Mevcut kan damarlarından yeni damarların oluşması sürecidir. Tümörlerde bu süreç, kanser hücrelerinin beslenmesi ve metastaz yapabilmesi için hayati bir rol oynar.
Anjiyogenik Şalter
Tümörün vasküler sessizlik evresinden aktif damarlanma evresine geçişini sağlayan moleküler mekanizmadır. Bu şalter açılana kadar tümörler in situ kalır.
VEGF
Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü; anjiyogenezi uyaran en temel faktörlerden biridir. HIF-1 ve RAS onkogeni tarafından kontrol edilerek damar oluşumunu tetikler.
HIF-1
Hipoksiye Duyarlı Faktör-1; tümör içindeki oksijen azlığına yanıt olarak salgılanır. VEGF üretimini kopyalayarak anjiyogenezi başlatır.
Vasküler Sessizlik
Tümörün damarlanma oluşturamadığı ve dolayısıyla 1-2 mm çapında kısıtlı kaldığı erken evredir. Bu dönemde tümör klinik olarak yavaş seyreder.
Trombospondin-1
Anjiyogenezi engelleyen (antianjiyogenik) bir proteindir. TP53 genindeki mutasyonlar bu proteinin seviyesini düşürerek tümörün damarlanmasını kolaylaştırır.
Proteazlar
Ekstraselüler matrikste depolanan büyüme faktörlerini serbest bırakan enzimlerdir. Anjiyogenik faktörler ile antianjiyogenik faktörler arasındaki dengede kritik rol oynarlar.
SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Anjiostatin
Plazmin tarafından üretilen ve kuvvetli bir anjiyogenez inhibitörü olan moleküldür. Tümörün damarlanmasını durdurmaya yönelik doğal bir savunma mekanizmasıdır.
Metastaz
Tümör hücrelerinin birincil odaklarından kan damarları yoluyla uzak organlara yayılmasıdır. Anjiyogenez, metastazın gerçekleşmesi için zorunlu bir ön koşuldur.
RAS Onkogeni
VEGF yapımını ve RAS aktivasyonunu üst düzeyde düzenleyen bir genetik yapıdır. Tümörün anjiyojenik kapasitesini artırarak büyümesini destekler.