Okuma Parçası
← Ünite 4

Ünite 4: Bürokrasi — Okuma Parçası

Ders kitabının ünite sonuna koyduğu ek okuma metni. Sınavda doğrudan sorulmaz; konuyu bağlamına oturtmak için.

Türkiye’de Yönetim

Türklerin tarihte büyük devletler kurdukları ve başarılı bir yönetim geleneğine sahip oldukları bilinmektedir. Türklerin devlet kurma ve yönetme konusundaki başarılarında, yalnızca “sultan”ların ve “beyler”in değil aynı zamanda düşünürlerin ve bilim adamlarının da katkısı büyük olmuştur. Düşünürler, bilim adamları ve yöneticilerin danışmanları, zamanın hükümdarlarına yazdıkları “risale” ve “name”lerle devlet yönetiminde onlara yol göstermişler ve öğütler vermişlerdir. Böylece yönetim konusu, yöneticilere sunulan kitapçıklar ile din ve ahlakla ilgili eserlerde yer almış ve incelenmiştir. Bu eserlerde yönetim konusu kurumsal ve örgütsel öğeleri içerse de daha çok, toplumda düzeni, güvenliği ve adaleti sağlamakla yükümlü olan yöneticilerin halka karşı görevlerini ve davranışlarını belirten ya da hatırlatan birer ahlaki öğütler ve ilkeler biçiminde ele alınmıştır. Şüphesiz yönetim konusuna bu şekilde yaklaşım, siyaset ve yönetimin, geniş anlamdaki ahlakın ayrılmaz bir parçası ya da uzantısı olarak görülmesinden kaynaklanmıştır. Müslüman düşünürler, yöneticilerin kamusal görevlerini onların özel ahlak ve inançlarından ayrı düşünmemişlerdir. Bu nedenle kamu yönetimine ilişkin konular, ahlak ve din kitaplarının önemli bir bölümünü meydana getirmiştir. Nitekim büyük Türk bilginlerinden olan Kınalızade Ali Efendi (1510-1572), ahlâka ilişkin olarak yazdığı ünlü eseri “Ahlâk-ı Alâî”nin bölümlerini “Ahlâk İlmi”, ”Aile Ahlâkı” ve “Devlet Ahlâkı” olarak belirlemiştir. Türk tarihinde, yönetimle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili kitaplar arasında Farabi’nin (870-950) El-Medinetü’l Fazıla’sı, Balasagunlu Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig”i (1069); Nizam’ül Mülk’ün (1018-1092) “Siyasetname”si (1077), Koçi Beyin’in Risalesi (1631), Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın “Devlet Adamlarına Öğütleri”i, Vezir Lütfi Paşa’nın “Asafnames”si, Katip Çelebi’nin (1609-1657) “Düsturu’l amel li ıslahi’l halel” (Bozuklukların Düzeltilmesinde Tutulacak Yollar) isimli eserleri belirtilebilir. Bu eserlerde yer alan görüşlerin ve yeniden yapılanma çalışmalarının; • İyi bir yönetim ve yönetici nasıl olmalıdır? • Devletin çöküşü nasıl durdurulabilir? • Batılılaşma-modernleşme yoluyla yönetimde gelişme nasıl sağlanabilir? soruları etrafında şekillendiği söylenebilir. Medinetü’l Fazıla, Kutadgu Bilig ve Siyasetname, birinci gruba örnek olarak gösterilebilir. İkinci grupta yer alan çalışmalar, 16. Yüzyıldan itibaren Osmanlı Devletinde başlayan gerileme sürecinin nasıl durdurulabileceği ve yeniden eski dönemlere nasıl dönülebileceğine ilişkin yazılan rapor, analiz ve öğüt türündeki eserlerdir. Üçüncü grup çalışmalar ise, Tanzimat Dönemiyle (lll. Selim’le de başlatılabilir) başlayan modernleşme çabaları ve bu kapsamındaki reformlar ve yaklaşımlardır. Türkler Xl. Yüzyılda askeri ve siyasi yönden dikkate değer bir gelişme gösterdiler. Bu yüzyıl, ilim ve kültür tarihimiz bakımından da önemlidir. Kaşgar bölgesinin bir ilim ve kültür merkezi haline gelmesi bu yüzyılda başlar. Türk kültürünün iki önemli eseri bu yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bunlar, Türk lehçelerinin bir ansiklopedisi olan Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügati’t Türk” ile “Kutadgu Bilig”dir. Karahanlılar döneminde yetişen ve aynı dönemde yaşamış olan Kaşgarlı Mahmut’un yazdığı sözlük tarzındaki Divan-ı Lügati’t Türk (1072-1074) adlı eseri ile Balasagunlu Yusuf Has Hacip’in eseri, o döneme ilişkin iki önemli kaynaktır. İkisi de ansiklopedist bilgin olarak kabul edilir (Dilaçar, 1995: 23-24). Bu eserler, Türklerin bugün mensup oldukları kültür çevresine giriş döneminin ilk ürünlerindendir. Türklerin, dünya görüşlerini, değer yargılarını, siyaset ve yönetim anlayışlarındaki “yeni durumu” yansıtması bakımından önemlidir.