Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
İktisadi analizde bireylerin zamanlarını nasıl paylaştıracağı sorusu, çalışma ekonomisinin temel konularından biridir. Zaman kullanımı temel olarak 'çalışma' ve 'boş zaman' olmak üzere iki alternatif kategoriye ayrılır. Şekil 2.1'de yatay eksende boş zaman, dikey eksende ise çalışmanın karşılığı olan gelir yer almaktadır. Bireyin elindeki toplam zaman miktarı sabit olduğundan, daha fazla çalışmak ve para kazanmak demek, doğal olarak tüketilebilecek boş zaman miktarının azalması demektir.
Farksızlık eğrisi (I1), bireyin aynı tatmin (fayda) düzeyini sağlayan farklı gelir ve boş zaman kombinasyonlarını gösteren eğridir. Bu eğrinin negatif eğimli olmasının temel sebebi, zamanın kıt olması ve bireyin daha fazla gelir elde etmek için boş zamandan feragat etmek zorunda olmasıdır. Eğri boyunca aşağıdan yukarıya doğru gidildikçe, aynı miktar boşluktan vazgeçilmesi istenen kişilerin daha yüksek ek gelir talebinde bulunduğu görülür.
Orijine yaklaştıkça boş zaman miktarı azaldığı için Nedret (Kıtlık) Kanunu gereği azalan şey değer kazanır. Bu durum farksızlık eğrilerinin orijine göre konveks (dış bükey) olmasını sağlar. Ayrıca farksızlık eğrileri orijinden uzaklaştıkça daha yüksek fayda düzeylerini temsil ederler ve birbirlerini asla kesmezler.
Farksızlık eğrileri bireyin tercihlerini gösterse de, tek başına hangi kombinasyonu seçeceğini belirlemez. Bireylerin tercih yaparken piyasada kazanacakları ücret oranına bağlı olarak bir bütçe kısıtı ile karşılaşmaları kaçınılmazdır. Bütçe kısıtı, ücret oranı ve ücret dışı gelir veri iken bireyin elde edebileceği bütün gelir ve çalışma süresi kombinasyonlarını gösteren doğrudur.
Şekil 2.2'de gösterilen bütçe kısıtı, saat başı ücretin sabit olduğu varsayımı altında düz bir doğru şeklindedir ve eğimi sabittir. Bütçe kısıtının eğimi, piyasa ücret oranına (-W) eşittir. Bütçe kısıtının negatif eğimli olması, boş zaman miktarı arttıkça elde edilecek gelirin azalacağını ifade eder.
Ücret oranındaki değişmeler bütçe kısıtının eğimini değiştirir. Ücretin artması bütçe kısıtını dikleştirirken (örneğin 5 liradan 7 liraya çıkması durumunda), ücretin düşmesi bütçe kısıtını yatıklaştırır. Bütçe kısıtının dışındaki noktalara mevcut koşullarda ulaşmak imkansızdır; bu nedenle kısıt, tüketim imkanlarını sınırlandıran temel unsurdur.
Faydasını maksimize etmek isteyen rasyonel bir birey iki temel kurala uymak zorundadır: Birincisi mümkün olabilen en uzaktaki farksızlık eğrisinin üzerinde bulunmak istemek, ikincisi ise bütçe kısıtının ötesine geçmemektir. Denge noktası, bütçe kısıtının bireyin ulaşabileceği en yüksek farksızlık eğrisine teğet olduğu noktada gerçekleşir.
Her birey her koşulda çalışmaya karar vermeyebilir. Bireyin emek piyasasında bulunmama kararı alması (çalışmama kararı), fayda-maliyet analizi sonucunda ortaya çıkar. Eğer çalışmanın getirdiği fayda, yükleyeceği psikolojik veya parasal maliyetin altında kalırsa birey çalışmamayı seçebilir.
Farksızlık eğrisinin bütçe kısıtını bir köşe noktasında kestiği durumlarda 'köşe çözümü' (corner solution) ortaya çıkar. Örneğin, küçük çocuk bakımı veya okula devam zorunluluğu gibi nedenlerle boş zamanı son derece değerli olan genç bir anne, kazanacağı ücret kreş maliyetini ve diğer maliyetleri karşılamıyorsa emek piyasasına girmemeyi tercih edebilir.
Ücret oranının yükselmesi bireyin çalışma süresi üzerinde zıt yönlerde işleyen iki farklı etki meydana getirir: İkame etkisi ve gelir etkisi. İkame etkisine göre, ücret arttığında zamanı boş geçirmenin fırsat maliyeti yükselir; bu durum bireyi boş zamandan vazgeçip daha fazla çalışmaya yöneltir.
Gelir etkisine göre ise ücretin yükselmesi kişinin genel gelirinin artması demektir. Boş zaman, gelir arttığında talebi artan normal bir mal olduğundan, birey daha fazla boş zaman satın alarak çalışma süresini kısaltmayı tercih edebilir. Ücret dışı gelir artışlarının (örneğin piyango kazananlar üzerinde yapılan araştırmaların) çalışma süresini azalttığı gözlenmiştir.
Ücret artışının çalışma süresini ne yönde değiştireceği bu iki etkiden hangisinin baskın olduğuna bağlıdır. Düşük ücret düzeylerinde ikame etkisi daha baskınken, yüksek gelir ve çalışma sürelerinde gelir etkisi baskın hale gelebilir.
Bireyin ücret artışları karşısındaki çalışma süresi değişimleri incelendiğinde, belirli bir ücret düzeyine kadar ikame etkisinin baskın olduğu (çalışma süresinin arttığı), o düzeyden sonra ise gelir etkisinin baskın hale gelerek çalışma süresini azalttığı görülür. Bu durum, dikey eksende ücretin yer aldığı 'Geriye Kıvrımlı Bireysel Emek Arz Eğrisi'nin ortaya çıkmasına neden olur.
Piyasa emek arz eğrisi, piyasadaki tüm bireylerin çeşitli ücret düzeylerinde çalışmak istedikleri sürelerin yatay olarak toplanmasıyla elde edilir. Bireysel emek arz eğrileri geriye kıvrımlı olmasına rağmen, piyasa genelinde ikame etkisinin daha baskın olması nedeniyle piyasa emek arz eğrisi pozitif eğimlidir.
Piyasa emek arz eğrisinin pozitif eğimli olması, ücret oranı arttıkça piyasadaki toplam çalışma süresinin artacağını, ücret azaldığında ise azalacağını gösterir. Ancak ücretler yükseldikçe daha çok insan gelir etkisi altına gireceği için eğri yavaş yavaş dikleşmeye başlar.
Emek arzı sadece o işin ücretine bağlı değildir; ücret dışı unsurlar da emek arzını etkiler ve bu durum arz eğrisinin sağa veya sola kaymasına neden olur. Bu unsurlardan birincisi 'Diğer Ücret Oranları'dır. Alternatif bir işin ücretinin artması, mevcut işe olan emek arzını azaltarak eğriyi sola kaydırabilir.
İkinci unsur 'Ücret Dışı Gelir'dir (gayrimenkul gelirleri vb.). Bir afet veya kriz nedeniyle ücret dışı gelirini kaybeden bireyler, yaşam standartlarını korumak için ücret değişmese bile daha fazla çalışmak isteyeceklerinden emek arzı artar ve eğri sağa kayar. Diğer unsurlar arasında bireylerin boş zaman tercihlerindeki değişiklikler, çalışma koşullarının iyileşmesi veya kötüleşmesi ve işçi sayısındaki değişiklikler (göç, nüfus artışı) yer alır.