← Ünite 5

Ünite 5: Eski Anadolu Türkçesinin Şekil Bilgisi II — Sesli Özet

Metni oku

Hadi gelin bugün Eski Anadolu Türkçesinin şekil bilgisine şöyle yakından bakalım ve dili biraz inceleyelim. Önce istek ve emir kipinden başlayalım. Aslında bugünkü gibi kipleri birbirinden keskin çizgilerle ayırmak o dönemde pek kolay değil. Çünkü temelde bir şeyin yapılmasını isteme anlamı var ve aynı ek cümledeki vurguya, tonlamaya ya da kişiler arası ilişkiye göre hem emir hem istek hem de gereklilik bildirebiliyor. Mesela üçüncü teklik kişi için kullanılan ekler bazen dilek bildirirken, bazen şart anlamı katabiliyor ya da gereklilik fonksiyonu üstlenebiliyor. Üçüncü çoklukta ise istek bildiren ekleri sıkça görüyoruz. Şart eki olan -sA ise sadece dilek bildirdiğinde ana cümlenin yüklemi olabiliyor ve yanına ekler alarak kuvvetli gereklilik anlamı da kazanabiliyor. İkinci kişilere geldiğimizde, özel eklerin yanı sıra eksiz kullanımların da dua, tavsiye ve emir bildirdiğini görüyoruz. Saygı ve incelik katan ekler ise oldukça işlek. Üçüncü kişilerde kullanılan eklerin de temenni, emir ve izin bildirmede geniş bir kullanım alanı var. Şimdi gelecekte ya da geçmişte zamanların nasıl birleştiğine bakalım. Fiillerin birleşik çekimi, bildiğimiz zaman eklerinin üzerine i- fiili ve ek-fiil getirilmesiyle yapılıyor. Bu i- fiili çoğunlukla arada kaybolup gitmiş tabii. Duyulan geçmiş zamanın hikâyesini, görülen geçmiş zamanın hikâyesini ya da geniş zamanın hikâyesini kurarken hep bu ek kalıplarından yararlanıyoruz. İstek kipinin hikâyesi ise geçmişte gerçekleşmeyen istekleri aktarmak için harika bir kullanım sunuyor. Rivayet çekimlerinde veya durur kelimesiyle yapılan eklerde ise anlatıma kesinlik ve ihtimal katılıyor. İsimlerin yüklem olmasını sağlayan bildirme çekimlerinde de bugünkünden biraz farklı ama oldukça zengin ekler karşımıza çıkıyor. Bir de fiilimsiler var ki, Eski Anadolu Türkçesinin ne kadar esnek bir yapıya sahip olduğunu bize hemen gösteriyor. İsim-fiiller ismin aldığı bütün hâl eklerini alabiliyor. Sıfat-fiiller zamana bağlı olarak hem isim hem sıfat görevinde kullanılıyor. Zarf-fiiller ise fiilleri birbirine bağlayarak adeta cümleleri birbirine örüyor. Bu dönemde kullanılıp da bugün Türkiye Türkçesinde unutulmuş ya da işlekliğini yitirmiş bazı ekler de var tabii. Bütün bu zenginlik dilin ne kadar gelişmiş olduğunu bize kanıtlıyor. Son olarak kelime türetme yollarına ve bu dönemin tarihî yerini kısaca hatırlayalım. İsimden isim, isimden fiil, fiirden isim ve fiirden fiil yapan yapım ekleriyle çok zengin bir sistemimiz var. Eski Anadolu Türkçesi, aslında Oğuzcanın bildiğimiz ilk yazı dilidir. Köktürkçe ve Uygur sonrasındaki bu süreçte Anadolu'da Yepyeni bir Oğuzca temelli yazı dili doğdu. Orta Asya'daki ortak dilden bazı farklılıklar gösterse de, bazı eski özellikler sadece Eski Anadolu Türkçesinde ve bugünkü Oğuz lehçelerinde yaşamaya devam etti. Özetle bu dönem, hem köklü bir Türk dili mirasından beslendi hem de Oğuz boyunun kendi canlı dinamiklerini edebiyete taşıdı.