Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Yürütme organı, devletin temel üç erkinden biri olup, yapısı bakımından monist (tekçi) ve düalist (ikici) yürütme olmak üzere iki ana tipe ayrılabilir. Monist yürütme, yürütme yetkisinin ve gücünün tek bir kişide ya da tek bir kurulda (örneğin ABD'deki başkanlık sisteminde devleti temsil eden ve yürütmenin başı olan Başkan'da) toplandığı sistemdir. Düalist yürütme ise yürütme yetkisinin iki farklı unsur arasında, yani bir devlet başkanı (Cumhurbaşkanı veya kral) ile bir kurul (Bakanlar Kurulu veya başbakanlık) arasında paylaştırıldığı modeldir.
Parlamenter rejimleri benimseyen ülkelerde geleneksel olarak yürütme organı düalist (iki başlı) bir yapı arz ederken, 2017 Anayasa değişikliği ile Türkiye'de parlamenter sistem terkedilmiş ve yürütme yetkisi tümüyle tek bir kişiye verilerek yürütme organı monist bir yapıya dönüştürülmüştür. 1982 Anayasası'nın ilk halinde yürütme yetki ve görevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından müştereken kullanılırken, yeni sistemde Bakanlar Kurulu makamı kaldırılmış ve yürütmenin tek sahibi Cumhurbaşkanı olmuştur.
Yürütme organının bu şekilde tekelleşmesi, kuvvetler ayrılığı ve denge-fren mekanizmaları açısından anayasa hukukunda derin tartışmalara yol açmıştır. Başkanlık sistemine benzese de ondan farklı olan ve tam bir örneği bulunmayan bu modele 'Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi' adı verilmiştir. Sistem, parlamenter rejimin temel taşlarından biri olan hükümetin parlamentoya karşı siyasal sorumluluğunu ortadan kaldırmıştır.
Cumhurbaşkanı, halk tarafından genel oyla doğrudan seçilir. Geçerli oyların salt çoğunluğunu (en az %50+1) alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu ikinci tura, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İkinci tura kalan adaylardan birinin seçime katılamaması durumunda, boşalan adaylık birinci oyladaki sıraya göre ikame edilir; tek adayın kalması halinde ise oylama referandum şeklinde yapılır.
Cumhurbaşkanlığına aday gösterebilme şartları 2017 değişikliğiyle yeniden düzenlenmiştir. Eski metne göre yirmi milletvekilinin yazılı teklifi veya yüzde onu geçen siyasi partilerin ortak aday göstermesi mümkünken; yeni düzenlemeye göre siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen Cumhurbaşkanı adaylığı gösterebilmektedir.
Cumhurbaşkanı seçilen bir milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği kendiliğinden sona erer. Ayrıca, seçimlerin tamamlanamaması halinde, yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam eder. İkinci turda tek kalan adayın yeterli oyu alamaması durumu, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birlikte yapılacağı kuralının anayasadaki ender istisnalarından birini oluşturur.
Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Anayasa'ya göre bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Ancak bu kuralın istisnai bir istisnası bulunmaktadır: Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir ve bu durumda seçilmesi halinde görev süresi bir beş yıl daha uzar.
Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde izlenecek yol, kalan süreye göre belirlenir. Eğer genel seçime bir yıl veya daha az kalmışsa, TBMM seçimi de Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte yenilenir. Genel seçime bir yıldan fazla kalmışsa, seçilen yeni Cumhurbaşkanı TBMM seçim tarihine kadar görevine devam eder ve kalan bu süreyi tamamlayan Cumhurbaşkanı açısından bu süre tam bir dönemden sayılmaz.
Makamın boşalması durumunda kırk beş gün içinde yeni Cumhurbaşkanı seçimi yapılır. Yeni Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar ise Cumhurbaşkanı yardımcısı makama vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait tüm yetkileri kullanır. Vekâlet süresince bu geniş yetkilerin demokratik temsil yetkisi olmayan bir yardımcı tarafından kullanılacak olması doktrinde eleştirilmiştir.
6771 sayılı kanunla değiştirilen 104. maddeye göre Cumhurbaşkanı Devletin başıdır ve yürütme yetkisi doğrudan kendisine aittir. Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını ve devlet organlarının uyumlu çalışmasını temin eder. Gerekli gördüğü takdirde yasama yılının ilk günü TBMM'de açılış konuşması yapabilir ve ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verebilir.
Cumhurbaşkanının yasama ve yargı alanına müdahil olan yetkileri de bulunmaktadır. Kanunları yayımlar, kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderir, kanunların veya İçtüzük hükümlerinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açar, anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları halkoyuna sunabilir. Ayrıca üst kademe kamu yöneticilerini atar, milletlerarası antlaşmaları onaylar ve yayımlar.
Milli güvenlik politikalarını belirler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder ve TSK'nin kullanılmasından karar verir. Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletebilir veya kaldırabilir. Yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir; ancak temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar kararnameyle düzenlenemez.
Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda veya kanunda açıkça düzenlenen konularda bu kararnameler çıkarılamaz.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca TBMM'nin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, daha önce çıkarılmış olan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir. Bu özellik, yasama organının aslî ve üstün düzenleme yetkisinin bir yansımasıdır.
Cumhurbaşkanı ayrıca kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilir. Kararnameler ve yönetmelikler, yayımlandıkları gün (başka bir tarih belirtilmemişse) Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer.
Parlâmenter rejimlerde devlet başkanının siyasal sorumsuzluğu ve buna bağlı olarak kararların başbakan ve bakanlarca imzalanmasını öngören 'karşı-imza kuralı' geçerliydi. Ancak 2017 Anayasa değişikliği ile yürütme yetkisinin tek elde toplanması ve bakanların parlamentoya karşı siyasal sorumluluğunun kaldırılması neticesinde karşı-imza kuralı da mülga olmuştur. Artık Cumhurbaşkanı tüm işlemlerini tek başına yapmaktadır ve parlamentoya karşı siyasi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Cezai sorumluluk bakımından eski anayasalarda Cumhurbaşkanı yalnızca 'vatana ihanet' suçundan ve ağır nitelikli çoğunluk kararlarıyla Yüce Divan'a sevk edilebilirken; 2017 değişikliğiyle bu durum değiştirilmiş ve Cumhurbaşkanının bütün suçlarından dolayı (görevle ilgili veya şahsi suç ayrımı yapılmaksızın) meclis soruşturması açılabilmesi ve Yüce Divan'a sevk edilebilmesi kuralı getirilmiştir.
Meclis soruşturması açılması ve Yüce Divan'a sevk kararları, üye tam sayı اینکهasinin çok yüksek nitelikli çoğunluklarına bağlandığından, bu sürecin pratikte işletilmesi son derece güçleştirilmiştir. Görevde bulundukları sürede işledikleri iddia edilen suçlar için görevleri bittikten sonra da aynı meclis soruşturması ve Yüce Divan hükümleri uygulanmaya devam eder.
2017 Anayasa değişikliğiyle ihdas edilen Cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı, yürütme yetkisinin tekelleşmesinin bir sonucu olarak doğmuştur. Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla Cumhurbaşkanı yardımcısı atayabilir. Kaç yardımcısının atanacağı tamamen Cumhurbaşkanının takdirine bırakılmıştır.
Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. TBMM önünde an içerler; ancak TBMM üyeleri Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa milletvekillikleri sona erer. Bu kişiler doğrudan ve sadece Cumhurbaşkanına karşı sorumludurlar, parlamentoya karşı siyasi sorumlulukları yoktur.
Cumhurbaşkanının geçici olarak görevinden ayrılması (hastalık, yurt dışı vb.) veya makamın boşalması hallerinde Cumhurbaşkanı yardımcıları vekalet eder. Birden fazla yardımcısı olması durumunda hangisinin vekalet edeceği metinde açıkça tasrih edilmemiştir.
Devlet Denetleme Kurulu (DDK), idarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin sağlanması amacıyla Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulmuştur. Cumhurbaşkanının isteği üzerine tüm kamu kurum ve kuruluşlarında, meslek kuruluşlarında, dernek ve vakıflarda her türlü inceleme, araştırma ve denetleme yapabilir. 2017 değişikliğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri ve idari soruşturma yapma yetkisi de Kurulun görev alanına dahil edilmiştir.
Millî Güvenlik Kurulu (MGK); Cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Adalet, Millî Savunma, İçişleri, Dışişleri bakanları, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri komutanlarından oluşur. Kurul, devletin milli güvenlik siyasetinin tayini ve uygulanması hususunda tavsiye kararları alır ve görüşlerini Cumhurbaşkanına bildirir.
MGK'nin kararları istişari (tavsiye) niteliğindedir; bu kararların değerlendirilmesi tamamen Cumhurbaşkanının takdirindedir. 2017 değişikliğiyle Başbakanlık makamı kaldırıldığı için kurul üyelerinden Başbakan çıkarılmış, yerine Cumhurbaşkanı yardımcıları eklenmiştir.
Olağanüstü yönetim usulleri, devletin normal hukuk kuralları ile karşılanamayacak derecede ağır tehdit veya tehlikelerle karşılaşması durumunda başvurduğu özel rejimlerdir. Bu rejimlerin temel ortak özelliği, idarenin takdiri yetkilerinin genişlemesi ve temel hak ve hürriyetlerde normal zamanlara oranla daha ileri düzeyde sınırlamalar yapılabilmesidir.
2017 Anayasa değişikliğinden önce sıkıyönetim, kanuni OHAL ve ekonomik/tabii afet OHAL'i olmak üzere birden fazla rejim bulunurken, bu değişiklikle sıkıyönetim tamamen kaldırılmış ve tüm olağanüstü hal halleri tek bir maddede (m. 119) birleştirilmiştir. Savaş, seferberlik, ayaklanma, şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, salgın hastalık veya ağır ekonomik bunalım hallerinde Cumhurbaşkanı yurdun tamamında veya bir bölgesinde OHAL ilan edebilir.
Olağanüstü hal ilanı kararı, verildiği gün Resmî Gazete'de yayımlanır ve aynı gün TBMM'nin onayına sunulur. Meclis tatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Meclis, OHAL süresini kısaltabilir, uzatabilir veya kaldırabilir. Cumhurbaşkanının talebiyle Meclis her defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir (savaş hallerinde bu dört aylık süre aranmaz).
Olağanüstü hallerde Cumhurbaşkanı, OHAL'in gerekli kıldığı konularda temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasıyla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnameleri çıkarabilir. Bu kararnameler Resmî Gazete'de yayımlanır ve aynı gün Meclis onayına sunulur. Savaş ve mücbir sebepler haricinde, bu kararnameler üç ay içinde TBMM'de görüşülüp karara bağlanmalıdır; aksi takdirde kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Yargısal denetim açısından, Anayasa'nın 148. maddesi olağanüstü hal döneminde çıkarılan KHK'lerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava açılamayacağını hükme bağlamıştır. Bu durum, doktrinde OHAL rejimlerinin tam bir hukuksuzluk alanına dönüşebileceği yönünde ciddi eleştirilere neden olmuştur.
Anayasa Mahkemesi geçmişte bazı kararlarında şekilci yaklaşmayarak bir KHK'nin gerçekten 'OHAL'in gerekli kıldığı konularda' çıkarılıp çıkarılmadığını yer, zaman ve konu ölçütleriyle denetleyebileceğini savunmuşsa da, daha sonraki içtihatlarında 148. maddenin amir hükmüne dayanarak bu denetim yetkisinin olmadığını kabul etmiştir. Bu durum, OHAL işlemlerinin yargısal denetimi önünde anayasal bir engel teşkil etmektedir.