← Ünite 11

Ünite 11: İş Yerlerinde Psikososyal Sağlık — Konu Anlatımı

1Psikososyal Sağlık ve Giriş

21. yüzyılda yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler ve ekonomik değişimler, tüm dünyada iş ve yaşam tarzında radikal dönüşümlere yol açmıştır. Bu dönüşümler sonucunda ortaya çıkan zorlu ve rekabetçi çalışma koşulları, çalışanların sağlığı üzerinde ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı sadece hasta veya sakat olmama hali olarak değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali olarak tanımlamaktadır. İş sağlığı ise çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik hallerinin korunmasını, geliştirilmesini ve işin insana, insanın da işe uyumunu hedefler.

İş sağlığı ve güvenliği çok disiplinli bir yapıya sahip olup tıp, mühendislik ve sosyal bilimleri bir araya getirmektedir. Türkiye'de yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile iş yerlerinde risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk haline getirilmiştir. İş sağlığı ve güvenliğini tehdit eden risk etmenleri fiziksel, kimyasal, biyolojik, biyomekanik ve psikososyal risk etmenleri olarak sınıflandırılmaktadır.

Psikososyal risk terimi, 2000'li yılların başından itibaren iş sağlığı alanında yoğun şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Psiko ve sosyal kelimelerinin birleşiminden oluşan psikososyal kavramı, kişinin ruhsal durumu ile işteki durumu arasındaki karşılıklı etkileşimi ifade eder. Bu bağlamda psikososyal sağlık, iş yaşamında ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halinin tesis edilmesi anlamına gelmektedir.

2Psikososyal Risk Etmenleri: İşin Yapıldığı Koşullar ve İş Çevresi

Psikososyal risk etmenleri genel olarak 'İşin Yapıldığı Koşullar ve İş Çevresi' ile 'İşin İçeriği' olmak üzere iki ana grupta sınıflandırılır. İşin yapıldığı koşullar kapsamında ilk olarak örgütsel kültür ve işlev karşımıza çıkar. Örgüt kültürü, çalışanların zamanla geliştirdiği gelenekler, normlar, ücret sistemleri, ofis dekorasyonu ve kıyafet modellerine kadar geniş bir alanı kapsar. Kurum amaçlarının net olmaması, zayıf liderlik ve yetersiz iletişim önemli stres kaynaklarıdır.

Örgütsel rol başlığı altında rol belirsizliği, rol çatışması ve rol yetersizliği gibi riskler yer alır. Rol belirsizliği çalışanın görevleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasından, rol çatışması çalışandan birbiriyle uyuşmayan veya değerleriyle çelişen roller istenmesinden, rol yetersizliği ise çalışanın eğitim ve yeteneklerinden yeterince faydalanılamamasından kaynaklanır. Kariyer gelişimi, liyakatsizlik, belirsiz performans sistemleri, düşük ücret ve iş güvencesizliği de bu gruptaki diğer risk etmenleridir.

Karar serbestisi ve denetim eksikliği, çalışanın karar süreçlerinden dışlanması ve işi üzerindeki kontrolünün yetersiz olması durumunda psikososyal sağlığı bozar. Kişiler arası ilişkilerde sosyal yalıtılmışlık, yetersiz destek, üstlerle yaşanan çatışmalar ve iş yerinde şiddet kritik rol oynar. Son olarak iş-ev çatışması, iş ve ev yaşamındaki taleplerin çelişmesi ve boş zaman yetersizliği nedeniyle özellikle evde küçük çocuğu olan kadın çalışanlarda belirgin bir stres kaynağı oluşturur.

3Psikososyal Risk Etmenleri: İşin İçeriği

İşin içeriği boyutu, doğrudan işin fiziksel ve operasyonel yapısıyla ilgilidir. İş çevresi ve donanımı başlığı altında; iş yerindeki tehlike unsurları, ekipman yetersizliği, bakım-onarım sorunları, yetersiz mekân, kötü aydınlatma ve gürültü gibi olumsuz fiziksel ortamlar yer alır. Bu koşullar çalışanların sağlığı ve güvenliği üzerinde doğrudan olumsuz etkilere yol açar.

Görev tasarımı, işin monoton, sıkıcı, tekrarlayıcı ve anlamsız olması, çalışanın vasıflarını kullanmasına veya yeni şeyler öğrenmesine fırsat tanımaması gibi etmenleri içerir. İş yükü ve iş hızı ise zaman baskısı altında çalışmayı, kapasitenin çok üzerinde veya çok altında iş yüklenmesini kapsar. Ağır bir işte hızlı çalışma gerekliliği ve zaman darlığı, süre uzadıkça kronik stresi tetikler.

Çalışma saatleri de işin içeriğinde önemli bir risk faktörüdür. Kötü planlanmış vardiya sistemleri, esnek olmayan çalışma planları, uzun ve kesintisiz çalışma saatleri çalışanın biyolojik ritmini bozar. Özellikle gece çalışması; uyku bozuklukları, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve genel yorgunluk hali ile doğrudan ilişkilendirilmektedir.

4İş Yerinde Şiddet ve Türleri

İş yerinde şiddet; bir veya birden fazla çalışanın ya da müşterinin, diğer çalışanlara karşı gösterdiği fiziksel veya ruhsal olumsuz sonuçlar doğuran davranışlar bütünüdür. Şiddet türleri arasında fiziksel saldırı, yaralama, taciz, zorbalık, şantaj, tehdit, küfür ve ayrımcılık yer alır. Türkiye'de öldürme ve yaralama ile sonuçlanan iş kazaları, son 10 yıldaki tüm iş kazalarının yaklaşık %1'ini oluşturmaktadır.

İş yerinde cinsel taciz; çalışanın onurunu zedeleyen, işi için tehlike oluşturan her türlü cinsel nitelikli sözlü, sözlü olmayan, aşağılayıcı, utandırıcı ve saldırgan davranışı kapsar. Fiziksel temas, çimdikleme, laf atma, sarkıntılık, cinsel içerikli şakalar ve gözetleme bu kapsamda değerlendirilir. Cinsel taciz, çalışanın hem ruhsal bütünlüğünü hem de mesleki güvencesini tehdit eder.

İş yerinde psikolojik taciz (yıldırma/mobbing) ise bir çalışana veya gruba zarar vermeyi amaçlayan, küçük düşürücü, sistemli, sürekli ve tekrarlayan davranışlardır. Yıldırmadan söz edebilmek için anlık bir eylemden ziyade sistemli bir süreç gereklidir. Bu süreç işe karşı kayıtsızlık, bıkkınlık, performans düşüşü ile başlar ve genellikle çalışanın istifası ile sonuçlanır. Yıldırma eylemleri; işe yönelik taciz, sosyal dışlama, kişiye yönelik saldırılar, sözlü tehdit ve itibarın zedelenmesi şeklinde beş kategoride sınıflandırılır.

5Kronik Stresin Fiziksel, Davranışsal ve Ruhsal Etkileri

Organizmanın iç ve dış dengesini (homeostazis) korumak amacıyla tehdit edici uyaranlara karşı verdiği bedensel tepkilere stres denir. Bu durumda ortaya çıkan 'savaş ya da kaç' tepkisi; kalp atışının hızlanması, solunum artışı, kas gerginliği ve göz bebeklerinin büyümesi ile karakterizedir. İş yaşamındaki ağır ekonomik şartlar, rekabet ve yüksek performans beklentileri bu durumun kronikleşmesine yol açar.

Kronik stresin fiziksel etkileri; adrenalin, noradrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarının artmasıyla başlar. Bu durum hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, mide asit salgısının artmasıyla hazımsızlık, dispepsi, kas-iskelet sistemi sorunları ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açar. Davranışsal etkiler arasında ise sigara, alkol, çay ve kahve tüketiminde artış, kötü beslenme, madde bağımlılığı, uyku bozuklukları ve devamsızlık yer alır.

Ruhsal etkiler boyutunda en sık görülen rahatsızlıklar tükenmişlik sendromu, depresyon, anksiyete, işe bağlı psikozlar, tekrarlayıcı işlerin yol açtığı nevrozlar, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve iş yeri intiharlarıdır. Özellikle sağlık ve eğitim gibi insan ilişkilerinin yoğun olduğu sektörlerde tükenmişlik sendromu daha sık görülür. Aşırı çalışmaya bağlı ölüm anlamına gelen Japonca 'Karoshi' kavramı da kronik stresin en uç fiziksel ve ruhsal yıkım örneğidir.

6Stres Yönetimi ve Stresten Korunma Yöntemleri

Stres yönetimi, çalışanların sağlığını korumak ve ekonomik kayıpları önlemek amacıyla bireysel ve örgütsel olmak üzere iki ana alanda yürütülür. Bireysel stres yönetimi; çalışanların stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Bu kapsamda nefes ve gevşeme egzersizleri, haftada en az üç kez 20-30 dakika yapılan fiziksel egzersizler, diyet düzenlemeleri ve olumsuz davranış kalıplarının değiştirilmesi (davranış değişiklikleri) uygulanır.

Örgütsel stres yönetimi ise stresi kaynağında yok etmeye veya azaltmaya odaklanır. Çalışanın işi üzerindeki denetim hakkının artırılması, karar alma süreçlerine katılımının sağlanması, hiyerarşik yapı yerine özerklik tanınması ve esnek çalışma programlarının (görev paylaşımı, esnek süre kullanımı) uygulanması örgütsel stres yönetiminin temel araçlarıdır. Yapılan araştırmalar, katılım ve denetim hakkı artan çalışanların iş doyumunun yükseldiğini ve kalp-damar hastalıkları riskinin azaldığını göstermektedir.

Stresten korunma üç aşamada gerçekleştirilir: Birincil koruma, stresi kaynağında yok etmek için iş yerindeki stres etkenlerini belirlemeyi ve personel politikalarını iyileştirmeyi hedefler. İkincil koruma, risk gruplarına yönelik danışmanlık hizmetleri sunmayı ve stres yönetimi eğitimleri vermeyi kapsar. Üçüncül koruma ise strese bağlı ruhsal bozukluğu olan işçilerin erken teşhis, tedavi ve rehabilitasyon süreçleriyle işe geri kazandırılmasını amaçlar.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250