Bilişim Etiği. Felsefi açıdan etik genel olarak üç temel kategoriye ayrılmaktadır: Meta-etik, normatif etik ve uygulamalı etik. Bu yaklaşımlar, insan eylemlerini, ahlaki değerleri ve etik söylemleri farklı açılardan ele alarak inceleyen felsefi alt dalları oluşturur. Meta-etik, genelde eleştirel etik olarak da adlandırılır ve etik söylemlerde kullanılan dilin, ifadelerin analiz edilmesine ve anlamlandırılmasına odaklanır. Etiğin doğasını, etiğe neden ihtiyaç duyulduğunu ve etik hükümlerin doğasını araştırarak 'Etik açıdan doğru nedir?' veya 'Etiğin doğasında doğru veya yanlış olmak mı vardır?' gibi felsefi sorulara yanıt arar. Normatif etik, bir diğer ismiyle kuralcı etik, meta-etik ile uygulamalı etik arasında bir köprü vazifesi görür. Pratik ahlak kuralları ve ahlaklı bir hayatın nasıl yaşanacağıyla ilgilenir; eylemlerin standartlarını ve çerçevelerini inceleyerek 'Doğru olması gereken şeyler nelerdir?' sorusunu araştırır. Uygulamalı etik ise normatif etik kurallarının sorunlu meselelere uygulanmasıdır ve bazen betimleyici etik olarak da anılır. İş etiği, bilişim etiği, mühendislik etiği ve tıp etiği gibi farklı uzmanlık alanlarındaki etik sorunları inceleyen alt dalları bulunur. 'Neyin doğru olduğuna inanılır?' veya 'Bir eylem gerçekleştirirken doğru yol nedir?' uygulamalı etiğin temel sorularıdır. Etik kuramları ve özellikle bilişim etiği genellikle normatif ve uygulamalı etik yaklaşımları çerçevesinde ele alınmaktadır. Felsefi olarak etik kuramlar teleolojik (sonuçsalcı) ve deontolojik (sonuçsalcı olmayan) olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Teleolojik kuramlar, Yunanca 'hedef, sonuç' anlamına gelen 'telos' kelimesinden türetilmiştir ve sonuçsalcılık olarak da bilinir. Bu kurama göre bir eylem kendi başına iyi ya da kötü olarak değerlendirilmez; eylemi iyi ya da kötü kılan şey, doğurduğu sonuçlardır. Eğer eylem sonuç itibarıyla yarar ve fayda getiriyorsa iyidir, süreçteki bazı olumsuzluklar göz ardı edilebilir. Faydacılık bu yaklaşımın en bilinen örneğidir. Deontolojik kuramlar ise sonuçsalcı olmayan kuramlardır ve Yunanca 'görev, sorumluluk' anlamına gelen 'deon' kelimesinden türetilmiştir. Deontoloji, eylemlerin sonuçları üzerinde değil, eylemin kendisi ve mesleklerle ilgili uyulması gereken ahlaki değerler üzerinde durur. 'Eğer herkes böyle yaparsa ne olur?' ve 'Sana nasıl davranmasını istiyorsan sen de öyle davran' deontolojinin temel rehberleridir. Deontolojik kuramlar arasında en bilineni Alman felsefesinin kurucusu Immanuel Kant'a (1724-1804) dayanan Kantçılık'tır. Biçimcilik veya şekilcilik olarak da bilinen bu kuram, Kant'ın 'kesin buyruk' (Categorical Imperative) dediği altın kurallara dayanır. Bu anlayışta yaşama, güvenlik, vicdan özgürlüğü, özel yaşama saygı ve bilgi edinme hakkı gibi evrensel insan hakları büyük önem taşır. Bilişim etiği, bilgisayar dünyasında insanların davranışlarını ve eylemlerini inceleyen, uyulması gereken yazılı ve yazılı olmayan kuralları tanımlayan bir felsefe dalıdır. Bilişim alanında bilgisayar korsanlığı, dosya paylaşımı, internetin demokratik yapısı ve lisanslamalar sıkça tartışılan konulardır. Hayatın her alanında olduğu gibi bilişim alanında da etik kurallara uyulması, dijital ortamların daha güvenli ve bilgi dolu yerler haline gelmesini sağlar. Bu bağlamda Bilgisayar Etik Enstitüsü (Computer Ethics Institute) tarafından bilgisayar kullanımında etik ilkelerin temelini oluşturan 10 temel ilke geliştirilmiştir. Bu ilkeler özetle bilgisayarın zarar vermek, hırsızlık yapmak, yalan bilgi yaymak veya bedeli ödenmeyen yazılımları kopyalamak için kullanılamayacağını belirtir. Ayrıca başka insanların bilgisayar çalışmalarına, dosyalarına ve kaynaklarına izin almadan müdahale edilemeyeceğini vurgular. Enstitünün ilkelerine göre kişi yazdığı programın sosyal hayata etkilerini dikkate almalı, entelektüel bilgileri başkasına mal etmemeli ve bilgisayarı her zaman diğer insanlara saygı göstererek kullanmalıdır. Bilişim teknolojileri ile ilgili hukuki sorunlara çözüm bulmaya çalışan bilim dalı Bilişim Hukuku'dur. Bilişim hukuku; sayısal bilginin ve bilgisayar programlarının dağıtılması, güvenliğinin sağlanması, paylaşımı, gizlilik ve ifade özgürlüğü gibi hükümleri düzenler. İnternet kullanımına dair hukuki sorunları inceleyen dal ise İnternet Hukuku'dur. Teknolojinin yardımıyla sanal ortamda kişi veya kurumlara maddi veya manevi zarar verilmesine bilişim suçu denir. Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde hazırlanan 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) 1 Haziran 2005'te yürürlüğe girmiş ve 'Bilişim Alanında Suçlar' başlığı altında 243, 244, 245 ve 246'ncı maddelerle kapsamlı düzenlemeler getirmiştir. Yeni TCK'da doğrudan bilişim suçu olmasa da bilişim vasıtasıyla işlenebilecek kişisel verilerin kaydedilmesi (md. 135), haberleşmenin engellenmesi (md. 124), hakaret (md. 125), haberleşmenin gizliliğinin ihlali (md. 132), kişisel konuşmaların dinlenmesi ve kaydedilmesi (md. 133) ile müstehcenlik (md. 226) gibi suç tiplerine de yer verilmiştir. Ayrıca Mayıs 2007'de yürürlüğe giren 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile içerik, erişim ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülükleri ile internet suçlarıyla mücadele esasları belirlenmiştir. Sanal ortamlarda ve sosyal ağlarda uyulması gereken davranış ve öğretileri tanımlayan teknik kelime 'Netiket'tir. Fransızca görgü kuralları anlamına gelen 'etiquette' ve 'internet' kelimelerinin birleşimiyle türetilmiştir. Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) tarafından internet kullanıcılarının hakları adına uyulması gereken kurallar belirlenmiştir. Başkalarına karşı saygı ilkesi çerçevesinde; gerçek yaşamda benimsenmeyen davranışların sanal ortamda sergilenmemesi, nazik bir dil kullanılması, tartışmaların kişiselleştirilmemesi ve istenmeyen iletilerle insanların rahatsız edilmemesi öğütlenmektedir. Altyapı ve zamanı verimli kullanma başlığı altında ise anlamsız iletiler gönderilmemesi, uzun belgelerin e-posta ekinde dolaştırılmak yerine web adresi olarak paylaşılması gerekliliği vurgulanır. Biçimsel ve içerik ile ilgili özen başlıklarında açık kimliğin gizlenmemesi, özlü ve anlaşılır iletiler yazılması, gereksiz büyük harf kullanımından ve alaycı anlatımlardan kaçınılması, virüslü iletilere karşı alıcıların uyarılması gerektiği belirtilir. Öteki konular başlığında ise iyelik haklarının zedelenmemesi ve güvenlik zedeleyici girişimlere karşı duyarlı olunması istenmiştir. E-posta, Facebook, Twitter ve blog gibi farklı sanal platformların her birinin kendine özgü netiket kuralları bulunmaktadır. Örneğin e-postada gereksiz dosya eklememek ve imla kurallarına uymak gerekirken; Facebook'ta başkasının izni olmadan resim etiketlememek, Twitter'da aşırı tweet atarak spamci duruma düşmemek ve bloglarda yazıları tam okumadan fevri yorumlar yapmamak önem taşır. İntihal (aşırma, çalıntı), başkalarına ait yazı, resim, video gibi ürünlerin kaynak göstermeden kendisininmiş gibi gösterilmesidir. İnternetteki tüm bilgilerin herkese ait olduğu yanılgısı bu etik dışı davranışların artmasına yol açmaktadır. İntihaller kaynak gösterilmeden veya kaynak gösterilerek yapılan türler olarak ikiye ayrılır. Kaynak göstermeden yapılan intihal türleri arasında; kelimesi kelimesine tüm bilgiyi alan 'Hayalet Yazar', pek çok kaynaktan alıp kendine ait gibi gösteren 'Mevcut Yazı', anahtar kelimeleri değiştirerek gizleyen 'Yetersiz Gizleme', önceki çalışmasından aynen alan 'Kendinden Aşırma', değişiklik yapmadan alan 'Fotokopi' ve orijinal çalışma yerine alıntılarla dolduran 'Emek Tembelliği' yer alır. Kaynak gösterilerek yapılan intihaller ise; tam künyeyi vermeyen 'Unutulan Dipnot', yanlış künye veren 'Yanlış Bilgilendirme', tırnak işareti koymayı unutan 'Fazla Mükemmel Alıntı', orijinal fikir içermeyen 'Becerikli Atıf Yapma' ve bazı yerlerde atıf yapıp kalan kısımların kendisine ait olduğu izlenimini yaratan 'Mükemmel Suç' başlıklarını kapsar. Araştırmalar intihallerin nedenleri olarak zamansızlık, not kaygısı, sosyal hayatın yoğunluğu, etik dışı davranışlar konusundaki bilgisizlik ve dersleri önemsememeyi gösterirken, kurumların yetersiz ceza vermesi de bu durumu tetiklemektedir. Ödev ve makalelerdeki intihalleri denetlemek için Anti-plagiarism, Copy Scape, TurnItIn ve Viper gibi pek çok yazılım kullanılmaktadır. Açık lisans altında eğitim, öğretim ve araştırma etkinliklerinde ücretsiz olarak kullanılabilen dijital eğitsel kaynaklara açık eğitsel kaynaklar denir. Bu akım 2000 yılında MIT'nin Açık Ders Malzemeleri Projesi ile başlamış, UNESCO ve OECD desteğiyle yaygınlaşmıştır. Türkiye'de ise TÜBA tarafından Ulusal Açık Ders Malzemeleri (UADM) projesi başlatılmıştır. Açık eğitsel kaynakların paylaşımında Creative Commons (CC) lisansı yaygın olarak kullanılmaktadır. CC lisansı, telif hakkı bulunan bir eserin ücretsiz olarak dağıtılmasını ve yazarın belirttiği koşullar çerçevesinde esneklikle kullanılmasını sağlayan bir kamu lisansıdır. Geleneksel 'tüm hakları saklıdır' anlayışı ile tam özgürlük arasında bir denge kurar. CC lisansları; eserin ilk sahibinin belirtilmesi (BY), ticari amaçla kullanılamazlık (NC), özgün halinin korunması (ND) ve benzer lisansla paylaşım (SA) gibi şartların farklı birleşimleriyle oluşturulur. Örneğin BY-NC-ND lisansı en sınırlayıcı model olup ticari yasağı ve esere dokunmama kuralını içerirken, CC0 (kamu malı adama) ile yazar tüm telif haklarından feragat etmiştir. Ünitede ayrıca bilginin kullanım ve yayılma haklarının yasalarla belirli kişilere ait olduğunu bildiren telif hakkı (Copyright - ©), hakların tamamen kaldırıldığını belirten telif serbestisi (Copyfree - ₣) ve telif haklarının belirli koşullarla paylaşıldığı özgür telif kavramları da ele alınmıştır.