Özet
Ana Sayfa » Ankara Üniversitesi ANKADEM » Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Lisans Programı » Genel Beşeri ve Ekonomik Coğrafya Genel Beşeri ve Ekonomik Coğrafya
← Ünite 3

Ünite 3: Yerleşmeyi Etkileyen Faktörler ve Sınırlayanlar — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Yerleşmeyi Etkileyen Faktörler ve Sınırlayanlar

Yerleşme, insan topluluklarının hayatlarını sürdürebilmek, barınmak, ekonomik faaliyetlerde bulunmak ve nesillerini devam ettirmek amacıyla oluşturdukları meskenler bütünü ve coğrafi mekân düzenlemesidir. Yerleşmenin dağılışını ve gelişimini doğrudan etkileyen temel dinamikler iki ana gruba ayrılır: Fiziki faktörler ve Beşeri faktörler. Fiziki faktörler, doğanın insan faaliyetlerine sunduğu imkânları ve engelleri belirler.

Yerleşmeyi sınırlayan coğrafi unsurlar arasında denizler, okyanuslar, buzullarla kaplı kutup bölgeleri, aşırı soğuk veya sıcak çöller, sık ve geçit vermez bitki örtüsü (örneğin ekvatoral yağmur ormanları), engebeli topoğrafik özellikler (sarp dağlık alanlar) ve tarıma elverişsiz verimsiz topraklar yer alır. Bu alanlar insan yaşamını zorlaştırarak seyreltik yerleşmelere ya da tam bir yerleşmeme durumuna yol açar.

Fiziki faktörlerin alt başlıkları arasında klimatik faktörler (sıcaklık ve yağış rejimleri), topoğrafik özellikler (yükselti, eğm, bakı), toprak faktörü, hidrolojik özellikler (su kaynaklarının varlığı ve kalitesi) ve bitki örtüsü faktörü bulunmaktadır. İnsanlar tarih boyunca su kaynaklarına yakın, iklimi elverişli ve tarım yapmaya müsait alanları ilk yerleşim yeri olarak tercih etmişlerdir.

2Ekonomik ve Beşeri Faktörler

Beşeri ve ekonomik (iktisadi) faktörler, yerleşmelerin kurulmasında, büyümesinde ve fonksiyonel çeşitlilik kazanmasında belirleyici rol oynar. Ekonomik faaliyetler avcılık-toplayıcılıkla başlayıp, otlatma (göçebe hayvancılık), tarım, tarımsal ürünlerin işlenmesi ve işletilmesi ile ticaret aşamalarından geçerek günümüzdeki modern endüstriyel ağlara evrilmiştir.

Metne göre beşeri faktörler arasında tarım, ticaret, ulaşım, madencilik, turizm ve sanayi en önemli başlıklardır. Özellikle sanayi devrimi sonrasında fabrikaların etrafında kurulan ve büyüyen yerleşmeler, beşeri faktörlerin coğrafi mekânı ne denli hızlı değiştirebileceğinin en somut kanıtıdır.

Kültürel etkenler de yerleşme kalıplarının biçimlenmesinde etkilidir. İnsanların gelenekleri, dini inançları, toplumsal yapıları ve tarihi alışkanlıkları köy veya kent dokusunun oluşumunda, mesken tiplerinin seçiminde ve mahalle organizasyonlarında kendini gösterir.

3Kırsal Yerleşmeler ve Köy Altı Yerleşme Tipleri

Kırsal yerleşmeler, genellikle tarım, hayvancılık, ormancılık ve madencilik gibi birincil ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü, nüfusu az olan yerleşme birimleridir. Kırsal alanların en temel yapı taşlarından biri köylerdir; ancak köylerin yanı sıra daha küçük ölçekli olan ve 'köy altı yerleşmeleri' olarak adlandırılan birçok farklı yerleşme tipi mevcuttur.

Köy altı yerleşmeleri geçici veya kalıcı özellikler gösterebilir. Başlıca geçici ve kalıcı köy altı yerleşmeleri şunlardır: Yayla, kom, mezra, ağıl, oba, divan, çiftlik, dam ve çeşitli yazlık siteler, bağ evleri, taş ocakları, değirmenler ile benzinlikler. Mezra, tarım ve hayvancılığın birlikte yürütüldüğü, genellikle birkaç haneden oluşan kalıcı bir yerleşmedir.

Mahalle, köy olabilme potansiyeline en yakın köy altı yerleşmesi olup ev sayısı genellikle 5 ila 35 arasında değişir. Bu tip yerleşmelere özellikle Batı Karadeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde sıklıkla rastlanır. Divan ise genellikle Kuzeybatı Anadolu’da; Sinop, Bolu, Sakarya ve Kocaeli illerinde görülen, birbirinden uzakta kurulmuş ama birlikte bir köyü oluşturan mahalleler topluluğudur.

4Çiftlik Yerleşmeleri ve Kırsal Yerleşme Dokuları

Çiftlik, bir veya birkaç ev ile bunlara ait geniş tarım arazilerinden oluşan, özel mülkiyete dayalı kırsal yerleşme türüdür. Türkiye'de başta Trakya olmak üzere Batı Anadolu, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde yaygındır. Çiftliklerin kimisinde sadece hayvancılık, kimisinde sadece tarım yapılırken, her iki faaliyetin birlikte yürütüldüğü entegre çiftlikler de bulunmaktadır.

Kırsal yerleşmelerin mekânsal organizasyonunda toplu yerleşmeler ve dağınık yerleşmeler olmak üzere iki temel doku tipi göze çarpar. Su kaynaklarının az ve kısıtlı olduğu, tarım arazilerinin toplu bulunduğu yerlerde toplu yerleşmeler görülürken; su kaynaklarının bol, arazi pürüzlü ve dağlık olduğu yerlerde meskenler birbirine uzak şekilde dağınık yerleşim gösterir.

Dünya genelinde kırsal yerleşmelerin dağılışı iklim şartlarına, suyun erişilebilirliğine ve toprağın verimliliğine doğrudan bağlıdır. Dağınık yerleşme dokusu genellikle Karadeniz Bölgesi gibi dağlık ve her mevsim yağış alan bölgelerde yaygınken, iç kesimlerde toplu yerleşme baskındır.

5Kent (Şehir) Yerleşmeleri: Tarihi Gelişim ve Temel Kavramlar

Kent veya şehir, nüfusun çoğunluğunun tarım dışı sektörlerde (sanayi, ticaret, hizmet, idare vb.) çalıştığı, nüfusu kırsal yerleşmelere göre daha fazla olan ve çeşitli fonksiyonları barındıran yerleşmelerdir. Kent ile şehir kavramları arasında tarihsel ve sosyolojik ton farkları bulunsa da genellikle eş anlamlı kullanılır. Kentlerin tarihi gelişimi Neolitik dönemdeki ilk yerleşik hayata geçişle başlar.

Anadolu coğrafyası, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış ve erken dönem kentleşme örneklerini barındırmıştır. Metinde geçen önemli tarihi ve arkeolojik yerleşmeler arasında Konya'da Çatalhöyük, Çorum'da Hattuşa (Boğazköy), Van'da Tuşpa, Eskişehir'de Yazılıkaya, Ankara'da Gordion, Manisa'da Sard, Aydın'da Milet, ayrıca İstanbul'daki Bizans dönemi yapıları, Antik Roma kalıntıları ve Selçuklu eserleri yer almaktadır.

Kent coğrafyasında bir yerin kuruluş yerini ve coğrafi konumunu incelemek için 'Sit' (Sitasyon) ve 'Konum' kavramları kullanılır. Sit, kentin kurulduğu dar alanın topoğrafik, jeomorfolojik ve yerel özelliklerini ifade ederken (örneğin Zonguldak'ın maden havzasındaki dar vadisi veya Antalya'nın falezli kıyısı); konum (sitasyon), kentin bölgesel ve küresel ölçekteki ulaşım yollarına, ticaret merkezlerine ve komşu bölgelere göre genel yerini belirtir.

6Kentsel Toplanma Tipleri ve Kentlerin Sınıflandırılması

Kentsel toplanma (aglomerasyon), birden fazla yerleşmenin büyümesi ve zamanla birbirine yaklaşarak, hatta birleşerek devasa bir kentsel alan oluşturması sürecidir. Bu sürecin en üst aşaması megapol olarak adlandırılır. Antalya, Zonguldak, İzmit, Konya, Eskişehir, Çorlu, Ankara ve Mersin gibi şehirler farklı sit ve sitasyon özelliklerine sahip tipik Türk kenti örnekleridir.

Kentlerin sınıflandırılması coğrafyacılar tarafından farklı kriterlere göre yapılır: 1. Genetik Sınıflandırma (Klasik devir, Roma, Orta çağ, modern kentler); 2. Morfolojik Sınıflandırma (Dairevi, çizgisel vb.); 3. Biyolojik Sınıflandırma (Gelişim evrelerine göre köy, kasaba, kent, metropol); 4. Genişliğine göre sınıflandırma; 5. Nüfusa göre sınıflandırma (Küçük kent 5.000-50.000, orta büyüklükte kent 50.000-1.000.000, büyük kent 1.000.000'dan fazla nüfuslu).

Ayrıca kentler temel ekonomik, kültürel ve idari fonksiyonlarına göre de sınıflandırılır. İktisadi fonksiyonlarına göre madencilik kentleri, liman kentleri, sanayi kentleri; kültürel fonksiyonlarına göre dini kentler (Mekke, Lhasa) ve üniversite kentleri (Göttingen, Oxford, Princeton, Bologna); idari ve siyasi fonksiyonlarına göre ise mutlak merkeziyetçi başkentler ve federal merkeziyetçi kentler olarak kategorize edilir.

7Kentlerin Dağılışı ve Coğrafi Yayılış Biçimleri

Kentlerin coğrafi alandaki dağılımı yatayda dağılım ve dikeyde dağılım olmak üzere iki boyutta incelenir. Yatayda dağılım, kentlerin düzlükler, kıyı şeritleri veya nehir vadileri boyunca coğrafi düzlemde nasıl yayıldığını gösterirken; dikeyde dağılım, dağlık ve engebeli arazilerde yüksek rakımlarda kurulan yerleşmeleri ifade eder.

Dikeyde dağılımın dünyadaki en dikkat çekici tarihi örneklerinden biri, Peru'da Urubamba Vadisi üzerinde dağ sırtında deniz seviyesinden 2.430 metre yükseklikte kurulmuş olan İnka sit alanı Machu Picchu'dur. Bu tür yüksek rakımlı yerleşmeler, insan iradesinin engebeli fiziki şartları nasıl aştığının kanıtıdır.

Metnin sonunda yer alan Moailer (Paskalya Adası heykelleri) ve Kuş adam figürleri gibi kültürel coğrafya öğeleri, insan topluluklarının dünyanın en izole köşelerinde bile kendilerine has yerleşme, dini ve kültürel simge sistemleri geliştirdiklerini ortaya koyar.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250