İngilizcede geleneksel anlatmaların bütün türlerini kapsayan geniş bir terimdir. Kesin bir tanımı yapılmamakta olup, masal karşıtı olarak geniş bir anlatı kategorisini ifade etmek için kullanılır.
Almancada masal karşılığı olarak kullanılan ve Amerikalı halk bilimciler tarafından İngilizceye de aktarılan terimdir. Metinsel ve türsel karmaşayı önlemek amacıyla tercih edilmiştir.
Naki Tezel tarafından masalın öz Türkçe karşılığı olarak önerilen terimdir. Uygurca'da öğüt verici hikâye ve ahlak dersi veren alegorik eser anlamına gelir; ancak Saim Sakaoğlu bu kelimenin masal değil hikâye anlamına geldiğini belirtmiştir.
Stith Thompson'a göre masalın en küçük yapı unsuru olup, gelenekte sürekli varoluş gücüne sahip görülmemiş ve çarpıcı özellikler taşıyan unsurdur. Örnek: Hain üvey anne veya sihirli nesneler.
Masallarda olay örgüsünü oluşturan, kendi içinde bütünlüğü olan olay silsileleri veya macera parçalarıdır. Motiflerin birleşmesiyle meydana gelir.
Masalların başında, ortasında ve sonunda kullanılan tekerleme ve kalıp söz biçimindeki kalıplaşmış ifadelerdir. Örnek: 'Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde...' giriş klişesi.
Masallarda olayların ya da kahramanların üç kez tekrar etmesi durumudur. Genellikle ilk iki kahraman başarısız olur ve üçüncü asıl kahraman başarı kazanır.
Masalların genel biçim özelliği olan düz yazı biçimidir. Masallar ağırlıklı olarak nesir şeklinde anlatılır, ancak nadiren manzum (nazım) kısımlar da içerebilir.
Türk masallarında gerçekte var olmayan, masallarda uçak görevini üstlenen, konuşma kabiliyetine sahip ve kahramanı sırtında taşıyan olağanüstü yardımcı hayvandır.
Türk masallarında kulağını yere dayayarak uzaklardaki sesleri, karıncaların konuşmalarını duyan olağanüstü özelliklere sahip yardımcı insan tipidir.
Masalların resmi olmayan ortamlarda, profesyonel olmayan masalcılarca, söz dışında iletme tekniği kullanılmaksızın dinleyici karşısında yeniden yaratılması ve sunulması sürecidir.
Profesyonel masal anlatıcılarının monotonluğu önlemek ve hikayeyi genişletmek için masal kahramanının karşılaştığı kişilere söz verip onların da masal anlatmasını sağladığı tekniktir.
Masalların kökenini, yayılma yollarını ve varyantlarını inceleyen, erken dönem masal araştırmalarında etkili olan bilimsel kuramsal yaklaşımdır.
Masalların içinde geliştiği toplumun gelenek, görenek, din ve büyü anlayışıyla yoğrulmuş, masalcıların diliyle dokuduğu gerçeklik dünyasıdır.
Bir masal tipinin veya motifin belirli bir coğrafi bölgede veya kültürde kazandığı yerel özellikler ve versiyonların bütünüdür.
Gelenekte koruma gücüne sahip hikâye etmenin en küçük yapı unsurudur. Görülmemiş ve çarpıcı özellikler barındırır; örneğin görünmez yapan şapka ve uçan halı birer motiftir.
Gelenekte bağımsız bir şekilde var olabilen anlamlı masaldır. Kendi başına müstakil bir bütün oluşturan her türlü hikâye veya anlatı bir tip olarak kabul edilebilir.
Tarihî Coğrafi Fin Kuramı'nda kök biçim, asıl yapı veya ilk örnek anlamına gelen kavramdır. Folklorsal unsurun yayılma ve gelişme rotasını bulmak için kullanılır.
Sözlü kültür ürünlerinin kuşaktan kuşağa aktarılırken coğrafya, dil ve kişilere göre çeşitlenmesi sonucu asıl metinden az çok uzaklaşmış şeklidir.
Daha dar anlatım çevrelerinde birbirine çok benzeyen metinler için kullanılan, aynı masalın farklı anlatıcılarca ortaya konulan nüanslı biçimidir.
C. von Sydow tarafından önerilen, halk masallarının bir ülkeden diğerine geçtikçe o bölgenin yerel ve coğrafi özelliklerini alması durumunu ifade eden kavramdır.
Masalların başında, geçişlerinde ve bitiminde yer alan, muayyen bir şekle sahip kalıplaşmış ifadelerdir; tekerlemeler bu kapsamda değerlendirilir.
Carl Gustav Jung'a göre kolektif bilinçaltından kaynaklanan, insan psikesinin önceden biçimlenmiş ilkimgelerini ve ortak kalıplarını ifade eden kavramdır.
Vladimir Propp'un masal morfolojisinde tespit ettiği, şahısların icra ettikleri ve masalın yapısal seyrini belirleyen sabit aksiyonlardır.
Axel Olrik tarafından belirlenen, halk anlatmalarının uymak zorunda olduğu giriş-bitiş, üçler kuralı, zıtlık gibi yapısal kurallardır.
William Bascom'un mit, efsane ve masal türlerini ortak bir çatı altında toplamak amacıyla önerdiği kapsayıcı bir terimdir.
C. Wilhelm Von Sydow'un sınıflandırmasında bir toplumda masalları bizzat anlatan, şarkılar söyleyen ve geleneği icra eden kişi veya kişilerdir.
Toplum içinde masalları dinleyen fakat yaşamı boyunca bunları asla bizzat anlatmayan veya uygulamayan kişileri ifade eden tanımdır.
Eşya, doğa ve canlılarla ilgili bilgilerin üstü kapalı olarak verilip düşünülerek bulunması hedeflenen, kalıplaşmış sözlü gelenek ürünüdür.
Mircea Eliade'ye göre evrenin, doğanın veya bir kurumun başlangıçtaki kutsal zamanda nasıl yaratıldığını anlatan en eski kutsal öykülerdir.
Masalların yüzyıllarca hem yazılı hem sözlü edebiyatın temelini oluşturması (anlatı) ve canlı gösterime dayalı icra sanatları kapsamında yer alması (anlatma geleneği) durumudur.
William Bascom tarafından mit, masal ve efsane türlerinin tamamını ortak bir çatı altında toplamak ve 'masal' teriminin dar anlamından kaçınmak için önerilen kapsamlı terimdir.
Jacques Derrida'nın, tür kavramının keskin sınırlandırıcı ve dışlayıcı yapısını eleştirdiği, türlere ad verilmesinin metinlerin çok boyutluluğunu ve esnekliğini yansıtmakta yetersiz kalacağını savunan yapıbozumcu yaklaşımıdır.
Tzvetan Todorov'un türlerin dönüşüm süreçlerini açıklarken kullandığı, kendinden önceki türlerin yapısal özelliklerini tersine çevirerek yeni türlerin oluşumuna zemin hazırlama eylemidir.
Kahramanın cellat karşısında hayatını kurtarmak için kendi tecrübe ve bilgisine dayalı olarak sorduğu, cevabın soranın bildiklerine dayandığı bilmece türüdür; örn. masallarda ölümden kaçış unsuru olarak kullanılır.
Grimm Kardeşler tarafından ortaya atılan, Hint-Avrupa dil dairesindeki milletlerin masallarının bilinmeyen bir zamandan beri bu medeniyetin ortak mirası olduğunu savunan köken teorisidir.
Masalların eski mitlerin parçalanmış halleri olduğunu ve ancak içinden çıktıkları mitlerin açıklanmasıyla tam olarak anlaşılabileceğini öne süren Grimm Kardeşler'e ait köken görüşüdür.
Max Muller ve Grimm Kardeşler tarafından desteklenen, masalların güneş, şafak, gök gürültüsü ve yağmur gibi doğa olaylarının ilkel insan zihnindeki kişiselleştirilmiş ve şiirsel yansımaları olduğunu savunan teoridir.
Alan Dundes tarafından mit, masal ve efsane türlerini birbirinden ayırmak için önerilen; kum saatinin ortasını yaratılış anı kabul ederek mitin öncesini, efsanenin sonrasını, masalın ise zamansızlığı temsil ettiğini belirten modeldir.
Mihail Bahtin ve Richard Bauman'ın vurguladığı, bir metnin ancak başka bir metinle temas ettiği sürece yaşayabileceğini ve bu temasın metinleri kültürel olarak zenginleştirdiğini savunan ilkedir.
Masal türünün kesin katı sınırlarla çizilememesi, anlatıldığı dönemin ve coğrafyanın kültürel unsurlarını (örneğin sakız motifini) kolayca bünyesine katabilmesi esnekliğidir.
Masal kahramanının bilmeceyi çözerek ölümden kurtulduğu, sevdiğine kavuştuğu veya padişahlık gibi büyük mevkiler elde ettiği motifleri barındıran masal alt türüdür.
Alan Dundes'in tasnifine göre, bilim insanlarının analitik kategorilerinden farklı olarak belirli bir kültürün yerel üyeleri tarafından yapılan (örneğin gerçek ve kurmaca anlatılar şeklinde) yerel ayrımlardır.
Hayvanların veya insan dışı varlıkların insan gibi konuşturulduğu, ahlak ve siyaset dersi veren, Beydeba'nın Kelile ve Dimne eseriyle ilk önemli örneklerine rastlanan türdür.
Halk bilgisi türlerini tanımlamak için kullanılan; metnin yaratım/aktarım bağlamı, şekil/yapı, içerik/konu ve işlev özelliklerinden oluşan dört temel analiz kriteridir.
Masalların kökünü Hint mitolojisine ve eski mitlerin kalıntılarına dayandıran, Wilhelm ve Jacob Grimm ile Max Müller gibi isimlerin öncülük ettiği karşılaştırmalı dilbilim temelli kuramsal yaklaşım.
Ezop fablları dışındaki bütün masalların kaynağını Hindistan'a ve Pançatantra adlı esere bağlayan, Theodor Benfey ve Emmanuel Cosquin'in temsil ettiği masal kökeni kuramı.
Farklı kültür seviyelerindeki insanların ortak inanç ve adetlere sahip olduğunu, kültürün paralel gelişmesi sonucu benzer masalların ortaya çıktığını savunan Edward Taylor ve Andrew Lang öncülüğündeki kuram.
Halkbilimi araştırmalarında, bir masalın doğduğu coğrafi merkezi ve ilk, saf halini bulmak amacıyla izlenen 'dalga kuramı' ve 'Fin yöntemi' çerçevesinde aranan orijinal anlatı formu.
Alan Dundes tarafından ortaya atılan; halkbilim ürünlerinin (özellikle Grimm Kardeşler'in masallarında olduğu gibi) orijinal sözlü bağlamından koparılarak yazarlar veya derleyiciler tarafından ideolojik veya eğitsel amaçlarla yeniden biçimlendirilmesi durumu.
Hint kökenli, hayvan masallarından oluşan ve Arapçaya 'Kelile ve Dimne' adıyla çevrilerek Doğu'dan Batı'ya masal göçünün en önemli taşıyıcılarından biri kabul edilen kadim eser.
Antik Yunan ve Roma edebiyatında periler, canavarlar ve mucizeler içeren, genellikle çocuklara ve yetişkinlere anlatılan sıradan halk masalları için kullanılan geleneksel terim.
Halk bilimi çalışmalarında masalları icra ortamından ve bağlamından soyutlayarak yalnızca yazılı veya sözlü metnin yapısı, motifi ve kökeni üzerinden inceleyen kuramsal yaklaşım biçimi.
Giovanni Boccaccio tarafından yazılan, veba salgınından kaçan yedi genç kadın ile üç erkeğin 10 gün boyunca günde 10 öykü anlatmasıyla oluşan klasik bir hikâye derlemesi.
Geoffrey Chaucer tarafından 14. yüzyılda yazılan, İngilizcenin yazılı ilk eserlerinden biri olup hac yolculuğuna çıkanların birbirine anlattığı hikâyelerden oluşan eser.
Şehrazad'ın hükümdar kocasına anlattığı, Orta Doğu kökenli, anonim ve hızıyla tüm dünya dillerine çevrilmiş en önemli Doğu masal külliyatı.
Masal araştırmalarında anlatının genel şemasını ve yapı taşlarını belirleyen; Stith Thompson'ın 'Motif Index'i ve Aarne-Thompson katalog sistemleriyle sınıflandırılan temel unsurlar.
Vladimir Propp'un 'Masalın Biçimbilimi' çalışmasında ortaya koyduğu, masalların içeriklerinden bağımsız olarak yapısal işlevleri ve karakterlerin rolleri üzerinden incelenmesini sağlayan yöntem.
Grimm Kardeşlerin 1812-1815 yıllarında yayımladığı ve Avrupa'da İncil'den sonra en çok okunan çocuk ve ev masalları derleme kitabı.
Masalların Walt Disney gibi yapılar aracılığıyla modern kapitalist toplumun ve çocuk eğitiminin arzuları doğrultusunda yeniden üretilip pazarlanması sistemi.
Antik Mısır'dan günümüze ulaşan, M.Ö. 2000-1700 yılları arasına tarihlenen ve günümüz Batı Asya masallarına benzerlik gösteren bilinen en eski Mısır masal örneği.
Masalları doğrudan halktan derlemekten ziyade, onların estetik yönünden ziyade milliyetçi ve eğitsel/çocuk terbiyesi işlevini ön planda tutarak yeniden kaleme aldığı yaklaşım.
W. Eberhard ve Pertev Naili Boratav tarafından hazırlanan, 2500 Türk masalını inceleyerek 378 masal tipine yer veren uluslararası bilim terminolojisine sahip ilk önemli eser.
Masalların suya atılan bir taşın yarattığı dalgalar gibi bir merkezden çevreye yayıldığını ve varyantların incelenerek ilk biçime (ur-form) ulaşılabileceğini savunan araştırma yöntemi.
Giritli Ali Aziz Efendi tarafından 1796 yılında yazılan, Binbir Gece ve Binbir Gündüz masallarının etkilerini taşıyan üç uzun masaldan oluşan yazılı Türk masal geleneği örneği.
Tarihî-Coğrafi Fin Kuramı'nın temel kavramı olup, bir masalın veya halk edebiyatı ürününün tarih boyunca geçirdiği değişimlerden arındırılmış ilk, orijinal yaratılış biçimini ifade eder. Fin Okulu araştırmacıları, her sözlü anlatının kökeninde böyle kusursuz bir ilk formun bulunduğuna inanmış ve bunu bulmayı hedeflemiştir.
C. Von Sydow tarafından ur-form kavramına eleştiri olarak botanikten uyarlanan bu kavram, halk masallarının bir coğrafyadan diğerine taşındıkça o bölgenin yerel, kültürel ve coğrafi özelliklerini alarak yerlileşmiş versiyonunu ifade eder. Örnek olarak, aynı masalın Kırgız coğrafyasında farklı, Anadolu coğrafyasında yerel unsurlarla anlatılması verilebilir.
Öcal Oğuz ve diğer Türk halkbilimcilerinin terminolojisinde, asıl metinden zamanla az çok uzaklaşmış, farklı anlatıcılar tarafından coğrafi bölgelerde çeşitlendirilmiş anlatı nüshalarını ifade eder. Eş metinler birbiriyle yan yana geldiğinde uyumsuzluk göstermeyen, eşitlik sergileyen metinlerdir.
Aynı masalın veya halk anlatısının daha dar anlatım çevrelerinde, aynı metnin farklı anlatıcılarca ortaya konulan benzer anlatım biçimlerini ifade eder. Çoğu kez aynı hikayenin kişisel üslup farklarıyla üretilmiş benzer şekilleridir.
Axel Olrik tarafından halk anlatılarının içerik ve yapısal düzenini oluşturan, ilkel insanın ortak zihin özelliğine dayanan kurallar bütünüdür. Giriş-bitiş kuralı, üçler kuralı ve zıtlık kuralı gibi 15 maddeden oluşan bu yasalar metnin kendine özgü iç yapısını açıklar.
Antti Aarne ve Stith Thompson tarafından geliştirilen kataloglama sisteminde, kendi başına bağımsız bir varlığı olan, belirli bir olay örgüsüne ve motif kombinasyonuna sahip masal türlerinin numaralandırılmış sınıflandırma birimidir. Örneğin Aarne katalogunda Hayvan Masalları 1-299 arasında numaralandırılmıştır.
Stith Thompson'ın 'Halk Edebiyatının Motif İndeksi'nde tanımladığı şekliyle, bir masalın veya mitin en küçük yapı taşı, yapısal bileşenidir. Sihirli nesneler, tabu, yasaklar, fevkalade yaratıklar birer motiftir (örneğin Nardaniye Hanım masalındaki sihirli kiraz veya zehirli sakız motifi).
Vladimir Propp'un 'Masalın Biçimbilimi' eserinde ortaya koyduğu, peri masallarında karakterlerin yaptıkları sabit eylemlerdir. Masal kahramanlarının adları değişse de icra ettikleri işlevler (örneğin saldırıya uğrama, yola çıkma, ödüllendirilme) sabittir ve toplam 31 tanedir.
Propp'un masallardaki fonksiyonları yerine getiren kişilerin oluşturduğu mantıksal kümelenme alanlarıdır. Saldırgan, bağışçı, yardımcı, aranan kişi, gönderen, kahraman ve sahte kahraman olmak üzere masallarda 7 temel rol bulunur.
C. G. Jung'un psikanalitik kurama kazandırdığı, kolektif bilinçaltının derinliklerinde yer alan, nesilden nesile aktarılan evrensel ilkimgeler ve kalıplardır. Anne arketipi, hilebaz figürü veya kahramanın yolculuğu arketiplere örnek gösterilebilir.
C. G. Jung'a göre bireysel deneyimlerden bağımsız olarak tüm insanlık tarihi boyunca ortaklaşa paylaşılan, beyin yapısının derinliklerindeki evrensel psişik katmandır. Mitler ve masallar bu kolektif bilinçaltının dışavurumudur.
Alan Dundes'in ve bağlamsalcı halkbilimcilerin vurguladığı üzere, bir halk bilgisi ürününün (masalın) üretildiği, icra edildiği ve tüketildiği fiziksel ortam, sosyal çevre, anlatıcı ve dinleyici arasındaki ilişkiler ağının tamamıdır.
Halk bilimi metinlerini sadece yazılı bir metin olarak değil, anlatıcının izleyici önünde gerçekleştirdiği canlı bir gösterim, sanatsal bir eylem olarak ele alan bağlam merkezli kuramsal yaklaşımdır.
C. Von Sydow'un sınıflandırmasında, toplum içinde masalları bizzat anlatan, türküler söyleyen, kültürel mirası aktif olarak icra eden ve aktaran gelenek aktörleridir (Örn: Âşık Veysel veya geleneksel masal anaları).
Toplumda masalları ve geleneksel ürünleri hayatı boyunca defalarca dinlemiş ancak bizzat icra etmemiş, anlatma eyleminde bulunmamış dinleyici kesimidir.
Antropologlar tarafından halk anlatılarının biyolojik organizmalara benzer şekilde metin dışı unsurlardan bağımsız, kendine özgü doğal bir yapısallığa sahip olduğunu ifade etmek için kullanılan kavramdır (Axel Olrik'in epik yasaları bağlamında).
Tarihî-Coğrafi Fin Metodu'na bağlı olarak en eski, en güvenilir metne ulaşmak amacıyla metinlerin varyantlarının karşılaştırılarak eleştirel bir biçimde yayına hazırlanması çalışmasıdır.
Bir halk bilgisi ürününün ortaya çıktığı anı, anlatıcının durumunu, dinleyicileri, mekânı, zamanı ve icra ortamını kapsayan bütüncül koşullardır. Alan Dundes, doku ve metnin bağlamdan bağımsız olarak incelenemeyeceğini savunmuştur.
Bir halk bilimi ürününün (örneğin masalın) dilsel özelliklerini, ses yapısını, kafiyelerini, ritmini ve biçimsel dil özelliklerini ifade eden temel unsurudur. Dundes'e göre metin analizinden önce dokunun çözümlenmesi gerekir.
Halk bilimi ürününün somutlaşmış halini, yani derlenen masalın, destanın veya türkülü metnin kendisini ifade eder. Geleneksel metin merkezli kuramlar sadece bu unsur üzerine odaklanmıştır.
Halk bilimi ürünlerinin sadece metin olarak değil, canlı birer performans ve sanat icrası olarak ele alınması gerektiğini savunan bağlam merkezli yaklaşımdır. Roger Abrahams ve Richard Bauman bu kuramın öncülerindendir.
Öcal Oğuz'un performans teorinin 'her anlatı benzersizdir, varyant yoktur' tezine karşı geliştirdiği, benzer anlatım ortamı ve metin yapısına sahip halk hikâyelerinin karşılaştırmalı incelenmesini öngören terimdir.
Masalları sadece motif veya tiplerine göre sınıflandırmak yerine, toplum içinde hangi sosyal, psikolojik veya biyolojik ihtiyacı karşıladığına odaklanan antropolojik kökenli kuramdır. Bronislaw Malinowski ve William Bascom en önemli temsilcileridir.
Bir toplumun ürettiği emek ürünlerini, araç-gereçleri ve somut nesneleri kapsayan kültür katmanıdır. Malinowski, maddi kültürün sosyolojik ve dilsel gerçekliklerden ayrılamayacağını belirtmiştir.
Masallardaki toplumsal cinsiyet rollerini, kadının ikincil konumunu, evlilik ve kıskançlık gibi sosyal olayları kadın bakış açısıyla çözümleyen eleştirel bir yaklaşımdır. Evrim Ölçer Özünel ve Maria Tatar bu alanda çalışmıştır.
Biyolojik cinsiyetten farklı olarak, toplum ve kültür tarafından kadın ve erkeklere yüklenen rollerin, davranış kalıplarının ve kamusal/özel alan kullanım biçimlerinin bütünüdür.
Folklor malzemelerinin arşivlerde saklanmasının ötesine geçerek, toplumsal sorunların çözümünde, ekonomik kalkınmada, turizmde ve günlük yaşamda aktif olarak kullanılması gerektiğini savunan kuramdır.
Richard Dorson'un, halk kültürü ürünüymüş gibi yazarlar veya popüler kültür tarafından sonradan uydurulan, geleneksel kökeni olmayan materyalleri tanımlamak için türettiği kavramdır (Örn: Paul Bunyan masalları).
UNESCO'nun 2003 Sözleşmesi'ne göre toplulukların, grupların ve bireylerin doğayla, tarihe etkileşim içinde kuşaktan kuşağa aktardığı sözlü anlatımlar, gösteri sanatları ve ritüellerin bütünüdür.
Hızlı sanayileşme ve göç nedeniyle unutulmaya yüz tutmuş kültürel miras unsurlarının, sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde örgün/yaygın eğitimle topluma yeniden kazandırılması sürecidir.
Kültürel ürünlerin seri üretim yoluyla birer tüketim nesnesine dönüştürüldüğü, sinema, radyo, televizyon ve yayıncılık sektörlerini kapsayan endüstriyel yapıdır.
Halk biliminin araştırma sahasını sadece metinlerden ibaret olmayıp, halkın yaşam biçimini, geleneklerini ve tüm maddi/manevi kültürünü kapsayacak şekilde genişleten terimdir.
Bir topluma ait bilgi, değer, inanç ve geleneklerin sözlü, yazılı veya örgün eğitim yollarıyla yaşlı kuşaklardan genç kuşaklara aktarılması sürecidir.
Türkiye'de uygulamalı halk bilimi çalışmalarının öncülüğünü yapan, Ankara'da ve üniversite yerleşkesinde kurulan, somut olmayan kültürel mirası canlı icralarla yaşatan müze merkezidir.
Kültürel ürünlerin endüstriyel yöntemlerle üretilip tüketim nesnesine dönüştürüldüğü sistemdir. Masalların plak, sinema ve dijital mecralar aracılığıyla popülerleşip ticari birer ürüne evrilmesini ifade eder.
Sözlü kültür ürünlerinin geleneksel icra ortamından (köy odası, usta-çırak ilişkisi) radyo, televizyon ve internet gibi modern medya ortamlarına taşınması sürecidir. Metinler bu göç sırasında özgün bağlamını yitirebilir.
Carl Wilhelm von Sydow'un sınıflandırmasına göre, masalları ezberleyen, anlatan ve geleneğin sürdürülebilirliğinde aktif rol oynayan usta masal anlatıcılarıdır.
Masalları dinleyen, bilen ancak anlatma konusunda aktif rol üstlenmeyen, geleneği pasif düzeyde tutan bireylerdir.
Gail Arlene De Vos tarafından türetilen, sözlü olmayan, yüz yüze iletilmeyen ve internet ortamında (sosyal medya, e-posta vb.) yayılan dijital folklor türüdür.
Öcal Oğuz tarafından kullanılan bir kavram olup, Batı toplumlarının kendi mitolojik değerlerini küreselleştirmesi sonucunda diğer yerel toplumların kendi mit ve anlatı değerlerini yitirmesi durumudur.
UNESCO'nun 2003 yılında kabul ettiği sözleşmeyle koruma altına aldığı; toplulukların, grupların kültürel miras olarak tanıdığı sözlü anlatımlar, gelenekler ve gösteri sanatlarını kapsayan olgudur.
Almanya'da Grimm Kardeşlerin yaşadığı ve masallarını derlediği 600 kilometrelik coğrafi rotayı takip eden, masal turizminin en somut ve başarılı örneğidir.
Geleneksel masal anlatıcılığında bilgi ve deneyimin yaşlı usta anlatıcıdan genç çırağa yüz yüze aktarıldığı, geleneğin sürdürülebilirliği için can alıcı olan ilişkidir.
Halk bilimi verilerinin ve kuramlarının kaybolmaya yüz tutmuş gelenekleri (masal anlatıcılığı vb.) yeniden canlandırmak ve korumak amacıyla pratik hayatta uygulanmasıdır.
Eskişehir'de kurulan, içerisinde Dede Korkut ve Keloğlan gibi Türk kültürüne ait hareketli robotların, efsanelerin yer aldığı ve çocuk atölyelerinin düzenlendiği kültürel mekândır.
Ankara'da bulunan, içerisinde masal kahramanlarının balmumu heykellerinin ve yapay göletin yer aldığı tema parkı örneğidir.
1965 yılında TRT radyosunda Günseli Güleç ('Masalcı Teyze') tarafından çocukların uyku saatinde yayınlanan, hayal güçlerini geliştirmeyi amaçlayan radyo masal programıdır.
Türk sinemasında özellikle 1970-1972 yılları arasında Doğu ve Batı masallarından esinlenerek çekilen 14 uyarlama filmin ve Keloğlan serilerinin yoğunluk kazandığı dönemdir.
Masalların yüz yüze, anlatıcı ile dinleyicinin karşılıklı etkileşim içinde bulunduğu, doğaçlama ve mimiklerin kullanıldığı özgün sözlü kültür ortamıdır.
Mark Azadovski tarafından folklor çalışmalarına kazandırılan, masal anlatıcısının başından geçen olayların, yaşam öyküsünün, ahlaki değerlerinin ve eğitiminin anlattığı masallara nasıl yansıdığını inceleyen bağlamsal yöntemdir. Metinde Natalla Osipovna Vinokurova'nın geçmişte hizmetçilik yapması nedeniyle masallarına hizmetçi motifini eklemesi buna örnek gösterilir.
Halk biliminde sadece yazılı metne odaklanan yapısalcı yaklaşımlara karşı çıkan, masalın üretildiği ortamı, icra edildiği koşulları, dinleyici kitlesini ve masalı anlatan kişinin özelliklerini bir bütün olarak ele alan modern kuramsal yaklaşımdır.
Özbek sözlü geleneğinde ve genel masal anlatıcılığında bu işi meslek olarak seçen, masalları ezbere aktarmak yerine her defasında kendi üslubu ve yeteneğiyle yeniden üretebilen usta anlatıcılardır.
Masal anlatıcılığını profesyonel bir meslek olarak icra etmeyen, daha amatör konumda bulunan ve bildikleri masalları hiçbir yapısal değişiklik yapmadan, duydukları şekliyle aktaran anlatıcı tipidir.
Ziya Gökalp'ın tabiriyle, eski ozanlık geleneğinin kadınlar arasında devam eden kolunu temsil eden, masalların kendine mahsus tabirlerini ve özel şivesini ustalıkla kullanan geleneksel masal anlatıcısıdır.
Geleneksel masallarda anlatıcının anlatım esnasında değiştiremeyeceği ana motifler, tipler ve temel olay örgüsünden oluşan kemik yapıdır. Masalcı bu iskeleti bozmadan üzerine kendi yorumunu ekleyebilir.
Masalın başında, ortasında veya sonunda kullanılan, dinleyicinin dikkatini çeken, sessizliği sağlayan ve masalcı ile dinleyicileri ortak bir hayal yolculuğuna hazırlayan geleneksel kalıp sözlerdir.
Geleneksel masallarda anlatımı güçlendirmek ve masal heybesini doldurmak amacıyla sıklıkla başvurulan sembolik sayılardır. Metinde örneklenen 3'ler, 7'ler ve 40'lar (örneğin 40 Haramiler) bu duruma örnektir.
Kuşaktan kuşağa aktarılan, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak sürekli yeniden yarattıkları sözlü gelenekler, anlatımlar, gösteri sanatları ve ritüellerin bütünüdür.
Carl Wilhelm von Sydow tarafından kullanılan ve halk kültürü ürünlerini yalnızca hafızasında tutmakla kalmayıp aktif bir şekilde icra eden, çevresine yayan ve yeniden üreten kişileri tanımlayan kavramdır.
Von Sydow'un sınıflandırmasında yer alan, halk bilimi ürünlerini bilen ve hafızasında barındıran ancak bunları aktif olarak başkalarına aktarmayan veya icra etmeyen kişileri ifade eden terimdir.
Anadolu halk kültürü geleneklerinde ev içinde çocuklara ve aile bireylerine masal anlatan kadın anlatıcılar için kullanılan geleneksel ve yaygın unvandır.
Modern masal anlatma tekniklerinden biri olan, anlatıcının kapı gıcırtısı, rüzgâr sesi, hayvan sesleri veya karakterlerin mimik ve şivelerini taklit ederek dinleyiciyi masalın içine çekme yöntemidir.
Masal anlatırken işitme, tatma, görme, koku ve dokunma gibi beş duyu organından yararlanarak soyut kavramları somut imgelere dönüştürme sanatıdır. Metinde kederden kara top olmak veya acı yemekten kuyu suyunun yetmemesi buna örnektir.
Geleneksel masalların sonunda kullanılan ('gökten üç elma düştü, biri bana, biri anlatana, biri dinleyene') ve dinleyiciyi masalın fantastik dünyasından gerçek dünyaya geri çağıran bitiş formülüdür.
Halk bilimi çalışmalarının ilk dönemlerinde hâkim olan, halk anlatılarını icra edildiği ortamdan ve anlatıcısından bağımsız olarak sadece yazılı metin üzerinden yapısalcı bir yaklaşımla inceleyen kuramsal akımdır.