Özel Hukukun Dalları. Kamu hukuku ile özel hukuk ayrımı, hukukun en temel ayrımlarından biri olmakla birlikte günümüzde eski önemini yitirmiş olup çoğunlukla eğitim amacıyla kullanılmaktadır. Bu ayrımın temelinde, özel hukukta tarafların serbest iradeleri ve eşitlik ilkesiyle hukuki ilişkiye girmesi yer alır; kamusal bir yanın bulunması ise kamu menfaati gözetilerek eşit şartları engeller. Günümüz insan ilişkilerinin karmaşıklaşması ve haklara yönelik tehditlerin artması, korumanın kamu gücü kullanılarak sağlanmasını zorunlu kılmış ve kamu hukuku kuralları özel hukuku giderek istila etmiştir. Sözleşme serbestisi yasalarla sınırlandırılmakta ve koruyucu hükümlere uyulması zorunlu kılınmaktadır. Tüm bu gelişmelere rağmen özel hukukun dalları varlığını korumaktadır. Medeni hukuk, gerçek ya da tüzel kişilerin toplumsal ilişkilerinde ön plana çıkan haklarını konu alan en kapsamlı özel hukuk dalıdır. Temelini Roma hukukundan alan bu dal, insanın doğumla kazandığı hakların yanı sıra sonradan elde ettiği hakları da düzenler ve Türk Medeni Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu temel kaynaklarını oluşturur. Türk Medeni Kanunu'nun başlangıç hükümleri (ilk yedi madde) tüm özel hukuk alanlarında uygulanan temel ilkeleri barındırır. Kanunun 5. maddesine göre medeni kanun ve borçlar kanununun genel nitelikli hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır; kanun boşluğunda hâkim örf ve âdete, o da yoksa kendisini kanun koyucu yerine koyarak karar verir. Kişiler hukuku, Türk Medeni Kanunu'nun ilk kitabını oluşturur ve kişileri gerçek ile tüzel kişiler olmak üzere ikiye ayırır. Gerçek kişilerde her insanın hak ehliyeti olduğu vurgulanırken, fiil ehliyeti kişinin kendi fiilleriyle hak edinme ve borç altına girme yeteneğini irdeler; 18 yaşın doldurulmasıyla erginlik başlar ve hısımlık, ikametgâh (yerleşim yeri), kişiliğin korunması ile siciller bu alanda incelenir. Tüzel kişiler ise örgütlenmiş kişi toplulukları (dernekler) veya belli bir amaca özgülenmiş bağımsız mal toplulukları (vakıflar) olarak tanımlanır. Dernekler en az 7 gerçek kişinin kazanç paylaşımı dışında ortak bir amaç için birleşmesiyle, vakıflar ise mal ve hakların belirli bir amaca özgülenmesiyle oluşur ve yaratılış gereği insana özgü nitelikler dışındaki tüm hak ve borçlara ehildirler. Aile hukuku, Medeni Kanun'un ikinci kitabı olup evlenme, nişanlanma, boşanma, nafaka ve mal rejimleri (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) gibi konuları kapsar. Ayrıca soybağı kurma, evlat edinme, velayet, çocuğun mallarının yönetimi ve ev yönetimi de bu kapsamda değerlendirilir. Aile hukukunun son konularından biri olan vesayet, vesayet organları (sulh hukuk mahkemesi olarak vesayet makamı ve asliye hukuk mahkemesi olarak denetim makamı), vasi ve kayyımlık kurumlarını içerir. Küçüklük, akıl hastalığı, savurganlık veya kötü yaşama tarzı gibi kısıtlamayı gerektiren haller ile yasal danışmanlık da bu alanda incelenir. Miras hukuku, bir kişinin ölümü sonrasında geride kalan malvarlığı üzerindeki hakları ve borçları düzenler. Yasal mirasçılar derece sistemine göre (altsoy, ana-baba, büyük ana ve büyük babalar ve bunların altsoyları) belirlenirken; vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflar, saklı paylar ve mirasçılıktan çıkarma nedenleri bu alanda incelenir. Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar ve ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman mirasın paylaşılmasını (taksimini) isteyebilirler; miras bırakmaksızın ölen kimsenin mirası ise Devlete geçer. Eşya hukuku, taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki hakları konu alır ve temel kavramı mülkiyettir. Mülkiyet ferdi mülkiyet ve birlikte mülkiyet (paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti) olarak ayrılır; malik hukuk düzeninin sınırları içinde malını dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Taşınmaz mülkiyeti tescille kazanılırken, taşınır mülkiyetinde zilyetliğin devri esastır. Ayrıca eşya hukukunda irtifak hakkı, intifa hakkı, oturma hakkı, üst hakkı, kaynak hakkı ve rehin gibi sınırlı ayni haklar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Borçlar hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerini konu alır ve temel kaynağı kanun, sözleşme veya hukuka aykırı (haksız) fiildir. Türk Borçlar Kanunu iki temel bölümden oluşur; ilk bölüm hemen her borç ilişkisine uygulanan genel hükümlerden, ikinci bölüm ise çeşitli sözleşme tiplerine özgü özel hükümlerden oluşur. Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla (rızaların uyuşmasıyla) kurulur. Sözleşmelerin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe şekle bağlı değildir, ancak öngörülen şekil geçerlilik şeklidir. Yeni Borçlar Kanunu ile getirilen en önemli yeniliklerden biri genel işlem koşullarıdır; düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırlayıp karşı tarafa sunduğu formüler sözleşme hükümleridir ve zayıf tarafı korumayı amaçlar. Borçlar hukukunda sorumluluğun kuralı kusurlu eylemler olmakla birlikte, hakkaniyet sorumluluğu, adam çalıştıranın sorumluluğu, hayvan bulunduranın sorumluluğu ve yapı malikinin sorumluluğu gibi kusursuz sorumluluk halleri de düzenlenmiştir. Ayrıca sebepsiz zenginleşme, müteselsil borçluluk ve alacak devri de bu alandadır. İş hukuku, çalışma yaşamına ilişkin kuralları ele alan hem özel hukuk hem de kamu hukuku karakteri taşıyan bir alandır; bireysel iş hukuku, toplu iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku olmak üzere üçe ayrılır. Bireysel iş hukuku 4857 sayılı İş Kanunu'nu temel alır. İş hukukunun en temel amacı, serbest koşullarda pazarlık şansı olmayan işçiyi korumak ve işçi lehine nisbi emredici kurallarla asgari bir taban oluşturmaktır. Ücret, yıllık izin, fazla çalışma (%50 zamlı), kıdem ve ihbar tazminatı gibi konular işçi lehine düzenlenmiştir. İş Kanunu kapsamına girmeyen işçiler hizmet sözleşmesiyle çalışsalar dahi Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olurlar. İşverenlerin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma zorunluluğu, işyerinin denetlenmesi ve çalışma bakanlığı müfettişlerince yapılan kamusal kontroller iş hukukunun özgün özellikleridir. Toplu iş hukuku sendikalar, toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt süreçlerini düzenlerken; sosyal güvenlik hukuku 5510 sayılı Kanun ile kısa ve uzun vadeli sigorta kolları, genel sağlık sigortası ve sosyal yardımları kapsayarak ülkenin en geniş kitleye hitap eden hukuk dalını oluşturur. Ticaret hukuku, bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiilleri konu alır ve ticari işletme hukuku, şirketler hukuku, kıymetli evrak hukuku, taşıma işleri hukuku, deniz ticareti hukuku ve sigorta hukuku olmak üzere altı ana bölümden oluşur. Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız yürütüldüğü işletmedir. Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir; esnaf ise ekonomik faaliyeti bedenî çalışmasına dayanan ve geliri sınırı aşmayan kişidir. Ticaret şirketleri şahıs şirketleri (kolektif ve komandit şirket) ve sermaye şirketleri (anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket) olarak ikiye ayrılır ve tüzel kişiliğe sahiptirler. Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olup yönetim kurulu tarafından yönetilir. Kolektif şirket ortaklarının sorumluluğu sınırlandırılmamışken, komandit şirketlerde komandite (sınırsız) ve komanditer (sınırlı) ortaklar bulunur; limited şirket ise bir veya daha çok kişi tarafından esas sermayesi belirli olarak kurulur. Kıymetli evrak hukuku, içerdiği hak senetten ayrı olarak ileri sürülemeyen ve devredilemeyen senetleri inceler. Kambiyo senetleri olan poliçe, bono ve çek bu alanın en yaygın modelleridir; ciro, senetteki hakkın devir veya rehin edilmesini sağlayan irade beyanıdır. Deniz ticareti hukuku, tahsis edildiği amaç suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan gemileri konu alır; gemi sicili, gemi ipoteği, donatan ve donatma iştiraki bu alanda incelenen temel yapıtlardır. Sigorta hukuku, sigortacının prim karşılığında rizikonun gerçekleşmesi halinde zararı tazmin etmeyi üstlendiği sözleşmeleri düzenler; reasürans (tekrar sigorta), eksik sigorta, aşkın sigorta, mal sigortası ve hayat sigortası önemli konularıdır. Karşılıklı sigorta faaliyeti yalnızca kooperatif şirket şeklinde yürütülebilir ve sigorta bedelinin sigorta değerinden az olması eksik sigortayı, üstün olması ise aşkın sigortayı doğurur. Devletler özel hukuku, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuku, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve yabancı kararların tanınma ve tenfizini 5718 sayılı Kanun çerçevesinde inceler. Hâkim, kanunlar ihtilafı kurallarını ve yetkili yabancı hukuku re'sen uygular; yabancı hukukun tespit edilememesi halinde Türk hukuku uygulanır. Ancak yetkili yabancı hukukun Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde o hüküm uygulanmaz ve Türk hukuku devreye girer. Kişilerin hak ve fiil ehliyeti milli hukukuna tabi iken, tüzel kişilerin ehliyeti idare merkezi hukukuna tabidir. İş sözleşmelerinde işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri ile sağlanan asgari koruma saklıdır. Vatandaşlık hukuku Türk vatandaşlığının doğumla (soybağı veya doğum yeri) veya yetkili makam kararıyla sonradan kazanılmasını düzenlerken; yabancılar hukuku Pasaport, İskân ve Yabancıların İkameti kanunları çerçevesinde yabancıların statüsünü belirler.