Sesli Özet
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Maliye Lisans Programı » Temel Bilgi Teknolojileri 1
← Ünite 7

Ünite 7: Sosyal Ağlar — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Sosyal Ağlar. 21. yüzyıl, bilgi teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte enformasyon toplumundan ağ toplumuna geçişin yaşandığı köklü sosyal dönüşümlere sahne olmaktadır. Sosyolog Manuel Castells’in enformasyonel toplum kavramı, enformasyonun üretimi, işlenmesi ve aktarımının toplum için üretkenliğin ve gücün temel kaynağı hâline gelmesini ve yepyeni bir toplumsal örgütlenme biçiminin doğmasını ifade eder. Endüstri toplumundaki sanayi tabanlı örgütlenme nasıl tüm gündelik hayata yayıldıysa, enformasyon toplumunda da bilginin üretimi ve iletimine dayalı ağ yapısı tüm toplumsal süreçleri kuşatmıştır. Bu yapı içindeki en temel özellik, birbiriyle bağlantılı düğümlerden oluşan 'ağlar' kurmaktır. Ağlardaki düğümler (merkezler) ağın niteliğine göre değişiklik gösterir; örneğin küresel iletişim ağında televizyonlar, stüdyolar ve haber ekipleri birer düğümdür. Ağların sınırsız bir şekilde genişleyebilmesi ve yeni düğümlerle bütünleşebilmesi toplumsal açıklık ve esneklik sağlar. Elektronik iletişimin dijital, görsel-işitsel araçları kullanıcılarla sürekli etkileşim halindedir ve bilgi akışı sayesinde zaman ile mekânın önemi ortadan kalkmaktadır. Marshall McLuhan 1960'lı yıllarda elektronik medyanın dünyayı bir 'küresel köy' haline getireceğini belirtmiş, her yeni medyanın bireylere yeni sosyal değerler katacağını ve toplumsal yapıyı şekillendireceğini vurgulamıştır. Sosyal medya ve sosyal ağlar da tam bu noktada bireylerin davranış biçimlerini, dilini ve pratiklerini değiştirerek toplumsal ilişkiler üzerinden yeni bir kültürün benimsenmesine yol açmaktadır. Bilgisayar ve internet teknolojileri kullanıcı merkezli, karşılıklı etkileşime izin veren ve eş zamansız olabilen yapısıyla bu dönüşümün merkezindedir. World Wide Web (WWW), Tim Berners-Lee tarafından geliştirilen ve internet ağındaki kaynakları keşfetmeye yarayan bir izleme aracıdır. Web 1.0 olarak nitelenen ilk nesil sitelerde kullanıcılar tamamen pasiftir ve içeriğe katkıda bulunmazlar. Buna karşın, Tim O'Reilly'nin isim babası olduğu Web 2.0 nesli sitelerde kullanıcılar içerik geliştiren, paylaşan ve etiketler ile reytingler aracılığıyla 'metadata' (veriye ilişkin veri) üreten aktif üreticilerdir. İnternetin bu sosyal etkileşim olanakları bütününe 'sosyal medya' denmektedir. Sosyal medya dendiğinde akla sosyal ağlar, bloglar (ağ günlükleri), wikiler (bilgi sayfaları) ve forumlar (tartışma panoları) gelmektedir. Daniel Bell'in tanımıyla bilgi, sistemli bir biçimde aktarılan olgular dizisiyken; enformasyon ise bilginin iletilmesi ve örgütlenmiş şekilde iletilen veridir. Sosyal medyanın temel özellikleri katılım (geri bildirimi cesaretlendirme), açıklık (erişim engellerinin olmaması), karşılıklı konuşma (iki yönlü diyalog), topluluk (grupların oluşumu) ve bağlantısallıktır (linkler ile diğer kaynaklara bağlanma). Sosyal ağ siteleri, bireylerin kurumsal bilgisayar sistemleri gibi sınırlı veya açık/yarı açık profiller yaratmalarını, ortak bağlantıları ve bu kişilerin listelerini gözden geçirmelerini sağlayan web tabanlı hizmetlerdir. Gerçek yaşamda gruplara dahil olmak ve kabul edilmek zor iken, sanal sosyal ağlar çok daha geçirgendir ve nadiren görüşülen zayıf bağlardaki kişilerin bile bir araya gelmesine olanak tanır. Ağ haritaları nokta şeklindeki düğümlerden (kişiler veya kurumlar) ve aralarındaki çizgilerden (ilişkiler) oluşur. Sosyal ağ sitelerinin birincil kullanım amacı sosyalleşmektir. Kullanıcılar; arkadaşları, akrabaları ve özel yaşantıları hakkında bilgi edinmek, günlük olayları paylaşmak için bu sitelere üye olurlar. Bu durum bireyler arasında aidiyet duygusu ve sanal kimlik gelişimine yol açar. Gerçek hayatta sahip olunamayan konumların yaratılmasına olanak tanıyan bu sanal kimlikler, idealize edilmiş ve gerçeği tam yansıtmayan profillerle desteklenebilir. Eğitim alanında sosyal ağlar, George Siemens'in 'bağlantıcılık/konnektivizm' (ağlar üzerinde öğrenme) kuramı çerçevesinde aktif olarak kullanılmaktadır. Facebook'ta oluşturulan ders grupları üzerinden sorular sorulmakta, ödevler tartışılmakta ve dosyalar paylaşılmaktadır. Mobil uyumlu olmaları bu süreçleri esnek ve kullanıcı dostu kılmaktadır. Ayrıca akademik ve mesleki gelişim için LinkedIn gibi kariyer odaklı ağlar üzerinden özgeçmiş paylaşımı, iş başvuruları ve profesyonel iletişim yürütülmektedir. Ticaret ve pazarlama açısından sosyal ağlar devasa birer mecradır. 1990'lardan itibaren tüketim alışkanlıkları internete taşınmış, 2000'li yıllarda e-ticaretin vazgeçilmez parçası olmuştur. Firmalar Facebook ve benzeri ağlarda açtıkları sayfalar, promosyonlar ve 'beğen, paylaş, yorum yap' butonlarıyla tüketici etkileşimi yaratmakta, viral pazarlama ile markalarını tanıtmaktadır. TÜİK 2014 verilerine göre Türkiye'deki internet kullanıcılarının %78,8'i sosyal ağ sitelerine katılmaktadır. Facebook, 2004 yılında Mark Zuckerberg tarafından kurulmuş olup Türkiye'de en çok kullanılan sosyal ağ sitesidir. Profil oluşturma, duvar, zaman tüneli, haber kaynağı, beğen düğmesi, takip etme, hareket dökümü, etiketleme, gruplar, sayfalar ve etkinlik düzenleme gibi zengin özellikler barındırır. Afet durumlarında kişilerin güvende olduklarını bildirmelerini sağlayan 'güvenlik durumu kontrolleri' gibi hayati işlevleri de bulunur. Twitter, 2006'da Jack Dorsey tarafından kurulan anlık iletişime dayalı bir mikroblog sitesidir. Gönderiler 'tweet' olarak adlandırılır ve en fazla 140 karakterlik metin, fotoğraf veya video içerebilir. Retweet (RT), Direct Message (DM), Mention (@), Hashtag (#), Favoriler ve en popüler 10 konuyu listeleyen Trending Topic (TT) temel özellikleridir. Instagram ise Kevin Systrom ve Mike Krieger tarafından 2010'da kurulan, fotoğraf ve videoların filtrelenerek paylaşıldığı görsele dayalı bir mobil sosyal ağdır. LinkedIn, Reid Hoffman tarafından kurulan dünyanın en profesyonel iş ve kariyer ağıdır. Özgeçmiş profili, bağlantı ekleme, onaylama sistemi (endorsement), tavsiye etme, gruplar ve iş ilanları bölümleri vardır. YouTube ise 2005'te kurulmuş video keşfetme, izleme, yükleme ve kanal oluşturma platformudur. Google+ (2019'da kapanmıştır) çevreler ve koleksiyonlar sunarken; Tumblr ise microblog ve blog arasında yer alan içerik paylaşım alanıdır. Kullanıcıların aktif içerik üreticilerine dönüştüğü sosyal ağlarda, bilinçli ve sorumlu davranabilmek için medya okuryazarlığı hayati önem taşır. Medya okuryazarlığı; teknolojiye erişim becerisi ile sunulan içeriği anlama ve değerlendirme yeteneğini kapsar. Eleştirel medya okuryazarlığı ise medya metinlerinin eleştirel okunmasıyla ilgilidir ve nefret söylemi, yasa dışı içerik, yanıltıcı reklamlar ve dijital gözetim gibi etik ihlallere karşı koruma kalkanı oluşturur. Medya akıcılığı, tüketilen ve üretilen içeriğe göre değerlendirilir. Tüketici konumunda mesaj aracından arındırılarak analiz edilir ve doğrulanır; üretici konumunda ise hedeflenen kitlenin, bütçenin ve doğru ortamın seçilmesi esastır. Dijital akıcılık kavramı ise internetin çalışma mantığını anlamayı, içerikleri eleştirel sorgulamayı, farklı kaynaklardan teyit etmeyi ve kullanıcı çeşitliliğinin farkında olmayı gerektirir. Sosyal ağlarda benzer görüşe sahip bireylerin birbirini sürekli onaylaması 'grup kutuplaşması' ve oto-propagandaya yol açarak siyasi görüşlerin radikalleşmesine neden olabilir. Bu nedenle özellikle genç kullanıcıların gizlilik ayarları, bilgi paylaşım sınırları ve eleştirel düşünme becerileri konusunda bilinçlendirilmesi, ağların getirdiği riskleri minimize etmek için elzemdir.