Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Eski Anadolu Türkçesinde bugünkü 'Dilek-İstek Kipleri' başlığı altında incelenen emir, istek, dilek-şart ve gereklilik kiplerini fonksiyonları bakımından ayrı ayrı müstakil şekillerde göstermek oldukça güçtür. Bu kiplerin temelinde 'bir şeyin yapılmasının konuşucu tarafından istenmesi' anlamı yatar. Aynı ek, bağlama göre hem emir, hem istek, hem de gereklilik bildirebilmektedir. Bu durum; cümledeki diğer kelimelere, kişiler arasındaki hiyerarşik ilişkiye, vurguya, tonlamaya, isteğin gerçekleşme zamanına ve derecesine bağlı olarak değişiklik gösterir.
3. teklik kişi için kullanılan -(y)A eki; anı taŋrı aşkına kılgıl revâ örneğinde görüldüğü üzere dilek-istek bildirir. Ayrıca her kim, kaçan gibi kelimelerle kurulan birleşik cümlelerde şart anlamı katar (her kim gendü kavmin agırlaya...). Bununla birlikte, gerek kim ... -(y)A veya vezîr idinmek gerek kim anda iki haslet ola yapılarında gereklilik fonksiyonunu da üstlenmektedir. 3. çokluk kişide ise -(y)AlAr eki dilek-istek bildirerek (dökeler kan) metinlerde yer alır.
Şart bildirdiği sürece esas cümlenin yüklemi olamayan -sA eki, sadece dilek-istek bildirdiği durumlarda asıl cümlenin yüklemi olabilmektedir. 1. teklik kişide -sAm (uçsam görsem diyü), gereklilik bildiren -sAm gerekdür yapısıyla birlikte kullanılır. Benzer şekilde 1. çoklukta -sAvUz (dönendürsevüz), 2. teklik kişide -sAŋ gerek, 3. teklik kişide -sA ve -sA gerekdür yapıları hem istek hem de kuvvetli gereklilik ifade eder.
Kişiler için özel eklerle yapılan -GIl (2. teklik kişi) emir, dua, tavsiye ve tavsiye yoluyla gereklilik bildirir (dutgıl elüm, sinini nûrlandurgıl). Eksiz (-Ø) 2. teklik kişi çekimi de benzer şekilde dua, tavsiye ve emir fonksiyonlarında kullanılır (yun arın). İkinci çokluk kişi için kullanılan -(U)ŋ ve saygı/incelik katan -(U)ŋUz ekleri ise emir, dilek-istek, yalvarma, tavsiye ve serbestlik bildiren işlek yapılardır.
3. teklik kişide -sun ve 3. çokluk kişide -sunlar ekleri; dilek-istek, temenni, emir ve müsaade-icâzet (pâdişâhlık eylesünler) bildirmek üzere Eski Anadolu Türkçesinde geniş bir kullanım alanına sahiptir.
Fiillerin birleşik çekimi, zaman eklerinin üzerine i- fiili ve d+kişi getirilerek yapılır. i- fiili bazı örneklerde açıkça kullanılmakla birlikte, çoğunlukla iç hecede kaldığı için düşmüştür. Duyulan-farkına varılan geçmiş zamanın hikâyesi -mIş(i-)d+kişi veya -(y)Up dur(ur)(i-)d+kişi yapılarıyla kurulur (diŋlemişdüm, oturmışıdı). Olumsuz çekimlerde -mAdUKdI, -dUG+kişi yogıdı veya -mIşlAr degül idi yapılarından yararlanılır.
Görülen geçmiş zamanın hikâyesi -d+kişi (i-)dI yapısıyla kurulur (okıdumdı, döşedidüm). Geniş zamanın hikâyesinde ise -(V)r (i-)d+kişi ve -(y)a (y~yI) d+kişi kalıpları kullanılır (söyleşürdüm, olaydum). Şimdiki zamanın hikâyesinde -(V)r (i-)d+kişi ile birlikte nadiren görülen -(y)A durur (i-)d+kişi yapılarına da rastlanır.
Gelecek zamanın hikâyesi -mIş(i-)d+kişi ve -(y)A (i-)d+kişi gibi kalıplarla sağlanırken; istek kipinin hikâyesi -(y)A (y~yI) d+kişi ekleriyle (ideydüm, bileyidük) geçmişteki gerçekleşmeyen istek ve temennileri aktarır. Rivayet çekimlerinden geniş zamanın rivayeti ise -(V)r (i-)mıiç ekleriyle yapılır (geçer imiş, içer imiş).
+DUR'lu hâller, fiilin zamanını değiştirmeksizin anlatıma kesinlik, ihtimal veya belirlilik kazandırır. Duyulan geçmiş zamanın +DUR'lu hâli -mIş durur kalıbıyla kurulur (yaratmışdur). Gelecek zamanın +DUR'lu hâli ise -(y)IsAr durur, -(y)AcAk durur ve -sA gerek dur yapılarıyla şekillenir.
Bildirme çekimi (ek-fiil çekimi), isimlerin yüklem olarak çekimlenmesini sağlar. Geniş-şimdiki zamanda 1. teklik için +vAn, +(y)Um, +(y)Am; 1. çokluk için +vUz, +(y)Uz; 2. teklik için +sen, +sIn; 2. çokluk için +sIz; 3. teklik ve çokluk için ise +Ø, dUrUr, +dUrUrlAr ekleri kullanılır.
Eski Anadolu Türkçesinde isim-fiiller fiillerin isim şekilleri olup ismin aldığı tüm hâl eklerini alabilirler. Başlıca ekleri -mAK, -mAKlIK, -mA ve -(y)I2ş ekleridir (kaygulardan kurtulmak, ugramaklıga).
Sıfat-fiiller, zamana bağlı isim ve sıfat şekilleridir. -mI2ş (duyulan geçmiş zaman), -mAdUK (olumsuz sıfat-fiil), -dUK (görülen geçmiş zaman), -(y)AcAK ve -(y)AsI (gelecek zaman), -dAçI (körelmiş gelecek zaman), -(y)An, -(U)r (geniş zaman) ve -mAz (olumsuz geniş zaman) en sık kullanılan sıfat-fiil ekleridir.
Zarf-fiiller, fiilleri başka fiillere bağlayarak zarflaştırır. İşlek ekler arasında -(y)I2cAK, -(y)I2ncA, -(y)I2cAGAz, -(y)I2ncAK, -(y)AlI, -madin, -sA, -dUkdA, -dIsA, -mazdan öŋdin, -ken, -(y)V, -(y)ArAk, -dUkCA, -(y)Up, -(y)UbAn ve -(y)UbAnIn yer alır. Ayrıca çûn (ki)..., kaçan (kim)... gibi yapılar da zarf-fiil işlevi görür.
Bu dönemde kullanılıp Türkiye Türkçesinde işlekliğini yitiren ekler arasında -dAçI (sıfat-fiil) ile -(y)I2cAK, -(y)I2ncAK, -dUkdA, -dI2sA, -(y)UbAn, -(y)UbAnIn (zarf-fiil) ekleri öne çıkar.
Fiilimsilerin zengin çeşitliliği, Eski Anadolu Türkçesinin sentaks yapısının ne denli esnek ve gelişmiş olduğunu göstermektedir.
Eski Anadolu Türkçesinde isimden isim yapan ekler (+acuk, +aç, +AK, +An, +Aru, +cUGAz, +cUK, +dIn, +lA, +rAk, +vaş vb.), isimden fiil yapan ekler (+A-, +(A)l-, +(A)r-, +dA-, +lA- vb.), fiirden isim yapan ekler (-aç, -(y)AGAn, -gAn, -GU, -(U)k vb.) ve fiirden fiil yapan çatı ekleri (-dûr-, -(I)t-, -GUr-, -Uz-, -Il-, -(I)n-, -(I)ş-) oldukça zengin bir kelime türetme sistemi sunar.
Eski Anadolu Türkçesi, Oğuzcanın bilinen ilk yazı dilidir. Türk dilinin en eski yazı dili Köktürkçe olup, sonrasında Uygur ve Karahanlı dönemlerinde ortak edebi gelenek sürmüştür. 12. yüzyıldan sonra Oğuzların Batı'ya göçüyle birlikte Anadolu'da Oğuzcaya dayalı yeni bir yazı dili doğmuştur.
Orta Asya'daki ortak edebi yazı dilinde yönelme hâli eki +GA iken, Anadolu Oğuzcasında +(y)A kullanılmıştır. Benzer şekilde vir-, var-, var-, ol- fiilleri Oğuzcaya özgüdür.
Buna karşın, Köktürkçedeki bazı özellikler diğer Orta Türkçe lehçelerinde terk edilmişken sadece Eski Anadolu Türkçesinde ve günümüz Oğuz lehçelerinde yaşamaya devam etmiştir. Örneğin -mIş ve -dUK ekleri, +(y)I yükleme hâli eki, bul- fiili ve kentü dönüşlülük zamiri bunlardandır.
Özetle, Eski Anadolu Türkçesi hem ortak Türk dili mirasından beslenmiş hem de Oğuz boyunun kendi öz dinamiklerini edebi dile başarıyla yansıtmıştır.