myders

Kavram Sözlüğü

Osmanlı Türkçesi Grameri 2 dersindeki 74 kavram, ünite sırasına göre.

Yalın KelimeÜnite 1

Herhangi bir yapım eki almamış, kök durumundaki kelimelerdir. Farsçada 'âb' (su) veya 'seng' (taş) gibi kelimeler bu sınıfa girer.

Ön Ek (Prefiks)Ünite 1

Kelimelerin başına getirilerek yeni anlamda sıfat veya zarf türeten morfolojik unsurlardır. Farsçadaki 'bî-' ön eki, 'bî-çâre' örneğinde olduğu gibi olumsuz sıfatlar yapar.

Son Ek (Suffiks)Ünite 1

Kelime kök veya gövdelerinin sonuna eklenerek yeni isim veya sıfat yapan eklerdir. '+istân' eki, 'gülistân' örneğinde olduğu gibi yer isimleri türetir.

Yâ-yı MasdariyetÜnite 1

İsim veya sıfatların sonuna gelerek soyut isimler türeten '+î' ekidir. 'merd' (adam) kelimesinden 'merdî' (adamlık) türetilmesi bu ekin görevidir.

Muhaffef ŞekilÜnite 1

Aruz vezni gereği şiirde heceyi hafifletmek veya kısaltmak amacıyla bir ekin veya kelimenin kısaltılmış halidir. '+gâh' ekinin '+geh' şeklinde kullanılması buna örnektir.

Kâf-ı FârisîÜnite 1

Farsçaya özgü olan ve [g] sesini veren 'گ' harfidir. Osmanlı Türkçesi metinlerinde bu harf genellikle normal kef 'ك' şeklinde yazılır.

Nispet Yâ'sıÜnite 1

Bir ismin sonuna gelerek ona aitlik, mensubiyet veya renk anlamı katan '+î' ekidir. 'İranî' (İranlı) veya 'gülî' (gül rengi) kelimelerinde bu ek kullanılır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Karşılaştırma Sıfatı (-ter)Ünite 1

Sıfatların sonuna gelerek onlara 'daha' anlamı katan derecelendirme ekidir. 'erzân' (ucuz) sıfatından yapılan 'erzânter' (daha ucuz) buna örnektir.

Üstünlük Sıfatı (-terîn)Ünite 1

Sıfatların sonuna gelerek onlara 'en' anlamı katan en üst derece ekidir. 'müşkil' (zor) sıfatından yapılan 'müşkilterîn' (en zor) buna örnektir.

Küçültme Eki (+çe)Ünite 1

İsimlerin sonuna gelerek küçültme, sevgi veya acıma anlamı katan ektir. 'bâğ' (bağ) kelimesinden türetilen 'bâğçe' (bahçe) bu ekin en yaygın örneğidir.

Aslî MasdarÜnite 2

Farsçada sonu '-den' veya '-ten' ekleriyle biten, fiilleri zaman ve şahıs bildirmeksizin adlandıran en temel fiil şeklidir. Osmanlı Türkçesi söz diziminde doğrudan çekimli eylem olarak kullanılmamış, ancak kelime türetiminde taban kabul edilmiştir.

Emir GövdesiÜnite 2

Aslî masdarlardan '-den' ve '-ten' eklerinin atılmasıyla elde edilen, geniş zamanı ve emir ikinci tekil şahsı ifade eden fiil tabanıdır. Birleşik sıfat yapımında sıfat-fiil anlamıyla sıklıkla kullanılır.

Geçmiş Zaman GövdesiÜnite 2

Farsça fiillerin sonundaki nûn (ن) harfinin atılmasıyla elde edilen ve görülen geçmiş zaman üçüncü tekil şahsı ifade eden tabandır. Aynı zamanda hafifletilmiş masdar olarak isim görevi üstlenir.

Hafifletilmiş MasdarÜnite 2

Masdarın sonundaki nûn harfinin düşmesiyle oluşan geçmiş zaman gövdesinin, eylemin adını ve oluşunu bildiren bir isim olarak kullanılması durumudur. Örneğin 'reft' kelimesinin 'gidiş' anlamına gelmesi bu duruma örnektir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Hâsıl-ı MasdarÜnite 2

Fiillerin emir veya geçmiş zaman gövdelerine getirilen eklerle türetilen, eylemin sonucunu, yapılış biçimini veya eylemle ilgili kavramları karşılayan isimlerdir.

İsm-i Mef'ûlÜnite 2

Geçmiş zaman gövdesine '-e' (٥) ekinin getirilmesiyle türetilen, edilgen anlamlı sıfat-fiildir. 'Dîde' (görülmüş) veya 'âzürde' (incinmiş) kelimeleri bu yapıya örnek gösterilebilir.

İsm-i Fâ'ilÜnite 2

Fiilin emir gövdesine '-ende' (نده), '-ân' (ان) veya '-â' (ا) ekleri getirilerek yapılan, eylemi gerçekleştiren etken sıfat-fiil yapısıdır. 'Gûyende' (söyleyen) kelimesi bu türe örnektir.

İzafet KesresiÜnite 2

Farsça isim ve sıfat tamlamalarında kelimeleri birbirine bağlayan geçiş sesidir. Farsça birleşik kelimelerde ve birleşik sıfatlarda bu kesre tamamen kaldırılarak kelimeler birleşik okunur.

İsnat GrubuÜnite 2

Türkçede birleşik sıfat işlevi gören, birinci unsuru iyelik eki almış bir isim, ikinci unsuru sıfat olan kelime grubudur. Farsça birleşik sıfatların Türkçeye çevirisinde sıklıkla kullanılır.

İkilemeÜnite 2

Eş, yakın veya zıt anlamlı kelimelerin aralarına bağlama edatı alarak tek bir kavramı karşılayacak şekilde birleşmesiyle oluşan yapılardır. 'Güft ü gû' (dedikodu) bu yapıya örnektir.

Zarf GrubuÜnite 2

Farsçada 'â-', 'be-' ve 'tâ-' gibi unsurlar yardımıyla kelimelerin birleştirilmesiyle oluşturulan ve cümlede durum, zaman veya miktar bildiren yapılardır. 'Ser-â-ser' (baştan başa) bu gruba girer.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Den'li MasdarÜnite 2

Farsçada masdar eki '-den' (دن) ile biten fiil grubudur. 'Hânden' (okumak) ve 'derîden' (yırtmak) gibi fiiller bu kategoride değerlendirilir.

Ten'li MasdarÜnite 2

Farsçada masdar eki '-ten' (تن) ile biten fiil grubudur. 'Güften' (söylemek) ve 'sûhten' (yakmak) gibi fiiller bu grupta yer alır ve emir gövdeleri türetilirken farklı ses olaylarına uğrarlar.

Alet İsmiÜnite 2

Fiilin emir gövdesine '-e' (٥) eki getirilerek türetilen ve bir işi yapmaya yarayan aracı temsil eden isimlerdir. 'Rende' (yontma aleti) bu türe örnektir.

Fâil İsmiÜnite 2

Fiil gövdelerine '-gâr' veya '-âr' ekleri getirilerek yapılan, eylemi meslek veya alışkanlık haline getiren kişiyi bildiren isimlerdir. 'Harîdâr' (alıcı) kelimesi bu yapıdadır.

İzafet EsresiÜnite 3

Farsça tamlamalarda tamlanan ile tamlayan arasındaki ilişkiyi kuran, ünsüzle biten kelimelerde yazılmayıp sadece okunan, ünlüyle bitenlerde ise hemze veya ye ile gösterilen morfolojik sestir. Örneğin 'bâb-ı beyt' tamlamasındaki '-ı' sesidir.

Tamlanan (Mevsuf/Muzaf)Ünite 3

Farsça tamlamada en başta yer alan, kendisinden sonra gelen kelimeler tarafından nitelenen veya iyelik yönünden tamamlanan ana unsurdur. 'dîde-i giryân' tamlamasındaki 'dîde' (göz) kelimesi tamlanandır.

Tamlayan (Sıfat/Muzafun İleyh)Ünite 3

Farsça tamlamada tamlanandan sonra gelen, onu niteleyen veya anlamca tamamlayan yardımcı unsurdur. 'şehr-i İstanbul' tamlamasındaki 'İstanbul' kelimesi tamlayandır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Güzel He (ه)Ünite 3

Farsça kelimelerin sonunda /a/ veya /e/ ünlülerini göstermek için kullanılan harftir. Bu harfle biten tamlanan kelimelerin üzerine izafet esresini göstermek için hemze işareti konur; 'leyle-i kadr' örneğinde olduğu gibi.

Tesniye UyumuÜnite 3

Arapça kökenli kelimelerle kurulan tamlamalarda, tamlanan unsur ikilik (tesniye) eki aldığında sıfatın da aynı ikilik ekini alarak uyum sağlaması kuralıdır. 'devleteyn-i aliyyeteyn' (iki yüce devlet) buna örnektir.

Cem'-i MükesserÜnite 3

Arapça dil bilgisinde kelimenin iç yapısının değiştirilmesiyle yapılan düzensiz kırık çoğullardır. Farsça tamlamalarda bu çoğulların sıfatları genellikle tekil-dişil formda gelir; 'şu'arâ-yı Osmâniyye' gibi.

Birleşik SıfatÜnite 3

Birden fazla kelimenin bir araya gelerek tek bir sıfat değerinde kullanıldığı dil bilgisel yapılardır. 'tûtî-i pâk-lehçe' tamlamasındaki 'pâk-lehçe' (temiz dilli) ifadesi birleşik sıfattır.

Eril (Müzekker)Ünite 3

Arapça dil bilgisinde erkek cinsiyeti ifade eden kelime yapısıdır. Farsça tamlamada tamlanan eril olduğunda sıfat da eril olur; 'mü'min-i kâmil' tamlamasındaki kelimeler erildir.

Dişil (Müennes)Ünite 3

Arapça dil bilgisinde dişi cinsiyeti ifade eden kelime yapısıdır. Tamlanan dişil olduğunda sıfat da sonuna yuvarlak te/he alarak dişil yapılır; 'belde-i tayyibe' tamlamasındaki 'tayyibe' buna örnektir.

İzafet Ye'si (ی)Ünite 3

Farsça tamlamalarda tamlanan kelimenin sonu /â/ veya /û/ ünlüleriyle bittiğinde, tamlama bağını kurmak için yazılan ve '-yı / -yi' şeklinde okunan harftir. 'asâ-yı Mûsâ' tamlamasındaki 'ye' harfi buna örnektir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Fasih / Beliğ TamlamaÜnite 3

Sözün akıcı, anlaşılır ve dil kurallarına en uygun şekilde, gereksiz kelime kalabalığından uzak kurulması durumudur. Çok kelimeli (5-7 kelimelik) tamlamalar fasih kabul edilmez.

İsim TamlamasıÜnite 4

En az iki ismin izafet kesresiyle birbirine bağlanarak oluşturduğu, bir aidiyet veya sahiplik bildiren kelime grubudur. Örneğin 'peymâne-i hâtır' (gönül kadehi) ifadesinde ilk kelime tamlanan, ikincisi tamlayandır.

Sıfat TamlamasıÜnite 4

Bir ismin nitelik, nicelik veya durum yönünden bir sıfatla tamamlanmasıyla oluşan kelime grubudur. Farsça yapıda sıfat sonda yer alır; 'vilâyât-ı muhtolife' (çeşitli vilâyetler) buna örnektir.

Söz DizimiÜnite 4

Kelimelerin cümle içinde üstlendikleri görevleri, birbirleriyle olan ilişkilerini ve cümle ögelerinin diziliş kurallarını inceleyen dil bilgisi alanıdır.

Cümle ÖgesiÜnite 4

Cümleyi oluşturan ve özne, yüklem, nesne, yer tamlayıcısı, zarf tamlayıcısı gibi dil bilgisel işlevleri yerine getiren sözcük veya sözcük gruplarıdır.

Birleşik KelimeÜnite 4

Birden fazla kelimenin yeni bir kavramı karşılamak üzere bir araya gelip kalıplaşmasıyla oluşan, tek bir kelime gibi işlem gören sözcüklerdir.

Birleşik SıfatÜnite 4

İki veya daha fazla kelimenin birleşerek bir ismi nitelemek veya belirtmek üzere oluşturduğu sıfat grubudur; 'pûlâd-beden' (çelik bedenli) gibi.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Yardımcı FiilÜnite 4

İsim soylu kelimelerin veya birleşik sıfatların üzerine gelerek onları yüklemleştiren ve fiilleştiren 'etmek', 'olmak', 'eylemek' gibi eylemlerdir.

MuzâfÜnite 4

Farsça tamlamalarda ilk sırada yer alan, yani kendisi başka bir kelimeyle tamamlanan, nitelenen veya sahiplenilen ana unsurdur.

MuzâfunileyhÜnite 4

Farsça tamlamalarda ikinci sırada yer alan, tamlayanı oluşturan ve ilk kelimenin anlamını tamamlayan yardımcı unsurdur.

Sıfat-FiilÜnite 4

Fiil kök veya gövdelerinden türetilerek sıfat görevi üstlenen kelimelerdir; Farsçada emir gövdesi ('bîn' - gören) veya geçmiş zaman gövdesiyle ('nihâde' - koymuş) kurulur.

Lafzî İzafetÜnite 4

Arapça kurallara göre yapılan, genellikle sıfat-fiil veya ism-i fâil türünden kelimelerin harf-i tarif (el-) ile bağlandığı tamlama türüdür.

Geçişli MasdarÜnite 4

Eylem yönünden bir nesneye ihtiyaç duyan, yani 'neyi, kimi' sorularına cevap veren hareket ve oluş bildiren kelimelerdir.

Geçişsiz MasdarÜnite 4

Nesne alamayan, eylemin doğrudan özne üzerinde gerçekleştiğini bildiren ve yer/zarf tamlayıcısı gerektiren hareket bildiren kelimelerdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Tek başına anlamı olmayan, ancak cümle içinde kelimeler arasında anlam ilişkileri kuran ve çekimlenebilen görevli sözcüklerdir; Arapça 'lâ-', 'mâ-' ve 'ma'a-' gibi yapılar Osmanlı Türkçesinde bu görevi üstlenir.

Fiillerin, sıfatların veya kendi türünden sözcüklerin anlamını zaman, yön, miktar ve tarz bakımından sınırlayan sözcüklerdir; Arapça 'li-' edatı ile kurulan sebep tamlayıcıları Türkçede zarf fonksiyonu kazanır.

TranskripsiyonÜnite 5

Bir dildeki yazılı metni, ses değerlerini tam olarak korumak ve göstermek amacıyla özel işaretler barındıran başka bir alfabeye aktarma işlemidir.

ÇevriyazıÜnite 5

Transkripsiyon teriminin Türkçe karşılığı olup, özellikle Osmanlı Türkçesi metinlerinin Latin alfabesine bilimsel işaretlerle hatasız aktarılması sürecini ifade eder.

lâ- (ال)Ünite 5

Arapça olumsuzluk edatı olup, Osmanlı Türkçesinde kelimelerin önüne gelerek 'bî-' ve 'nâ-' gibi olumsuzluk veya yokluk anlamı katar; 'lâ-mekân' (mekânsız) kelimesinde olduğu gibi kullanılır.

mâ- (ما)Ünite 5

Arapçada 'o şey ki' anlamına gelen edat olup, Osmanlı Türkçesinde 'mâ-fevk' (üstteki) ve 'mâ-kabl' (önceki) gibi yön ve zaman bildiren kalıplaşmış kelime grupları kurar.

ma'a- (مع)Ünite 5

Arapçada 'birlikte, ile' anlamına gelen edat olup, 'ma'a-hâzâ' (bununla birlikte) ve 'ma'a'l-esef' (esefle, ne yazık ki) gibi sık kullanılan zarf grupları oluşturur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
ke- (ك)Ünite 5

Arapçada benzetme bildiren 'gibi' anlamındaki edattır; 'ke'l-evvel' (eskisi gibi) ve 'ke'l-'adem' (yok gibi) örneklerinde benzetme ilişkisi kurar.

keyfe (كيف)Ünite 5

Arapçada 'nasıl' anlamına gelen soru edatıdır; 'mâ-' edatıyla birleşerek 'keyfe-mâ-yeşâ' (nasıl isterse öyle) şeklinde şart bildiren deyimler kurar.

gayr (غري)Ünite 5

Arapça istisna edatı olup, Türkçede '+sız/+siz' ekleri veya 'olmayan' kelimesiyle karşılanır; 'gayri müslim' (Müslüman olmayan) yapısında bu işlev görülür.

li- (ل)Ünite 5

Arapçada 'için' anlamına gelen edattır; kendisinden önceki kelimenin üstünlü tenvin ile okunmasıyla 'rızâen li'llâh' (Allah rızası için) gibi sebep zarfları kurar.

zû (ذو)Ünite 5

Arapçada 'sahip, +lı/+li' anlamına gelen ve 'zü'l-celâl' (celal sahibi) gibi kalıplaşmış ifadeler ile bilimsel terimlerde kullanılan edattır.

zevi (ذوى)Ünite 5

Sahiplik bildiren 'zû' edatının tamlamalarda kullanılan çokluk (çoğul) şeklidir; 'zevi'l-erhâm' (yakın akrabalar) tamlamasında bu çoğulluk görülür.

zî (ذى)Ünite 5

Sahiplik bildiren 'zû' edatının harf-i cer almış (esreli) şeklidir; 'zî-kıymet' (kıymetli) ve 'zî-hayât' (canlı) kelimelerinde sıfat kurucu olarak yer alır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
zât (ذات)Ünite 5

Sahiplik bildiren 'zû' edatının müennes (dişil) şeklidir; tıp ve fen terimlerinde sıklıkla kullanılır, 'zâtü'l-cenb' (akciğer zarı iltihabı) buna örnektir.

lâ-edrî (ال ادرى)Ünite 5

Arapça 'bilmem' anlamına gelen ve edebiyatta yazarı veya şairi bilinmeyen, anonim kalmış şiirlerin altına yazar adı yerine konulan kalıp ifadedir.

el-mef’ûlü li-eclihiÜnite 5

Arapça dilbilgisinde eylemin yapılış sebebini bildiren 'sebep tamlayıcısı' (zarf grubu) yapısıdır; Osmanlı Türkçesinde 'teksîren li'n-nef'' örneğinde olduğu gibi kullanılır.

eben an-ceddin (ابا عن جد)Ünite 5

Osmanlı metinlerinde soy, asalet veya bir geleneğin sürekliliğini ifade etmek için kullanılan 'babadan dedeye, nesilden nesile' anlamına gelen kalıp sözdür.

sallallâhu aleyhi ve sellemÜnite 5

Hz. Muhammed'in adı anıldığında söylenen ve 'Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun' anlamına gelen kalıplaşmış dua cümlesidir.

Bâreka'llâh (بارك اهلل)Ünite 5

Metinlerde hayırlı bir olayı, zamanı veya durumu nitelerken kullanılan ve 'Allah mübarek etsin' anlamına gelen kalıplaşmış dua cümlesidir.

El-'iyâzu bi'llâh (العياذ باهلل)Ünite 5

Kötü, korkutucu veya istenmeyen bir durumdan bahsederken kullanılan ve 'Allah'ın sığınırım, Allah korusun' anlamına gelen sığınma ve korunma sözüdür.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Kef (ك)Ünite 5

Osmanlı alfabesinde tek bir harf olmasına rağmen /k/, /g/ ve /ñ/ (geniz n'si) gibi üç farklı sesi gösterebilen çok işlevli ünsüz harftir.

Ayın (ع)Ünite 5

Arapça kökenli kelimelerde bulunan ve transkripsiyonda sola açık kavisli kesme işaretiyle (‘) gösterilen gırtlaksı bir ünsüz harftir.

Hemze (ء)Ünite 5

Kelime içinde ses kesilmesi veya ünlü geçişini gösteren, transkripsiyonda sağa açık kavisli kesme işaretiyle (’) temsil edilen ünsüz değerindeki işarettir.

İmlâ MuhafazakârlığıÜnite 5

Kelimelerin söylenişleri zamanla değişse bile, yazılışlarının yüzyıllar boyunca aynı kalması ve kalıplaşmış imla şekillerinin korunması durumudur.