Acil sağlık hizmetlerinin kökenleri antik çağlara kadar uzanmaktadır. Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce Mısır'da acil tıbbi müdahalelerin geliştirildiği ve uygulandığı, eski Yunan ve Roma uygarlıklarının ise savaş meydanlarından yaralıların taşınması amacıyla organize ilk yardım faaliyetleri yürüttükleri bilinmektedir. Orta Çağ'da, 11. yüzyılda St. John şövalyeleri, haçlı seferleri sırasında yaralanan askerleri cephe gerisine taşımak ve tedavi etmek amacıyla sistemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. Tarihteki ilk ambulans benzeri atlı arabalar ise 1487 yılında Malaga kuşatması sırasında İspanyol ordusu tarafından kullanılmıştır. Modern askeri tıbbi birliğin temelleri ise Napolyon'un baş cerrahı Baron Dominique Larrey tarafından Prusya seferi sırasında atılmış, 1793 yılında 'uçan ambulans' adı verilen atlı arabalarla yaralı nakli başlatılmıştır.
Sivil alandaki ilk ambulans ve ilk yardım teşkilatlanmaları 19. yüzyılın sonlarında İngiltere'de hız kazanmıştır. 1881 ve 1882 yıllarında Kraliçe Victoria'nın izniyle kilise yardım örgütleri ilk yardım kitapları yayınlamış ve ambulans birlikleri kurmuştur. Londra'da 1878 yılında ilk sivil ambulans organizasyonu kurulmuş, 1897 yılında ise tam gün süreli ambulans servisi hizmet vermeye başlamıştır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, yaralı naklinde kara ambulanslarının yanı sıra tren, gemi, uçak ve helikopterlerin yoğun şekilde kullanıldığı dönemler olmuştur. 1960'ların sonlarında ABD ve Fransa'da ambulanslarda paramedikler ile hekimlerin görev almasıyla modern hastane öncesi acil bakım doğmuştur. İlk Acil Tıp Anabilim Dalı ise 1970 yılında ABD'deki Cincinnati Üniversitesi'nde kurulmuştur.
Dünyada hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde iki temel model uygulanmaktadır: Anglo-Amerikan Modeli ve Franko-German Modeli. Anglo-Amerikan modeli, 'kucakla ve hızlı hareket et' (scoop and run) felsefesine dayanır. Bu modelin temel amacı, hastane öncesinde minimum girişimle hastayı en hızlı şekilde tam donanımlı bir hastaneye ulaştırmaktır. Sahada hekim dışı personel (paramedikler, acil tıp teknisyenleri) görev yapar ve hastayı acil servisteki uzman hekimlere teslim eder. Türkiye, hastane öncesi ve hastane içi acil hizmetlerinde bu modeli yerleştirmeye çalışmaktadır. Franko-German modeli ise 'kal ve stabilize et' (stay and play) felsefesini benimser. Bu modelde 'hastane hastaya götürülür'; sahaya anestezi uzmanı gibi deneyimli hekimler ve gelişmiş tıbbi teknoloji sevk edilir. Hastalar olay yerinde stabilize edildikten sonra doğrudan yataklı servislere yatırılır.
Türkiye'de organize ilk yardım ve acil sağlık hizmetlerinin başlangıcı, Osmanlı dönemine ve Türk Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin faaliyetlerine dayanmaktadır. 11 Haziran 1868 tarihinde 'Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti' adıyla kurulan dernek, 1877'de 'Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti' adını almıştır. 1911 yılındaki büyük İstanbul Aksaray yangınında cemiyetin kurduğu ilk yardım ekipleri, Türkiye'de sivil ilk yardım hizmetlerinin resmi başlangıcı olarak kabul edilir. Cemiyetin adı 1935 yılında 'Türkiye Kızılay Cemiyeti' olarak değiştirilmiştir. Kızılay, 1960'lı yıllardan itibaren halka açık ilk yardım kursları düzenlemeye başlamış, 1970'lerden sonra ise öğretmenler, polisler ve öğrenciler için sertifikalı eğitim programları yürütmüştür.
Ülkemizde modern hastane öncesi acil sağlık hizmetleri 1980'li yıllardan itibaren yapısal bir dönüşüm geçirmiştir. 1985 yılında '077 Hızır Acil' servisinin kurulmasıyla sivil acil yardım hizmetleri kurumsallaşmıştır. 1990 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi'ne gelen Amerikalı acil tıp uzmanı Dr. John Fowler'ın çabalarıyla acil tıp uzmanlığı süreci başlamış, 1993 yılında acil tıp ayrı bir uzmanlık dalı olarak kabul edilmiştir. 1994 yılında ise '077 Hızır Acil' hattından '112 Acil Yardım ve Kurtarma' sistemine geçiş yapılmıştır. Sağlık Bakanlığı bünyesinde acil tıp teknisyenliği eğitimleri 1996'da başlamış, 2000 yılında çıkarılan 'Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği' ile sistemin yasal çerçevesi çizilmiştir. 2004 yılından itibaren ise ambulanslarda Paramedik (AABT) ve Acil Tıp Teknisyenleri (ATT) aktif olarak görevlendirilmeye başlanmıştır.
Türkiye'de acil sağlık hizmetleri Sağlık Bakanlığı bünyesindeki 'Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü' tarafından tek merkezden yönetilmektedir. Bu hizmetler alt düzey ve üst düzey acil bakım birimleri olarak ikiye ayrılır. Alt düzey birimler; 100 yataklı devlet hastaneleri, semt poliklinikleri, dispanserler ve özel klinikler gibi pratisyen hekimlerin görev yaptığı ve ileri vakaları sevk eden merkezlerdir. Üst düzey birimler ise üniversite hastaneleri, bölge eğitim araştırma hastaneleri ve tam teşekküllü özel hastaneler gibi uzman hekimlerin ve gelişmiş tanı-tedavi imkanlarının bulunduğu merkezlerdir. Hastane öncesi müdahale ekibinde doktor, hemşire, ATT ve ambulans şoförü yer alırken, hastane acil servislerinde uzman hekimler ve acil hemşireleri görev yapmaktadır.
Afet; beklenmeyen, doğal, teknolojik veya insan yapımı kökenli, toplumun kendi kaynaklarıyla baş edemeyeceği ölçüde kayıplara yol açan olağanüstü olaylardır. Tıbbi açıdan ise bir hastanenin normal tedavi kapasitesini aşan sayıda yaralının aynı anda başvurmasına neden olan her durum afet olarak tanımlanır. Afetlerin yıkıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl 13 Ekim günü 'Dünya Afet Risklerinin Azaltılması Günü' olarak kutlanır. Dünyadaki afet yönetim sistemlerine bakıldığında; ABD'de FEMA, Rusya'da EMERCOM, Kanada'da EPC gibi güçlü ulusal kuruluşlar öne çıkmaktadır. Küresel düzeyde ise Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), OCHA, DSÖ, UNICEF ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) gibi örgütler afet koordinasyonunda kritik roller üstlenmektedir.
Türkiye'de afetlerde sağlık organizasyonunun en üst düzey yönetim ve koordinasyon birimi Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'dür. Bu müdürlük bünyesinde yer alan 'Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi' (SAKOM), afet ve olağanüstü durumlarda kriz yönetimini üstlenen, 81 ildeki komuta merkezlerini koordine eden ve 7/24 esasına göre çalışan stratejik bir birimdir. SAKOM, özellikle 5'ten fazla toplu ölümlü olaylar veya birden fazla ili ilgilendiren büyük krizlerde devreye girer. Afetlerin operasyonel saha boyutunda ise tamamen gönüllü sağlık personelinden (doktor, hemşire, ATT, ebe) oluşan ve 2004 yılında kurulan 'Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi' (UMKE) görev yapar. UMKE, enkaz altındaki veya afet bölgesindeki yaralılara olay yerinde medikal müdahale gerçekleştiren, dünyanın en büyük gönüllü medikal kurtarma organizasyonudur.
Türkiye'de afet yönetiminin genel koordinasyonu, 2009 yılında kurulan ve tüm kurumları tek çatı altında toplayan 'Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı' (AFAD) tarafından yürütülmektedir. AFAD, afet öncesi risk azaltma, afet anı müdahale ve afet sonrası iyileştirme süreçlerini disiplinler arası bir yaklaşımla koordine eder. Türk Kızılayı ise afetzedelerin geçici barınma, giyim, beslenme (seyyar aşevleri ile sıcak yemek) ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra Sağlık Bakanlığı ile iş birliği içinde kan ve tıbbi malzeme desteği sağlar. Akademik ve bilimsel düzeyde ise Türkiye Acil Tıp Derneği (TATD), hastanelerin afetlere hazırlıklı olması için 'Hastane Afet Planı' (HAP/HEICS) eğitimlerini ve tatbikatlarını düzenleyerek sağlık sisteminin direncini artırmaktadır.