myders

Kavram Sözlüğü

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı 1 dersindeki 167 kavram, ünite sırasına göre.

Barok DevreÜnite 1

Klasik sanat ve edebiyat geleneklerinin gelişim süreçlerinin sonunda ulaştığı, kuralların yumuşadığı, aşırılığın, şahsiliğin ve süsün ön plana çıktığı evredir. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı şiiri de mimari ve musikide olduğu gibi barok bir evreye girerek klasik ölçütlerini kaybetmeye başlamıştır.

Sebk-i HindîÜnite 1

Hint tarzı anlamına gelen, Babürlü saraylarında Farsça yazan ozanlarca geliştirilen ve 17. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatında etkisini gösteren akımdır. Girift hayaller, derin anlamlar ve süslü söyleyişler barındırır.

MahallîleşmeÜnite 1

Arap ve İran edebiyatından gelen ortak imaj sistemini yerli ve milli karakterle, İstanbul'un günlük hayatı ve unsurlarıyla zenginleştirerek kullanma gayretidir. Nedim ve Kânî gibi şairlerin şiirlerinde İstanbul'un semtlerinin ve yerli hayatın işlenmesi bunun somut örnekleridir.

Türkî-i BasitÜnite 1

Osmanlı Türkçesinin Eski Anadolu Türkçesinin yerini almaya başladığı 15. yüzyılın sonu ve 16. yüzyılın başlarında bazı şairlerin bilinçli olarak dilin sadeliğini koruma ve yerlileştirme hareketidir.

Caize / AtıyeÜnite 1

Klasik dönemde şairlerin kaside, divan veya mesnevilerini sundukları devlet büyüklerinden, padişahlardan veya makam sahiplerinden karşılık olarak aldıkları para, hediye veya ihsanlardır.

MansıbÜnite 1

Osmanlı devlet teşkilatında memuriyet, makam, rütbe veya görev anlamlarına gelen ve şairlerin geçimlerini sağlamak için talep ettikleri idari pozisyondur.

TardiyeÜnite 1

Muhammesin özel bir biçimi olan, aruzun 'Mef’ûlü, Mefâilün, Feûlün' kalıbıyla yazılan ve Türk edebiyatında pek az kullanılmış bir nazım şeklidir. Şeyh Galib bu şekle önem vermiş, Nedim de Damat İbrahim Paşa için medhiyelerini bu biçimde yazmıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Vak'anüvisÜnite 1

Osmanlı Devleti'nde resmi devlet tarihi yazmakla görevlendirilen resmi tarihçidir. 19. yüzyılda da bu gelenek sürmüş, Şânizâde, Esad Efendi ve Ahmet Cevdet Paşa gibi isimler vak'anüvislik yapmıştır.

Kelime anlamı ilave veya ek olan, bir eserin devamı veya tamamlama amacıyla yazılan eserlere verilen adıştır. 19. yüzyılda yazılan biyografi ve tarih eserlerinin çoğu önceki temel eserlere zeyl niteliğindedir.

SefâretnâmeÜnite 1

Osmanlı devlet adamlarının yabancı ülkelere elçi olarak gönderildiklerinde o ülkelerin sosyal, siyasi, kültürel ve idari yapıları hakkında hazırladıkları rapor ve gezi izlenimlerini içeren eser türüdür.

Encümen-i Şu'arâÜnite 1

19. yüzyılın ikinci yarısında aralarında Leskofçalı Galip, Hersekli Arif Hikmet, Yenişehirli Avnî ve Ziya Paşa gibi isimlerin bulunduğu, klasik şiiri ihya etmek amacıyla toplanan şairler topluluğudur.

Vak'a-yı HayriyeÜnite 1

II. Mahmud döneminde, 1826 yılında isyanları ve yenilik karşıtı tutumları nedeniyle Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması olayına verilen isimdir. Dönemin şairleri bu olayı manzum tarihleri ve eserleriyle işlemiştir.

MazmunÜnite 1

Divan şiirinde belli kalıplar ve benzetmelerle söylenen, gelenekselleşmiş ortak imge ve kavramlardır. 19. yüzyılda fes, vapur, balon gibi modern nesneler de mazmunlaşmıştır.

Lirik duyguların ifade edilmesi için kullanılan, vezinli veya vezinsiz yazılabilen uzun şiir türüdür. Pertev Paşa'nın Victor Hugo'dan çevirdiği 'Tıfl-ı Naim' Türk edebiyatındaki ilk ode denemelerindendir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Nakîbü'l-eşrâfÜnite 1

İslam devletlerinde Hz. Muhammed'in soyundan gelen (seyyid ve şerif) kişilerin doğum, vefat ve nesep kayıtlarını tutan, işleriyle ilgilenen kurumun idarecisi ve unvanıdır.

TezkireÜnite 1

Divan edebiyatında genellikle şairlerin hayatlarını, edebi kişiliklerini anlatan ve şiirlerinden örnekler sunan biyografik eser türüdür. Fatin Efendi'nin Hâtimetü'l-eşrâr'ı buna örnektir.

BâbıâliÜnite 1

Osmanlı İmparatorluğu döneminde başbakanlık, içişleri, dışışleri bakanlıkları ve danıştayın bulunduğu, hükümet kararlarının alındığı idari merkezdir.

HezeliyyâtÜnite 1

Kimi klasik şairlerin şiirlerinde mizahi, alaycı, şaka ve hiciv dolu ifadelerle yazdıkları şiirleri topladıkları eser veya bölüm adıdır. Sürûrî'nin Hezeliyyât'ı buna örnektir.

MecelleÜnite 1

1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından derlenen, İslamî özel hukuk kurallarını içeren medeni kanun niteliğindeki eserdir.

SâkînâmeÜnite 1

Divan edebiyatında genellikle mesnevi biçiminde yazılan, şarap, içki meclisleri, musiki ve tasavvufi anlamları barındıran eser türüdür. Antepli Aynî'nin Sâkînâme'si 1500 beyittir.

LutfiyyeÜnite 1

Nâbî'nin Hayriyye'si tarzında yazılmış manzum nasihat kitaplarına verilen genel addır. Sünbülzâde Vehbî'nin oğlu için yazdığı Lutfiyye bu türün önemli bir örneğidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Encümen-i ŞuarâÜnite 2

Osmanlı'da sanatkar evlerinde veya devlet konaklarında kurulan, şiir merkezli dost sohbetlerinin ve edebi mahfillerin genel adıdır. 19. asrın ortalarında Hersekli Arif Hikmet Bey'in evinde toplanan son büyük heyet bu isimle anılır; örneğin Leskofçalı Galib ve Namık Kemal bu meclisin müdavimlerindendir.

MutavassıtÜnite 2

Sözlük anlamı orta yol tuturan olan, edebiyatta ise Batılılaşma gayretlerine paralel olarak bir Doğu-Batı sentezinden yana olan edebiyatçıların ortak adıdır. Encümen-i Şuarâ şairleri tam anlamıyla bu mutavassıt duruşu temsil ederler.

MücedditÜnite 2

Avrupai edebiyat kültürüyle doğrudan ilişki kurarak roman, tiyatro gibi yeni formları ve şiirin yeni konu ve söyleyişlerini edebiyatımıza nakletmeyi deneyen yenilikçi edebiyatçı sınıfıdır.

Efkâr-ı UmûmiyyeÜnite 2

Kamuoyu anlamına gelen ve 19. yüzyılda çağın yeni tanıdığı bir kavram olup, yenilikçi şairlerin ortak poetik idealler etrafında birleşerek edebî bir kamuoyu oluşturma çabalarında kendini göstermiştir.

Patronaj İlişkisiÜnite 2

Eski dönemlerde devlet ricalinin veya hâmilerin şairleri koruması, gözetmesi ve desteklemesi ilişkisidir. Encümen döneminde bu ilişki, şairlerin kalem odalarına yerleştirilerek yabancı dil bilen, siyasi duruşlu münevverler olarak yetişmesine yardımcı olan yeni bir nitelik kazanmıştır.

Sûk-ı UkâzÜnite 2

Cahiliye devri Araplarının Mekke yakınlarında her yıl kurdukları, en iyi şairlerin yarışıp birinci seçilenin şiirinin Kâbe duvarına asıldığı panayırı ifade eder. İbnülemin, Encümen-i Şuarâ'yı bu gelenek içinde değerlendirmiştir.

La PléiadeÜnite 2

16. yüzyıl Paris'inde ortaya çıkan edebi topluluktur. Tanpınar, Encümen-i Şuarâ şairlerini ana dillerini savunurken Arapça ve Farsçanın lügatlerinden kopamamaları yönüyle bu topluluğa benzetmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Sebk-i HindîÜnite 2

Hint tarzı anlamına gelen, 17. yüzyıldan itibaren gelişen, tasavvufi remizlerin, orijinal mazmunların, kelime oyunlarının ve ince hayallerin bolca kullanıldığı, şahsî yaratıcılığa açık bir şiir estetiğidir.

MazmunÜnite 2

Şiirde teşbih yoluyla kurulmuş bir imgenin arkasında saklanan anonim sembol ve alegoridir. Encümen döneminde bu kavram geleneksel anonim yapıdan sıyrılarak modern imge ve sembollere dönüşmüştür.

Saf / Sırf / Kaba TürkçeÜnite 2

Şiir dilinde yabancı kelimelerden arınma veya yerli söyleyişleri ve halk dilini kullanma arayışlarını ifade eden, 19. yüzyıl dil akımlarından biridir.

NâzımÜnite 2

Şiirin vezin ve kafiye gibi şeklî unsurlarıyla ilgilenen, henüz derin incelemelere ve estetik olgunluğa erişmemiş acemi şairler için kullanılan terimdir; Arif Hikmet bu ayrımı yapmıştır.

ŞâirÜnite 2

Edebiyatta derin incelemelere (mütâlâât-ı amîka) ve güzel yazma yeteneğine (hüsn-i selîka) sahip olan usta edip demektir; vezin ve kafiye şart aranmaksızın hayal kurabilen kişidir.

YekmânâÜnite 2

Klâsik şiirde beyitte başlayıp biten anlam anlayışına karşılık, şiirde bütün bir kıt'a veya gazel boyunca konu bütünlüğünün gözetilmesini ifade eden modernleşme çabasıdır.

Tebliğci AnlayışÜnite 2

Şiirin estetik zevk vermekten ziyade bir fikir, düşünce veya sosyal mesajı aktarma (tebliğ etme) aracı haline gelmesi durumudur; 19. yüzyılda şiir bu anlayışa teslim olmuştur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Kaht-ı RicâlÜnite 2

Yetişmiş, liyakatli devlet adamı ve bürokrat kıtlığı demektir; Tanzimat döneminde şiire ve edebi eleştirilere konu olan toplumsal aksaklıklar arasındadır.

Hüsn-i SelîkaÜnite 2

Güzel söyleyip yazma yeteneği ve estetik zevk anlamına gelen, ustalık mertebesindeki şairlerde aranan temel özelliklerden biridir.

NazîreÜnite 2

Bir şairin şiirine, başka bir şairin aynı vezin, kafiye ve redifte yazdığı benzer şiirdir. Encümen toplantılarında şairler birbirlerine nazireler yazarak ustalıklarını geliştirmişlerdir.

HicviyeÜnite 2

Bir kişiyi, durumu veya toplumsal aksaklığı eleştirmek, yermek amacıyla yazılan şiir türüdür; Encümen şairleri dönemlerinde idari bozuklukları bu yolla dile getirmişlerdir.

ÇeviriÜnite 3

En üst düzeyde anlam eş değerliği sağlamak amacıyla kaynak dilde yazılmış bir metnin yerine erek dilde yazılmış bir metin konulması işlemidir. Yeni bir medeniyetle tanışma ve kültürler arası bilgi transferinde köprü görevi görür.

Mot à Mot ÇeviriÜnite 3

Kaynak metnin kelimesine veya aslına sadık kalarak yapılan çeviri türüdür. Şemsettin Sami gibi bazı Tanzimat aydınları bu yöntemi benimsemiş ancak Türkçe ifadeden fedakârlık ettikleri için devrinde eleştirilmişlerdir.

Genişletilmiş ÇeviriÜnite 3

Çevirmenin kaynak metni kendi öz kültürüyle besleyerek, yeniden inşa ederek geliştirdiği metin türüdür. Kültürler arası ilişkiler ve karşılaştırmalı edebiyat incelemeleri açısından büyük önem taşır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Tercüme OdasıÜnite 3

Devlet işleri için yabancı dil bilen gençlere duyulan ihtiyacı karşılamak ve memurlara dil öğretmek amacıyla 1821'de kurulan kurumdur. Tanzimat döneminde Ali, Fuat ve Safvet Paşa gibi devlet adamlarını yetiştiren bir okul işlevi görmüştür.

Encümen-i DânişÜnite 3

1851 yılında Fransız Akademisi örnek alınarak devlet eliyle kurulan bilim ve kültür kuruludur. Darülfünun'da okutulacak kitapları hazırlamak ve ilmi yaymak amacıyla kurulmuş ancak kısa sürede kapatılmıştır.

Cemiyet-i İlmiye-i OsmaniyeÜnite 3

1861 yılında Münif Paşa ve arkadaşları tarafından kurulan, din ve güncel politika dışında her türlü ilim ve eğitimle ilgili telif ve tercümelerle ilgilenen dernektir. Mehmet Kaplan tarafından 'kültürde laiklik' hareketinin öncüsü olarak nitelendirilmiştir.

Mecmua-i FünunÜnite 3

Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye tarafından 1862'de yayımlanmaya başlanan Türk edebiyatının ilk bilimsel süreli yayınıdır. Avrupa'daki Encyclopédie'nin rolünü üstlenerek fen ve sosyal bilimlerde pek çok tercüme ve telif yazı yayımlamıştır.

İkinci El TercümeÜnite 3

Bir eserin doğrudan orijinal dilinden değil, başka bir dile (örneğin Arapçaya) yapılan çevirisinden Türkçeye aktarılmasıdır. Vakanüvis Ahmet Lütfi'nin Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe romanını Arapçadan çevirmesi buna örnektir.

Adapte (Uyarlama) MetinÜnite 3

Orijinal metindeki komik, olay veya tema unsurlarının hedef toplumun kültüründeki benzerleriyle eşleştirilerek yeniden kaleme alınmasıdır. Ahmet Vefik Paşa'nın Molière'den yaptığı uyarlamalar bunun en başarılı örneklerindendir.

Kabul EdilebilirlikÜnite 3

Tanzimat döneminde çevrilecek metinlerin seçimi ve tercümesi aşamasında, toplumun yapısına, geleneklerine ve değişim ihtiyacına cevap vermesi gerektiği ilkesidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Tadilen (Mealen) TercümeÜnite 3

Harfi harfine çeviri zorluğunu aşmak için Ahmet Midhat Efendi'nin savunduğu, eserdeki ana maksadı anlamak ve o maksadı okura yabancı gelmeyen bir cümle yapısıyla kendi dilinde ifade etmek yöntemidir.

Verem EdebiyatıÜnite 3

Romantik akımın etkisiyle, özellikle Lamartine ve Chateaubriand çevirileri etrafında şekillenen, gözyaşı, hüzün ve melankoli temalarını merkeze alan edebiyat anlayışıdır.

ReisülküttâbÜnite 3

Osmanlı Devleti'nde dışişleri bakanının karşılığı olarak kullanılan unvandır. 18. yüzyıl sonlarında Atıf Efendi bu makamda iken Voltaire ve Rousseau'nun eserlerini zındık olarak nitelendirmiştir.

Mensur ŞiirÜnite 3

1887-1895 yılları arasında Batı dillerinden yapılan nesir şiir çevirilerinin etkisiyle Türk edebiyatında şekillenen ve Servet-i Fünun döneminde akım hâline gelen şiir biçimidir.

MatbaaÜnite 4

Bilginin, düşüncelerin ve edebî ürünlerin basım yoluyla çoğaltılmasını ve geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan teknik araçtır. Avrupa’da 1440’ta Gutenberg tarafından icat edilmişken, Osmanlı’ya İbrahim Müteferrika ve Mehmet Said Efendi vasıtasıyla 1727 yılında resmen girmiştir.

VakanüvisÜnite 4

Osmanlı Devleti’nde devlet merkezinde meydana gelen olayları kaydetmekle görevli resmî tarihçidir. Örneğin, Takvim-i Vekayi gazetesinin ilk yönetiminde Mekke kadısı ve vakanüvis Esat Efendi görev yapmıştır.

TefrikaÜnite 4

Gazete ve dergilerde bir roman, hikâye veya incelemenin bölümler hâlinde, teker teker yayımlanmasıdır. Tanzimat döneminde Şinasi’nin 'Şair Evlenmesi' ve Victor Hugo’nun 'Sefiller' gibi eserleri gazetelerde tefrika edilmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
MukaddimeÜnite 4

Bir eserin, kitabın veya gazetenin başında yer alan, eserin çıkış amacını, hedeflerini ve yöntemini açıklayan ön söz niteliğindeki yazıdır. İbrahim Şinasi’nin Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkâr gazeteleri için yazdığı mukaddimeler Türk basın tarihinde ünlüdür.

İmzalız Başyazı GeleneğiÜnite 4

Gazetelerin baş makalelerinin kim tarafından yazıldığının açıkça belirtilmesi uygulamasıdır. Türk basınında bu gelenek ilk kez İbrahim Şinasi tarafından Tercüman-ı Ahval gazetesinde başlatılmıştır.

Yarı Resmî GazeteÜnite 4

Doğrudan devlet tarafından çıkarılmamakla birlikte devletten maddi destek alan ve resmî idari haberleri yayımlayan gazetelerdir. William Churchill’in çıkardığı Ceride-i Havadis bu niteliği taşımaktadır.

Özel GazeteÜnite 4

Devlet desteği olmaksızın şahsi maddi imkânlarla ve girişimlerle çıkarılan gazetedir. Agâh Efendi ve İbrahim Şinasi’nin çıkardığı Tercüman-ı Ahval, Türk basınındaki ilk özel gazetedir.

Siyasi Mizah DergisiÜnite 4

Gündemdeki siyasi olayları, yöneticileri ve toplumsal aksaklıkları mizah, eleştiri ve karikatür yoluyla ele alan dergi türüdür. Teodor Kasap’ın çıkardığı Diyojen, Osmanlı basınındaki ilk siyasi mizah dergisidir.

Yeni Osmanlılar CemiyetiÜnite 4

19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde meşrutiyetin ilan edilmesi, kanunî esasi getirilmesi ve batılılaşma yolunda reformlar yapılması amacıyla kurulan aydın hareketidir. Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi gibi isimler bu cemiyetin önde gelen yazarlarıdır.

Edebî Tartışma (Polemik)Ünite 4

Yazarlar veya gazeteler arasında dil, edebiyat kuralları, estetik anlayışlar veya çeviriler üzerine yapılan yazılı münakaşalardır. Tasvir-i Efkâr ve Ruzname-i Ceride-i Havadis arasında geçen 'Mebhuse-tü Anha' tartışması edebiyatımızdaki ilklerdendir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Cemiyet-i İlmiyye-i OsmâniyyeÜnite 4

Mehmet Tahir Münif Paşa’nın öncülüğünde 1861’de kurulan, Osmanlı Devleti’ndeki ilk sivil bilim kuruludur. Pozitif ve sosyal bilimleri yaymayı amaçlamış, 'Mecmua-i Fünûn' dergisini çıkarmıştır.

Ansiklopedik BilgiÜnite 4

Halkın genel kültürünü, fen, coğrafya, tarih ve tıp bilgilerini artırmak amacıyla dergi ve gazetelerde yer verilen derleme bilgilerdir. Ahmet Midhat Efendi’nin Tercüman-ı Hakîkat gazetesinde bu anlayış çok belirgindir.

Medrese SoftalarıÜnite 4

Tanzimat döneminde medreselerde eğitim gören ve yeniliklere, özellikle gazete satışına ve Batı tarzı eğitime karşı çıkan geleneksel kesimdir. Tercüman-ı Ahval gazetesi satılırken bu kesimin baskılarıyla karşılaşılmıştır.

Basın SansürüÜnite 4

Devlet yönetiminin gazete ve dergilerde yayımlanan yazıları önceden denetlemesi, sakıncalı bulduğu kısımları yasaklaması veya yayın organlarını kapatması uygulamasıdır. Mecmua-i Ebuzziya ve Diyojen gibi yayınlar sansür nedeniyle defalarca kapanmıştır.

RuznâmeÜnite 4

Gazetelerin günlük olarak yayımlanan ekleri veya günlük bültenleridir. Örneğin, Ceride-i Havadis gazetesi 'Rûznâme-i Cerîde-i Havâdis' adıyla ek vermiştir.

OsmanlıcılıkÜnite 4

Tanzimat döneminde din, ırk ve mezhep farkı gözetmeksizin Osmanlı topraklarında yaşayan herkesi aynı üst kimlik altında birleştirmeyi amaçlayan siyasi fikir akımıdır. Teodor Kasap ve Yeni Osmanlıların bir dönem savunduğu görüştür.

İslam Birliği (İttihad-ı İslam)Ünite 4

Osmanlıcılık akımının zayıflamasından sonra devletin dağılmasını önlemek amacıyla Müslüman unsurların halifenin etrafında birleşmesini savunan fikir akımıdır. İbret ve Hürriyet gibi gazetelerin ilerleyen dönemlerde savunduğu düşüncedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Tefrika RomanÜnite 4

Gazete veya dergi sütunlarında teker teker yayımlanan romanlardır. Tercüman-ı Hakîkat ve Tasvir-i Efkâr gibi organlar halka okuma alışkanlığı kazandırmak için sıkça tefrika romanlara yer vermiştir.

İlanatÜnite 4

Gazete ve dergilerde yer alan ticari duyurular, ölüm ilanı, eşya, gayrimenkul satış veya kiralama ilanlarıdır. Ceride-i Havadis gazetesi sayfalarını ilanlara açarak basınımıza ilan kültürünü getirmiştir.

Eski-Yeni TartışmasıÜnite 4

Divan edebiyatı geleneklerini ve eski nazım şekillerini savunanlarla Batı edebiyatını, yeniliği ve sade dili savunan edebiyatçılar arasında gazeteler ve dergiler üzerinden yürütülen tartışmalardır. Muallim Naci ile Ahmet Midhat Efendi gibi isimler bu tartışmalarda rol oynamıştır.

Çocuk DergisiÜnite 4

Çocukların okuma alışkanlığı kazanması, eğitilmesi ve bilgilendirilmesi amacıyla yayımlanan süreli yayındır. Terakki gazetesinin eki olarak yayımlanan 'Mümeyyiz', Türk basınının ilk çocuk dergisidir.

MazmunÜnite 5

Divan şiirinde kalıplaşmış, yüzyıllar boyunca benzer hayalleri ifade etmek için kullanılan ortak söz ve imaj hazinesidir. Tanzimat şairleri, özellikle Şinasi ve Namık Kemal, divan şiirinin bu mazmunlarını çözerek şiiri yaşanan hayatın gerçekliğine yaklaştırmıştır.

Bezm-i Elest (Elest Meclisi)Ünite 5

Tasavvufi edebiyatta ruhların yaratıldığı ve Tanrı'nın "Elestü birabbiküm" (Ben sizin Rabbiniz değilimiyim?) sorusuna ruhların "Belâ" (Evet) diye cevap verdiği meclistir. Âkif Paşa ve Ziya Paşa gibi şairler bu kavramı şiirlerinde metafizik sorgulamalar bağlamında kullanmışlardır.

Hikemî ŞiirÜnite 5

Düşünceye ağırlık veren, öğüt vermeyi, felsefi ve ahlaki gerçekleri hikmetli sözlerle (atar sözü tadında beyitlerle) aktarmayı amaçlayan şiir koludur. Ziya Paşa, 19. yüzyılda bu tarzın en önemli temsilcileri arasında yer alır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Dualite (İkilik)Ünite 5

İki zıt unsurun veya düşüncenin bir arada bulunması durumudur. Ziya Paşa, gönlüyle divan edebiyatına bağlı kalıp aklıyla Batı medeniyetine yönelmesi sebebiyle Tanzimat edebiyatındaki dualitenin en somut örneğidir.

PozitivizmÜnite 5

Gözlenebilir, deneye dayanan olguların dışındaki bilgileri reddeden ve bilimi rehber edinen felsefi akımdır. Sadullah Paşa ve Beşir Fuat gibi isimler bu akımın Tanzimat'taki öncülerindendir.

Encümen-i ŞuarâÜnite 5

19. yüzyılda divan şiiri geleneğini sürdürmek ve yaşatmak amacıyla bir araya gelen gelenekçi şairlerin oluşturduğu edebî topluluktur. Namık Kemal ve Ziya Paşa gençlik yıllarında bu toplulukta yer almıştır.

MeşrutiyetÜnite 5

Hükümdarın başbakanlık ettiği ve parlamenter sistemin bulunduğu yönetim biçimidir. Tanzimat aydınları, özellikle Yeni Osmanlılar, devletin kurtuluşu için meşrutiyetin ilan edilmesini savunmuşlardır.

OsmanlıcılıkÜnite 5

Din, dil ve ırk farkı gözetmeksizin Osmanlı sınırları içinde yaşayan tüm unsurları ortak bir üst kimlik altında birleştirmeyi amaçlayan siyasi ve ideolojik görüştür. Namık Kemal'in şiirlerinde bu ideolojinin derin izleri görülür.

TevhitÜnite 5

Allah'ın birliğini, ululuğunu ve sıfatlarını konu edinen klasik divan şiiri nazım türüdür. Şinasi'nin yazdığı "Münacat", geleneksel tevhitlerden ayrılarak yeryüzü ayrıntılarını dışlayan modern bir yapı ortaya koymuştur.

MersiyeÜnite 5

Ölen bir kişinin arkasından duyulan üzüntüyü, övgüleri ve acıyı dile getiren şiir türüdür. Âkif Paşa’nın torunu için yazdığı mersiye, mezarlık âlemini ve bedensel çürümeyi gerçekçi bir dille işlemesiyle klasik mersiyelerden ayrılır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Ottova-RimaÜnite 5

Batı edebiyatından (özellikle İtalyan ve Fransız edebiyatından) Türk şiirine giren, sekizer mısralık bendlerden oluşan ve belirli bir kafiye örgüsüne sahip nazım şeklidir. Tanzimat döneminde Şinasi ve Edhem Pertev Paşa tarafından denenmiştir.

Kaside-i AdemÜnite 5

Âkif Paşa’nın varlığa karşı yokluğu (adem) yücelttiği, metafizik bunalımlarını ve kötümser ruh hâlini yansıttığı çığır açıcı manzum eseridir. Tasavvufi fenâ kavramından farklı olarak yokluk fikrini mutlak bir övgüyle ele alır.

Yeni Osmanlılar (Genç Osmanlılar)Ünite 5

1865 yılında kurulan, Osmanlı Devleti’ni kurtarmak için meşrutiyet rejiminin getirilmesini ve kanun üstünlüğünü savunan gizli siyasi cemiyettir. Namık Kemal ve Ziya Paşa bu cemiyetin önde gelen üyelerindendir.

Bütün GüzelliğiÜnite 5

Divan şiirindeki her beytin kendi içinde bağımsız olması (parça güzelliği) anlayışının terk edilerek, şiirin tamamının tek bir duygu veya düşünce etrafında örülmesi ilkesidir. Tanzimat şiirinin temel özelliklerinden biridir.

Safi TürkçeÜnite 5

Arapça ve Farsça kural ve kelimelerden arındırılmış, halkın konuştuğu saf ve anlaşılır Türkçedir. İbrahim Şinasi, “Karakuş Yavrusu ile Karga Hikâyesi” gibi eserlerinde bu anlayışı denemiştir.

Cemiyet MistiğiÜnite 5

Mehmet Kaplan'ın Namık Kemal için kullandığı bir kavramdır; şairin bireysel çıkarlarını bir kenara bırakarak kendisini tamamen milletin, vatanın ve halkın kurtuluşuna adamış modern aydın tipini ifade eder.

Terci-i BentÜnite 5

Vasıta beytinin her bendin sonunda aynen tekrarlandığı, genellikle felsefi ve kâinatla ilgili derin düşüncelerin işlendiği nazım biçimidir. Ziya Paşa’nın bu adı taşıyan eseri aklın yetersizliğini ve hayreti işler.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Terkib-i BentÜnite 5

Vasıta beytinin her bendin sonunda değiştiği, toplumsal aksaklıkların, feleğin sillesinin ve insan kaderinin ele alındığı nazım biçimidir. Ziya Paşa, Bağdatlı Rûhî’ye nazire olarak bu türde önemli bir eser vermiştir.

Akk-ı FaâlÜnite 5

Felsefi bir kavram olarak faal akıl, düşünen ve yaratan dinamik akıl gücüdür. Şinasi, kasidelerinde bu tamlamaya yer vererek akılcılığı ön plana çıkarıştır.

RomantizmÜnite 5

18. yüzyıl sonlarında akılcılığa tepki olarak doğan, duygu, hayal, bireysellik ve tabiatı ön planda tutan edebî akımdır. Namık Kemal, Victor Hugo’nun etkisiyle bu akımı Türk şiirine taşımıştır.

Tasvirci (Resimci) AnlayışÜnite 5

Şiirde tabiatın ve çevrenin adeta bir ressam titizliğiyle betimlenmesi, görsel unsurların ön plana çıkarılmasıdır. Abdülhak Hâmit’in Sahra kitabıyla başlayan bu akım Namık Kemal’in "Vaveylâ" şiirinde de görülür.

MahallîleşmeÜnite 5

Divan şiirinde İstanbul’un günlük yaşamını, mahalli deyişlerini ve yerli hayatı şiire yansıtma akımıdır. Şinasi’nin sade Türkçe yazma gayretleri bu akımla benzerlik gösterir.

İktibasÜnite 5

Ayet veya hadisleri ya da ünlü bir sözü şiir veya düz yazı içinde telmih yoluyla veya doğrudan alıntılayarak kullanma sanatıdır. Tanzimat şairleri geleneksel birikimlerinden bu yolla yararlanmışlardır.

EklektizmÜnite 5

Farklı felsefi veya sanat akımlarını ya da eski ile yeni unsurları tek bir bünyede birleştirme eğilimidir. Ziya Paşa, eski zevki sürdürürken yeni fikirleri de almasıyla eklektik bir şairdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Seküler Hayat TarzıÜnite 6

Modern insanın mana âlemi yerine madde âlemine yönelmesi, gönül yerine aklı ön plana alarak dünyevi bir yaşama biçimine geçmesidir. Bu değişim, Türk edebiyatında roman ve hikâye gibi yeni türlerin doğmasına zemin hazırlamıştır.

Ara Metin (Geçiş Metni)Ünite 6

Geleneksel halk hikâyeciliği veya divan edebiyatı ile Batı tarzı modern roman arasında köprü görevi gören, her iki geleneğin özelliklerini de taşıyan geçiş dönemi ürünleridir. Örnek olarak Ali Aziz Efendi'nin Muhayyelât-ı Aziz Efendi adlı eseri gösterilebilir.

Çerçeve AnlatıÜnite 6

Ana bir olay etrafında toplanan kişilerin kendi başlarından geçen veya başka kaynaklardan aktardıkları bağımsız hikâyeleri iç içe anlatma tekniğidir. Emin Nihat'ın Müsameretname adlı eserinde bu kurgu tekniği kullanılmıştır.

Üst Kurmaca (Meta-Fiction)Ünite 6

Bir romanda anlatılan olaylar dizisinin yanı sıra romanın yazılış sürecini ve yazarın kurmaca ile olan ilişkisini de konu edinen anlatım tekniğidir. Ahmet Midhat Efendi'nin Müşahedat romanı bu teknikte yazılmıştır.

Hâce-i EvvelÜnite 6

Anlam olarak 'ilk öğretmen' demektir. Tanzimat Dönemi'nde halkı eğitmek, bilgilendirmek ve onlara okuma zevki aşılamak amacıyla eserler veren Ahmet Midhat Efendi bu unvanla anılmıştır.

Meddah Tarzı AnlatımÜnite 6

Geleneksel halk tiyatrosu olan meddahın karşısındaki seyirciyle sohbet etmesi, olayları dramatize etmesi ve araya girerek açıklamalar yapması özelliklerinin yazılı metne yansıtılmasıdır. Ahmet Midhat Efendi eserlerinde bu üslubu benimsemiştir.

Yanlış BatılılaşmaÜnite 6

Batı'nın yalnızca dış görünüşünü, lüks yaşamını, eğlence hayatını ve kıyafetlerini taklit edip bilimini, ahlakını ve çalışma disiplinini alamamak suretiyle toplumda yaşanan kültürel ve sosyal yozlaşmadır. Ahmet Midhat Efendi'nin Felâtun Bey ile Râkım Efendi romanında bu tema işlenmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Görücü Usulüyle EvlilikÜnite 6

Tarafların birbirini tanımadan, ailelerin kararıyla evlendirilmesi durumudur. Tanzimat romancıları, bu evlilik türünün gençlerin hayatında açtığı felaketlere ve trajedilere eserlerinde eleştirel bir bakışla yer vermişlerdir.

Esaret (Kölelik)Ünite 6

İnsanların alınıp satılması veya cariye olarak evlerde çalıştırılması olgusudur. Tanzimat edebiyatında hem Ahmet Midhat Efendi'nin hikâyelerinde hem de Samipaşazade Sezaî'nin Sergüzeşt romanında sosyal bir yara olarak ele alınmıştır.

Hâkim (Tanrısal) Bakış AçısıÜnite 6

Anlatıcının olayların akışına, kahramanların iç dünyalarına, gizli düşüncelerine ve geçmişine tamamen vakıf olduğu, her şeyi bilip görebildiği anlatım açısıdır. Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat romanında bu bakış açısı kullanılmıştır.

İttihad-ı İslamÜnite 6

19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin çöküş sürecinde ortaya çıkan, tüm Müslümanların birliği ve beraberliği fikrini savunan düşünce akımıdır. Namık Kemal'in Cezmi romanında bu fikir güçlü bir şekilde yer alır.

NatüralizmÜnite 6

Gözlem ve deneyi edebiyata uygulayan, insan karakterini fizyolojik özelliklere ve soyaçekime bağlayan, toplumun aksayan yönlerini kötümser bir bakış açısıyla yansıtan edebî akımdır. Ahmet Midhat Efendi Müşahedat romanında bu akıma karşı iyimser bir alternatif denemiştir.

RomantizmÜnite 6

Duyguların, hayallerin, bireysel özgürlüğün ve tabiatın ön plana çıktığı, iyilerle kötüler arasındaki keskin çatışmaların ve genellikle trajik sonların görüldüğü edebî akımdır. Namık Kemal'in İntibah ve Cezmi romanları bu akımın etkisindedir.

Fenni Roman (Bilim Kurgu / Bilimsel Roman)Ünite 6

Fen bilimlerindeki yeni buluşların, teknik gelişmelere dayanan olayların ve uzak coğrafyaların maceralarla birlikte işlendiği roman türüdür. Ahmet Midhat Efendi bu tarzda eserler kaleme almıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Mahalli SöyleyişÜnite 6

Halkın günlük konuşma diline ait deyimlerin, yerel ağız özelliklerinin ve sokağın sesinin edebî eserlere yansıtılmasıdır. Şinasi'nin Şair Evlenmesi'nden sonra Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat romanında da görülmüştür.

Eserlerde bireysel özelliklerinden çok içinde bulunduğu sosyal sınıfın, mesleğin veya zihniyetin ortak özelliklerini temsil eden, olaylar karşısında değişim göstermeyen karakterlerdir. Tanzimat ilk dönem romanlarında Felâtun Bey gibi tipler yaygındır.

Karakter SenteziÜnite 6

Kahramanların iç dünyalarını, psikolojik derinliklerini, zihinsel çelişkilerini ve zaman içindeki değişimlerini başarılı bir şekilde yansıtma becerisidir. Tanzimat'ın ilk dönem romanlarında bu yön zayıf kalmıştır.

Tanzir EtmekÜnite 6

Bir sanatçının başka bir sanatçının eserine benzer veya karşılık olarak aynı türde bir eser kaleme almasıdır. Ahmet Midhat Efendi Monte Kristo'ya nazire olarak Hasan Mellah'ı yazmıştır.

Tarihî RomanÜnite 6

Konusunu geçmişteki tarihî olaylardan ve gerçek kişiliklerden alan romandır. Türk edebiyatında ilk tarihî roman denemesi Ahmet Midhat Efendi'nin Yeniçeriler'i, tam anlamıyla ilk örneği ise Namık Kemal'in Cezmi'sidir.

Ebcet UsulüÜnite 6

Harflere sayısal değerler verilerek tarih düşürme veya bölümleri numaralandırma yöntemidir. Şemsettin Sami, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat romanını bu usulle işaretlenmiş otuz altı küçük bölüme ayırmıştır.

Adapte (Uyarlama)Ünite 6

Yabancı bir dilde yazılmış eserin, telif bir eser gibi yerli kültür ve hayat tarzına uyarlanarak Türkçeye kazandırılması çalışmasıdır. Tanzimat döneminde bu yola sıkça başvurulmuştur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Pend-nâmeÜnite 6

Divan edebiyatında insana ahlaki dersler veren, öğüt niteliği taşıyan manzum veya mensur eserlerin genel adıdır. Hayâlât-ı Dil gibi geçiş dönemi eserleri bu gelenekten izler taşır.

ZâbitânÜnite 6

Osmanlı ordusunda subaylar anlamına gelen kelimedir. Emin Nihat'ın Müsameretname'sindeki ilk hikâyenin kahramanı bir Türk subayıdır.

Mektup TekniğiÜnite 6

Roman kahramanlarının birbirlerine yazdıkları mektuplar aracılığıyla olay örgüsünün ilerletilmesi ve iç dünyalarının yansıtılmasıdır. Ahmet Midhat Efendi 'Felsefe-i Zenân'da bu tekniği kullanmıştır.

Sosyal Fayda İlkesiÜnite 6

Sanatın estetik zevk vermesinden ziyade toplumu aydınlatması, eğitmesi ve ahlaki değerler kazandırması gerektiği anlayışıdır. Tanzimat birinci kuşak yazarlarının temel hareket noktasıdır.

Tanzimat Birinci Kuşak TiyatroÜnite 7

Batılı anlamda modern tiyatronun Türk edebiyatına ilk defa girdiği, 'toplum için sanat' anlayışının benimsendiği ve eserlerin açık bir tez/ders verme amacı taşıdığı dönemdir. Şinasi'nin 'Şair Evlenmesi' ile başlamış; Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa ve Şemsettin Sami gibi isimlerle gelişmiştir.

Uyarlama (Adaptasyon)Ünite 7

Yabancı bir eserin ana içeriği ve kurgusu korunarak; yer ve kişi adlarının, deyimlerin, gelenek ve göreneklerin yerli hayata uyarlandırılarak aktarılmasıdır. Örneğin, Ahmet Vefik Paşa'nın Moliére'den yaptığı 'Zoraki Tabip' çalışması bu türün en bilinen örneklerindendir.

Sosyal Fayda AnlayışıÜnite 7

Tanzimat birinci kuşak yazarlarının edebiyatı ve özellikle tiyatroyu halkı eğitmek, toplumsal aksaklıkları düzeltmek ve ahlaki değerleri aşılamak için bir araç olarak görme ilkesidir. Sanat, estetik zevkten ziyade toplumsal fayda gözetilerek üretilmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Osmanlı TiyatrosuÜnite 7

Güllü Agop (Agop Vartovyan) tarafından 1867 yılında Gedikpaşa'da kurulan, devlet desteği ve yarı resmi himaye gören ilk ciddi Türk tiyatrosudur. Zengin bir repertuarla uzun süre faaliyet göstermiş ve pek çok Türk sanatçının yetiştiği bir okul olmuştur.

Görücü Usulü EvlilikÜnite 7

Tarafların birbirini tanımadan, ailelerin kararıyla gerçekleştirilen evlilik türüdür. Tanzimat tiyatrosunda (özellikle Şinasi'nin 'Şair Evlenmesi' ve Namık Kemal'in oyunlarında) gençlerin mutluluğunu engelleyen ve büyük facialara yol açan bir unsur olarak eleştirilmiştir.

Manzum TiyatroÜnite 7

Şiir biçiminde, manzum olarak yazılmış tiyatro eserleridir. Türk edebiyatında ilk örneği 1866 yılında Ali Haydar Bey'in yazdığı 'Sergüzeşt-i Perviz' adlı trajedi türündeki eserdir.

Tezli OyunÜnite 7

Yazarın izleyiciye aktarmak istediği bir fikri, tezi veya ahlaki dersi kanıtlamak amacıyla kurguladığı tiyatro eserleridir. Tanzimat tiyatrosunda tiyatronun faydalı bir eğlence olduğunu ispatlamak ve toplumsal reform önermek için sıkça kullanılmıştır.

Meddah GeleneğiÜnite 7

Geleneksel Türk halk tiyatrosunun, tek kişinin çeşitli kişileri taklit ederek hikayeler anlattığı koludur. Batılı anlamda modern tiyatronun gelişmesinden önce halkın eğlence ve eleştiri ihtiyacını karşılayan geleneksel unsurlardandır.

Orta OyunuÜnite 7

Etrafı izleyicilerle çevrili bir alanda (palanka) yazılı metne dayanmadan, tuluata (doğaçlama) dayalı olarak oynanan geleneksel Türk halk tiyatrosu türüdür. Kavuklu ve Pişekar oyunun ana tipleridir.

KaragözÜnite 7

Mukavva tasvirlerin arkadan ışık verilerek beyaz perdeye yansıtılmasıyla icra edilen geleneksel gölge oyunu. Tanzimat döneminde aydınlar tarafından halk tiyatrosunun önemli bir kolu olarak değerlendirilmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Arnavut geleneklerinde verilen söz, yemin ve ahde vefa anlamlarına gelen kavramdır. Şemsettin Sami'nin 'Besa yahut Ahde Vefa' adlı tiyatro eserinde ana tema olarak işlenmiştir.

Mukaddime-i Celâl (Celâl Mukaddimesi)Ünite 7

Namık Kemal'in 'Celâleddin Harzemşah' adlı oyunu için Midilli'de yazdığı ön sözdür. Bu metin, yazarın tiyatro ve roman türleri hakkındaki görüşlerini, Shakespeare ve Victor Hugo etkisini ve estetik anlayışını derli toplu anlattığı manifestosudur.

Romantik DramÜnite 7

Klasisizmin katı kurallarına tepki olarak doğan, hayatın hem acıklı hem gülünç yönlerini bir arada barındıran, kurallara bağlı olmayan tiyatro türüdür. Victor Hugo'nun öncülük ettiği bu akım, Namık Kemal ve Ebuzziya Tevfik gibi Tanzimat yazarlarını derinden etkilemiştir.

Batıl İnançlarÜnite 7

Toplumsal yapıya yerleşmiş, akıl ve bilime aykırı inanışlardır. Ahmet Midhat Efendi'nin 'Açıkbaş' ve 'Çengi yahut Daniş Çelebi' ile Feraizcizâde'nin 'Evhâmi' oyunlarında insanların sömürülmesine yol açan bu inançlar eleştirilmiştir.

VodvilÜnite 7

Hafif komedi niteliğinde, sıradan olaylara dayanan, hareketli ve genellikle müzikli tiyatro türüdür. Ahmet Midhat'ın 'Eyvah' adlı oyunu bu havayla başlar.

MelodramÜnite 7

Duygusal yönü ağırlıkta olan, heyecanlı, abartılı olayların ve keskin iyilik-kötülük çatışmalarının işlendiği tiyatro türüdür. Ahmet Midhat'ın 'Ahz-ı Sâr' adlı eseri bu niteliktedir.

TuluatÜnite 7

Geleneksel Türk tiyatrosunda oyuncuların önceden yazılmış kesin bir metne bağlı kalmadan, konunun akışına göre anlık doğaçlama yapmasıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Zuhûrî KoluÜnite 7

Geleneksel Türk tiyatrosunda gezginci halk tiyatrosu kollarından biridir. Namık Kemal makalelerinde bu koldan ve orta oyunundan ahlaka aykırı yönleri nedeniyle eleştirel bir dille bahsetmiştir.

Sahne RomanıÜnite 7

Sahnelenmekten ziyade, okunmak amacıyla yazılmış uzun diyaloglar ve karmaşık olay örgüsü içeren tiyatro eserleridir. Namık Kemal'in 'Celâleddin Harzemşah'ı bu anlayışla kaleme alınmıştır.

İstibdatÜnite 7

Baskı, zulüm ve tek adam yönetimidir. Tanzimat tiyatrosunda (örneğin Ebuzziya'nın 'Ecel-i Kaza'sında ve Namık Kemal'in oyunlarında) zalim idarecilerin ve paşaların şahsında eleştirilen bir olgudur.

Antik Yunan trajedilerinde olayları yorumlayan, seyirciyi bilgilendiren topluluktur. Tanzimat döneminde Şemsettin Sami'nin 'Seydi Yahya' oyununda bu gelenekten yararlanılmıştır.

Gedikpaşa TiyatrosuÜnite 7

Güllü Agop tarafından 1868'de kurulan Osmanlı Tiyatrosu'nun sahnelendiği mekandır. Türkçe oyunların sahnelenmesinde ve Türk tiyatro oyuncularının yetişmesinde hayati bir merkez olmuştur.

Sosyal Fayda PrensibiÜnite 8

Edebiyatın yalnızca sanat yapmak amacıyla değil, toplumun eğitilmesi, ahlakın düzeltilmesi ve vatan bilincinin geliştirilmesi amacıyla kullanılmasını öngören Tanzimat I. Kuşak anlayışıdır. Örneğin Namık Kemal, tiyatroyu ve romanı halkı bilinçlendirmede en etkili araçlar olarak görür.

Fenn-i EdepÜnite 8

Şinasi’nin edebiyat ile ahlak arasında kurduğu bağı ifade eden ve 'edebiyat edep hasletini öğrettiği için bu adla anılmıştır' düşüncesine dayanan kavramdır. Edebiyatın insana ahlaki olgunluk kazandırma işlevini vurgular.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Mes’ele-i Mebhûsetü’n AnhaÜnite 8

Tasvir-i Efkâr ile Ruzname-i Ceride-i Havadis gazeteleri arasında 1864 yılında dil ve Arapça kuralların kullanımı üzerine çıkan, Türk basın tarihinin ilk edebî tartışmasıdır. Şinasi’nin dil bilgisindeki üstünlüğünü ve Türkçenin kendi kurallarıyla yazılabileceğini göstermiştir.

Fatin TezkiresiÜnite 8

Osmanlı'nın son klasik tezkiresi olup Fatin Efendi tarafından yazılmıştır. Şinasi, bu eserin yeniden basımı sırasında biyografilerdeki mübalağalı övgülerin kaldırılması ve intihallerin gösterilmesi yönünde nesnel eleştiri önerilerinde bulunmuştur.

Lisan-i Osmanî’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülâhazâtı ŞâmildirÜnite 8

Namık Kemal’in Tasvir-i Efkâr’da yayımlanan ve yeni Türk edebiyatının beyannamesi sayılan, Türkçenin Farsça etkisinden kurtarılarak ıslah edilmesi gerektiğini savunduğu kapsamlı makalesidir.

NergisiÜnite 8

17. yüzyıl divan edebiyatı sanatçısıdır. Nesirlerinde aşırı süslü, zincirleme tamlamalı ve anlaşılmaz bir üslup kullandığı için Tanzimat sanatçılarının divan nesrini eleştirirken örnek gösterdikleri olumsuz tip olmuştur.

Hamse-i NergisiÜnite 8

Nergisi’nin beş mensur eserden oluşan ve Türk edebiyatındaki tek mensur hamse örneği olan karmaşık eseridir. Namık Kemal, bu eserin halk tarafından okunmadığını belirterek divan nesrinin anlaşılmazlığını eleştirmiştir.

Bahâr-ı Dâniş MukaddimesiÜnite 8

Namık Kemal’in Urduca bir eseri Farsçadan Türkçeye çevirirken yazdığı ve İran edebiyatının Türk edebiyatı üzerindeki etkilerini eleştirdiği ön sözüdür.

İrfan Paşa’ya MektupÜnite 8

Namık Kemal’in Magosa’da iken eski edebiyatı savunan ve divan tarzında şiirler yazan İrfan Paşa’ya hitaben yazdığı, divan şiirinin hayalî abartılarını ve vezin zorunluluklarını eleştirdiği mektubudur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Mes-Prison MuahezesiÜnite 8

Recaizâde Mahmut Ekrem’in İtalyan şair Silvio Pellico’nun hapishane anılarını içeren tercümesini, Namık Kemal’in dilin sadeliği ve Acem üslubunun izleri bakımından eleştirdiği tenkit yazısıdır.

Tahrib-i HarâbâtÜnite 8

Namık Kemal’in, birlikte yola çıktığı ancak eski edebiyata dönüş yapan Ziya Paşa’nın 'Harâbât' adlı antolojisini ve mukaddimesini eleştirmek amacıyla Magosa’da yazdığı sert eleştiri eseridir.

Ta’kibÜnite 8

Namık Kemal’in Harâbât antolojisindeki divan şiiri örneklerini, vezin hatalarını ve gerçeğe aykırı hayalleri Tahrib-i Harâbât’tan daha sert bir üslupla eleştirdiği tenkit kitabıdır.

Mukaddime-i Celal (Celal Mukaddimesi)Ünite 8

Namık Kemal’in Celaleddin Harzemşah adlı oyununun başına yazdığı; tiyatro, roman, şiir türlerini ve klasik-romantik edebiyat anlayışlarını Victor Hugo’dan ilhamla değerlendirdiği kapsamlı önsözüdür.

Mikro-Mega Tercümesi MuâhezesiÜnite 8

Voltaire’in eserinin Ahmet Vefik Paşa tarafından yapılan tercümesini Namık Kemal’in kelime hataları, tenafür ve basit söyleyişler nedeniyle alaycı bir dille eleştirdiği yazısıdır.

Tercüme-i Hâl-i Emir NevruzÜnite 8

Namık Kemal’in edebiyatın ahlakı güzelleştirme ve tarihsel belleği koruma işlevini vurgulamak amacıyla tercüme edip yayımladığı biyografik nitelikli metindir.

Şiir ve İnşaÜnite 8

Ziya Paşa’nın 1868’de Hürriyet gazetesinde yayımlanan, divan edebiyatını taklitçilikle suçladığı ve asıl şiirimizin halk şiiri (kayabaşı, deyiş) olduğunu savunduğu devrim niteliğindeki makalesidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Harâbât MukaddimesiÜnite 8

Ziya Paşa’nın üç ciltlik antolojisinin başında yer alan, Şiir ve İnşa'daki görüşlerinin aksine divan şiiri geleneğini yücelttiği, edebiyat tarihi niteliği taşıyan manzum ön sözüdür.

Dekadanlar TartışmasıÜnite 8

Ahmet Midhat Efendi’nin Sabah gazetesinde yayımladığı makaleyle başlatılan, Servet-i Fünûn sanatçılarının eserlerinde ağır ve anlaşılmaz bir dil kullanmalarını eleştiren dört yıllık edebî tartışmadır.

Klasikler TartışmasıÜnite 8

Ahmet Midhat Efendi’nin Tercüman-ı Hakikat’teki yazısıyla başlayan, dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi gerekliliğini ve Türk edebiyatında klasik dönem olup olmadığını irdeleyen tartışma sürecidir.

Üç Birlik KuralıÜnite 8

Klasik tiyatroda zorunlu tutulan zaman, mekân ve konu birliğidir. Namık Kemal, Celal Mukaddimesi’nde bu kuralın tiyatroyu gerçeğe aykırı kıldığını savunarak şiddetle eleştirmiştir.

MüşahedatÜnite 8

Ahmet Midhat Efendi’nin romancılık ve natüralizm anlayışını tartıştığı, Emile Zola’nın yalnızca çirkinlikleri ve kötülükleri ele almasını eleştirip iyilik ile kötülüğün sentezini savunduğu romanıdır.

Edebiyat-ı SahihaÜnite 8

Tanzimat birinci kuşak sanatçılarının savunduğu, hayalî abartılardan uzak, hakikate, tabiata ve toplumsal gerçeğe dayanan doğru ve gerçek edebiyat anlayışıdır.