Ders kitabının araştır–ilişkilendir–anlat etkinlikleri. Konuyu kendi cümlelerinle anlatabiliyorsan öğrenmişsin demektir.
Araştır 1
Tarım toplumları, nüfusun büyük bölümünün kırsalda yaşadığı toplumlardır. Bu toplumlarda geniş aile yapısı hâkimdir. Aile de temel otorite figürü erkektir.
Sanayi toplumları, nüfusun büyük bir bölümünün kentlerde yaşadığı toplumlardır. Sanayileşmenin ilk sürecinde, imparatorlukların zayıflaması, kırsaldaki toprak düzeninin değişmesi nedeniyle insanlar iş bulabilmek amacıyla kitleler halinde fabrikaların bulunduğu kentlere göç etmişlerdir. Sanayileşmenin ilk döneminde, birçok ülkede nüfusu yüzbinleri bulan kentler ortaya çıkmıştır. Daha önce bir arada yaşama kültürü olmayan yüzbinlerce insanın bir arada olduğu kentlerde aileler açısından da önemli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Öncelikle herkesin birbirini tanıdığı, dayanışmanın yüksek olduğu kırsaldan kente göç eden insanlar, kaotik bir durumla karşılaşmışlardır. Yüksek işsizliğin olduğu kentlerde hayatta kalma mücadelesi ve rekabet şiddetlidir. Yüzbinlerce insanın yaşadığı kentlerde yoksulluk, işsizlik yaygın olduğu için sağlıksız beslenme nedeniyle ailelerde çocuk ve yaşlı ölümleri yaygındır. Erkeğin kazandığı ücret yetmediği için, ailede kadınların ve küçük çocukların çalışması da çok yaygındır. Bu durum, ailedeki otorite ilişkilerini değiştirir. Erkeğin ailedeki otoritesi zayıflar. Küçük yaşlardan itibaren yaşam mücadelesinin içinde olan çocuklarda, mücadelecilik, sertlik, şiddet, rekabet öne çıkar. Sanayileşmiş kentlerde süreç içerisinde işçi mahalleleri ortaya çıkacaktır. Bu mahallelerde çoğunlukla aynı fabrikada çalışan işçi aileleri arasında dayanışma da artar. Özellikle sanayileşmenin ilk dönemi değerlendirildiğinde kentler, yüksek işsizliğin, düşük ücretlerin, kaotik yapının, şiddetin ve suçun yüksek olduğu yerleşim yerleridir ve aileler açısından böyle bir ortamda hayata tutunmak oldukça zorlu mücadeleleri, gerilimleri, çözülmeleri de beraberinde getirmektedir.
Araştır 2
Osmanlı İmparatorluğu’nda modernleşme çabaları 1800’lü yıllarda yaygınlık kazandı. Özellikle askeri alanda başlayan yenilgiler sonrasında eski güçlü günlere dönme çabası askeri alandan başlayarak, eğitim, kıyafet, hukuk vb. birçok alanda reformlar yapılmasını da beraberinde getirdi. Modernleşme sürecinde örnek alınan ülkeler ise sanayileşme süreciyle birlikte dünyanın yeni güç merkezi haline gelmiş sanayileşmiş Fransa, İngiltere, Almanya vb. Avrupa ülkeleriydi.
Osmanlı İmparatorluğu’nda Batılı yaşam tarzları, bu yaşam tarzlarını yansıtan romanlarla birlikte daha geniş kitlelere ulaştı. Bunun yanında kültürel unsurları aktarmada gazete ve dergiler de önemli işlev gördü. Cumhuriyetin kuruluşu sonrasında Türkiye’de modernleşmede hedef, Batılılaşmaydı. Yaratılmak istenen modern insanın prototipleri sıklıkla medyada, dergilerde ve romanlarda yansıtıldı. 1940’lı yıllarda çok sayıda dünya klasiği, Türkçe ’ye çevrildi. Batılı evlilik tarzları, evlilikte bireysel tercihler, ailede ve evlilik ilişkilerinde yaşanan değişimlerden haberdar olundu. 1950’li yıllardan itibaren ise sinemada, özellikle 1960 ve 1970’li yıllarda Yeşilçam sinemasında evlilikte bireysel tercihlerin öne çıkarılması, çekirdek aileye dayalı evlilik tiplemeleri, özellikle batılı tarzda yetişen çocuklarda ebeveynlerin bir yük olarak görülmesi sıklıkla işlendi. Bu yönüyle medya, edebiyat ve sinema batılı aile, evlilik ve ilişki tercihlerinin kitlelere duyurulmasında aracı rol oynadı. Bu unsurların aile ve ilişkilerdeki etkisi ise 1980’li yıllara kadar sınırlıydı. Türkiye’de aile, evlilik ve ilişkilere yönelik değişimde köklü etkiler yaratacak unsurlar, 1980’li yıllarda artık her eve giren televizyon aracılığıyla televizyon programları özellikle de yabancı diziler olacaktı...
Araştır 3
Türkiye’de 1980’li yıllardan itibaren önemli değer değişimleri yaşanmaya başladı. Bu değişimler aslında dünyadaki gelişmelerle de paralel bir seyir izliyordu. 1970’li yılların ikinci yarısından itibaren ABD ve gelişmiş batılı ülkelerde kültürel açıdan önemli değer değişimleri yaşanmaya başladı. Her türlü otorite baskısına karşı, bireycilik, kimlikler, özgürlükler öne çıkmaya başladı. Yeni liberal hareketler ekonomide ve siyasette bireyciliğin gelişmesini, serbestleşme-