzenlenmesi, fiziksel yetersizliği olan bireylerin yaşam kalitesini doğrudan artıran çevresel önlemlerdir.
Bakım personeli, fiziksel yetersizliği olan birey ve ailesiyle yakın iletişim kurmalı, bakım sürecini olumsuz etkileyen faktörleri önceden belirleyerek gerekli önlemleri almalıdır. Tekerlekli sandalye kullanan bireylerin aparat ve cihazlarının hijyeni ile teknik bakımı düzenli olarak takip edilmelidir.
Bireyler yapabilecekleri aktivitelerde kesinlikle teşvik edilmeli ve bağımsız hareket etmeleri için cesaretlendirilmelidir. Yatak yaralarını (bası yaralarını) ve pozisyon bozukluklarını önlemek amacıyla düzenli aralıklarla pozisyon değişiklikleri yapılmalı ve fizik tedavi uzmanlarıyla iş birliği içinde pasif egzersizler uygulanmalıdır.
Konuşma kasları etkilenmiş bireyler dinlenirken veya konuşurken asla acele ettirilmemeli, heyecanlanmaları engellenerek sabırla dinlenmelidir. Tuvalet ve kişisel hijyen bakımlarında mahremiyet duygusuna son derece hassasiyet gösterilmeli, erken yorulan bireylere sık dinlenme molaları verilerek çalışma masasında dik oturmalarına özen gösterilmelidir.