Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Sosyoloji Lisans Programı » Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi
← Ünite 1

Ünite 1: Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisine Giriş — Araştır & Paylaş

Ders kitabının araştır–ilişkilendir–anlat etkinlikleri. Konuyu kendi cümlelerinle anlatabiliyorsan öğrenmişsin demektir.

Araştır 1

Cinsiyete dayalı işbölümü temelinde kurgulanan özel ve kamusal ayrımına göre erkek mekânları kamusal ve ekonomik, kadın mekânları ise toplumsal ve özel olarak nitelenmektedir. Feminist coğrafyacılar, toplumsal cinsiyet ilişkilerinin ve eşitsizliklerinin mekânsal olarak nasıl inşa edildiğini araştırırlar. Kentsel alanlarda kadınların faaliyetleri, deneyimleri ve ezilme biçimlerinin çözümlenmesi, ataerkil ve kapitalist ilişkilerin anlaşılmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Feminist coğrafyacılar, kadınların daha az mekân işgal ettiklerini, daha az kaynağa ulaşabildiklerini, daha az yolculuk yaptıklarını ve daha fazla mekânsal sınırlamalarla karşılaştıklarını ortaya koymuştur. (Mackenzie, 2002, s.251-258). Erkek egemen toplumsal yaşam, ev ve aileyle özdeşleştirilen, dolayısıyla bağımsız bir birey olarak kabul edilmeyen kadınların kentle ilişkisinde hareket özgürlüğü kısıtlanmakta; kontrol ve baskı altına alınmaktadır. Örneğin, günlük yaşamda kadınların tek başına bir restoranda yemek yemesi ya da sinemaya gitmesi, sokaklarda tek başına öylesine gezinmesi ve özellikle hava karardıktan sonra dışarıda dolaşması, erkeklere göre oldukça az rastlanır bir durumdur. Ataerkilliğin en güçlü göstergelerinden biri olarak aile içi ve toplumsal şiddetin yaygınlığı, kentin her alanında kadınların hangi mekânları kullanıp hangilerini kullanamayacağının belirlenmesinde en önemli etkendir. Kadınların toplumsal yaşama katılımının temel sınırlayıcısı, erkek şiddetine yol açacak her türlü davranış, hareket, giyinme, konuşma vb. durumlardan sakınma düşüncesidir.

Araştır 2

Feminist hareket Asya’da 19. yüzyılda kadınların ezilmesine karşı örgütlü bir mücadeleyle başlamıştır. Hindistan, Endonezya, Bangladeş, Çin’de kadınlar hak ve özgürlük için eylemler düzenlemiştir. Demokratik haklar ve nüfusun yarısını bu temel haklardan yoksun bırakan adaletsizlikle ilgili feminist bilinç oluşmuştur. Bu süreçte dul kadınların yeniden evlenebilmesi, çok eşliliğin, suttee/satinin (ölüyle birlikte yakılma) ve örtünmenin yasaklanması, kadınların eğitim hakkı ve yasalar önünde eşitliğine yönelik kadınların talepleri olmuştur. 1990’lı yıllarda Güney Asya’da çağdaş feministlerin gündeme getirdiği sorunlar, drahoma (evlenirken gelinin güveye verdiği para ve mal), kadınlara yönelik şiddet, tecavüz, ücret eşitsizliği, ayrımcı yasalar, kadın üzerindeki dinsel baskı gibi yerel sorunlardır. (Bhasin, 2003b, s.8).

Araştır 3

Postmodern feminist olarak anılan Cixous, Irigaray ve Kristeva, psikanalizden Lacancı yorumundan etkilenmişlerdir. Öznellik, cinsellik, dil ve arzu konularında çalışmışlardır. Edebiyat yazarı ve eleştirmen Helene Cixous, karşıtlıklar ve hiyerarşilere dayalı her türlü ikili düşünce biçimini reddetmiştir. Dişil yazını zengin ve çok sesli olarak görür. Ataerkil düzenle ancak dişil yazın sayesinde mücadele edilebileceğine inanır. Felsefeci Luce Irigaray, ataerkilliğin temellerini ve felsefedeki yerini araştırır. Dişil kimliği tanımlamaya çalışır. Ataerkil çerçeveden kaçmaya çalışan birinin, bir kez daha bu çerçevenin içerisinde hapsolmaksızın dişil özgüllüğü nasıl tan