Özet
Ana Sayfa » Ankara Üniversitesi ANKADEM » İlahiyat Fakültesi » Reading in Christian Thought
← Ünite 11

Ünite 11: Teslis Eleştirileri Kelamcıalrın Dok Tezi — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1İlk Dönem İslam Kelamcılarının Teslis Eleştirilerine Giriş ve Kapsamı

Bu çalışmada, Gazzâlî’ye kadar olan Mütekaddimun dönemi Kelâmcılarının Hıristiyanlığın teslîs inancına yönelttiği eleştiriler detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. İslam Kelâmcıları Kur’an’dan ilham alarak tevhîd inancının esaslarını ispat ederken, diğer din ve mezheplerin görüşlerini de eleştirmişlerdir. Hıristiyanlıkla ilgili meseleler arasında üzerinde en fazla durulan husus, Hz. İsa’nın ulûhiyet konumudur.

Hıristiyanların İsa’nın Allah’ın Oğlu olduğu iddiaları Kelâmcılar tarafından derinlemesine incelenmiş ve reddedilmiştir. Bu bağlamda eleştiriler genellikle Konsillerde alınan kararlarla ulaşılan Baba, Oğul ve Kutsal Ruh anlayışı çerçevesinde doğan Nesturîlik, Ya’kubîlik ve Melkânîlik mezhepleri üzerinde yoğunlaşmıştır.

İlk dönem Kelâmcıları, Hıristiyanların üçlü tanrı anlayışını ulûhiyet bahsi içinde ele almışlardır. Bazı kelâmcılar Hıristiyanların kutsal metinlerini ve İncil'den argümanları kullanarak eleştirilerde bulunurken, diğer bir kısmı ise tamamen akli deliller ve mantıksal çıkarımlarla yetinmişlerdir.

2Erken Dönem Doğu Hıristiyanlığında Teslis İnancı ve Kavramsal Çerçeve

Hıristiyanların inandığı Tanrı inancını ifade etmek için Baba, Oğul ve Kutsal Ruh kavramları kullanılmaktadır. Üçlü Tanrı anlayışını ifade eden bu kavramlar, Kelâm kitaplarında Nesturîlik, Ya’kubîlik ve Melkânîlik mezheplerinin ittifak ettiği ortak bir husus olarak yer almaktadır. İncil metinlerinde bu üçlemeye yönelik tek açık ifade Matta İncili'ndeki vaftiz formülünde yer alır.

Hıristiyan teolojisinde Baba, her şeye gücü yeten yüce Tanrı ve her şeyin yaratıcısı olarak kabul edilmiştir. Teslîsin ilk unsuru olan Baba, herhangi bir imtizac olmaksızın her şeyin mebdei (başlangıcı) ve diğer uknumların türeticisidir. Oğul ise teslîsin ikinci unsurunu oluşturur ve onun Baba ile aynı cevhere sahip olup olmadığı tartışmaların merkezindedir.

Kutsal Ruh ise teslîsin üçüncü unsuru olup, 381 İstanbul Konsili'nde Baba ve Oğul ile cevher bakımından aynı seviyede olduğu kabul edilmiştir. İncillerde Kutsal Ruh'a Meryem'i hamile bırakma gibi ilahi nitelikler izafe edilmiştir. Ancak bu kavramların hiçbiri ilk üç yüzyılda bugünkü dogmatik formuna sahip olmamıştır.

3İznik Konsili Öncesi Tarihsel ve Teolojik Süreç

Hıristiyanlığın Tanrı anlayışını anlamak için öncelikle Hz. İsa’nın tarihî kişiliğinin ortaya konması gerekir. İsa, Augustus döneminde Beytlehem'de doğmuş, otuz yaşlarında tebliğ faaliyetlerine başlamış ve çarmıha gerilme süreciyle sonuçlanan bir hayat yaşamıştır. Kur'an'daki İsa algısı ile Hıristiyanlık'taki İsa algısı taban tabana zuttur.

Pavlus, Hıristiyanlığın kurucusu ve mimarı olarak kabul edilir. Tarihsel İsa'yı görmemiş olmasına rağmen kendisini havari ilan eden Pavlus, tanrısal varlık olarak yaratıcı Baba ve kurtarıcı İsa Mesih ikilisini ön plana çıkarmış, teslisin temel dogmatik altyapısını hazırlamıştır. Onun öğretileri Mesih merkezlidir.

IV. yüzyılda Aryüs’ün ortaya attığı ve Oğul'un sonradan yaratıldığını savunan görüşü, Hıristiyan dünyasında büyük çalkantılara yol açmıştır. Aryüs'e göre Baba ezelidir ancak Oğul'un bir başlangıcı vardır ve Baba tarafından yaratılmıştır. Bu teolojik kargaşa, İmparator Konstantin'in müdahalesiyle İznik Konsili'nin toplanmasına zemin hazırlamıştır.

4Konsiller Dönemi ve Kristolojik Ayrışmalar

Hıristiyanlık tarihinde inanç esaslarını belirlemek ve birlik sağlamak amacıyla ilk yedi ökümenik Konsil toplanmıştır. 325 yılında toplanan I. İznik Konsili'nde Aryüs aforoz edilmiş ve Oğul'un Baba ile aynı cevherden olduğu kabul edilmiştir. 381 I. İstanbul Konsili'nde ise Kutsal Ruh'un ilâhlığı ilan edilmiştir.

431 I. Efes Konsili'nde İskenderiye ekolünün savunucusu Cyril'in baskısıyla monofizit (tek tabiatlı) akide kabul edilmiş ve Nesturîlik aforoz edilmiştir. Meryem'e 'Tanrı Anası' (Teotokos) unvanı verilmiştir. 451 Kadıköy Konsili'nde ise monofizit akide terk edilerek diyofizit (çift tabiatlı) akideye yönelinmiştir.

Toplanan her Konsil birlik sağlamak yerine yeni kopuşlara ve mezheplerin doğmasına yol açmıştır. Efes ve Kadıköy Konsilleri sonrasında Doğu Hıristiyanlığı Roma merkezli kiliseden tamamen kopmuş; Nesturîlik, Ya’kubîlik ve Melkânîlik gibi bağımsız Doğu kiliseleri teşekkül etmiştir.

5Kur'an ve Hadislerde Hıristiyanların Teslis Anlayışları

Kur'an-ı Kerim'de Hıristiyanlar Ehl-i Kitap olarak anılır ancak teslîs inançları şiddetle eleştirilir. Kur'an, Allah'ın çocuk edinmekten münezzeh olduğunu vurgulayarak 'Üçtür demeyin' uyarısında bulunur. Meryem Oğlu Mesih'in sadece bir resul olduğu, kendisinin ve annesinin yemek yiyen beşer oldukları belirtilir.

Hadis kaynaklarında da Hz. İsa'nın ilâhlaştırılması eleştirilmiş, onun Allah'ın kulu ve elçisi olduğu vurgulanmıştır. Kıyamet gününde Hıristiyanlara neye taptıkları sorulduğunda 'Allah'ın Oğlu Mesih'e' cevabını verecekleri ve buna karşılık yalanlayıcı ilahi uyarılarla karşılaşacakları haber verilmiştir.

Kur'an'da Hz. İsa'nın 'Allah'tan bir kelime' ve 'O'ndan bir ruh' olduğu ayetleri, Hıristiyanların iddia ettiği gibi uluhiyetin bedenleşmesi olarak değil, Allah'ın 'Ol' emriyle ve mucizevi yaratılışı şeklinde tefsir edilmiştir. Çarmıh olayı da kesin bir dille reddedilmiştir.

6Müstakil Reddiye Yazarları ve Teslis Eleştirileri

İslam düşüncesinde Hıristiyanlığa karşı yazılan ilk müstakil reddiyelerden biri Abdullah b. İsmail el-Haşimî'nin Abdülmesih el-Kindî'ye yazdığı davet mektubudur. Kindî buna karşılık vererek üçlü-birlik inancını felsefi argümanlarla savunmaya çalışmış ve İslam'ın inanç esaslarını eleştirmiştir.

Eski bir Hıristiyan olan Ali b. Rabbân et-Taberî, 'er-Red ale-n-Nasara' adlı eserinde Kitab-ı Mukaddes metinlerine dayanarak Hıristiyan amentüsünün çelişkilerini gözler önüne sermiş ve İsa'nın beşerî bir peygamber olduğunu ispatlamıştır.

Ebu İsa el-Verrâk, üç Hıristiyan mezhebinin (Nesturîlik, Ya’kubîlik, Melkânîlik) teslîs ve inkarnasyon görüşlerini mantıksal çıkarımlar ve çapraz sorularla eleştirmiştir. Câhız ise 'el-Muhtâr fi’r-Red ale’n-Nasâra' risalesinde Hıristiyanların iddialarına cevap vererek teslîs inancının batıllığını vurgulamıştır.

7İlk Dönem Kelamcılarının Teslis Eleştirileri ve Tanrı Tasavvuru

Mütekaddimun dönemi Kelâmcıları (Eş'arî, Mâtürîdî, Bâkillânî, Kadı Abdülcebbâr, İbn Hazm, Cüveynî, Pezdevî, Nesefî), İslam tevhîd inancını korumak ve savunmak amacıyla Hıristiyanlığın teslîs inancını akli ve nakli delillerle çürütmüşlerdir.

Müslüman kelamcılara göre Tanrı'nın zâtı bakımından bir, uknumlar bakımından üç olduğu iddiası aklen çelişkilidir. Bir şeyin hem tek bir cevher hem de üç farklı ezelî şahsiyet (uknum) olması mantıken imkansızdır. Bu durum birden fazla ezelî varlığın (taaddüd-i kudemâ) kabulünü gerektirir ki bu da tevhîdi zedeler.

Kelâmcılar, Hıristiyanların uknumları İslam'daki sıfat anlayışına benzetme çabalarını reddetmişlerdir. İslam'da sıfatlar zâtın aynısı veya zâta kaim manalardır; Hıristiyanlıkta ise Baba, Oğul ve Kutsal Ruh bağımsız tanrısal şahsiyetlerdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250