Avrupa'nın en büyük deniz limanı odaklı lojistik üssü olan Rotterdam'da işlem gören yıllık mal hacmi yaklaşık 11 milyon TEU düzeyindedir. Bu devasa miktar, Türkiye'nin tüm limanlarından gerçekleştirdiği toplam dış ticaret hareketinin (5.8 milyon TEU) neredeyse iki katına denk gelmektedir.
Dünya Bankası'nın 2010 yılı Lojistik Performans İndeksi (LPI) değerlendirmesinde Almanya, 5 tam puan üzerinden 4.11 skor elde ederek dünya genelinde birinci sıraya yerleşmiştir. Almanya'yı sırasıyla Singapur, İsveç ve Hollanda takip etmiştir.
Türkiye'de lojistik pazarının büyüklüğü 2008 yılında 60 milyon USD olarak tahmin edilirken, hızlı bir gelişimle 2011 yılında 100 milyon USD sınırını aşmıştır. Sektör Türkiye'de yıllık %10-15 civarında istikrarlı bir büyüme sergilemektedir.
Türkiye'nin toplam dış ticaret hacmi 2000 yılındaki 80 milyar USD seviyesinden, 2008 yılında büyük bir sıçrama gerçekleştirerek 300 milyar USD seviyesine yükselmiştir. Bu artış, lojistik hizmetlere olan talebi doğrudan tetiklemiştir.
Dünya Bankası'nın 2010 LPI raporunda Türkiye 3.22 genel puanla 155 ülke arasında 39. sırada yer almıştır. Türkiye en yüksek puanını 'Zamanında Teslim' (3.94) kriterinden alırken, en düşük puanını 'Gümrükleme İşlemleri' (2.08) kriterinden almıştır.
TÜİK'in 2009 yılı verilerine göre Türkiye'nin uluslararası dış ticaret taşımalarında en çok tercih edilen mod %54 pay ile denizyoludur. Denizyolunu sırasıyla %31 ile karayolu, %9 ile havayolu ve %1 ile demiryolu taşımacılığı izlemektedir.
Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirilen yurtiçi yük taşımacılığı faaliyetlerinin %90'dan fazlası karayolu modu ile yapılmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin iç lojistikte karayolu altyapısına ne kadar yüksek oranda bağımlı olduğunu göstermektedir.
Avrupa Birliği sınırları içerisinde gerçekleştirilen tüm taşımacılık faaliyetlerinin yaklaşık %45'i karayolu taşımacılığı ile icra edilmektedir. Bu oran, gelişmiş demiryolu ağlarına rağmen karayolunun esnekliğinin Avrupa'da da tercih edildiğini kanıtlar.
Lambert ve arkadaşlarının araştırmasına göre, kötü yönetilen müşteri hizmetleri nedeniyle ticari müşterilerin %29'u iş hacmini azaltmakta, %26'sı şikayette bulunmakta ve %18'i tedarikçiyle olan iş ilişkisini tamamen sonlandırmaktadır.
Lojistik ve müşteri hizmetlerindeki aksaklıklar karşısında bireysel müşterilerin %31'i alışverişi farklı bir mağazadan yapmayı tercih etmekte, %26'sı ise doğrudan başka bir markanın ürününe yönelerek mevcut markayı terk etmektedir.
Dünya ticaretinde havayolu taşımacılığının merkez üssü haline gelmiş en önemli hava limanı odaklı lojistik merkezler Frankfurt (Almanya), Singapur ve New York (Amerika Birleşik Devletleri) olarak öne çıkmaktadır.