Teknoloji odaklıdır. Ezbercilik yerine eleştirel düşünme, yaratıcılık ve esneklik ön plandadır. Bireysel farklılıklar dikkate alınır ve interaktif yöntemler kullanılır.
18. yüzyıldan itibaren Batı'nın askerî ve teknik üstünlüğünü yakalamak için Mühendishane ve Tıbbiye gibi modern okullar açılmıştır. Amaç, imparatorluğu eski gücüne kavuşturmaktır.
3 Mart 1924'te kabul edilmiştir. Eğitimde ikiliği ortadan kaldırmış, tüm okulları MEB'e bağlamış ve medreseleri kapatarak eğitimi millî ve laik bir temele oturtmuştur.
1940'ta kurulan bu kurumlar, köy çocuklarını eğitip tekrar köylere öğretmen olarak göndermeyi amaçlamıştır. Teorik eğitimle tarım ve zanaat gibi pratik beceriler birleştirilmiştir.
Türkiye'deki eğitim sisteminin en büyük sorunlarından biridir. İlkokuldan üniversiteye kadar merkezi sınavlar, öğrencileri ezberciliğe itmekte ve sosyal/sportif faaliyetleri kısıtlamaktadır.
1980'lerden sonra yaygınlaşmıştır. Eğitimde fırsat eşitliğini bozabilen bir yapıya sahiptir; bazı okullar çok nitelikli eğitim verirken bazıları sadece sınav odaklı ticari işletmelere dönüşebilmektedir.
Okulların yüksek tavanlı, gri renkli ve öğretmen kürsüsünün öğrenciye yukarıdan baktığı mimari yapısı, bürokratik hiyerarşiyi ve otoriteyi sınıfa yansıtmaktadır.
Erasmus ve Farabi gibi programlar, öğrencilerin vizyonunu geliştirmektedir. Ayrıca internet üzerinden küresel kütüphanelere ve derslere erişim, eğitimde sınırları aşan bir etkileşim yaratmıştır.
Öğretmenlerin mesleğe başladıktan sonra kendilerini geliştirememeleri ve sistemin sembolik denetimleri nedeniyle motivasyonlarını yitirmeleridir. Bu durum, öğrencilerin okuldan uzaklaşmasına neden olmaktadır.