Türkiye Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, kabul ettiği ilkeleri somutlaştırmak amacıyla 2004 yılında 'Sosyal Hizmet Mesleğinin Etik İlkeleri ve Sorumlulukları' adında kılavuz bir kitap yayınlamıştır.
Anadolu Üniversitesi tarafından 2003 yılında yayınlanan kılavuz, bilimsel etkinliklerin yürütülmesi sırasında ortaya çıkan değer sorunlarını ve araştırmacıların uyması gereken ahlaki yükümlülükleri düzenler.
Dünya genelindeki sosyal çalışmacıların ortak bir mesleki kimlik ve evrensel etik standartlar çerçevesinde çalışmasını sağlayan, Türkiye'nin de ilkelerini benimsediği uluslararası çatı örgüttür.
Etik karar verme modellerindeki hiyerarşide, insan yaşamını korumak ilk sırada yer alırken, gizlilik ve mahremiyet hakkı listenin son sıralarında (altıncı sırada) yer almaktadır.
Westin tarafından 1967 yılında yapılan çalışmada mahremiyet, bireyin veya grubun kendi yaşamlarının kamuya kapalı kalmasını ve kendileri hakkındaki bilgi akışını kontrol etme hakkını ifade eder.
Dillon (1992) tarafından yapılan çalışmaya göre, başvuranlara saygı göstermenin üç temel yolu özen gösterme, değer yükleme ve uygun davranışta bulunmaktır.
Erich Fromm (1981) nesnelliği, insanın nesne ve bireyleri kendi kişisel istek, korku ve beklentilerinden arındırarak, tam olarak oldukları gibi görebilme yetisi olarak tanımlamıştır.
Lamberton ve Minor (1995) tarafından geliştirilen yaklaşıma göre, önyargı zihinsel bir tutumu ifade ederken, ayrımcılık bu tutumun eyleme dökülmüş halidir.
Covey (1996) çalışmasında doğruluğu sözleri gerçeğe uydurmak (gerçeği söylemek), dürüstlüğü ise gerçeği sözlerimize uydurmak (sözüne bağlı kalmak) olarak tanımlar.
8 yaşındaki bir çocuğun aile içi istismara uğradığı durumlarda, ailenin itibar kaygısıyla yalvarması bir etik ikilem oluşturmaz; olayın derhal adli makamlara bildirilmesi yasal ve kesin bir zorunluluktur.