Bir konu etrafında düşüncenin yoğunlaştırılması, bir sorunun çözüme kavuşturulması için tüm ayrıntıların düşünülmesi ve uygulanacak yöntemlerin sistematik olarak belirlenmesi ve ortaya konulması çabasıdır. Örneğin, yeni bir fabrika kurulması süreci kapsamlı bir proje olarak ele alınır.
Devam eden ve birbirini mantıksal bir sırayla takip eden faaliyetler dizisidir. Projelerde başlatma, planlama, yürütme, izleme-kontrol ve sonlandırma olmak üzere beş ana süreç bulunur.
Proje kararının verilmesini takiben devreye giren ve projenin resmi olarak hayata geçmesini sağlayan ilk aşamadır. Eğer başlatma gerçekleşmezse projenin sonraki adımlarına geçilemez.
Projeyle ilgili herkese neyin, ne zaman ve nasıl yapılacağının detaylıca söylendiği, proje yönetiminin en önemli ve stratejik aşamasıdır. Kaynak tahsisi ve risk analizi bu aşamada yapılır.
Planlama aşamasında hazırlanan teorik planın somut eylemlere ve fiili çalışmalara dönüştürüldüğü uygulama aşamasıdır. İş gücü ve malzemeler sahada aktif olarak kullanılır.
Projenin uygulanması esnasında elde edilen fiili sonuçların önceden belirlenen performans ve bütçe ölçütlerine uygun olup olmadığının tespit edildiği denetim sürecidir.
Projenin hedeflerine ulaştıktan sonra kapatılmasına ilişkin idari ve hukuki prosedürlerin yerine getirildiği ve projenin bittiğinin tüm taraflara resmen ilan edildiği son aşamadır.
Bir yatırım projesinin ekonomik, teknik, finansal ve hukuki yönlerden yapılabilirliğini ve karlı olup olmadığını detaylı bir şekilde inceleyen ön araştırma ve değerlendirme raporudur.
Paranın zaman değerini dikkate almayan, yatırım projelerinin değerlendirilmesinde kullanılan geri ödeme süresi ve karlılık oranı gibi geleneksel hesaplama yöntemleridir.
Paranın zaman değerini hesaba katan, Net Bugünkü Değer, İç Karlılık Oranı ve Fayda-Masraf Oranı gibi modern proje değerlendirme ve analiz yöntemleridir.
Sermaye yoğun büyük yatırımların gerçekleştirilmesi için, borçlunun şahsi sorumluluğundan ziyade projenin kendi nakit akışına ve varlıklarına dayanılarak kaynak sağlanması yöntemidir.
Bir yatırım işleminin uygulamaya konulduğu andan itibaren ekonomik ömrünün sonuna kadar teknik, ekonomik ve sosyal koşullarının incelenip değerlendirilmesi sürecidir. Toplumda mal ve hizmet üretimini artırmak için imkan oluşturma veya genişletmeye dönük bir öneridir.
Kanun veya sözleşmeler gereğince gerçekleştirilmesi mecburi olan, nakdi kar faktörünün aranmadığı ve kar esasına dayanmayan projelerdir. Sağlık ve eğitim hizmetleri bu tip projelere örnek olarak gösterilebilir.
Teşebbüslerin özel karlılık açısından değerlendirdiği ve karlılık oranı en yüksek olanları realize etmeyi hedeflediği projelerdir. Bu projelerde sosyal karlılık kriteri dikkate alınmaz.
Amaçları teşebbüsün karlılığını artırmak olmakla beraber, elde edilen faydaların açıkça tespit edilip nakit olarak ifade edilmesinin güç olduğu projelerdir. Araştırma projeleri ve işçi moralini yükseltmek için yapılan yatırımlar bu sınıfa girer.
Mevcut işletmelerin eskiyen, yıpranan veya teknolojik ömrünü tamamlayan makine, teçhizat ve tesislerinin yenilenmesi amacıyla gerçekleştirilen yatırım projeleridir.
Mevcut tesislerin üretim tekniklerini güncel teknolojilere uyarlamak, üretim kalitesini artırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla yapılan projelerdir.
Mevcut bir tesisin üretim kapasitesini artırmak veya eksik kalan entegrasyon halkalarını tamamlamak amacıyla hayata geçirilen yatırım projeleridir.
Bir ülkenin sahip olduğu doğal kaynakları değerlendirmek ve ekonomiye kazandırmak amacıyla hazırlanan projelerdir. Murgul ve Ergani Bakır işletmeleri bu projelerin somut örnekleridir.
Milli mecburiyetler, askeri zorunluluklar, siyasi mülahazalar veya işsizlikle mücadele gibi nedenlerle devlet eliyle planlanan ve uygulanan projelerdir. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) bu gruba girer.
Getiri oranı önceden belirli ve sabit olan yatırım araçlarını kapsayan yatırım türüdür. Tahvil ve bono gibi finansal enstrümanlar bu sınıfta yer alır.
Yatırımcının gerçekleştireceği projeden elde etmeyi talep ettiği minimum getiri oranını ifade eder. Projenin finansmanı krediyse, verim oranı en az kredi oranına eşit olmalıdır.
Finansmanının büyük bölümünün borç yoluyla sağlandığı, geri ödemelerin ise finanse edilen varlıklar ve bunların getirileri üzerinden gerçekleştirildiği bir geliştirme finansmanı modelidir. Örneğin, yeni bir doğal kaynak arama veya altyapı tesisinin inşasının bu modelle fonlanması tipik bir uygulamadır.
Proje finansmanında kreditörlerin, borcun ödenmemesi durumunda ana sponsorların veya yatırımcıların tüm mal varlıklarına değil, yalnızca projenin varlıklarına ve belirli sınırlı teminatlara başvurabilmesini ifade eder. Örneğin, projenin başarısız olması halinde bankalar sadece tesisin gelirlerine ve sınırlı kefaletlere el koyabilir.
Kreditörlerin geri ödeme için yalnızca projenin yarattığı nakit akışlarına ve projedeki varlıklara güvenmek zorunda olduğu, ana firmaların kefaletinin bulunmadığı finansman türüdür. Örneğin, riskin tamamen projenin kendi ticari başarısına endeksli olduğu büyük enerji yatırımlarında görülür.
Paranın zaman değerini göz önüne almayan, hesaplanması nispeten basit ancak gelecekteki nakit akışlarının zamanlamasını dikkate almayan yatırım değerlendirme araçlarıdır. Örneğin, Geri Ödeme Süresi Yöntemi bu gruba girmektedir.
Paranın zaman değerini hesaba katarak nakit akışlarını bugünkü değerine indirgeyen ve daha bilimsel sonuçlar veren yatırım değerlendirme yöntemleridir. Örneğin, Net Bugünkü Değer ve İç Karlılık Oranı yöntemleri bu kategoridedir.
Bir işletmenin ilgili projeye tahsis ettiği fonlar olup, yatırımın süresi ne olursa olsun projeden ilk para girişi elde edilene kadar yapılan tüm nakit çıkışlarını kapsar. Örneğin, fabrika inşaatı süresince yapılan arsa alımı ve makine montaj masrafları ilk yatırım tutarını oluşturur.
Bir yatırım projesinin ekonomik ömrünün sonuna gelindiğinde sahip olduğu kalıntı veya hurda değeridir. Örneğin, ekonomik ömrünü tamamlayan bir üretim makinesinin hurda demir veya parça olarak satılmasından elde edilecek gelir bu değeri ifade eder.
Hurda değeri hesaba katılmaksızın, projenin faaliyete geçmesinden sonra işletmeye ekonomik ömrü boyunca getireceği toplam para girişleridir. Örneğin, yeni üretilen ürünlerin satışından elde edilen net nakitler veya operasyonel giderlerde sağlanan tasarruflar bu kapsamdadır.
Yatırım projeleri için öngörülen ve en az bir yıl olarak kabul edilen çalışma süresidir. Örneğin, ülkemiz koşullarında bir yıldan kısa sürede geri dönen geçici harcamalar analiz dışı tutulurken, tesisin 10 yıllık işletme süresi onun ekonomik ömrünü verir.
Bir yatırım projesinin kârlı kabul edilebilmesi için aşması gereken, projenin sağlayacağı tahmini getiri oranıdır. Örneğin, bu oranın işletmenin ortalama sermaye maliyetinden yüksek olması projenin kabulü için ön koşuldur.
Sadece mali kayıp olasılığı içeren, bunun karşılığında hiçbir mali kazanç ihtimali barındırmayan risk türüdür. Dias ve Ioannou (1995) tarafından sınıflandırılan iki proje riskinden biridir; örneğin inşaat sahasında meydana gelen ve kazanç getirmeyen bir hasar durumu bu kapsamdadır.
Hem mali kazanç hem de mali kayıp olasılığını aynı anda içeren risk türüdür. Proje geliştirme ve yatırım süreçlerinde piyasa hareketlerine bağlı olarak kâr etme ya da zarar etme ihtimalinin bulunduğu durumları ifade eder.
Özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde uluslararası yatırım yapan firmaların maruz kaldığı politik, ekonomik ve sosyo-kültürel belirsizliklerin tümüdür. Firmaların uluslararasılaşma sürecinin her aşamasında stratejik kararlarını etkiler.
Gidilen ülkenin ulusal ideolojisi, sosyal sınıf yapısı, milliyetçilik akımları, rüşvet, yolsuzluk ve dil/kültür farklılıkları gibi unsurlardan kaynaklanan ülkeye özgü risk kriterleridir. Aydoğan ve Köksal (2014) tarafından detaylandırılmıştır.
Takas kurumlarının ve borsaların, takas işlemlerinden dolayı oluşabilecek riskleri önlemek amacıyla kullandığı en önemli ve etkili finansal araçtır. Üyelerin risklerini sınırlamak için başlangıç teminat tutarlarının hesaplanmasını sağlar.
Finansal piyasalarda ve borsalarda başlangıç teminat tutarlarını hesaplamak amacıyla tarihi veriler kullanılarak uygulanan analitik bir risk ölçüm yöntemidir. Belirli bir güven aralığında olası maksimum kayıp miktarını tahmin eder.
Finansal piyasalarda ve risk yönetiminde, piyasalarda olağan dışı veya aşırı çalkantılı senaryoların gerçekleşmesi durumunda portföyün veya sistemin ne derece dayanıklı olacağını ölçmek için yapılan analitik testlerdir.
Yatırım projelerinde riskleri dağıtmak ve yönetmek amacıyla, korelasyon katsayıları yüksek menkul kıymetlerin ortak risk senaryoları altında bir arada değerlendirildiği analitik bir yaklaşımdır.
Projenin hedeflerini, risklerini ve kısıtlamalarını planlarken eleştirel düşünceyi teşvik eden, unutulabilecek ayrıntıları muhafaza eden ve tüm paydaşları süreç hakkında senkronize eden resmi yazılı kayıt sürecidir.
Bir ülkenin içinde bulunduğu toplumsal düzenin, huzurun ve istikrarın durumu olup, o ülkenin sosyo-kültürel koşullarını ve iş yapma ortamını belirleyen ana kriterlerden biridir.
İnşaat ve yatırım firmalarının yerel pazardan uluslararası pazara açılması, ülke belirleme, giriş stratejisi oluşturma, ortak seçimi ve proje gerçekleştirme aşamalarını kapsayan stratejik bir süreçtir.
Bir yatırım projesinin teknik, ekonomik ve finansal açıdan gerçekleştirilebilir olup olmadığını inceleyen kapsamlı bir analiz sürecidir. Örneğin, yeni bir fabrika kurulmadan önce pazarın durumu, kullanılacak teknoloji ve gerekli sermaye bu etütle incelenir.
Fizibilite etüdünün temel aşamalarından biri olup, projenin makro ve mikro düzeyde ekonomik katkılarını ve pazar talebini inceler. Örneğin, bölgedeki tüketici eğilimleri ve talep tahmini ekonomik analizin konusudur.
Projenin kurulacağı yer, kullanılan üretim teknolojisi, kapasite seçimi ve hammadde temini gibi teknik unsurları inceleyen fizibilite aşamasıdır. Örneğin, kurulacak tesisin makine parkurunun belirlenmesi teknik analize girer.
Projenin nakit akışlarını, toplam yatırım tutarını, finansman kaynaklarını ve karlılığını inceleyen etüt türüdür. Örneğin, projenin özkaynak ve yabancı kaynak dengesinin kurulması finansal etüdün alanıdır.
Projenin kuruluş dönemi boyunca maddi ve maddi olmayan tüm duran varlıklara yapılan harcamaların toplamıdır. Örneğin, fabrika binası inşaatı ve makine alımları bu kaleme girer.
İşletmenin faaliyetlerini kesintisiz yürütebilmesi için gerekli olan likit fonlar ve dönen varlıklar ihtiyacıdır. Örneğin, hammadde alımları ve personel maaşları için ayrılan nakit işletme sermayesidir.
İşletme sermayesi ihtiyacını hesaplamakta kullanılan, yıllık işletme giderlerinin çalışma devri katsayısına bölünmesine dayanan formüle dayalı bir yöntemdir. Örneğin, yıllık giderlerin devir hızına oranıyla hesaplanır.
İşletme sermayesi ihtiyacının hesaplanmasında kullanılan özel akademik ve pratik yöntemlerden biridir. Finansal analizlerde nakit döngüsünü modellemek için tercih edilir.
Yatırım stratejisi oluşturulurken finansmanın yönlendirileceği sektöre ve coğrafi bölgeye karar verilmesi sürecidir. Örneğin, yenilenebilir enerji sektörüne odaklanmak bir finansman odağı seçimidir.
Bir yatırım projesinin finansmanınınbirden fazla kurum veya kişi tarafından ortaklaşa üstlenilmesi durumudur. Örneğin, büyük bir altyapı projesinde iki yatırım fonunun ortak sermaye koymasıdır.
Temel varlıkları büyük ölçüde finansal araçlardan oluşan, faaliyetleri bunlar üzerinde yoğunlaşan ve esas gelirlerini bu araçlarla ilgili işlemlerden sağlayan kuruluşlardır. Örnek olarak ticari bankalar ve sigorta şirketleri verilebilir.
Ekonomik birimlerin çıkardıkları finansal araçların fon arz edenlere doğrudan sunulmasında aracılık ve pazarlama hizmeti yürütülen finansman sürecidir. Aracı kurumlar bu süreçte aktif rol oynar.
Finansal kurumların kendi adlarına finansal araçlar çıkarıp sağladıkları fonlarla başka finansal araçlar satın alarak fon ihtiyacı olanlara aktardığı süreçtir. Bankaların mevduat toplayıp kredi vermesi buna örnektir.
Kaydi para yaratma ve kredi verme mekanizmalarıyla ülkedeki para arzını doğrudan etkileyebilen kurumlardır. TC Merkez Bankası, ticari bankalar ve katılım bankaları bu gruptadır.
Doğrudan para arzı yaratma yetkisi olmasa da sermaye piyasalarında ve fon transferlerinde kritik rol oynayan kurumlardır. Kalkınma ve yatırım bankaları, sigorta şirketleri bu kapsamdadır.
Klasik bankacılık tanımına girmeyen ancak fon toplama ve biriktirme işlevi gören yapılardır. Sosyal Güvenlik Kurumları ve zorunlu sigortalar yarı finansal kurumlara örnek teşkil eder.
Finansal piyasaların güvenli, istikrarlı ve yasalara uygun çalışmasını denetleyen resmi otoritelerdir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) başlıcalarıdır.
Proje sahiplerine ve yatırımcılara satın alma zorunluluğu olmaksızın veya sonunda mülkiyet devriyle mal ve ekipman kiralama hizmeti sunan banka dışı finansal kuruluştur.
Finansal kurumların tahsil edemedikleri alacaklarını devralarak bu alacakların tahsilatını veya yeniden yapılandırılmasını sağlayan kuruluşlardır.
Şirketlerin, projelerin veya finansal araçların kredi değerliliğini ve ödeme kabiliyetini inceleyerek not veren bağımsız finansal hizmet kuruluşudur.
Halkın tasarruflarını mevduat olarak toplayan ve bu fonlarla müşterilerine kısa vadeli kredi açan, finansal sistemdeki en büyük paya sahip kuruluşlardır. Metinde belirtildiği gibi mevduat bankası olarak da bilinirler.
Ticari bankaların halktan topladıkları fonların merkez bankasınca belirlenen ve günlük ihtiyaçlar için karşılık olarak ayrılması zorunlu olan kısmıdır.
Ticari bankaların halktan topladıkları mevduatı kredi olarak piyasaya vermeleri sonucunda yarattıkları, para arzını doğrudan etkileyen bankacılık yaratımı paradır.
Faizsizlik prensiplerine göre çalışan, kar ve zarara katılma esasına göre fon toplayıp ticaret, ortaklık ve finansal kiralama yöntemleriyle fon kullandıran bankacılık modelidir.
Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yatırım sermayesi açığını gidererek, girişimcileri temel sanayi dallarına yönlendiren ve sanayileşmeyi hızlandırmayı amaçlayan finansal aracı kurumdur.
Servet transferi, hisse senedi ve tahvil gibi menkul değerlerin halka arzı, yönetimi ve diğer sermaye piyasası işlemlerini yürüten ihtisas bankacılığı türüdür.
Ülkeler arasında ekonomi, ticaret, eğitim ve politika gibi konularda işbirliği sağlamak, bilgi alışverişini gerçekleştirmek ve dünya düzenini dengede tutmak için kurulan kuruluşlardır.
Küresel finansal istikrarı sağlamak, uluslararası ticaretin büyümesini kolaylaştırmak ve ödemeler dengesi güçlüğü çeken ülkelere finansal destek sunmak amacıyla kurulan uluslararası finansal kuruluştur.
Üye ülkelerin ekonomik kalkınmalarını, ticaret hacimlerini ve yaşam standartlarını artırmak amacıyla politikalar geliştiren İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatıdır.
Petrol ihraç eden ülkelerin uluslararası alandaki petrol politikalarını koordine etmek ve petrol piyasasında istikrar sağlamak amacıyla kurulmuş olan örgüttür.
Türkiye gibi ülkelerin yatırım projelerini finanse etmek üzere uzun vadeli dış borç ve kredi sağladığı Dünya Bankası ve Avrupa Yatırım Bankası gibi küresel ölçekli yapılardır.
Yüksek kredibilitesi sayesinde gelişmiş ülkelerden düşük maliyetle borçlanıp, gelişmekte olan ülkelere kar payı ekleyerek kredi veren en büyük uluslararası mali kuruluştur.
Ülkelerin iç tasarruflarının yetersiz kaldığı durumlarda, uluslararası piyasalardan veya resmi kreditörlerden sağladığı borç ve sermaye kaynaklarıdır.
Dünya Bankası grubunun bir parçası olup, üye ülkelerin kalkınma projelerine ekonomik, teknik, ticari ve mali analizler sonucunda kredi açan kuruluştur.
Kuruluş Anlaşması gereğince teşkil edilen ve kendisine sunulan kredi önerilerinin yararlarını inceleyerek projenin uygulanabilirliğine karar veren kuruldur.
Bir yatırım projesinin finansmanı onaylanmadan önce ekonomik, teknik, ticari, mali ve idari yönlerden detaylıca incelenmesi ve değerlendirilmesidir.
Yatırım projelerinin verimli çalışarak kısa dönemde elde ettikleri gelirlerle kendi borç ve maliyetlerini karşılayabilme kapasitesidir.
Kredilerin temin edilmesi ve kullanımı sürecinde faizin haricinde katlanılan karmaşık prosedürler, masraflar ve ücretlerin toplamıdır.
Bir ülkenin geçmişten bugüne kullandığı ve henüz geri ödemediği toplam iç ve dış borçların birikmiş tutarıdır.
Kredi alan üye ülkenin, merkez bankasının veya yetkili bir mali kuruluşun ana para, faiz ve masrafların ödeneceğini taahhüt etmesidir.
Güney ve Orta Doğu Avrupa, Orta Asya ve Kafkasya gibi bölgelerde özel girişimciliği ve piyasa ekonomisini geliştirmek amacıyla 1991 yılında kurulan çok uluslu kalkınma bankasıdır. Örneğin, Türkiye bankanın kurucu ortakları arasındadır ve EBRD ülkede yüzlerce projeye milyarlarca euro finansman sağlamıştır.
Bir uluslararası kuruluşun veya bankanın kuruluş aşamasında sermaye koyarak yer alan ve yapıya resmi olarak ilk günden dahil olan üye devlet statüsüdür. Örneğin, Türkiye 66 ülke arasında EBRD'nin kurucu ortak statüsüne sahip ülkelerinden biridir.
Uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından verilen, bir kurumun veya ülkenin borçlarını ödeme kabiliyetinin en üst düzeyde ve en düşük risk grubunda olduğunu gösteren en yüksek kredi derecesidir. Örneğin, EBRD küresel sermaye piyasalarında bu üstün kredi notuna sahiptir.
Bir ülkedeki yatırımcının başka bir ülkede ekonomik faaliyet kurmak, şirket satın almak veya ortaklık yapmak amacıyla sermaye transfer etmesidir. Örneğin, EBRD'nin üye ülkelerde gerçekleştirdiği projeler, ilgili ülkelerde önemli doğrudan yabancı yatırımların gerçekleşmesini sağlamaktadır.
Büyük ölçekli altyapı, sanayi veya enerji projelerinin kendi yarattığı nakit akışına ve varlıklarına dayanılarak sağlanan uzun vadeli finansman türüdür. Örneğin, EBRD reel ekonomi ve finans sektörü için özel proje finansmanı araçları sunmaktadır.
Devlet mülkiyetindeki iktisadi devlet teşebbüslerinin veya varlıkların mülkiyetinin ve yönetiminin özel sektöre devredilmesi sürecidir. Örneğin, EBRD sağladığı kredilerin en az %60'ının devlet kontrolündeki işletmelerin özelleştirilmesine katkı sağlamasını öngörmektedir.
Finansal piyasalarda kur veya faiz risklerine karşı varlıkları korumak amacıyla yapılan türev işlem veya koruma stratejisidir. Örneğin, EBRD'nin stratejilerinden biri hedge statüsünde olmayan borçlulara yabancı para kredilerinin azaltılmasıdır.
Bir projenin finansman ihtiyacının birden fazla finansal kuruluş veya yatırımcı tarafından ortaklaşa karşılanması durumudur. Örneğin, EBRD bölgedeki projelerde eş finansmanı ve yerli sermayenin harekete geçirilmesini aktif olarak desteklemektedir.
Kamu hizmetlerinin ve büyük altyapı projelerinin gerçekleştirilmesi için devlet ve özel sektörün ortaklık kurduğu finansman ve işletme modelidir. Örneğin, Türkiye'deki Gaziantep Hastanesi PPP ve Bursa Hastanesi PPP projeleri EBRD tarafından finanse edilmiştir.
Çevresel, sosyal ve ekonomik kalkınma ilkelerini gözeterek uzun vadeli kamu yararı sağlayan yapı ve tesislerin inşa edilmesidir. Örneğin, Türkiye'deki EBRD portföyünün %40'ı sürdürülebilir altyapı projelerine ayrılmıştır.
Belirli bir çalışan sayısının ve yıllık net satış hasılatının altında kalan ekonomik birimleri ifade eden işletme sınıfıdır. Örneğin, EBRD yıllık iş hacminin büyük kısmını özel sektörde gerçekleştirerek KOBİ'lerin teşvik edilmesine bağlılık göstermektedir.
Ekonomik ve siyasal problemlerin etkilediği ülkelerin kalkınmalarını sağlamak, sosyal ve ekonomik projeleri desteklemek, reel sektörü finanse etmek ve ihracatı artırmak amacıyla kurulan finansal kuruluşlardır. Yatırım bankalarına benzer özellikler gösterseler de temel odakları toplumsal ve ekonomik kalkınmadır.
Türkiye'nin de dahil olduğu 29 İslam ülkesi tarafından 20 Ekim 1975'te kurulan, uluslararası düzeydeki ilk faizsiz kalkınma bankasıdır. Faaliyetlerini İslami prensiplere göre yürütür.
İslam Kalkınma Bankası'nın projeleri finanse ederken faiz uygulamak yerine kullandığı, projenin sonucundaki kazanç veya kayba ortak olma esasına dayanan İslami finansman yöntemidir.
Bankanın, projelerin finansmanında faizli kredi vermek yerine, projenin sermayesine ortak olarak katılım sağlaması durumudur. IDB kalkınma finansmanında bu yöntemi sıklıkla kullanır.
Müşteri tarafından talep edilen ürün veya hizmetin banka tarafından satın alınarak müşteriye kiralanması, kira ödemelerinin hesaplanması ve bakiye tutarın ödenmesi sonucunda mülkiyetin müşteriye devredildiği İKB finansal aracıdır.
İslam Kalkınma Bankası tarafından üye ülkelerde İslami esaslara uygun bankacılığın geliştirilmesi amacıyla 1983 yılında faaliyete geçirilen enstitüdür. Araştırma yapar, eğitim ve konferanslar düzenler.
İslam Konferansı Örgütü'nün, üye ülkeler arasındaki işbirliğini geliştirmek ve güçlendirmek amacıyla İslam Kalkınma Bankası'nın yakın ilişkiler kurduğu organıdır.
1968 yılından beri Arap ülkelerindeki yatırımlarda ve projelerin yönetiminde aktif olarak bulunan ve İslam Kalkınma Bankası'nın faaliyetlerini tamamlayan kuruluştur.
İslam Kalkınma Bankası'nın ticari faaliyetleri yerine getirmek ve faizsiz finansal yapıyı korumak amacıyla projelerin işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak için kullandığı stratejilerden biridir.
Büyük ölçekli altyapı, sanayi veya kalkınma yatırımlarının kendi nakit akışları ve varlıkları teminat gösterilerek fonlanması sürecidir; metinde kalkınma bankalarının temel faaliyet alanları arasında yer alır.
Devletin mali imkânlarının yetersiz kaldığı durumlarda, ileri teknoloji ve yüksek maddi kaynak gerektiren projelerin özel sektör tarafından finanse edilip işletilmesi ve süre sonunda kamuya devredilmesini sağlayan bir modeldir. Örneğin otoyol veya büyük altyapı projelerinin bu yöntemle hayata geçirilmesi söz konusudur.
Büyük yatırımların gerektirdiği önemli miktardaki finansman ve risk paylaşımını karşılamak amacıyla birden fazla yatırımcı veya şirketin bir araya gelerek oluşturduğu ortaklıktır. YİD projelerinde genellikle yabancı yatırımcıların da yer aldığı bu yapılar tercih edilir.
Kamusal hizmet alanlarında özel kuruluşlara yapım ve işletme imtiyazları verilmesine ilişkin çerçeve niteliğindeki yasadır. Elektrik üretimi ve otoyol yapımı dâhil geniş bir kamu hizmeti yelpazesinde YİD modelinin uygulanmasını düzenler.
3996 sayılı Kanun'a göre yatırım yapmak isteyen idarelerin, YİD projelerini hayata geçirmeden önce almak zorunda oldukları resmi ve idari izindir. Bu iznin ardından yerli veya yabancı şirketlerle sözleşme imzalanabilir.
Kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel mülkiyette bulunan taşınmazların bedeli peşin ödenmek suretiyle kamu adına devralınması işlemidir. YİD projelerinde idare, yatırımın gerçekleştirilmesi için şirket lehine kamulaştırma yapabilmektedir.
YİD projelerinde görevli şirketlerin karşılaşabileceği bazı risklerin (örneğin üretim girdilerinin sağlanamaması gibi durumlardan doğan ödeme yükümlülükleri) Devlet veya Hazine tarafından güvence altına alınmasıdır.
Tarafların eşitliği ilkesine dayanan ve idarenin üstün yetkilerini ortadan kaldıran hukuki sözleşmelerdir. YİD sözleşmeleri özel hukuk kurallarına tabi olduğu için idarenin tek yanlı fesih ve denetim gibi idari imtiyazları bulunmaz.
Özel sektörün sahipliğinde olacak şekilde enerji üretim tesislerinin (özellikle termik santrallerin) kurulması, işletilmesi ve üretilen enerjinin satılmasını öngören finansman modelidir. 4283 sayılı Kanun ile yasal altyapısına kavuşmuştur.
Maliyetlerdeki artışlara bağlı olarak sözleşme fiyatlarının veya birim fiyat kalemlerinin belirli kurallara göre güncellenmesi ve artırılması sürecidir. Yİ santrallerinde yatırım kalemi eskale edilmezken, yakıt ve işletme giderleri eskale edilmektedir.
Kömür, doğalgaz veya petrol gibi fosil yakıtların yakılmasıyla elde edilen ısı enerjisinden elektrik üreten tesislerdir. Türkiye'de Yap-İşlet modeli kapsamında ağırlıklı olarak bu tür santraller kurulmuştur.
16 Temmuz 1997 tarihli ve 'Yap İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun'dur. Yenilenebilir enerji kaynaklarını dışarıda bırakarak termik santraller için Yİ modelini düzenler.
Yap-İşlet santrallerinin enerji birim fiyatını oluşturan dört temel kalemden biridir ve sözleşme süresi boyunca hiçbir şekilde eskale edilmemektedir.
18.07.2006 tarihinde yayımlanan ve 4283 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde ile Adapazarı, İzmir, Ankara DGKÇ ve İskenderun İK santrallerinin sözleşmelerinin özel hukuk hükümlerine göre yeniden imzalanmasını sağlayan kanundur.
İdarenin kamu hizmetini yürütmek üzere özel kişilere yetki verdiği ve klasik idare hukuku kuralları gereği tek yanlı fesih, denetim gibi üstün yetkilere sahip olduğu sözleşme türüdür. YİD sözleşmelerinden bu yönüyle ayrılır.
Kamunun finansal ve idari yükünü azaltmak amacıyla, altyapı ve hizmet projelerinin özel sektörün finansmanı, yönetimi ve teknolojisiyle ortaklaşa gerçekleştirilmesini sağlayan geniş kapsamlı modeldir. Örneğin, İngiltere'nin başlattığı PFI modeli bu geniş çerçevenin alt türlerinden biridir.
Kamusal alana özel sektörün girmesini sağlayan yasal engellerin kaldırılmasından sonra İngiltere'de doğan ve PPP modelinin temel çerçevesini oluşturan ilk girişimdir. Özel sektörün tedarik ettiği finansmanla mal ve hizmet temin edilmesini ifade eder.
Yüklenici tarafından gerçekleştirilecek restorasyon karşılığında, bir taşınmazın işletme hakkının ihale ile belirlenen süre boyunca özel sektöre devredilmesi ve sürenin sonunda kamuya iade edilmesidir. Yalova Kaplıcaları ve Vakıf eserlerinde bu model uygulanmaktadır.
Tarihi ve kültürel değeri olan, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan ve korunması gereken taşınmazlardır. Bu varlıklar, onarım karşılığı uzun süreli kiralama modelleriyle restore edilerek ekonomiye kazandırılır.
Kamuya ait kaplıca, bina veya tesislerin mülkiyeti devredilmeksizin, belirli şartlar ve süreler dahilinde gelir elde etmek ve işletmek üzere gerçek veya tüzel kişilere verilmesidir. Sözleşme süresi sonunda tesis idareye geri döner.
Tarihi, mimari ve kültürel taşınmaz varlıkların restorasyon projelerinin uygunluğunu denetleyen ve onay veren yetkili kuruldur. Vakıf eserlerinin RİD projelerinde bu kurulun kararı zorunludur.
Vakıf kültür varlıklarının onarım karşılığı 49 yıla kadar kiraya verilmesi gibi kritik kararları onaylayan en üst düzey karar organıdır. Genel Müdür onayıyla birlikte süreç bu meclisin yetkisindedir.
Kamu projelerinde veya restore et-işlet-devret ihalelerinde, yapılacak yatırımın kalitesini, kullanılacak malzemeleri ve uyulması gereken teknik kuralları belirleyen ayrıntılı belgedir.
İhaleye katılacak isteklilerde aranan nitelikleri, ihale usullerini, teklif verme koşullarını ve sözleşme taslağını içeren idari kurallar bütünüdür.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan ve standart kiralama sözleşmelerinde müteakip yıllar kira artış oranlarının hesaplanmasında baz alınan resmi endeks verisidir.
Restore et-işlet-devret veya kiralama yöntemleriyle devredilen tesisler için yatırım maliyetine ek olarak yüklenicinin idareye ödemesi öngörülebilen dönemsel parasal tutardır.
İşletmelerin dış finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere tahvil veya hisse senedi gibi sermaye piyasaları yerine temel kaynak olarak banka kredilerine yönelme durumudur. Özellikle sermaye piyasalarının az geliştiği ülkelerde bu bağımlılık çok daha yoğun bir şekilde gözlemlenmektedir.
Fon arz edenler ile fon talep edenlerin banka gibi aracı finansal kurumlar olmaksızın, doğrudan tahvil ve hisse senedi gibi sermaye piyasası araçları aracılığıyla fon alışverişinde bulunmasıdır. Finansal piyasası gelişmiş ülkelerde sıklıkla tercih edilir.
Bir ülke ulusal parasının, merkez bankası veya yetkili otoriteler tarafından sınırsız bir şekilde diğer ülke dövizlerine veya kıymetli madenlere dönüştürülebilme serbestliğidir. Türkiye'de 1990 yılında TL'nin konvertibilitesi ilan edilmiştir.
Bankacılık denetim ve düzenlemelerinde uluslararası standartları belirleyen, bankaların sermaye yeterliliği ve risk yönetimi ilkelerini formüle eden küresel komitedir. 1999 Bankalar Kanunu değişikliklerinde bu komitenin tavsiyeleri dikkate alınmıştır.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ekonomik krizdeki veya istikrar arayışındaki ülkeler arasında imzalanan, belirli ekonomik performans kriterlerinin yerine getirilmesi karşılığında finansal destek sağlanmasını öngören anlaşma türüdür.
Mevduat kabul etmek ve kredi kullandırmak suretiyle esas faaliyet gösteren, kamusal, özel ve fon bünyesindeki bankaları kapsayan temel bankacılık grubudur. Türkiye Bankalar Birliği 2020 verilerine göre ülkede 34 mevduat bankası bulunmaktadır.
Mevduat kabul etme yetkisi olmayan, bunun aksine uzun vadeli yatırım kredisi sağlayan, sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunan ve kalkınma amaçlı projeleri finanse eden banka grubudur. Türkiye'de kamu, özel ve yabancı sermayeli alt grupları vardır.
Belirli bir yatırımın gerçekleşmesi için kaynak yaratma sorumluluğunun yatırımcıya bırakıldığı, kredi borçlusunun şahsi sorumluluk altına girmediği ve geri ödemelerin projenin nakit akışından sağlandığı özel bir finansman modelidir.
Devletin ekonomik alandaki rolünü azaltmak ve piyasa ekonomisini güçlendirmek amacıyla sahip olduğu iktisadi devlet teşebbüslerini ve kamu varlıklarını özel sektöre devretmesi sürecidir. Proje finansmanı bu süreçte önemli bir araçtır.
1990'lı yıllarda bilişim teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak ortaya çıkan, bankacılık işlemlerinin ve bankalararası fon transferlerinin modern haberleşme ağları üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirilmesini sağlayan altyapıdır.
Mevduat sahiplerinin haklarını korumak, bankacılık sistemine güveni sağlamak ve mali bünyesi zayıflayan bankaları devralarak yeniden yapılandırmak veya tasfiye etmekle görevli kamu kurumudur.
Büyük ölçekli altyapı, enerji ve sanayi yatırımlarının, projenin kendi yarattığı nakit akışına ve varlıklarına dayanarak finanse edildiği özel bir borçlanma modelidir. Metinde bu kredilerin risk bakiyesinin 2018-2019 döneminde 86 milyar dolardan 77 milyar dolara gerilediği ifade edilmiştir.
Bankacılık sisteminde kredi veren kurumların üstlendiği toplam risk tutarını ifade eder. Metinde Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre altyapı dışındaki gayrimenkul, enerji ve diğer sektörlerde bu bakiyenin düştüğü belirtilmiştir.
Bankaların topladıkları kısa ve orta vadeli mevduatlar ile uzun vadeli projeleri finanse etmesi durumunda ortaya çıkan finansal uyumsuzluk ve risk durumudur. Metinde ticari bankaların bu nedenle proje bankacılığında zorlandığı vurgulanmaktadır.
Proje finansmanının menkul kıymetleştirme ayağını oluşturan, beklenen temerrüt oranı daha düşük olduğu için özel sermaye yeterliliği düzenlemelerine ihtiyaç duyan borçlanma senetleridir. Kurumsal yatırımcıların projeye dâhil olmasını sağlar.
Bir yatırım projesinin finansal açıdan kârlı, sürdürülebilir ve geri ödeme kabiliyetine sahip olup olmadığını gösteren detaylı ön çalışma ve analiz sürecidir. Metinde bu çalışmalara gereken önemin verilmemesi başlıca sorunlar arasında sayılmıştır.
Çoğu projenin sponsorların yükümlülükleri itibarıyla gerçek anlamda bir proje finansmanı olmaktan ziyade dönüştürülerek uygulandığı alternatif finansman biçimidir. Metinde Türkiye'deki projelerin bu şekilde şekillendiği eleştirilmiştir.
Mevduat toplama yetkisi olmayan veya sınırlı olan, uzun vadeli kaynaklara sahip ve bu sayede büyük çaplı, sermaye yoğun yatırımları finanse edebilen bankacılık kuruluşlarıdır. Proje bankacılığının bu kurumlar bünyesinde düzenlenmesi önerilmektedir.
Bankaların sermaye yeterliliğini, likidite standartlarını ve risk yönetimini düzenleyen uluslararası bankacılık düzenleme normlarındandır. Metinde bu normların uzun vadeli yatırımları kısıtladığı için gözden geçirilmesi gerektiği savunulmuştur.
Bir yatırımın veya işletmenin günlük faaliyetlerini yürütebilmesi için gerekli olan likit fon ve varlıklardır. Metinde bu ihtiyacın göz ardı edilmesinin ve yatırım maliyeti içinde değerlendirilmemesinin önemli bir sorun olduğu belirtilmiştir.
Büyük ölçekli, uzun vadeli ve yüksek sermaye gerektiren projelerin özel uzmanlık ve tekniklerle finanse edilmesini amaçlayan bankacılık faaliyet alanıdır. Metne göre Türkiye'de bu alan kalkınma ve yatırım bankaları bünyesinde yapılandırılmalıdır.