Yaşlı ihmali, yaşlı bireyin fiziksel, ekonomik, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarına karşı yakınları, bakıcılar veya devlet tarafından bilinçli ya da bilinçsiz olarak duyarsız kalınmasıdır. Bu durum pasif bir olgudur; hiçbir şey yapmamanın getirdiği zararlarla ortaya çıkar. İhmal sadece dışarıdan değil, yaşlının fiziksel veya zihinsel engelleri nedeniyle kendi ihtiyaçlarını karşılayamaması sonucu 'kendini ihmal etmesi' şeklinde de görülebilir.
Terk etme, bakım sorumluluğu olan kişilerin yükü taşıyamaması veya ilişki niteliğinin bozulması sonucu yaşlıyı yalnız bırakmasıdır. Bu durum yaşlıda ciddi fiziksel ve duygusal hasarlara yol açar. İstismar ise yaşlı bireyin beden ve ruh sağlığını tehdit eden, zarar veren her türlü aktif davranıştır. Fiziksel, psikolojik/duygusal, ekonomik ve cinsel istismar, ihmal ve terk etme ile birlikte temel istismar türlerini oluşturur.
Yaşlıya yönelik şiddet; yaralanma, ölüm veya psikolojik zarar verme olasılığı taşıyan fiziksel güç kullanımıdır. Aile içi şiddet kapsamında değerlendirilen bu olgu, yaşlı nüfusun artması ve yaşlıların kırılganlaşmasıyla daha yaygın hale gelmektedir. Şiddetin temelinde güç dengesizliği ve kontrol etme arzusu yatar; bakıcılar, bakım yükünü hafifletmek veya üstünlük kurmak için şiddete başvurabilirler.
Şiddet üç aşamalı kısır bir döngüde ilerler: Gerginlik aşaması (sözel saldırı ve çatışma), akut eylem aşaması (fiziksel/ruhsal bütünlüğün bozulduğu şiddet anı) ve balayı aşaması (failin özür dilediği ve barışın sağlandığı dönem). Ancak istatistikler şiddetin tekerrür ettiğini ve balayı aşamasının geçici olduğunu göstermektedir.
Yaşçılık (yaş ayrımcılığı), bireye yaşı nedeniyle yapılan önyargı ve ayrımcılıktır. Küreselleşme ve gençliğin yüceltilmesi, yaşlıların toplumda 'yavaş, işe yaramaz, cimri' gibi kalıpyargılarla dışlanmasına neden olur. Bu durum sadece psikolojik bir baskı değil, istihdamdan dışlanma, kredi/sigorta hizmetlerinden mahrum bırakılma gibi ekonomik sonuçlar da doğurur.
Medya, yaşlıları sürekli 'muhtaç ve aciz' göstererek bu önyargıları pekiştirmektedir. Yaşçılık, yaşlı bireyin özsaygısını zedeleyen ve onu istismara açık hale getiren yapısal bir şiddet biçimi olarak kabul edilmelidir.
İstismarı artıran risk faktörleri sosyal etmenler (göç, çekirdek aileye geçiş, sosyal politikaların eksikliği), yaşlıya bağlı etmenler (bağımlılık, demans, yalnızlık, kadın cinsiyeti) ve bakıcıya bağlı etmenler (bakım rolünü benimsememe, madde bağımlılığı, stres, ekonomik sorunlar) olarak sınıflandırılır. Özellikle Alzheimer ve demans hastaları, bakım süresinin uzunluğu nedeniyle daha yüksek risk altındadır.
Fiziksel istismarın belirtileri; açıklanamayan morluklar, yanıklar, kesikler ve sık hastane başvurularıdır. Psikolojik istismarda ise sosyal izolasyon, depresyon, bakıcıyla göz temasından kaçınma ve çelişkili ifadeler görülür. Ekonomik istismarda hesaptan izinsiz para çekilmesi veya vasiyet değişikliği gibi bulgulara rastlanır.
İhmalin en yaygın göstergesi hijyen eksikliğidir (kirli giysiler, idrar kokusu, bakımsız saç/tırnak). Sağlık personeli, istismar şüphesi durumunda yaşlıyı suçlamadan, yumuşak bir dille sorular sormalı ve gerektiğinde Hwalek-Sengstock (H/S-EAST) gibi tarama testlerini kullanmalıdır.