← Ünite 9

Ünite 9: Yönetimde Güç, Yetki ve Liderlik — Konu Anlatımı

1Giriş ve Yönetimde Temel Kavramlar

Yönetim kavramı, örgütsel ve kurumsal işleyişte iş rutinlerinin yerine getirilmesinden, işlerin düzenli ve sıralı bir şekilde yapılarak hedeflenen amaçlara ulaşabilmek adına ihtiyaç duyulan en önemli koordinasyon unsurlarından biridir. Geleneksel yaklaşımlarda yönetim denildiğinde akla sadece bir yönetici ve onun yardımcısından oluşan dar bir kadro gelirken, çağdaş yönetim modellerinde yönetici pozisyonundaki kişilerin mutlaka liderlik özelliklerine sahip olması beklenmektedir. Yönetim süreci, örgütteki tüm işlerin bir ahenk ve uyum içerisinde yürütülmesinden, hedeflenen çıktıların ve örgütsel kazanımların elde edilmesine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar.

Örgütlerin işleyişini kontrol edebilmek, süreçlerin devamlılığını ve koordinasyonunu sağlayabilmek adına yönetimlerin belirli görevleri yerine getirmesi şarttır. Bu görevlerin icra edilebilmesi için yönetimlerin, üstlendikleri sorumluluklar çerçevesinde tanımlanmış belirli bir güce ve yasal yetkilere sahip olması gerekir. Bu yetkiler örgüt içinde bazen bir kurula veya gruba verilebileceği gibi, çoğunlukla lider veya yönetici olarak belirlenen tek bir kişiye de devredilebilmektedir. Bu doğrultuda yönetim olgusu; güç, yetki ve liderlik kavramlarının birbiriyle olan dinamik ilişkisi üzerinden şekillenmektedir.

Bu ünitede, örgüt içi ilişkilerin temelini oluşturan güç, yetki ve liderlik kavramları detaylı bir şekilde ele alınacaktır. İlk olarak güç kavramı tanımlanarak bireysel, kurumsal ve liderlik boyutları analiz edilecektir. İkinci aşamada yetki ve yetki türleri açıklanarak örgüt içindeki kullanım biçimleri incelenecektir. Üçüncü aşamada liderlik kavramı ele alınarak güç ve yetki ile ilişkilendirilecek, lider ve yönetici arasındaki temel farklar ortaya konacaktır. Son olarak ise çağdaş liderlik yaklaşımları ve ekip içi ilişkilerin yönetimi üzerinde durulacaktır.

2Bireysel ve Kurumsal Güç

Bireysel ya da kurumsal düzeyde güçten bahsedebilmek için öncelikle gücün ne olduğunu doğru tanımlamak gerekir. Güç; bir kişi ya da grubun, diğer birey, grup ya da örgütleri kendi istek ve beklentileri doğrultusunda yönlendirebilmek amacıyla, onların davranışlarını etkilemek için kullandıkları bir baskı türüdür. İnsanı ve insan davranışlarını inceleyen tüm beşerî ve sosyal bilimlerin merkezinde güç kavramı yer alır; çünkü güç, insanlar arasındaki ilişkilerin yönünü ve niteliğini belirleyen en temel dinamiktir.

Güç, tek başına var olabilen ya da anlam ifade eden soyut bir kavram değildir. Güç ancak kişilerarası ilişkilere, etkileşime ve bir tarafın diğer tarafı etkileme potansiyeline bağlı olarak ortaya çıkan sosyal bir olgudur. Bir insanı tek başına, toplumdan veya örgütten izole ederek değerlendirdiğimizde onun gücünü ölçmek ya da anlamlandırmak imkansızdır. Kişinin gücü, sadece başkalarıyla ilişki kurduğunda ve onları kendi belirlediği yönde davranmaya sevk edebildiğinde görünür hale gelir. Kısacası güç, başkalarını etkileyebilme yeteneğidir.

İş hayatında insanların güç kullanımındaki başarı ya da başarısızlıkları, gücü nasıl algıladıklarına, nerede, ne zaman ve ne şekilde kullandıklarına doğrudan bağlıdır. Başkalarını etkileme becerisine sahip kişilerin kişisel güçleri, işlerin yapılmasını kolaylaştırır; emir, denetim ve kontrol süreçlerinde kişiye büyük avantajlar sağlar. Örgütlerin amaçlarına ulaşabilmesi için çalışanların örgüte bağlılığı ve çabası şarttır. Bu bağlamda bireysel güç, örgütsel gücün temel yapı taşını oluşturur. Yönetimde güç, doğrudan liderlik ve etkileme süreciyle ilişkilidir.

3Örgütlerde Güç ve Güç Çeşitleri

Örgütlerde güç kavramını ele almadan önce örgüt (organizasyon) kavramının iki farklı anlamına değinmek gerekir. İlk anlamıyla organizasyon; önceden planlanmış ilişkiler topluluğunu, yani yapıyı ve iskeleti ifade eder. İkinci anlamıyla ise bu yapının oluşturulması sürecini, yani organize etme faaliyetlerini kapsar. İnsanlar, tek başlarına gerçekleştiremeyecekleri büyük amaçlara ulaşabilmek için standartları ve kuralları olan canlı birer sosyal organizma niteliğindeki örgütleri kurarlar.

Örgütlerde kullanıldığı anlamıyla güç, en basit tanımıyla 'iş yaptırabilme kapasitesi'dir. Bu kapasite, çalışanlar üzerinde egemenlik kurma, hakimiyet sağlama ve onları yönlendirebilme (manipüle edebilme) yeteneğini ifade eder. Örgütsel güç, kişilerarası ilişkilerden ve özellikle ast-üst ilişkilerinden doğar. Örgütlerin etkililiği için gücün sınırlarının net çizilmesi gerekir. Örgütsel güç, makamın getirdiği yasal yetkiler ile kişinin bireysel niteliklerinin birleşiminden oluşur.

Örgütlerde güç, temel olarak iki boyutta değerlendirilir: Statü Gücü ve Kişisel Güç. Statü gücü; meşruiyet, ödüllendirme ve zorlayıcılık gibi makama bağlı unsurlardan beslenirken; kişisel güç ise kişiye atfedilen olumlu özellikler ve işindeki uzmanlığından kaynaklanır. Örgütsel yaşamda bazı kişiler resmi makamlarından dolayı biçimsel güce sahipken, bazıları da makam sahibinin gücünü dolaylı olarak kullanma (örneğin özel kalem müdürünün vali adına güç kullanmaya çalışması gibi) yoluyla biçimsel olmayan güce sahip olabilirler.

4Güç Türleri

Liderlik ve yöneticilik süreçlerinin temelinde güç ve otorite olguları yer alır. Günlük dilde sıkça karıştırılan bu iki kavram birbirinden farklıdır. Güç, başkalarını etkileyebilme yeteneğiyken; otorite (yetki) ise gücü uygulayabilme ve meşru olarak itaat bekleme hakkıdır. Bir yönetici ya da lider, örgütteki işlerin yürütülmesini sağlamak için elinde belirli güç türlerini bulundurmak zorundadır. Bu güç türleri; rasyonel-yasal güç, zorlayıcı güç, ödüllendirme gücü, karizmatik güç ve uzmanlık gücü olmak üzere beş başlıkta toplanır.

Rasyonel-Hukuki-Yasal güç, liderin örgüt içindeki resmi pozisyonu ve unvanı sayesinde elde ettiği yetkisel güçtür. Bu güç, astların liderin karar verme yetkisini kabullenmesine dayanır. Zorlayıcı güç ise temel olarak korkuya dayanır; çalışanları istemedikleri şeyleri yapmaya zorlamak için ceza, maaş kesintisi, ihtar veya işe son verme gibi olumsuz yaptırımları içerir. Ödüllendirme gücü ise zorlayıcı gücün tam tersi olup, çalışanın olumlu davranışlarını prim, terfi veya takdir gibi yöntemlerle ödüllendirme becerisidir.

Karizmatik güç, liderin kişiliği, hitabeti, beden dili ve karakterinin çalışanlar üzerinde yarattığı çekim gücüdür; çalışanlar lideri rol model alarak ona benzemeye çalışırlar. Uzmanlık gücü ise liderin işine dair sahip olduğu derin bilgi, tecrübe ve teknik yeteneklerden kaynaklanır. Uzmanlık gücünün etkili olabilmesi için astların liderin bu uzmanlığını bilmesi ve kabul etmesi şarttır. Liderler ve yöneticiler, çalışanları motive etmek ve yönlendirmek için bu güç türlerini duruma göre tek tek veya bir arada kullanırlar.

5Yetki, Yetkinin Kaynakları ve Yetki Türleri

Örgütlerde işlerin uyum içinde yürütülmesi ve kargaşanın önlenmesi için kimin hangi görevden sorumlu olduğunun ve kimin kime emir vereceğinin netleştirilmesi gerekir. Örgütsel yapıda işlerin yaptırılması görevini üstlenen yöneticilere tanınan yasal ayrıcalıklara yetki denir. Yetki; örgüt tarafından kişiye verilen yasal bir güçtür, sınırları önceden belirlenmiştir, kişisel duygulara göre kullanılamaz ve sadece örgütsel sınırlar içinde geçerlidir. Yetkinin olmaması durumunda örgütte büyük bir belirsizlik ve kaos ortaya çıkar.

Yönetim teorilerine göre örgütlerde üç temel yetki ilişkisi tanımlanmıştır. Bunlardan ilki Komuta (Hiyerarşik) Yetkisi'dir. Komuta yetkisi, bir üstün kendi astına doğrudan doğruya işin yapılması veya yapılmaması konusunda emir verebilme ve resmi yaptırım uygulayabilme hakkıdır. Bu yetki zincirinde üst düzey bir yöneticinin en alt kademedeki personele doğrudan emir vermemesi, hiyerarşik kademelerin takip edilmesi (komuta zinciri) esastır.

İkinci yetki türü Kurmay (Müşavir) Yetkisi'dir. Kurmay yetki, doğrudan emir verme hakkı olmayan, sadece uzmanlık alanlarında yöneticilere danışmanlık, araştırma, planlama ve hukuki konularda yardımcı olan uzmanların sahip olduğu dolaylı yetkidir. Üçüncü yetki türü olan Fonksiyonel Yetki ise, belirli bir uzmanlık alanıyla ilgili olarak başka departmandaki çalışanlara da sınırlı konularda teknik emirler verebilme iznidir. Örneğin, merkez muhasebe müdürünün bölge müdürlüklerindeki muhasebecilere harcamalar konusunda doğrudan talimat vermesi fonksiyonel yetkiye örnektir.

6Yetki İlişkilerinin Yönetimi

Örgütlerde yetki, işlerin yürütülmesi için hayati bir araç olsa da hiçbir zaman sınırsız ve denetimsiz bırakılamaz. Yetkinin sınırlandırılması hem yasal hem de insani açıdan bir zorunluluktur; aksi takdirde yetki sahibi kişi yetkilerini gelişi güzel kullanarak başkalarının haklarını çiğneyebilir. Yetki sınırları; kurumun genel politikalarını kapsayan genel sınırlar, harcama ve bütçe limitlerini belirleyen özel sınırlamalar ve astların kabul alanı ile üstün yaptırım gücü tarafından belirlenen doğal sınırlar olmak üzere üç grupta incelenir.

Yetki ilişkilerinin yönetiminde en kritik ilkelerden biri Komuta Birliği ilkesidir. Bu ilkeye göre, bir örgütteki her ast sadece tek bir üstten emir almalıdır. Bir astın birden fazla amirden emir alması durumunda emirler çakışır, ast kararsızlık yaşar ve örgüt içinde çatışmalar baş gösterir. Diğer bir önemli kavram olan Sorumluluk ise, kişinin kendi yaptığı ya da kendi yetkisi altındaki astların yaptığı faaliyetlerin sonuçlarını üstlenmesi ve hesap vermesidir. Yetki devredilebilirken, sorumluluk asla tamamen devredilemez.

Sorumluluğun denkliği ilkesi, bir çalışana verilen yetki miktarı ile ondan beklenen sorumluluk miktarının birbirine eşit olması gerektiğini savunur. Yetkisi olmadığı halde sorumluluk yüklenen çalışan haksızlığa uğrarken, yetkisi olup sorumluluğu olmayan çalışan ise suistimallere yönelebilir. Son olarak Yetki Devri; örgüt büyüdükçe tepe yöneticinin zaman ve kapasite sınırlarını aşması nedeniyle, karar alma ve icra yetkilerinin bir kısmını belirli görevleri yerine getirmeleri için astlarına aktarması sürecidir.

7Liderlik, Örgütsel Hiyerarşi ve Çağdaş Liderlik Anlayışı

Liderlik, insanlık tarihi boyunca her dönemde önemini korumuş, günümüzde ise sosyal, kamusal ve sivil alanlardaki artan ihtiyaç nedeniyle çok daha kritik hale gelmiş bir kavramdır. Liderlik; belirli bir esnekliğe, sorunlara hızlı ve yaratıcı çözümler bulabilmeye ve bu çözümleri takipçileriyle paylaşabilmeye dayanan dinamik bir süreçtir. Lider, grup üyelerinin hissettiği ancak açıkça ifade edemediği ortak arzu ve düşünceleri benimsenip gerçekleştirilebilir hedeflere dönüştüren kimsedir.

Liderlik kavramını açıklayan üç temel geleneksel teori vardır: Özellikler Teorisi (liderliğin fiziksel ve kişilik özelliklerine bağlı olduğunu savunur), Davranışsal Liderlik Teorisi (liderin süreç içindeki davranış ve tarzlarına odaklanır) ve Durumsal Liderlik Teorisi (liderliği bulunulan koşullara ve durumlara göre değerlendirir). Günümüz çağdaş liderlik anlayışında ise liderliğin doğuştan gelmediği, eğitim, tecrübe ve kişisel gelişim süreçleriyle sonradan kazanılabileceği kabul edilmektedir.

Çağdaş liderlik türleri arasında en çok öne çıkan iki model Değişimci (Dönüşümcü) Liderlik ve Karizmatik Liderliktir. Değişimci liderlik; çalışanları dönüştüren, onların değerlerini, etik standartlarını ve motivasyonlarını yükselterek beklenenden daha fazla başarıya ulaşmalarını sağlayan vizyoner bir süreçtir. Karizmatik liderlik ise liderin sahip olduğu kişisel çekicilik ve yüksek iletişim becerisiyle takipçilerinde sarsılmaz bir güven, sadakat ve hayranlık uyandırarak onları peşinden sürüklemesi durumudur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

8Lider ve Yönetici Arasındaki Farklar ile Ekip İçi İlişkiler

Liderlik ve yöneticilik kavramları sıkça birbirinin yerine kullanılsa da aralarında belirgin farklar vardır. Yönetici; planlama yapan, bütçe hazırlayan, organize eden, kadroları oluşturan ve işlerin kurallara uygun yapılıp yapılmadığını denetleyen bir bürokrattır. Lider ise geleceğe dönük vizyon oluşturan, takipçilerini motive eden, onlara ilham veren ve değişen çevre koşullarıyla başa çıkabilmek için köklü değişimleri başlatan kişidir. Örgütlerde çok sayıda yönetici bulunurken, gerçek anlamda lider sayısı oldukça azdır.

Yöneticilik endüstri devrimi sonrasında karmaşayı azaltmak ve verimliliği artırmak için ortaya çıkmışken, liderliğin kökenleri antik çağlara kadar uzanır. İdeal olan, bir yöneticinin aynı zamanda liderlik vasıflarına da sahip olmasıdır. Liderlik doğrudan insan ilişkileri ve etkileşimle ilgilenirken, yönetim süreci bütçe, malzeme, makine gibi insan dışı üretim araçlarının koordinasyonunu da kapsar. Liderler resmi yetkileri olmadan da insanları etkileyebilirken, yöneticiler güçlerini resmi makamlarından alırlar.

Başarılı bir liderlik ve ekip çalışması için lider ile takipçileri arasında dürüstlük, samimiyet ve karşılıklı güvene dayalı güçlü bir iletişim olmalıdır. Lider, takipçilerinin başarılı olacağına inanmalı, onlara adil davranmalı, başarıyı ekibiyle paylaşacak kadar mütevazı olmalı ve iletişim kanallarını her zaman açık tutmalıdır. Takımda farklı uzmanlıklara sahip kişilerin yer alması sinerji yaratır. Güven ve adaletin olmadığı bir ortamda takım ruhunun oluşması ve ortak hedeflere ulaşılması imkansızdır.