Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Veteriner hekimlerin halk sağlığına katkıları konusunda Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) 1975 yılında hazırladığı raporda, ısırma, sokma, kusturma, zehirleme ve diğer şekillerde tehlike yaratan hayvanların yarattığı sağlık sorunları ile bunlarla mücadelenin Veteriner Halk Sağlığı'nın (VHS) çok önemli görev alanlarından birisi olduğu belirtilmiştir. Ancak bu konuya uzun süre yeterince önem verilmediği de raporda vurgulanan hususlar arasındadır.
Hayvanlardan kaynaklanan sorunların genelde bir arada veya bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekse de, kimi yararları nedeniyle normalde çiftlik ve ev hayvanlarından geçen kuduz, tüberküloz vb. sağlık sorunları ile vahşi hayvanların neden olduğu ısırma, sokma, kusma ve zehirlenme vb. sorunların birbirinden ayrı olarak irdelenmesi daha yararlıdır. Bu ayrım, konunun daha iyi anlaşılmasını ve spesifik çözümler üretilmesini sağlar.
Sorunların ayrı ele alınması durumunda öncelikle bu konuda daha fazla özgün araştırma yapma olanağı doğar. Buna bağlı olarak yürütülen hizmetlerin daha etkin kılınması ve karşılaşılan engellerin daha kolay çözümlenmesi sağlanmış olur.
Özet olarak VHS kuruluşları, tehlikeli hayvanlardan kaynaklanan ısırma, sokma, zehirlenme, yaralama vb. sorunlar karşısında ön müdahalelerin yanında gerekli tüm hekimlik hizmetlerini büyük bir titizlik ve özenle yürütmekle yükümlüdürler.
Genelde kurum ve kuruluşların, özellikle meslek kuruluşlarının kendi çalışanlarının sağlığını ve güvenliğini güvence altına alabilmeleri için işyeri hekimi istihdam etmeleri yasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluk iş yerlerindeki risklerin minimize edilmesi açısından hayati önem taşır.
Veteriner hekimlikler doğal olarak kırsal alanda yürüttükleri hizmetlerin yanı sıra zoonotik hastalıklar, evcil, laboratuvar, hayvanat bahçesi ve vahşi hayvanların neden oldukları sağlık sorunları ve/veya iş kazaları ile de yakından ilgilenmek zorundadır. Hizmet alanı oldukça geniş ve çok yönlüdür.
Bu nedenle, özellikle çiftlik, mezbaha, süt fabrikaları ve benzeri hayvan sanayisi ile ilgili iş yerlerinde çalışanlar, bilindiği üzere belirtilen mesleki sorunlara veya tehlikelere sıkça maruz kalırlar. Bu durum, veteriner hekimlerin işyeri sağlığı ve güvenliğindeki rolünü daha da belirginleştirir.
Terörizm, disiplinler arası bir savaş yöntemi olarak soğuk savaş sonrasında terörist amaçlarla giderek daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüz güvenlik tehditleri arasında biyoterörizm önemli bir yer tutmaktadır.
Terörizmde bilindiği üzere amaca ulaşabilmek için nükleer nitelikli olanlar dahil kimyasal ve biyolojik her türlü kitlesel imha silahları vahşice kullanılabilmektedir. Bu silahların birçoğu hayvansal kökenli veya zoonotik etkenleri de içerebilmektedir.
Bu doğrultuda veteriner halk sağlığı birimleri, sadece doğal salgınlarla değil, kasıtlı olarak yayılabilecek biyolojik ajanlar ve biyoterörizm tehditlerine karşı da hazırlıklı olmak ve erken uyarı sistemlerinde aktif rol almak durumundadır.
Günümüzde sağlıkla ilgili kuruluşların, özellikle de halk sağlığının büyük bir parçası olarak VHS’nin örgütlenmesi ve yönetimi oldukça özen gerektiren ve stratejik planlama isteyen bir konudur.
Temelde VHS’nin amacı insan, hayvan ve çevre üçlüsünün sağlığını koruma kapsamındaki veteriner hekimlik ile ilgili hizmetleri işlevsel bir yapı içerisinde etkin bir şekilde yürütmektir. Bu amaca ulaşılırken sisteme çok fazla konu ve farklı bileşen dahil olmaktadır.
Öncelikle VHS açısından bu üçlünün sağlığını etkileyen zoonozlar, sağlıklı hayvan yetiştiriciliği, gıda hijyeni ve gıda güvenliği, çevre sağlığı, biyoteknoloji, bilgisayar bilimleri, istatistik, hukuk ve benzeri konularda nitelikli insan kaynağına sahip olunması şarttır.
20. yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlangıcında ortaya çıkan kuş ve domuz gripleri, CCHF (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi), BSE (Delice İnek Hastalığı) ve SARS gibi kimi epidemi ve pandemilerin yarattığı korku ve panik yeryüzü genelinde VHS’ye olan inancı artırmıştır.
Yaşanan bu küresel sağlık krizleri, veteriner halk sağlığına ve 'Tek Tıp' (One Health) yaklaşıma duyulan gereksinimi büyük ölçüde artırmıştır. Sorunların çözümünde disiplinler arası iş birliğinin kaçınılmaz olduğu görülmüştür.
Bu süreç, açıkçası veteriner hekimliğin halk sağlığının korunmasında ve gelecekteki krizlerin önlenmesinde ne denli kritik ve vazgeçilmez bir öneme sahip olduğunu tüm dünyaya gözler önüne sermiştir.