Ünite 3: Eski Anadolu Türkçesinin Oluşumu — Önemli Kavramlar
Eski Anadolu Türkçesi (EAT)
XIII. yüzyıldan XV. yüzyılın ikinci yarısına kadar Anadolu ve civarında Oğuzcaya dayalı olarak kurulup gelişen ve ilk edebi ürünlerini veren tarihî Türk dili evresidir. Örnek olarak Yunus Emre'nin ilahileri ve Âşık Paşa'nın Garîb-nâme adlı eseri bu dönemin dil özelliklerini yansıtır.
Karışık Dilli Eserler
Anadolu Selçukluları döneminde yazılan, Anadolu Oğuzcası özellikleri ile birlikte Orta Asya (Harezm ve Horasan) Türk lehçelerinin kalıntı karakteristik özelliklerini bir arada barındıran ilk dönem metinleridir. Örnek olarak Behcetü’l-Hadaik fi Mev’izetü’l-Halaik ve Ali’nin Kıssa-i Yusuf’u gösterilebilir.
Dudak Uyumu (Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu)
Türkçede ünlülerin düz veya yuvarlak olma durumuna göre ardıl hecelerde uyum arama kuralıdır. Eski Anadolu Türkçesi metinlerinin en karakteristik özelliklerinden biri bu uyumun henüz tam anlamıyla yerleşmemiş ve bozuk olmasıdır; öndü düz ünlülü kelimelerde yuvarlak eklerin kullanılması gibi.
Damak Ŋ'si (Geniz N'si)
Türkçenin eski dönemlerinden beri var olan, damak ve geniz bölgesinden çıkarılan fonetik bir ünsüz sestir. Eski Anadolu Türkçesi yazımında genellikle 'kef' (ﻚ) harfiyle karşılanmıştır, ancak bazı muhafazakâr metinlerde 'nun-kef' (ﻨﻜ) birleşimiyle de yazılmıştır.
Uygur İmla Geleneği
Eski Uygur Türkçesi yazım sisteminde bazı eklerin ve edatların kelimelerden ayrı yazılması kuralıdır. Bu gelenek Arap harfli Eski Anadolu Türkçesi metinlerinin bazılarında da sürdürülmüş, eklerin kelimeden ayrı yazıldığı örnekler ortaya çıkmıştır.
Mülemma
Divan edebiyatında ve Eski Anadolu Türkçesi dönemi metinlerinde birden fazla dille (örneğin Türkçe, Farsça ve Rumca) yazılmış olan karışık manzumelerdir. Sultan Veled'in Divan'ındaki gazeller bölümü bu türe örnek oluşturur.
Tercüme Eser
Yabancı bir dilde (genellikle Arapça veya Farsça) yazılmış olan bir eserin Türkçeye aktarılması sürecidir. Eski Anadolu Türkçesi döneminde bu çeviriler genellikle birebir sadık kalmaktan ziyade yazarın kendi telif katkılarını da eklediği yarı telif eserler niteliği kazanmıştır.
SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Telif Eser
Yazarın başka bir eseri çevirmek yerine kendi bilgi, birikim ve yaratıcılığıyla doğrudan kendi dilinde oluşturduğu özgün eserdir. Eski Anadolu Türkçesinde Âşık Paşa'nın Garîb-nâme'si bu kategoriye örnek gösterilebilir.
Mesnevi
Divan edebiyatında her beyti kendi arasında uyaklı olan ve uzun hikâyelerin, tasavvufi konuların veya aşk maceralarının anlatıldığı nazım biçimidir. Eski Anadolu Türkçesi döneminde Gülşehrî'nin Mantıkuttayr ve Şeyhî'nin Hüsrev ü Şîrîn eserleri bu türde yazılmıştır.
Tuyuğ
Divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı, mani tipine benzeyen ve sadece aruz vezninin uygun kalıplarıyla yazılan tek dörtlükten oluşan nazım şeklidir. Kadı Burhaneddin divanında çok sayıda tuyuğ örneğine yer vermiştir.
Uygurcanın Kalıntı Özellikleri
Anadolu'ya gelen Oğuzların beraberinde getirdiği, kelime başında /m-/ ünsüzünün bulunması (men) veya fiil başında /b-/ sesinin korunması gibi Orta Asya dil özellikleridir. İlk dönem karışık dilli eserlerde bu kalıntılara sıkça rastlanır.
Ağız Grubu
Geniş bir coğrafyada tek bir siyasi otoritenin bulunmayışı nedeniyle ortaya çıkan, farklı bölgelerdeki Oğuz boylarının konuşma özelliklerini yansıtan yerel dil kollardır. Hayati Develi Eski Anadolu Türkçesinde en az üç ana ağız grubu olduğunu belirtmiştir.
Varyant
Aynı dil ögesinin, ekin veya kelimenin coğrafi, dönemsel veya yazım tercihlerine bağlı olarak ortaya çıkan farklı ses veya biçim biçimleridir. Örneğin geniş zaman birinci teklik kişi çekiminde altı farklı varyantın (-Urmen, -UrvAn vb.) kullanılması gibi.