Elton Mayo ve ekibi tarafından Western Electric şirketinin Hawthorne fabrikalarında gerçekleştirilen deneysel çalışmalar, işyerinde biçimsel olmayan grupların ve çalışanların duygusal ihtiyaçlarının verimlilik üzerindeki kritik önemini bilimsel olarak kanıtlamıştır.
Biyolog Ludwig Von Bertalanffy tarafından 1920'lerde ortaya atılan Genel Sistem Yaklaşımı, örgütlerin dış çevrelerinden bağımsız düşünülemeyeceğini savunmuştur. Bu yaklaşım, modern yönetim kuramının en önemli temel taşlarından birini oluşturur.
Joan Woodward, İngiltere'deki sanayi işletmelerinde yaptığı araştırmada üretim teknolojilerini birim, kitle ve süreç üretimi olarak üç gruba ayırmıştır. Woodward, en yüksek performansın teknolojiye uygun örgüt yapısı seçildiğinde elde edildiğini saptamıştır.
Tom Burns ve G.M. Stalker yaptıkları araştırmada, durgun ve öngörülebilir çevrelerde faaliyet gösteren işletmeler için 'mekanik' örgüt yapısının; dinamik ve karmaşık çevrelerdeki işletmeler için ise 'organik' örgüt yapısının uygun olduğunu kanıtlamışlardır.
Emery ve Trist, örgütsel çevreyi karmaşıklık derecesine göre 'durgun çevre' ve 'çalkantılı çevre' olarak sınıflandırmışlardır. Çalkantılı çevrelerde faaliyet gösteren işletmelerin organik yapıları ve esnek yönetim tarzlarını benimsemesi gerektiğini göstermişlerdir.
Peter Senge'in 1990 yılında yayınlanan 'Beşinci Disiplin' adlı kitabı, öğrenen örgütler yaklaşımının temelini oluşturmuştur. Kitap, örgütlerin değişen çevreye uyum sağlamak için sistem düşüncesini benimseyerek sürekli öğrenmesi gerektiğini savunur.
Howard Bowen, 1953 yılında yazdığı 'İşadamlarının Sosyal Sorumlulukları' eseriyle kurumsal sosyal sorumluluk kavramını ilk kez tanımlamıştır. Bowen, yöneticilerin kararlarında toplumsal refahı da gözetmeleri gerektiğini savunmuştur.
James Thompson tarafından 1978'de ortaya atılan Kaynak Bağımlılığı Kuramı, işletmelerin ihtiyaç duydukları kritik kaynakları çevrelerinden temin ederken çevreye bağımlı hale geldiklerini ve bu bağımlılığı yönetmek için stratejik ortaklıklar kurduklarını açıklar.
Michael Jensen ve William Meckling tarafından 1976'da geliştirilen Vekalet Kuramı, hissedarlar ile profesyonel yöneticiler arasındaki çıkar çatışmalarını ve bu çatışmalardan doğan temsil maliyetlerini en aza indirme yollarını inceler.
Oliver Williamson tarafından 1991'de geliştirilen İşlem Maliyeti Kuramı, işletmelerin piyasada işlem yaparken karşılaştıkları sözleşme, pazarlık ve denetim maliyetlerini azaltmak amacıyla dikey entegrasyon veya dış kaynak kullanımı kararı aldıklarını savunur.
Michael Hannan ve John Freeman tarafından 1977'de geliştirilen Örgütsel Ekoloji Kuramı, Darwin'in doğal seleksiyon teorisini örgütlere uyarlayarak, çevreye en uygun yapıdaki örgütlerin seçilip yaşayacağını, diğerlerinin ise eleneceğini savunur.