Günümüz toplumlarında insan hakları ve eğitim alanında yaşanan gelişmeler, özel gereksinimli öğrencilerin akranlarıyla birlikte genel eğitim okullarında eğitim alma hakkını ön plana çıkarmıştır. Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bu yaklaşım, ilk yıllarda kaynaştırma olarak adlandırılırken günümüzde bütünleştirme kavramıyla daha geniş bir çerçevede ele alınmaktadır. Kaynaştırma, özel gereksinimli öğrencilere ve sınıf öğretmenlerine gerekli destek hizmetlerin sağlanması koşuluyla, bu öğrencilerin tam ya da yarı zamanlı olarak akranlarıyla birlikte genel eğitim sınıflarında eğitim almaları şeklinde tanımlanmaktadır.
Kaynaştırma yoluyla eğitimin etkili olabilmesi için sadece yasal ve politik düzeyde değil, okul düzeyinde ve eğitim sürecindeki bireyler arasında mikro düzeyde çalışmaların yapılması gerekir. Bu çalışmaların en önemlisi, öğrenciyle ilgili tüm birimlerin iş birliği içerisinde eğitim hizmetlerini gerçekleştirmeleridir. Uluslararası sözleşmelerde, özel gereksinimli öğrencilerin kaliteli eğitime erişimi konusunda hedefin sadece eğitim sistemine dâhil edilmeleri değil, eğitim sisteminin tüm öğrencileri kapsayacak bir yapıya kavuşturulması olduğu vurgulanmaktadır.
Eğitimin tüm çocuklar için temel bir hak olduğu ve eğitim sistemlerinin farklı çocukların gereksinimlerini karşılayacak biçimde planlanması gerektiği bilimsel ve hukuki çalışmalarda kabul görmüştür. Bu doğrultuda ülkelerin; bireysel farklılıklara bakılmaksızın eğitim sistemlerini tüm çocukları kapsayacak şekilde geliştirmeleri, bütünleştirme prensibini yasalarla kabul etmeleri, yerelleşmiş ve katılımcı mekanizmalar kurmaları, karar verme süreçlerine anne-babaları dahil etmeleri ve öğretmen yetiştirme programlarını bu doğrultuda güncellemeleri gerekmektedir.
Çocuğun gelişim ve öğrenme süreci ailede başlar, okul ve yakın çevre ile devam eder. Gerek normal gelişim gösteren gerekse özel gereksinimli çocukların eğitiminde birçok etmen rol oynamaktadır. Çocuğun eğitim sürecinin başarılı olması, bu ögelerin sürekli iletişim ve iş birliği içerisinde olmasına bağlıdır. Eğitimin temel amacı, ayrım yapmaksızın her bireyi akademik, sosyal ve duygusal bakımdan en üst seviyeye ulaştırmaktır. Bunu gerçekleştirebilmek için ailelerin, okulun ve uzmanların uyum içerisinde çalışması gerekir.
İş birliği kavramı, bir amacı gerçekleştirmek için başkalarıyla birlikte çalışabilmektir. Eğitimde bu kavram; öğretmenler arasında, öğretmenler ve anne-baba arasında, öğretmenler ve destek hizmeti veren uzmanlar ile toplumsal kurumlar arasında ortak amaçlar doğrultusunda gönüllülük esasına dayanan, alınan kararlarda ve sonuçlarda sorumluluğu karşılıklı olarak paylaşma sürecini ifade eder. Ekip ise, bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelerek birlikte karar verme ve iş birliği içerisinde bulunma kararlılığını gösteren, en az iki kişiden oluşan grup olarak tanımlanır.
Kaynaştırma uygulamaları, sınıf öğretmenlerinin uzmanlar ve ebeveynler ile iş birliği içerisinde çalışmasını zorunlu kılar. Öğretmen, sınıfındaki özel gereksinimli öğrencinin özelliklerini değerlendirme ve öğretime uyarlama yapma konusunda uzmanlardan yardım alır, bu sürecin eve taşınması için de ebeveynlerle iş birliği yapar. İş birliği, ilgili kişilerin birlikte ne yaptığından öte, birlikte nasıl çalıştıklarıyla ilgilidir. Tüm üyelerin görüşlerinin değerli bulunduğu, kararların ortaklaşa alındığı ve üyelerin kendilerine saygı duyulduğunu hissettikleri çalışmalar gerçek iş birliğini yansıtır.
Okullarda gerçek anlamda iş birliği yapıldığını söylemek için sürecin belirli ilkeleri yansıtması gerekir. Bu ilkelerin ilki 'Gönüllülük'tür. İş birliği yapacak kişilerin birilerinin dayatmasıyla değil, kendi istekleriyle sürece dahil olmaları esastır. Okul yöneticilerinin zorlaması yerine öğretmenlerin gönüllü olması, özel gereksinimli öğrenciye en üst düzeyde fayda sağlar. İkinci ilke olan 'Eşitlik', ekipteki her üyenin kendisini diğer üyelerle eşit algılamasını ve bireysel görüşlerine eşit derecede değer verilmesini gerektirir.
Bir diğer önemli ilke 'Ortak bir amaç' doğrultusunda hareket etmektir. Ekip üyeleri, net bir amaç olduğunda iş birliği yaparlar. Örneğin, sınıf düzenini bozan davranışları iyileştirmek için sınıf öğretmeni, özel eğitim öğretmeni ve rehber öğretmenin birlikte çalışması ortak bir amaca hizmet eder. Ayrıca, 'Önemli kararlarda ve sonuçlarda sorumluluğu paylaşma' ilkesi gereğince, elde edilen olumlu ya da olumsuz tüm sonuçlar ekibin bütünü tarafından sahiplenilmeli, başarısızlık durumunda tek bir üye sorumlu tutulmamalıdır.
Son olarak, 'Ortak kaynaklar' ve 'Gelişme' ilkeleri süreci destekler. Her ekip üyesi sahip olduğu zaman, uzmanlık, materyal ve yer gibi kaynakları sürece dahil etmelidir. İş birliğine dayalı çalışmalar aynı zamanda devam eden mesleki gelişmeyi simgeler. İlk çalışmalarda çekingenlik ya da acemilik yaşanabilirken, deneyim arttıkça uzmanların yapıcı eleştirilere açıklığı, ekip olma duygusu ve mesleki yeterlilikleri de gelişim gösterir.
Alanında iyi bir bilgiye ve deneyime sahip olmak, ekip halinde başarılı bir çalışma yürütebilmek için tek başına yeterli değildir. Ekip üyelerinin sahip olması gereken kritik özelliklerin başında 'Kişisel İnanışlar' gelir. Ekip çalışmasının önemine ve yararına inanan bireylerin bir arada çalışması, kaynaştırma öğrencisine doğrudan olumlu katkı sağlar. İkinci önemli özellik 'İletişim Becerileri'dir. İyi bir dinleyici olmak, uygun yüz ifadesi kullanmak, suçlayıcı ve sorgulayıcı konuşma tarzından uzak durmak etkileşimi kolaylaştırır.
Ekip çalışmasında verimli bir etkileşim ortamı oluşturmak için en çok kullanılan model 'Kişiler Arası Problem Çözme Modeli'dir. Bu model altı basamaktan oluşmaktadır: Problem çözmeye yönelik bir ortam oluşturmak, problemi belirlemek, alternatif çözümler üretmek, olası çözümleri değerlendirmek, uygun görülen çözüm önerisini seçip uygulamak ve son olarak uygulama sonucunu değerlendirmek. Bu sistematik basamaklar, ekibin karşılaştığı sorunları rasyonel ve iş birlikli bir şekilde çözmesini sağlar.
Kaynaştırma ekibinde okul personeli, destek personeli, anne-baba, öğrencinin kendisi, motor gelişim personeli ve tıp personeli yer alır. Sınıf öğretmeni, sınıf ortamını düzenler, uyarlamalar yapar ve ailelerle görüşür. Özel eğitim öğretmeni, özel eğitim hizmetlerinin geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesinden sorumludur. Okul yöneticisi ise hizmetlerin planlanmasında koordinatörlük yapar, kabullenici bir okul iklimi oluşturur ve personel arasındaki iş birliğini destekler.
Öğretmen yardımcısı, öğretmenin yönergeleri doğrultusunda araç-gereç hazırlar, kayıt tutar ve öğrencilerin beslenme, hareket gibi kişisel gereksinimlerine yardımcı olur. Okul destek personeli kapsamında yer alan psikologlar, çocukların özel eğitim hizmetlerine uygunluğunu belirlemek için standart testleri uygular ve değerlendirir. Okul rehber öğretmeni (psikolojik danışman) ise eğitim hizmetlerini planlar, okuldaki diğer kişileri engel grupları hakkında bilgilendirerek olumlu tutum geliştirme çalışmaları yapar.
Sosyal çalışmacılar, okul ve aile arasında bağ kurarak sosyal yaşamda zorluk yaşayan çocuklara ve ailelerine destek sunarlar. Motor gelişim personeli (fizyoterapistler ve iş uğraşı terapistleri) çocuğun hareket gelişimindeki sorunları belirler ve sağaltımını yapar. Tıbbi personel (çocuk doktoru, nörolog, psikiyatrist vb.) ise çocuğun yetersizliğinin türünü, derecesini ve gelişimini belirleyerek tıbbi tarama sonuçlarını aileye ve ekibe sunar.
Kaynaştırma eğitiminin fiziksel ortam uyarlamaları öğrencinin adaptasyonunu kolaylaştırır. Ortopedik engelli öğrenciler için asansör, lift veya rampalar oluşturulmalı; bu mümkün değilse sınıflar giriş katında yer almalıdır. İşitme engelli öğrenciler için teneffüs zilleri ışıklı görsel uyarıcılarla desteklenmeli, görme engelliler için ortak alan isimleri kabartmalı yazıyla yazılmalıdır. Sınıfta öğrencilerin kümeler halinde oturtulması, sosyal uyum zorluğu çeken öğrencilerin akran etkileşimini artırarak uyum sürecini hızlandırır.
Kaynaştırmanın başarıya ulaşmasında çocukların birbirlerini kabul edip arkadaşlık kurmaları en kritik noktadır. Okul öncesi dönemde çocuklar genellikle normal gelişim gösteren akranlarını tercih etseler de, öğretmen ve ailelerin kabul edici tutumları çocuklar tarafından model alınır. Başarılı bir kaynaştırma uygulaması için sırasıyla öğretmenin, engelli öğrencinin, diğer öğrencilerin, ailenin, yakın çevrenin ve okul yönetiminin sürece hazırlanması, uygun öğretim programının ve fiziksel ortamın tesis edilmesi gerekmektedir.