Özet
Ana Sayfa » Atatürk Üniversitesi ATA AÖF » Adalet Önlisans Programı » Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi 1
← Ünite 1

Ünite 1: Amaç ve Kavramlar — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersinin Okutulma Amaçları ve Yasal Dayanağı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersi, yükseköğretim kurumlarının bütün fakülte ve yüksekokullarında okutulması zorunlu olan temel derslerden biridir. Bu zorunluluk, 6 Kasım 1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 4. ve 5. maddelerine dayanmaktadır. Tarihsel olarak ilk kez Ankara Hukuk Mektebi’nde dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün konferansıyla başlayan bu dersler, 15 Nisan 1942 tarihli ve 4204 sayılı Kanun ile kurulan Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nün ardından yükseköğretimdeki tüm öğrencilere yaygınlaştırılmıştır.

Bu dersin kapsamı yalnızca Milli Mücadele yıllarından ve gerçekleştirilen inkılaplardan ibaret değildir; esasen 'İmparatorluktan Millî Devlete' geçiş sürecinin tamamını ele alır. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemini, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ve yeni devletin kurumsal yapılarının oluşumunu inceler. Türk milleti, I. Dünya Savaşı sonrasında kazandığı Milli Mücadele ile tam bağımsız yeni bir devlet kurmuş ve bu başarı, dünyadaki tüm mazlum milletler için emperyalizme karşı örnek bir model teşkil etmiştir.

Ders, sadece geçmişi aktaran statik bir tarih dersi olmayıp, gençlerin yakın tarihteki olayları doğru değerlendirip geleceğe yönelik sağlam kararlar alabilmesini sağlayan dinamik bir kültür dersidir. Tarih bilincinden yoksun milletler, hafızasını kaybetmiş bireylere benzer. Bu doğrultuda dersin temel gayesi; Türk İnkılabı'nın ruhunu ve hedeflerini kavramış, Atatürkçü düşünce sistemiyle donanmış, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün oluşturan yeni nesiller yetiştirmektir.

Dersin amaçları detaylandırıldığında; Mustafa Kemal Atatürk'ü ve Milli Mücadele'yi tüm aşamalarıyla öğretmek, cumhuriyetin dayandığı ilkeleri ve yapılan inkılapları gençliğe benimsetmek öne çıkar. Ayrıca Türk gençliğini milli tarih şuuruyla donatmak, Atatürk'ün emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkma bilinci aşılamak ve dünyadaki onurlu yerimizi kavratarak geleceğe güvenle bakmalarını sağlamak dersin vazgeçilmez hedeflerindendir.

2Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi ile İlgili Temel Kavramlar

İnkılap kavramı, Arapça 'kalb' kökünden türetilmiş olup bir hâlden başka bir hâle dönüşmek demektir. Batı dillerinde 'revolution' kelimesine karşılık gelir. Türk Hukuk Lügatı'nda ise bir milletin sahip olduğu siyasi, sosyal ve askeri kurumların devlet eliyle, makul ve ölçülü yöntemlerle köklü bir şekilde yenileştirilmesi olarak tanımlanır. İnkılap üç aşamada gerçekleşir: Hazırlık safhası (aydınların fikir ürettiği dönem), aksiyon safhası (mevcut düzenin değiştirildiği eylem anı) ve yeniden düzenleme safhası (yeni kurumların oluşturulduğu dönem).

İhtilal, Arapça 'halel' kökünden gelir ve mevcut siyasal yapıyı ile iktidar düzenini hukuk kurallarına uymaksızın ortadan kaldırmak için yapılan geniş halk hareketidir. İhtilal düzeni parçalamaya yönelikken, inkılap gelişmeye ve tekâmüle doğru bir değişimi ifade eder. İsyan ise belirli bir grubun sınırlı bir amacı gerçekleştirmek için devlete karşı başkaldırmasıdır; isyanlar genişlerse ihtilale, ihtilaller başarılı olursa inkılaba dönüşebilir. Darbe ise devletin resmi güçlerinden birinin anayasal olmayan yollarla hükümeti devirmesidir ve geniş halk desteği ile köklü değişim barındırmadığı için inkılap sayılmaz.

Islahat (Reform), mevcut yapıyı tamamen ortadan kaldırmak yerine ihtiyaçlara cevap vermeyen kurumları iyileştirme ve düzeltme hareketidir. Islahatta kanun ihlali yoktur, mevcudu muhafaza ederek düzenleme esastır. Tekâmül (evrim) ise kelime anlamı olarak olgunlaşma ve ilerleme demektir; dış müdahale olmaksızın toplumların kendi iç dinamikleriyle yavaş yavaş (tedricen) yaşadığı değişim süreçlerini ifade eder.

Avrupa tarihini şekillendiren Rönesans (yeniden doğuş) bilim, sanat ve edebiyatta dogmatik skolastik düşünce yerine rasyonalizmi savunmuş; Reform ise Katolik Kilisesi'nin otoritesine karşı din alanındaki değişim sürecini başlatmıştır. Emperyalizm kapitalizmin en üst aşaması olup bir devletin başka bir ulusu siyasi ve ekonomik olarak sömürmesidir. Liberalizm bireyciliği ve serbest piyasayı savunurken, sosyalizm üretim araçlarının mülkiyetinin topluma ait olmasını ve sınıfsız bir toplum kurulmasını hedefler. Monarşi tek kişinin (kral/hükümdar) yönetimini, oligarşi ise azınlık bir grubun iktidarını ifade eder. Çağdaşlaşma ise en geniş anlamıyla aklın ve bilimin rehberliğinde gelişmiş dünyayı yakalamak ve sürekli ileri gitmektir.

3Türk İnkılabı'nın Özellikleri ve Atatürk'ün İnkılap Anlayışı

Türk İnkılabı, Osmanlı İmparatorluğu'nun düştüğü durumdan kurtulmak için gerçekleştirdiği bir diriliş, yenilik ve çağdaşlaşma hareketidir. Türk milleti bu inkılapla siyasi ve hukuki alanda milli egemenliğe dayanan modern bir devlet, sosyal alanda ise ileri ve medeni bir toplum olma hedefine ulaşmıştır. Yapılan yeni düzenlemelerde toplumun gerçek ihtiyaçları gözetilmiş, vatandaşlık ortak kimliği toplumun bağlayıcı unsuru kılınmıştır.

Atatürk, Ankara Hukuk Fakültesi'nin açılışında Türk İnkılabı'nın sadece bir ihtilal olmadığını, bundan çok daha geniş kapsamlı bir değişim ve dönüşümü (tahavvülü) ifade ettiğini belirtmiştir. Ona göre inkılap, milleti son yüzyıllarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak yerine en yüksek uygar gereklere uygun yeni kurumlar kurmaktır. Türk İnkılabı; askeri zaferlerin ardından içerde ve dışarıda saygı uyandıran yeni bir vatan, toplum ve devlet inşa etme sürecidir.

Atatürk inkılabı o kadar benimsemiştir ki onu 'güneş kadar parlak, güneş kadar sıcak ve güneş kadar bizden uzaktır' sözleriyle tanımlamış, istikametini daima o güneşe bakarak tayin etmiştir. Toplumu çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmayı amaçlayan Atatürk, dünyada her şey için en hakiki mürşidin ilim ve fen olduğunu vurgulamıştır. Türk İnkılabı, mazlum milletlere ve sömürge altındaki halklara umut olmuş evrensel nitelikli bir dönüşümdür.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250