Muhasebe standartlarına göre hasılat kavramı, işletmenin olağan faaliyetleri sonucu sağlanan gelirleri kapsarken; genel anlamda gelir kavramı, işletmenin tüm faaliyetlerinin sonuçlarını kapsar ve hem hasılatı hem de kazançları içerir. Hasılat; satışlar, ücretler, faiz, temettü ve isim hakları gibi unsurlardan oluşur. Mal satışlarına ilişkin hasılatın belirlenmesinde işletme tarafından uygulanan ticari skontolar ve miktar indirimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Satış sırasında satış bedeli olarak hesaplanan tutardan yapılan iskontolar düşüldükten sonra kalan net kısım gelir olarak muhasebeleştirilmelidir. Hizmet sunumu, belirli bir süre içinde sözleşmeye bağlanmış hizmetlerin yapılmasını kapsar. Hizmet sunumu birden fazla dönemde gerçekleştiğinde, gelir kaydında genellikle kısmi tamamlama yöntemi uygulanır ve bilanço tarihindeki tamamlama düzeyine göre gelir ve maliyet kaydedilir. İşletme varlıklarının başkaları tarafından kullanılması neticesinde ortaya çıkan faiz, isim hakkı ve temettüler işletmenin diğer olağan gelir ve kâr unsurlarıdır. Bu gelirlerin muhasebeleştirilmesi için ekonomik yararların işletme tarafından elde edilmesi ve gelir tutarının güvenilir ölçülmesi şarttır. Gelirler, doğdukları dönemde ilgili gelir hesabının alacak tarafına kaydedilir. Ancak dönemsellik kavramı gereği, gelirlerin ait oldukları dönemde muhasebeleştirilmesi ve gerçekleşmiş olması zorunludur. Peşin tahsil edilen gelirlerde, gelecek dönemleri ilgilendiren kısımlar '380 Gelecek Aylara Ait Gelirler' veya '480 Gelecek Yıllara Ait Gelirler' hesaplarında pasif karakterli bilanço hesapları olarak izlenir. Bu hesaplar işletmenin kiralayana olan borç niteliğindeki geçici hesaplarıdır. Bilanço tarihi itibarıyla doğmuş ancak henüz istenebilir (tahsil edilebilir) duruma gelmemiş gelirler için '181 Gelir Tahakkukları' hesabı kullanılır. Dönem sonlarında gerçekleşen fakat henüz tahsil edilemeyen faiz ve benzeri gelirler bu hesabın borcuna, ilgili gelir hesabının ise alacağına kaydedilir. Üçüncü kişiler adına tahsil edilen satış vergileri ve Katma Değer Vergisi (KDV) gibi tutarlar işletmenin kendi geliri değildir; gelir yalnızca işletmenin kendi adına aldığı veya alacağı değerleri kapsar. Giderler; mal ve hizmet satışı, üretim dışı işletme faaliyetleri ve işletmenin asıl faaliyeti dışındaki işlemleri ile ilgili olarak ortaya çıkan, gelirlerle karşılaştırılan faydası tükenmiş maliyetlerdir. İşletmenin sermayesinde azalışa neden olurlar. Tek Düzen Hesap Planı'nda giderler 6. gruptaki 'Gelir Tablosu Hesapları' içinde yer alır. 63 Faaliyet Giderleri ve 66 Finansman Giderleri sınıflarındaki giderler doğduklarında doğrudan bu hesaplara yazılmayıp, öncelikle 7. gruptaki maliyet hesaplarına kaydedilir. Peşin ödenen giderlerde, gelecek dönemleri ilgilendiren tutarlar dönemsellik kavramı gereği '180 Gelecek Aylara Ait Giderler' veya '280 Gelecek Yıllara Ait Giderler' hesaplarının borcunda aktif karakterli bilanço hesabı olarak takip edilir. Bilanço tarihi itibarıyla doğmuş fakat ödemesi henüz yapılmamış giderler için '381 Gider Tahakkukları' hesabı kullanılır. Dönem sonlarında henüz ödenmemiş olan giderler ilgili gider hesabının borcuna, 381 Gider Tahakkukları hesabının ise alacağına kaydedilir. İşletmenin ticari kârı belirlenirken dönem içindeki tüm gelir ve giderler kâr-zarar hesabına devredilir. Ancak vergi kanunları bazı gelirleri vergiden muaf tutarken bazı giderlerin indirilmesine izin vermez. Ticari kârdan vergi matrahını (mali kâr) oluşturmak için döneme ait vergiden muaf gelirler ticari kârdan indirilirken, kanunen kabul edilmeyen giderler ilave edilir. Bu bilgileri muhasebe içinde üretmek amacıyla dönem içinde bu tür gelir ve giderler için nazım hesaplar (Örn: 910 Vergiden Muaf Gelirler Hs., 904 Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Hs.) kullanılarak kayıt yapılır. Örneğin, iştiraklerden elde edilen ve kurumlar vergisi düşülmüş kâr payları vergiden muaf gelir niteliğindedir; kamu yararına çalışmayan derneklere yapılan bağışlar ise kanunen kabul edilmeyen gider olarak nazım hesaplarda izlenir.